♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Altın Holivud Stayla: 85. Oscarlar Sahiplenildi

Merakla beklenen Oscar ödülleri, beklentilerin altında bir geceyle sahiplerini buldu. Kırmızı Halıyla başlayan uzun geceyi yorumlamakta bize düştü...

Öncelikle belirteyim, şu kırmızı halı işlerinden oldum olası hiç hazzetmiyorum... Yine etmedim, ablalar abiler ne giydiyse gösterdi, karpuz sergisi mantığıyla gelip geçtiler işte... Üç buçuk saat boyunca amma çene çaldılar yahu... Ne işe yaradı, hiç... Geçiniz efem, geçiniz...

Sevdiğimiz, saydığımız komedyenlerden biri olan Seth MacFarlane'nin sunumuyla başlayan tören daha ilk on dakikasında fenalık geçirtmeye başladı... Yarattığı işlerin altında kalan MacFarlene, törene bir şey katamadığı gibi, yapmaya çalıştığı esprilerle de battı... Son filminden Ted’in sahneye çıkması dışında parlak bir an yaratamadı maalesef... Sahnedeki adam bambaşka biri gibiydi... Salondaki adaylarla dalga geçmenin onun işi olmadığı bolca görüldü... Cesur esprileri yapmak için hafif bir isim olarak kaldı... Akademi’ye, yiyorsa South Park’ın ikilisi Trey Parker – Matt Stone’a verin görevi diyorum burdan....

Törenin sönüklüğünden bahsetmeye devam edersek, Chicago’nun oscar alışının 10. yılı münasebetsizliğiyle filmin oyuncuları sahneye çıkıp şarkı söyledi... Ki, hangi manyak zihniyetin ürünü olduğunu merak etmemek elde değil... Chaning Tatum başta olmak üzere popüler kazmaların da gecede sahneye çıkmış olmaları ayrı kabus... Yetmedi Sefiller ekibi çıktı şarkı söyledi... Russel Crowe kazmasının oscar töreninde şarkı söylediği bir dünyada yaşadığımızı anlayıp, kahrolduk valla... Şarkıcı namına neyseki sahneye üç isim çıktı da biraz kurtardı durumu... Adele biraz ürkek ve tedirgindi ama Shirley Bessey ve Barbara Streisand nasıl efsane olunur dersi verdiler... Anısına bölümünde Slyvia Kristel’in olmaması üç noktalı rezaletin daniskası oldu... Ki dipnot olarak Tony Scott’ın intiharının halen kamera şakası gibi olması da ayrı... 

Gelelim ödüllere... Veriliş sırasıyla değerlendirelim...

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christoph Waltz - Zincirsiz
Önceden belli ödüllerdendi... Benim için süpriz olmadı... De Niro alsaydı küfürü basardım ama Waltz’ın hakettiğini söylemekte mümkün değil... Ödülün sahibi Philip Seymour Hoffman olmalıydı...

En İyi Kısa Animasyon: Paperman
Önceden belli bir ödül daha... Aday olduğu andan itibaren ödülü kucaklayacağı belliydi... Birde en önemli faktör, Wreck-It Ralph’in öncesinde gösterilmesiydi... Beklenen oldu...

En İyi Animasyon Film: Brave
Tamamen stüdyo oyunuyla giden bir ödül oldu... Zaten kesin favoriydi ama haketti mi?... Kesinlikle hayır... Aday beşliden en yaratıcı filmin Wreck-It Ralph’in alması gerekirdi... Sonuna kadar haketmişti...

En İyi Görüntü Yönetimi: Claudio Miranda / Life of Pi
Beklenen ödüldü, kazanacağı belliydi ama hakedilmiş ödül olduğunu düşünmek elde değil... Skyfall ile Roger Deakins sonuna kadar haketmişti... Onuncu adaylığından eli boş ayrıldı...

En İyi Görsel Efekt: Life of Pi
3 boyutlu filmlerin en iyisi olması yetmezmiş gibi, birde sıfırdan kaplan yaratıp oynatınca oscar helal olsun demekten başka çare yok... Hakedilmiş bir ödül oldu...

En İyi Kostüm Tasarımı: Jacqueline Durran / Anna Karenina
Süprizi sıfır olan, neredeyse adaylar açıklandığı andan itibaren kazanılmış ödüldü... Yorum yapmaya gerek yok...

En İyi Makyaj ve Saç: Les Misérables /  Lisa Westcott, Julie Dartnell
Aslında Hobbit’in alabileceği bir ödüldü ama, üç filmlik serinin birincisini akademi pas geçti ve itirazımız olmayan bir film kazandı...

En İyi Kısa Film: Curfew / Shawn Christensen
İzlediğim ve bildiğim kadarıyla en iyisi “Death of a Shadow” olarak gösteriliyordu... Tüm okların gösterdiği ise “Curfew”di... Sonuç olarak, kazanması gereken değil, favori olan oscarı eve götürdü...

En İyi Kısa Belgesel: Inocente / Sean Fine, Andrea Nix
İzleyemediğimiz, fikrimizin olmadığı dallardan biriydi ama favori gösterilen “Open Heart”tı... Süpriz bir kazanan oldu...

En İyi Belgesel: Searching for Sugar Man / Malik Bendjelloul, Simon Chinn
Kesinlikle ödülün favorisiydi... Bir müzisyen belgeseli olması dolayısıyla ayrıca sevinilesi bir ödül... Hazır yakınlarda malum altyazı sitesinde çevirisi çıkmışken, izlemeyi ihmal etmeyin...

Yabancı Dildeki En iyi Film: Aşk / Michael Haneke, Avusturya
İtiraz etmek bir yana, itiraz etmek isteyeni pataklamak gereken ödül... Sahibini süprizsiz bir şekilde buldu... Aday filmler içinde en iyisiydi ve aslında yeri en iyi yabancı değil, en iyi film olmalıydı... Bunca politik havanın arasında aşkın kazanabileceği bir dünyada olmadığımız için, maalesef tek ödülde kaldı...

En İyi Ses Miksajı: Les Misérables /  Andy Nelson, Mark Paterson, Simon Hayes
Skyfall alsa daha iyi olurdu ama itirazımız da yok hani... Jürinin her filmi ödüllendirme mantığındaki seçimlerinden biri oldu...

En İyi Ses Kurgusu: Berabere...
Skyfall / Per Hallberg, Karen M. Baker ve Zero Dark Thirty / Paul N.J. Ottosson
Jürinin en tuhaf kararı olarak tarihe geçti... Böylesine önemli bir organizasyonda, en prestijli ödüllerde bir dalda beraberlik olması, ödülün paylaşılması tam bir fiyasko oldu... Skyfall tek başına almalıydı...

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Anne Hathaway / Les Misérables
Bağıra çağıra verilen ödüllendirden biri oldu... Adaylar açıklandığı andan itibaren kesin gözüyle bakılıyordu zaten... Diğer adayların çok fazla önünde olunca, sonuç kaçınılmazdı...

En İyi Kurgu: William Goldenberg / Argo 
Ödülü hakeden yoktu aslında... Beş filminde birbirine eş olduğu adaylıklarda alması gereken “Zero Dark Thirty”di ama filme kılız yahu... Almaması iyi oldu... Hoş “Argo”ya da kılız ama yapacak birşey yok artık...

En İyi Yapım Tasarımı/Sanat Yönetimi: Lincoln / Rick Carter, Jim Erickson
Anna Karenina’nın hakettiği ödül, herkese yaranalım mantığıyla Lincoln’e gitti... Gecenin tuhaf kararlarından biri oldu dersek abartı olur, süpriz oldu diyelim en iyisi...

En İyi Müzik: Life of Pi /  Mychael Danna
Gecenin sonuna kadar hakedilmiş ödüllerinden biri daha... Kesin favoriydi zaten...

En İyi Şarkı: Skyfall /  Adele, Paul Epworth
En kısır adaylıklardan biriydi... Rakipsiz olarak ödülü kucakladı...

En İyi Uyarlama Senaryo: Argo / Chris Terrio
En saçmasapan ödüllerden biri olarak, nasıl değerlendirildiğini merak ettirdi... Neyi uyarlamışlar, nasıl bir senaryo görmüşler sormak lazım...  “Beasts of the Southern Wild” bu dalda tarihi yazmıştı ama nasip, kısmet işte...

En İyi Özgün Senaryo: Django Unchained / Quentin Tarantino
Benim için gecenin süpriziydi... Tarantino, filmografisindeki en kötü senaryoyla oscar aldı... Tabii hemen eklemek lazım, ikinci oscarıydı ve tamamen teselli olarak verilmişti... Rezervuar Köpekleri ve Pulp Fiction’ın oscarda yok sayıldığı dönemin üzerine ne verilse teselli olacak zaten, o da ayrı...

En İyi Yönetmen: Ang Lee / Life of Pi
Gecenin süprizlerinden biri daha... Lee’nin en iyi filmi değildi... Tamam 3D için en iyi filmlerden biriydi, usta iyi kullanmıştı teknolojiyi ama çok nabza şerbet filmdi... Ödül ya Haneke’ye ya da Behn Zeitlin’e gitmeliydi... Ang Lee kararı çok saçma oldu...

En İyi Kadın Oyuncu: Jennifer Lawrence / Silver Linings Playbook
Favori olarak geldi, ödülü aldı gitti... Ödül Emmanuelle Riva’nın hakkıydı... Riva’yı zamanı gelince anmayı unutmaz umarım jüri... Lawrence’ın oscarlık oyuncu olmadığı da aşikar bu arada...

En İyi Erkek Oyuncu: Daniel Day-Lewis / Lincoln
Vermeseler ayıp olurdu ama bence ödülü hakeden Joaquin Phoenix’ti... Day-Lewis tamamen önemli bir figürü oynamaktan yürüdü gecenin kazananı olmaya... Gecenin en iyi esprisini de bu sayede patlattı...

En İyi Film: Argo
Ödülü alması bir yana, sunuş şekli de iğrençti... First Leydi’nin canlı bağlantıyla beyaz saray’dan açıklaması, er mektubu görülmüştür mantığına çevirdi olayı... Alması bekleniyordu, o da ayrı... Ama hakeden Amour’du, Beasts of the Southern Wild’dı... Adaylar içinde en iyi iki film dururken, politkanın sakız edile edile ödüllendirilmesi iğrenç oldu...

Toplu değerlendirme...

Merak edenler vardır, tahminlerin ne alemde diye... Uzun yıllar sonra ilk kez, tahmin falan yapmadım, yazıp yayınlamadım... Zero Dark Thirty ve Argo’nun konuşulduğu bir yerde, adaylarda bu kadar güçsüzken, tahmin yapmanın zaman kaybı olduğunu ilk günden belirtmiştim zaten...

Her zaman itiraz ettiğimiz, film-yönetmen ödülleri aynı isme gitmeli derken akademi sağlam uçuş yaptı... Ayılana gazoz, bayılana limon mantığıyla Beasts of the Southern Wild hariç her film bir ödül kaptı... Olay bizim belediye festivallerinin ödül törenlerine döndü... Altın Olivud Festivali törenine, belediye başkanı bağlantısı yapar yada ödül verirmiş gibi Obama göründü daha ne olsun... Tam bir türkiş festival kafası, aman kimseyi üzmeyelim kafası... Yaklaşık 25 senedir oscarları izliyorum, bence en kötü oscar töreniydi... Hem sonuçlar hem de tören açısından...


Extra Bonus: 
Ben Affleck'e usulca arkadan sokulup, herkesin elindeki kendine diyesim var...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template