♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Cam: Rüzgarın Değiştirdikleri

Levent Kazak’ın kurduğu “Tiyatro Gaga”nın 2011’de perdelerini açtığı ilk oyun olan “Cam”, 19 Mart akşamı Mersinli sanat severlerin karşısında sahnelendi... Her düğünün kamberi olan bendeniz ordaydım elbette, izleyince yazmadan olmazdı...

“Oyunculuk yapmak istediği ya da oyun sahnelemek için değil, oyun yazmak için” tiyatro kurduğunu söyleyerek, ilk oyunu “Cam”ı 2011’de sahneleyen Levent Kazak, yılın en iyi oyunu sıfatıyla harika bir başlangıç yapmıştı. Üstelik, kadrosu da dikkat çekiciydi. Mete Horozoğlu, Dolunay Soysert, Deniz Çakır, Selen Uçer ve Bülent Alkış’tan oluşan beşliden özellikle Uçer, aldığı ödüllerle oyunu taçlandırmıştı. 


“Cam”, Laçin Ceylan’ın yönetmenliğinde, oyuncu değişiklikleriyle yola devam ediyor. Soysert ve Çakır’ın yerine Esra Ruşan ve Yeşim Koçak’ın geçtiği iki perdelik oyun, basit bir olayı kadın ve erkeğin gözünden anlatıyor. Özellikle kadının sosyal konumuna dikkat çeken oyun, şaşırtıyor, güldürüyor ve düşündürüyor.

Kocasından boşanmak üzere olan resim öğretmeninin atölyesinde geçiyor öykü... Mahkemeye birlikte gidecekler, aşağıda bekleyen kocaya yetişme telaşı arasında yaşanan unutulmuş nüfus kağıdı detayı... Camın açılmasıyla, esen o rüzgarın değiştirdikleri işbaşında... Rüzgarın esmesiyle başlayan olayların sonucu ölüm... Resim atölyesinde bir araya gelen insanların, ilişkilerinin boyutlarındaki değişim ve ortaya çıkan ikiyüzlülükler... İlk perde de geride kalan kadının ayakta durma mücadelesi ile, ikinci perde de geride kalan adamın ayağa kalkma mücadelesi arasındakileri işliyor “Cam”... Toplumsal göndermelerle, feodal yapımızdan gelen ilginç yorumlarla iki olasığı da çok akıcı bir şekilde işliyor Kazak... Tadında kararında esprilerle, tempoyu da ayarlıyor, ilgiyle yürüyor finaline... 


Finalin biraz zayıf olduğunu düşensem de, tüm ilişkilerin eninde sonunda bir klişeye bağlanmasının kaçınılmaz olduğunu kabul etmekte mümkün... Sahnede iki yılını devirmiş oyun olunca karşımızda, oyunculuklarda artık demlenmenin ötesine geçmiş haliyle... Esra Ruşan ve Bülent Alkış’ın oynamaktan çok yaşıyorlar ama Selen Uçer sahnede devleşiyor... Horozoğlu’nun ağır dizi temposu arasında nefes almak için sahnede olduğunu düşünsem de, kadronun en düşük performansını veriyor, Yeşim Koçak’ın performansınında ona yakın olduğunu söylemek mümkün...

Sosyalleşme düsturunun zenginliklerle dolu, geniş yığınında biz bize benzeriz diyor cam, paramparçayız aslında... Dışarıya dik dursakta, farklı dursakta, biraraya geldikçe aynılaşıyoruz... Her an kırılacak gibiyiz, bir rüzgara bakıyoruz... 


Fotoğraflar: Ömer Serdar Kocapınar


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template