♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Sel Yayınları 8 Mart’ı Dört Kitapla Karşılıyor : Birlikte Tehlikeliyiz!

Sel Yayınları Mart kitaplarını şahane bir 8 Mart yazısıyla duyurdu. Kataloglarındaki kitaplar dolayısıyla farklarını zaten biliyorduk ama daha da güçlü ses veriyorlar bu kez. Dört önemli kadının kitabıyla karşılıyorlar Mart ayını… Duras ve Morrison’un kitaplarını ıskalamayın diyerek sözü onlara bırakıp aradan çekileyim en iyisi…

“Sel Yayıncılık olarak dünyada ve Türkiye’de güncel olan tartışmaları, can yakıcı sorunları gerek akademik gerek edebi düzlemde tartışmanın ve gündeme getirmenin, bu tartışmalar üzerinden bir literatür oluşturmanın önemini hep hissettik ve ilkelerimiz doğrultusunda bu ihtiyaçlara cevap verebilecek kitaplar yayınlama ısrarımızdan hiçbir zaman vazgeçmedik. Kadın Kitaplığı bu ısrarın bir ürünü olarak ortaya çıktığından beri güncel feminizm tartışmalarından kadınların tanıklıklarına uzanan bir yelpazede genişlemeye devam ediyor.

Bugün karşı karşıya olduğumuz tablonun vahameti karşısında kadınların yükselttikleri kolektif ses, umudumuz olmaya devam ediyor. Kadınlar okuyor, kadınlar üretiyor, kadınlar direniyor. Kadınlar talep ediyor: Eşit, özgür, adil bir dünya; bu dünyayı mümkün kılacak bir dil ve zemin. Kadınların sesine kulak veriyoruz, kadınların dayanışma ve mücadele talebine katkı sunmak amacıyla Mart ayında yalnızca kadın yazarlardan oluşan bir seçkiyle okurların karşısına çıkıyoruz.

8 Mart’ı, ırk ve cinsiyet sorununu dünya edebiyatına taşıyan Toni Morrison, Fransız edebiyatının büyük ismi Marguerite Duras, radikal kuramın ve yeni feminist teorinin güçlü kalemi Sara Ahmed ve felsefenin mihenk taşı Hannah Arendt’le birlikte kutlamanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Mart ayı boyunca sosyal medya programımız da dahil olmak üzere yalnızca kadın yazarların ve teorisyenlerin seslerini duyurmaya çalışacağız.

Sara Ahmed’in dediği gibi: “Feminizmin korku salmasına şaşmamalı: Birlikte tehlikeliyiz.”

Yaşasın 8 Mart!”


Feminist Bir Yaşam Sürmek * Sara  Ahmed
İkinci dalga feminizmin “Kişisel olan politiktir” önermesi, sosyal bilimlerin merkezinde bir gedik açtı. Sara Ahmed, bu gediğin çapını “Kişisel olan teoriktir” diyerek genişletmek, kuramsal olanın yaşamsal olanla ilişkisini yeniden kurmak için cüretkâr hamleler yapıyor; akademik çevrelerce dahi “radikal” olarak betimlenen bu hamlelerin gündelik olana içkinliğini gözler önüne seriyor. Düşüncemizle eylemlerimiz arasında bütünlüklü bir ilişki kurabilmenin, savunduğumuz değerleri hayatımıza yedirebilmenin keyifli ve bir o kadar çetin mücadelesine ışık tutuyor.

Feminizme tutunmak, onun çatısı altında mücadele etmek, sesinin yankısında kendini duymak; işyerinde, aile sofrasında, akademide, ikili ilişkilerde kazanılan her tecrübeyi eleştirel düşünceyle buluşturmak…  Feminist bir yaşam sürdürmenin her şeyi sorgulanabilir kılmakla mümkün olduğunu vurgulayan Ahmed, öğrenmenin, deneyimlemenin,  yaşam ile düşünce arasındaki çatışmalı sürecin hiçbir zaman sonlanmayacağını belirtirken sorgulamayan, kendi sınırlarını inşa eden her hareketin iflas etmeye mahkûm olduğunun da altını çiziyor.

“Umut olan yerde, zorluk vardır” diyerek önümüze çıkacak engelleri birer motivasyon kaynağına dönüştüren,  feminizmin gerekliliği ve feminist bir hayatın nasıl sürdürülebileceğine dair coşkulu, davetkâr ve umut dolu bu metin, gözünü budaktan sakınmayanların, elini taşın altına koymaktan çekinmeyenlerin kolektif eyleminin bir davetiyesi niteliğinde.

“Feminizmin korku salmasına şaşmamalı; birlikte tehlikeliyiz.”
Özgün Adı: Living a Feminist Life, Türkçesi: Beyza Sümer Aydaş, Kadın Kitaplığı, 394 sayfa, 30 TL


Moderato Cantabile * Marguerite Duras
Modern Fransız edebiyatının en güçlü kalemlerinden Marguerite Duras’dan müzikal tarzda ritimlendirilmiş, dolup boşalan her şarap kadehinde kesintiye uğrayan kısa sahnelerin birbirine eklemlendiği, ölçülü, minimal bir metin, küçük bir başyapıt: Moderato Cantabile.

Bir cinayet: Bir adam bir kafede sevgilisini öldürür. Bir karşılaşma: Burjuva bir kadın yine aynı kafede, kocasının yanında çalışan, belli ki uzun süredir peşinde olan bir adamla tanışır. Cinayetin nedeni üzerine başlayan sohbet hayata, aşka ve ölüme dair söylenmişlerle söylenmemişler, yaşanmışlarla yaşanmamışlar arasında akar. Koyulaşan diyaloglar ışığında açığa kavuşanın ya da gizemini koruyanın ne olduğunu okura bırakan Duras, son derece etkileyici üslubuyla hayatın ta kendisini anlatır.

Marguerite Duras’ya yayınlandığı yıl Goncourt Ödülü’nü kazandıran, Peter Brook tarafından aynı adla sinemaya da uyarlanan yapıt, moderato cantabile ritminde, doruğa adım adım yaklaşan, taşkın bir anlatı.
Özgün Adı: Moderato Cantabile, Roman, Türkçesi: Alper Turan, 90 sayfa, 12 TL


Siyasette Yalan * Hannah Arendt
Yirminci yüzyılın en etkili düşünürlerinden biri olan Hannah Arendt, Pentagon Belgeleri’nin 1971’de ifşa edilmesinden kısa süre sonra yazdığı Siyasette Yalan adlı çalışmasında, tarih boyunca siyasette bir araç olarak kullanımı meşru görülen yalanların yirminci yüzyılda yepyeni bir çehreye bürünüp hangi mekanizmalarla hem siyaset sahnesini hem de olgusal gerçekliği egemenliği altına aldığını çözümlüyor. Demokrasinin karşı karşıya kaldığı bu hayati tehdidin bertaraf edilmesinde ise özgür basının ve özgürlükleri için baskılara boyun eğmeden mücadele eden insanların önemine vurgu yapıyor.

Tamamlayıcılığı bakımından önemsediğimiz Caty Caruth’un “Yalan ve Tarih” makalesi ise Arendt’in yazdıkları üzerinden yalanın doğası ve siyasi eylemle ilişkisi, yalanın kendi tarihini yazan kapsayıcı bir gerçekliğe dönüşme süreci üzerinde duruyor. Caruth, hem gerçeklik zeminini yitiren hem de bu yitirişi gözlemlemekten aciz hale gelen bir dünyada tarihe tanıklığın nasıl mümkün olabileceğini sorgulayarak, Arendt’in argümanlarının temeline ışık tutuyor.
Lying in Politics, Lying and History, Red Kitaplığı, Türkçesi: İmge Oranlı, Berfu Şeker, 99 sayfa, 14 TL


Sula * Toni Morrison
Edebiyat tarihine armağan ettiği ölümsüz karakterler ve çarpıcı kurgularla dünya edebiyatının önde gelen isimlerinden, Nobel ve Pulitzer ödüllü yazar Toni Morrison ırk ve cinsiyet ayrımcılığını görünür kılan romanlarıyla okurların belleğinde eşsiz bir yer edinmiştir.

Kadın olmanın kuşatılmışlığını birlikte, yoksulluk ve yoksunluk içinde büyürken öğrenen iki kız arkadaş üzerinden suçu dahi paylaşmanın, aşkın ve ihanetin çarpıcı hikâyesi Morrison’un şiirsel dilinde hayat buluyor. Toplumsal normları kabullenişle, kendini bulma ve özgürleşme çabasının çelişkisi dönemin çetin atmosferinde gitgide çözümsüz bir hal alırken, farklı olana karşı duyulan korkunun birleştirici gücü Morrison’un usta kalemiyle gözler önüne seriliyor.

Güvendikçe yara almanın, sahiplenişin yarattığı esaret korkusunun, yaralara ama en çok da yaralayanlara duyulan özlemin, bütün olma, tamamlanma arayışının ve her şeye rağmen ayakta kalmanın; kadın olmanın incelikli hikâyesi: Sula.
Özgün Adı: Sula, Türkçesi: Ülker İnce, Roman, 188 sayfa, 16 TL


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template