♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

İlk Bakış: Çanakkale Yolun Sonu

Prodüksiyon bütçesiyle son dönemlerin en pahalı filmi olan, ön hazırlığı ve çekimleri iki yıl süren “Çanakkale Yolun Sonu” filminin fragmanı ve afişi izleyicisiyle buluşuyor. 

Genel Yönetmenliğini Serdar Akar’ın, yönetmenliğini Kemal Uzun’un üstlendiği “Çanakkale: Yolun Sonu” filminin fragmanı ve afişi tamamlandı. Film, başta Almanya, İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda, İsviçre, Azerbaycan olmak üzere 25 ülkeyle aynı anda, Şehitleri Anma Haftası da olan 15 Mart’ta vizyona giriyor. Hollywood çekim tekniğiyle görsel efektlerinin hazırlandığı filmin başrollerini Kurtlar Vadisi dizisin fenomen karakteri Gürkan Uygun, Umut Kurt, Berrak Tüzünataç, İngiliz oyuncular Stephen Chance, Ben Warwick ve Mahir Günşıray paylaşıyor. 

Çanakkale Savaşı’nda kullanılan gerçek silahlar gün yüzüne çıktı…
Genelkurmay Başkanlığının doğrudan desteklediği ve askeri danışmanlar gözetiminde çekilen Çanakkale Yolun Sonu filmi için silahlı kuvvetler arşivlerinde korunan ve Çanakkale Savaşına ait o dönemde kullanılmış orijinal silahlar, 98 yıl sonra gün yüzüne çıkarıldı. Çanakkale Savaşını en gerçekçi biçimde beyaz perdeye yansıtan film için bu çok özel ağır makineli tüfekler çalışır hale getirilerek filmde kullanıldı. 

Rekor bütçesiyle son dönemlerin en pahalı filmi olan “Çanakkale Yolun Sonu” filmi için tarih danışmanları eşliğinde Çanakkale’nin Ezine ilçesinde 4000 metrekarelik bir alana Anzak Koyu birebir yeniden inşa edildi. Sadece ön hazırlık süreci 2 yıl süren filmde kullanılan tüm savaş mühimmatları ve filikalar, filmin tarihi dokusunu oluşturabilmek için özel olarak üretildi.

Çanakkale Cephesinde,  İngiliz ve Anzak askerlerinin korkulu rüyası Keskin Nişancı Onbaşı Muhsin’i canlandıran Gürkan Uygun filmde 1’nci Dünya Savaşında Osmanlı Ordusunun keskin nişancılarının kullandığı Rus yapımı Mossin-Nagant keskin nişancı tüfeğini kullandı ve Ankara Mamak’ta bulunan Askeri Keskin Nişancı Eğitim Merkezi (AKNEP)’te bulunan  uzman keskin nişancı eğitmenler tarafından  özel askeri eğitim aldı.

Gelelim Sinopsise...
25 Nisan 1915… Osmanlı İmparatorluğu’nun direniş kapısı olan Çanakkale, gemi yoluyla geçilememiş ve işgalciler, çaresiz bir manevrayla Gelibolu kıyılarına çıkartma yapmaya başlamışlardır. İşgal kuvvetlerinin belki de en büyük direnişi gördükleri koy, o andan sonra mağlup bir ordunun adıyla anılacaktır; Anzak Koyu.

Hilal-i Ahmer cemiyetindekiler ve Muhsin’le Hasan’ın da içinde bulunduğu destek birliği beş günlük yolculuğun sonunda, 25 Mayıs 1915’te cepheye ulaşırlar. Hasan, siperlere indiği anda, savaşın hayal ettiğinden daha acımasız olduğu gerçeğiyle yüzleşir. Daha ilk gün, bir Anzak askeriyle siper içerisinde burun buruna gelir ve abisinin son anda yardımına koşmasıyla kıl payı hayatta kalır. Birkaç gün sonra Muhsin bir Anzak keskin nişancıyı vurup, daha önce Balkan savaşında da komutasında yer aldığı Yüzbaşı İbrahim Adil tarafından keskin nişancılık görevine getirilir. Muhsin’inse İbrahim Adil’den tek bir isteği vardır. Kardeşi Hasan’ı geri hizmete çektirmek… O andan sonra Muhsin, bir diğer keskin nişancı Şeref’le birlikte yüksek rütbeli düşman askerlerini avlayacak, kardeşi Hasan’sa ikmal çadırlarından cepheye tüfek ve mermi sandıkları taşıyacaktır. Muhsin’in nişancılık ve sızma konusundaki hüneri, düşman hattında kısa sürede efsane olmasına yol açar. Bu durum karşısında Anzak askerlerinin bile içten içe nefret ettikleri İngiliz Binbaşı Steward, karşı atağa geçmek ve kendi canını korumak amacıyla ordunun en iyi nişancısı olan, onbaşı William Eagle’ı Anzak koyuna getirtir. Eagle’ın tek bir görevi vardır. Mümkün olduğunca çok subay öldürmek ve bütün koya nam salan Muhsin’in dikkatini çekip bu hünerli Türk nişancının hayatına son vermek...

Sinemamızın Çanakkale’ye olan ilgisi bitmek bilmiyor... Diğer bir hırsta, yabancı yapımlardaki tarihi film dokusuna eş film yapmak... Onlar bize göre zayıf tarihlerini eğe büke ses getiren filmler üretirken, biz daha büyük bir tarihten yanına bile yaklaşan işler çıkartamıyoruz... Tabi bunun en önemli sebebi, objektif bakmayışımız ama bunu görmek istemiyoruz... Çanakkale denemeleri genellikle gişeye oynayan vasat filmlerle geçmişken, “Yolun Sonu” biraz daha büyük bir yapım olarak geliyor... Fragman gayet iyi, konu nihayet iki tarafa da değiniyor... Sezonun en önemli filmi gibi görünüyor... Fetih 1453’ün başarısının benzerini yakalarmı bilinmez ama, en azından fragmandan görünen iki dakikanın onu aştığı kesin... Bu sefer olacak gibi...



Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template