♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Cem Adrian / Siyah Bir Veda Öpücüğü: Bir Tekerrür

Sürekli albüm aldığım dükkan sahibi, daha kapıdan girer girmez bir albüm kapağını göstererek “yeni albüm, çok güçlü ses” dediğinde yıl 2005’ti... Kapağından itibaren farklı gelen albümü hemen açmış, dinlemiş yeni birşeyle karşılaştığını görmenin sevinciyle çok sevmişti... Alamadım albümü, bunu ben hediye etmeliyim, satmamalıyım sana demişti... Haklıydı, çok güzel albümdü... Hatırlıyorum, discman’ime takıp eve yürümeyi tercih etmiştim... “Ben Bu Şarkıyı Sana Yazdım” ne güzel albümdü... Hoş, bir albümde denemezdi... Kendini ifade etmeye çalışan bir ruhun fışkırmasına tanıklığa çağırıyordu dinleyicisini o kadar... “Bana Özel” sözleriyle çarpmıştı beni, sevgilime sevinçle hediye etmiştim şarkıyı.... Bir yıl sonra tam bir albüm geldi... “Aşk Bu Gece Şehri Terk Etti” ile Adrian kendine özgü bir isim olduğunu, tek atımlık bir kurşun olmadığını çok iyi bir albümle gösterdi... Sesinin gücü, imajı, şarkı sözlerindeki etki derken önemli bir etki veriyordu dinleyicisine....

Peşinden gelen albümlerle çizgisini korurken, yorumladığı şarkılarla da zenginleşti müziği... Bu süreçte de, elektronik altyapıyı giderek azaltmaya başladı Adrian... “Essentials / Seçkiler” ile türkü yorumlamıştı ama sadece sesinin ve yorumunun gücü vardı albümde, türkülerin havası, duygusu hiç yoktu... “Emir” ile kendi sularına döndüğünde daha karışık, ham bir albüm çıkardı ortaya...Yapmak istediği müziği adım adım keşfetme safhasına evrildiğini gösteriyordu albüm, iki yıl sonra diskografisinin başyapıtının geldiğini görüyormuşuz meğer... “Kayıp Çocuk Masalları” ile yıla damgasını vuran Adrian, kariyerinin en iyi döneminde ne olduysa tekerrüre girdi... Tek piyano eşliğinde verdiği konserlerini heyecanla bekleyen bir dinleyici olarak, sıkıntıdan uyuyacaktım neredeyse... Güzelim şarkıları, piyano eşliğinde hapsetmek ve o güzelim sözleri sırf sesinin gücünü göstermek uğruna sündüre sündüre inlete inlete kalıptan kalıba sokmak azap vericiydi... 

Yıl değişti, yeni albüm geldi ama “Siyah Bir Veda Öpücüğü” ile Adrian, kendisini tekrar etmenin kitabını yazmaya devam ediyor... Önceki albümlerindeki temayı devam ettirerek, hiçbir yeniliğe imza atmadan sade ama içi boş bir albüme imza atmasına şaşırıyorum... O çıkıştan, bunca albüm ve konserden sonra elde melekler, yalnızlık, yağmur ve gökyüzü gibi kavramlardan başka birşey yok... Kartonetiyle de boğan, umutsuz, öldük bittik bir jiletlik ömrümüz var konsepti kendisini tekerrürden başka birşey değil maalesef... Nasıl çocuklar olduğumuzu, başımıza neler geldiğini “Kayıp Çocuk Masalları”nda görmüştük zaten... Veda öpücüğü kondururken bu kadar tekrara girmek ve anlamsızlaşmak niye... 

Klipleri ve fotoğraflarıysa ayrı konu... İlk duyduğumda bu kadar samimi gelen biri, benim için artık çok uzak... Sürekli cinsiyetsizliğe oynanan oyunlar, imaj olarak kaldı bende... Zira bu tip konseptin alasını David Bowie gösterdi bize, herşeyiyle bir masal anlatmıştı o... Adrian ise, kuşları, kelebekleri uçurmaya devam ediyor... Soundun sadeleştirilmesiyle, güçlü sesse önümüzde Björk örneği var... “Siyah Bir Veda Öpücüğü” tüm bunların görmüş biri olarak bana gereksiz bir tekrar olarak görünüyor... Adrian’a en yakın örnek, Murat Yılmazyıldırım olsa gerek... O da nefis bir çıkış yapmış, bir kesimin sözcüsü, kendisini bulduğu nokta olmuş ama yelken diye diye birbirinin benzeri albümlerle takılan plak konumuna gelmişti... Cem Adrian da, şu anda aynı kaderi yaşıyor... Tüm bunların ışığında, biri “tüm ölü melekler için” bir dakikalık sessizlik olmak üzere 12 şarkılık albüm gereksiz bir zaman kaybı... Umarım Adrian, gerçek bir veda etmiştirde, kendini yenileyerek döner... Yoksa bir sonraki albümün sonunda cenaze marşı veya selasını görürsek şaşırmayacağım...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template