♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Film Kritikleri

Kitap Kritikleri

Dizi Kritikleri

Son Yazılar

Vera Farmiga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Vera Farmiga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bates Motel’in 'Norman Bates'i Highmore

Pazartesi, Eylül 17, 2012
•
Alfred Hitchcock’un başyapıtı “Psycho”nun öncesini anlatmaya soyunan dizi “Bates Motel” aradığı Norman Bates’i buldu.

A&E’nin 2013 sezonuna hazırladığı diziye ilk katılan oyuncu, Norma Bates’i oynamak üzere Vera Farmiga olmuştu. Sinema tarihinin en önemli karakterlerinden biri olan Norman Bates rolü Freddie Highmore’a gitti. Anthony Perkins’le özdeşleşen rolü kapan Highmore, “Charlie’nin Çikolata Fabrikası”yla adını duyurmuştu. Son olarak “The Art of Getting By”da izlediğimiz ingiliz oyuncu henüz 20 yaşında.

Öte yandan, Norman Bates’in büyük erkek kardeşi Dylan Bates’i oynamak üzere Max Thieriot’da kadroya katıldı. 1988 doğumlu oyuncu, irili ufaklı filmlerle başladığı kariyerinde genelde ergen korku filmlerinde yer almış bir isim. Yapımcılardan gelen açıklamaya bakılırsa, James Dean tarzı huysuz asi Dylan rolü için biçilmiş kaftan. 

Daha önce bilgisi olmayanlar için hatırlatayım, Bates Motel gelecek yıl 10 bölümlük ilk sezonuyla A&E ekranlarında yayınlanacak.

Bates Motel'in ilk Sakini Vera Farmiga

Salı, Ağustos 28, 2012
•

Alfred Hitchcock başyapıtı “Psycho”nun dizi olacağını söylemiştik. A&E’de yayınlanacak 10 bölümlük ilk siparişi alan “Bates Motel” kadrosuna ilk isim katıldı: Vera Farmiga…

Psycho’nun öncesini anlatacak olan Bates Motel; Norman Bates, Marion Crane, Sam Loomis ve Norma Bates karakterleri için oyuncu arayışına girmiş durumda. Kadroya katılan ilk isim Farmiga, Norma Bates’i yani sapığın annesini canlandıracak.

Zamanla seri katile dönüşeceğini izleyeceğimiz Norman Bates’in hayatındaki en önemli figür olan annesi Mrs. Bates şaşırtıcı, tutkulu ve zeki birisi olarak tanımlanıyor. Bu kadar önemli bir karakteri canlandırmak üzere Vera Farmiga’nın seçilmiş olması son derece doğru karar gibi görünüyor. Kariyerinde büyük sıçrama yapmış olan ve son dönemin önemli aktristlerinden biri olan Farmiga, oyunculuğa tv filmi ve dizileriyle başlamıştı.

Dizi ekibinden gelen yorumların “her zamanki gibi olağanüstü bir oyuncuyla çalışacak olmaktan mutluyuz” minvalinde seyrettiği Bates Motel, kadrosunu tamamlar tamamlamaz çekimlere girişecek ve gelecek yıl prömiyerini yapacak…

David Duchovny ve Vera Farmiga”lı “Goats”dan ilk Fragman

Salı, Temmuz 10, 2012
•
Komedi filmi “Goats”dan ilk fragman internetteki yerini aldı.  

Christopher Neil’ın yönettiği film, Mark Jude Poirier’ın aynı isimli romanından uyarlanmakta. Hikayede, 15 yaşındaki bir çocuğun (Graham Phillips) annesinin (Vera Farmiga) South Western’deki evinden ayrılarak babasının (Ty Burrell) yanına okumaya gitmesi anlatılıyor.  

David Duchovny, Keri Russell ve Justin Kirk’inde kadroda yer aldığı “Goats”, 10 Ağustos’ta gösterime girecek.  



“The Conjuring” Kadrosuna Yeni Çift Takviyesi

Çarşamba, Ocak 25, 2012
•
Ron Livingston ve Lili Taylor, doğa üstü gerilim filmi “The Conjuring”in kadrosuna dahil olmaya hazırlanıyor. Patrick Wilson ve Vera Farmiga’nın ruh bilimci karı kocayı canlandırdıkları ve kariyerlerinin en korkunç deneyimiyle ruhlarla dolu bir çiftlik evinde karşılaştıkları filmde, Livingstone ve Taylor, bu eve çocuklarıyla birlikte taşınan çifti oynayacak.

James Wan’ın (Insidious) yöneteceği filmin çekimlerine Mart’ta başlanacak.

Quid Pro Quo

Pazartesi, Mayıs 23, 2011
•

Kısasa Kısas

İnsan neden kötürüm kalmak ister?... Sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürmek varken… Tekerlikle sandalyeyle dolaşma isteğini neden duyar? Neden bunu önce kendisi gibi isteyenlerle dolu bir odada toplanmaya başlayarak, grup içinde konuşa konuşa yaşamaya çalışır? Grupta konuşarak başladığı dürtüyü, neden toplum içinde kendini ifşa etmeye kadar sürdürür?... Tüm bu sorulara yanıt arama derdini taşıyan bir filmimiz var. Hemde yakın tarihli ve gözden kaçmış bir film: Quid Pro Quo…

Önce radyo anonsunu duyarız… Radyo WPKV’deyiz… Şehrin Sakinleri programında… Sonra onun sesini duyarız... Mikrofon başında bir kötürüm vardır: Isaac… Ve konuşmaya başlar, anlatmaya… 5 Nisan 1989 sabahında, henüz 8 yaşındayken ailesiyle arabadadır. Yol kenarındaki laleleri hatırlıyordur, bir de annesinin babasını öptükten sonra kendisine dönüp şeker attığını… Sonrası, yerde gördüğü ponponlardır. Kazada annesi ve babasını kaybetmiştir, kendisi de ayaklarını hissetmeyi… Tekerlekleri sandalyededir, taksi çevirememekten, kendisine ayarlanan kızların onu ilk gördükleri anda tek kelime etmeden dudak büküp omuz silkmeleri sonrası çekip gitmelerinden muzdariptir. Cehennemime hoşgeldiniz der bize adeta…

Yaşadığı cehennemin gönüllüleri olduğunu öğreniriz sonra… Hiçbir sağlık sorunları olmadığı halde, olmuş gibi yaşayanların var olduğunu… Kimisi sadece tekerlik sandalyede oturmakla yetinir, kimisi cinsel fantazilerinde kullanmakta… En ileri boyutuysa kendini kısım kısım doğratanlar… Yeni çağın hastalıklı kusurlarındandır nede olsa. Bir bacağı kestirerek başlayan, kendini kısım kısım azaltma hastalığı… Ne garip tezattır. Genç kızlar kusursuz sıfır beden arayışında mükemmel ölçüler isterken, diğer yandan kusuru arayanların olması… Isaac onların hikayesini anlatmak üzere peşlerine düşer…

Fiona’yla tanışırız… Sanat eserleri restorasyoncusudur, kusursuz eserlerin zamanla oluşan kusurlarını örten, yenileyen kişidir… Ama iş bedenine gelince, kusurları ön plana çıkarmaktır derdi… Kötürüm olmak istiyordur. Bu uğurda tekerlekli sandalyeyle başlar işe… Tekerlekli sandalyeyle toplum içine karışmak ve annesinin karşısına o şekilde çıkmaktır arzusu… Annesi tarafından hor görülmüş bir genç kadındır, kabul görmemiştir bir türlü…

Isaac ve Fiona’nın yolları “İnsan neden kötürüm olmak ister” öyküsüyle birleşir. Ginger Jake koduyla anlatılan felç kalma yönteminin peşindeki Fiona ile vitrinde gördüğü ayakkabıyla yürüme hayalleri kuran Isaac’in öyküsüdür bu…

2008 yapımı bir ilk film… Adını gelecekte sık duyarmıyız bilinmez ama Carlos Brooks’un hem senaryosuna imza atıp, hemde yönettiği, adını da o bildiğimiz deyimden alan Quid Pro Quo… Hikayesini derli toplu ve son derece basit yollardan sessiz sedasız anlatan bir bağımsız... Durum tespitlerine girişmeden, konuyu dağıtıp yormadan, bulandırmadan anlatan, böyle insanlar var içlerinden biri de bu diyerek derdini anlatan bir film. Sıçrama yapmanın öncesindeki Vera Farmiga ile sıçramayı yapması beklenen Nick Stahl’ın uyumu ve performanslarıyla, bittikten sonra yazının girişindeki soruları sorduran film… Laleler, ponponlar ve tekerlekli sandalyenin sessizliğinde, sakin bir çığlık…


 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template