♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Islah Evi : Çamurdan Hayatlar, Kafesteki Ruhlar

Mustafa Üstündağ ve Kenan Ece ikilisinin kurdukları Çamur’dan Tiyatro’nun ilk oyunu “Islah Evi”; aldığı övgülerden sonra çıktığı turne kapsamında perşembe akşamı Mersin Kongre ve Sergi Sarayı’nda sahnelendi... Doğal olarak izlememek olmazdı...

“İzmir Çetesi” dizisiyle başlayan dostluklarını, ortaklığa dönüştürmüş Kenan Ece ve Mustafa Üstündağ... “Çamur Tiyatro ve Sinema” adıyla kurdukları şirketin tiyatro ayağı olan “Çamur'dan Tiyatro”nun ilk oyunu da “Islah Evi” olmuş... Şubat ayında gerçekleşen galada, davetlilerden tam not almış ve bolca alkışlanmışlardı... Bu başarının sonucu olarak turneye çıkmış ve hiç bir organizatörle çalışmadan, kendi yağları ile kavrulararak gelmişler... Tabii bolca sorun yaşayarak ama sonuçta sahneye çıktılar...

Norman Lock’un ülkemizde ilk kez sergilenen oyununun çevirisini Kenan Ece yaparken, yönetmenliğini de Engin Alkan üstlenmiş. Üstündağ ve Ece'ye Didem Balçın eşlik ediyor.

“Mutlu evliliğiniz, başarılı kariyeriniz, nezaketiniz, demokratlığınız ve sosyal duyarlılıklarınızla korunaklı evinizde sürdürdüğünüz korunaklı hayatınıza günün birinde eski bir dost misafir gelir ve her şey birden değişiverir...” cümlesiyle kendini özetleyen oyun, gerilim ile komediyi iki perde boyunca harmanlarken, insanın kendini koruduğunu düşündüğü kafesinde aslında pekte öyle olmadığını gösteriyormuş. Hatta, hayli iddialı bir şekilde, “21. yy insanının defolarını mercek altına alıyor ve “terör”ün mağduru ve faili olmayı farklı bir bakışla sorgulatıyor” diyor broşürde ama araki bulasın bütün bunları...

Broşürde yazanlarla, sahnede gördükleriniz arasında siyahla beyaz arası bir fark mevcut... Neresinden başlayayım bilemedim ama, dekorun fazlaca sadeliği, kör gözüne parmağım derecesindeki kocaman kafes, bolca sahne geçişi, berbat müzikler derken bir türlü oyuna dahil olamıyor insan... Tüm bunlar bir mesafe yaratıyor, bu yüzden izlemesi sabır isteyen bir oyun... Sahneleşindeki sıkıntılar bir yana, metinde de sorun var... Bolca mantıksızlığın yanı sıra, karakterler çok gerçek dışı kalmış... Gerçekçiliği bir türlü yakalayamaması da, sonunu hazırlıyor...

Oysa, muhtemelen orjinal metinde broşürde özetlenen herşey vurucu biçimde varken çeviride gerekli dokunuşlar yapılmamış gibi... Orjinal eseri birebir uyarlarken, biraz daha genel bakış atmak lazım... Esinlenme ya da uyarlama tercih edilebilir, amerikan ailesi yerine yerli burjuvalar seçilebilirdi... Ki, bu durum metne akıcılık ve tempo kazandırmakla kalmaz bolca da komik sahneyi beraberinde getirirdi... En iyi yapabildiği merak duygusu iken, bunu bile yeterince kullanaması, hiçbir zirve anı barındırmaması ve en basiti kötü bir finale sahip olması yüzünden oyuncular ağzıyla kuş tutsa boş... Ki onların performansının da pek iyi olmadığını ekleyeyim... Balçın içlerinden en iyisiydi, Üstündağ vasatlardaydı ama Ece’nin kötü performansı iyice aşağıya çekmiş oldu herşeyi...

Bu kadar sıradan, heyecansız bir oyun bu haliyle balon gibi görünüp çok sürmeden patlıyor, size de niye geldim demek kalıyor... 


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template