♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Onlar “Osmanlı’nın Son Kartalları”ydı ve Son Uçuşları Onları Ölümsüz Kılacaktı!

Kimileri onlar için “son vatanperverler” dedi, kimileri “karanlık bir oluşum”. Aziz Üstel, Osmanlı’nın “son kahramanlık narasını atmak üzere” gizlice Trablusgarp’a giden,  iki bin kişiyken yüz bin kişilik İtalyan Ordusu’na karşı duran bu adamların destansı direnişini ve arka planda dönen çokuluslu ayak oyunlarını yazdı. Katlettiği köylere imzasını bırakan İtalyan gazeteci gerçekte kimdi? İmparatorluk dağılırken, Enver Paşa ve Mustafa Kemal arasındaki insani çekişmeler hangi eksendeydi? Osmanlı’nın son dönemine damgasını vuran ve Cumhuriyet’i şekillendiren bu adamlar kimdi? Osmanlı’nın Son Kartalları Sayfa6 Yayınları’ndan çıktı! 

Jön Türkler’in işlediği suçları araştırabilmek için Özel Harp Divanı kurulmuştu. İlk başlarda bu divanı çok da önemsemeyen İttihatçılar, Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal’in Beyazıt Meydanı’nda idam edilmesiyle birlikte bir sürek avının ortasında olduklarını fark edip yeraltına çekilmişlerdi. İlk toplantı Baytar Miralay Nuri Bey’in Fatih Çarşamba’daki konağında düzenlenir. Çarşamba’daki konağa hava karardıktan sonra gizlice girenler, ilerleyen yıllarda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesini oluşturacak isimlerdir. Dava Vekili Cemil, Süvari Binbaşı Sedat, Kuşçubaşı Eşref Bey, Çerkez Tevfik’in oğlu Adnan. 

Gerekirse öleceğiz ama sonumuz unutulmayacak!
Bu konakta başlayan konuşmalar kısa sürede Anadolu’nun dört bir yanına ustalıkla yayılır. Yürekli iki bin adam, çökmekte olan Osmanlı’nın  “Kuzey Afrika’daki son toprakları”nı korumak için harekete geçer. 

Cumhuriyet’in kurucuları ilk kez toplanıyor
Daha sonra, Milli Mücadele sırasında ortaya çıkacak olan; Necdet Bey, Kuşçu Eşref, Zenci Musa ve Mustafa Kemal gibi isimler ilk defa bir araya gelmiştir. Osmanlı’nın son zafer narasını atmak, son kavgasını vermek kararına varan, tek sarıldıkları silahları inançları olan bu adamlar, kendilerinden 50 kat daha büyük 100 bin kişilik İtalyan askerine nasıl direnmişlerdi? Sadece askeri deha mı? İyi eğitilmiş bir grup askerin, askeri kimliğinden sıyrılıp iyi bir gerilla stratejisi kurgulaması mı? Şans mı?   

Kim casus, kim vatansever? 
Direnişi kırmak için gerçekleştirilen çokuluslu ayak oyunları nedeniyle artık kimsenin kimseye güveni kalmamıştır. Esrarengiz cinayetler işlenmekte, birbiri ardına suikastlar gerçekleşmekte, Türk köyleri basılmakta ve grup içinde şiddetli fikir ayrılıkları oluşmaktadır. Adam kaçırma, perde arkasında yapılan pazarlıklar, barut kokusu, açlık ve ölüm günlük yaşamın rutinleri haline gelmiş, Mustafa Kemal aldığı bir şarapnel yarası nedeniyle gözünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. 

Çeşitli köyler basılıp, kafaları, elleri, ayakları kesilmiş cesetler su kuyularına atılmaktadır. İşin daha da tuhaf yanı katledilen bu köylerin duvarlarına kanla “S” harfi yazılmıştır. Necdet Bey bu sapık katilin, Osmanlı ve Trablusgarp’ta gazeteci kimliğiyle gezen ve İtalyan askeri haber alma teşkilatındaki Santirini olduğunu fark eder ve peşine düşer…

Osmanlı’nın son kartalları, en son ve görkemli uçuşlarını gerçekleştirmeye and içmişlerdir. Hükümetleri birbirine düşüren yabancı bankerler, gazeteci görünümlü ajanlar, adam kaçırmalar, açlık, silahsızlık… 

Bu iki bin adam, toplarıyla, tüfekleriyle, zeplinleriyle gelen yüz bin kişilik İtalyan Ordusu’nu köşeye sıkıştırabilecek mi? Sevgili karısının mektuplarını bağrına basıp özlem dolu gözyaşlarını akıtan Necdet Bey, yakın çalışma arkadaşlarına sitem eden Mustafa Kemal, Kuşçu Eşref ve Enver Bey gibi tarihe adını yazmış kişiler Aziz Üstel’in satırlarıyla can buluyor, günlük yaşamın içine akıyor. 

Osmanlı’nın Son Kartalları, Sayfa6 Yayınları’ndan çıktı. 

Arka Kapaktan: 
Biz yola, ya devlet başa ya kuzgun leşe diye çıktık...
İttihatçı avı alabildiğine sürüyordu… İtilafçı subaylar, aramadık delik bırakmıyor, bohçacı kadın kılığında, Arnavut zerzevatçı kimliğinde, İttihatçıların mesken tuttuğu mahalleleri tarıyordu. Sokaklar ıssız, hava sıkıntılı, gözler yaşlı, nazlı sancak boynu büküktü… 
İttihatçıların bazısı yargılanıyor, bazısıysa Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal gibi idam ediliyordu.
… Ve işte o zaman İttihatçı tayfası pabucun pahalı olduğunu anladı, İstanbul’un dört bir yanına dağıldı, tam siper oldu! Peki, ne olmuştu da Osmanlı gibi koca bir imparatorluğu elinde tutan İttihatçılar bu duruma düşmüştü?
Bir grup İttihatçı, Baytar Miralay Nuri Bey’in evinde toplanarak ülkenin gidişatından, savaştan, Talat ve Enver beylerden, millete hürriyet ve özgürlük getirme düşüncesinden konuşuyor, planlar yapıyordu.
İtalya’nın Trablusgarp’a saldıracağı söylentileri dolaşmaya başlamıştı. Trablusgarp sorunu, İtalya’da Osmanlı düşmanlığını artırmış, Türkler korku ve dehşetle anılır olmuştu. 1911 Eylülü’nde İtalya ile Osmanlı arasındaki gerilim ise tırmanıyordu. 
Savaş kaçınılmazdı… Ve Osmanlı’nın Trablusgarp’taki varlığı da son bulmuştu.
Böylesi gerilimli bir ortamda karşı karşıya gelen Enver Paşa ile Mustafa Kemal’in Millî Mücadele öncesi rolleri ne olacaktı?
Aziz Üstel’den Osmanlı’nın Son Kartalları’nın sürükleyici hikâyesi…


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template