Sel Yayıncılık'tan Kasım Yenileri

Salı, Kasım 08, 2016 by Serkan Murat KIRIKCI
Sel Yayıncılık Kasım ayını on kitapla karşılıyor. Çevrilemez denen James Joyce romanı “Finnegans Wake”, nihayet tek cilt halinde Türkçede! “Finnegan Uyanması” adını alan roman Kitap Fuarında okurla buluşacak. Vasili Vasilikos’un filme de uyarlanan romanı “Ölümsüz”, Hüseyin Kıran’ın çarpıcı romanı “Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor”, David Harvey’in “Kent Deneyimi”, George Orwell’ın denemelerinden oluşan “Dali’den Karakurbağasına Bazı Düşünceler” ve Gustave Flaubert’in seyahatnamesi “Doğu’ya Yolculuk” da ayın diğer kitapları. Geceyarısı Kitaplığı Serisi de dört kitapla sürüyor… Charles Baudelaire’nin “Şaraba ve Esrara Dair”i, Honore De Balzac’ın “Modern Uyarıcıları Kullanma Kılavuzu”, Marquis De Sade’nin “Cumhuriyetçi Olmak İstiyorsanız Biraz Daha Cesaret” ve Miguel de Unamuno’nun “Aziz Manuel”i serinin yeni kitapları olarak raflarda yerini alıyor. 

Finnegan Uyanması * James Joyce
James Joyce, Ulysses’ı yazdıktan sonra on yedi yılı aşan bir uğraş sonucu Finnegan Uyanması’nı edebiyat dünyasına sunduğunda büyük tartışmalara yol açtı. İngilizce yazılmış en zor eserlerden biri kabul edilen, hemen her türlü konu, anlatım ve karakter kalıbını kırarak deyim yerindeyse çığır açan bu eser, ilk parçası yayınlandığından bu yana akademisyenlerin ve eleştirmenlerin çalışmalarına konu olmaya, üzerine yazılmış sayısız kitapla edebiyat alanında gündem yaratmaya devam etmektedir.

Türkçenin de dahil olduğu yaklaşık kırk dilin dağarının birleştirilmesiyle türetilmiş sayısız kelime, denizde kum misali söz oyunları, genellikle çokanlamlılık içeren cümleler, hem tarih ve mitolojiye, hem de edebiyat ve siyasete uzanan çok katmanlı göndermeler nedeniyle “çevrilemez” sayılan ve bugüne dek yalnızca altı dile çevrilebilen Finnegan Uyanması’nı dilimize ilk kez tam metin olarak kazandırdığımız için kıvançlıyız.

JAMES JOYCE, 1882’de, o zamanlar Britanya’nın sömürgesi olan Dublin’de doğdu. Çocukluğu kalabalık bir aile içinde zorluklarla geçti. Daha ilkgençlik yıllarında müziğe ve edebiyata yöneldi. Bu yıllarda tıp eğitimi almayı düşündüyse de, hayatını yazarlık ve muhabirlikle sürdürdü. Çok genç yaşta kaleme aldığı ilk makalesi “Ibsen” tiyatrosu üzerineydi. Daha sonra şiirle de ilgilenen Joyce’un şiirleri Oda Müziği adı altında derlendi. 1902 yılında ülkesini terk edip Paris’e gitti ama annesinin ağır hastalığı nedeniyle bir süre sonra geri döndü. Hayatını birlikte geçireceği Nora Barnacle ile de bu dönemde tanıştı. İrlanda’yı bu kez birlikte terk ederek 1905 – 1915 yılları arasında Trieste’de yaşadılar. Birinci Dünya Savaşı’nın patlak verdiği yıllarda Dublinliler, Sürgünler (Tiyatro Metni) ve Sanatçının Delikanlılık Portresi art arda yayınlandı. Joyce, savaş yıllarını Zürih’te geçirdi. Başyapıtı Ulysses’i (1922) bu dönemde yazdı. Savaşın ardından yerleştiği Paris’te Finnegan Uyanması’nı (1939) kaleme aldı. Avrupa’da geçirdiği yıllarda Italo Svevo’dan Samuel Beckett’a, Ezra Pound’dan Ernest Hemingway’e birçok edebiyatçıyla dost oldu. 1941’de Zürih’te hayata veda etti.

FUAT SEVİMAY, 1972’de doğdu. Kadıköy Anadolu Lisesi’nden sonra Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nü bitirdi. Çeşitli ödüller alan ve dergilerde yayınlanan öyküleri, 2013 yılında Ara Nağme kitabında derlendi ve bu eser, 2014 Orhan Kemal Öykü Ödülü’nü kazandı. Henüz yayınlanmayan “Kapalıçarşı” adlı romanı 2015 yılında Ahmet Hamdi Tanpınar Roman Yarışması’nda ödüle değer görüldü. 2011’de yayımlanan Aynalı ile 2013’te yayınlanan ve tiyatroya da uyarlanan AnarŞık adında iki romanı, Hayal Okulu adında bir çocuk kitabı serisi; ayrıca İngilizceden James Joyce, Henry James ve Oscar Wilde, İtalyancadan da Luigi Pirandello ve Italo Svevo çevirileri vardır.
Özgün Adı: Finnegans Wake
Türkçesi: Fuat Sevimay
Çağdaş Dünya Edebiyatı / Roman
663 sayfa, 40 TL

Ölümsüz * Vasili Vasilikos
Vasili Vasilikos, 60’lı yıllarda Yunanistan’da gerçekleştirilmiş siyasi bir suikasttan yola çıkarak çok tanıdık ve evrensel bir hikâye kuruyor: Barışsever, silahlanma karşıtı, halkın sevgilisi bir milletvekili. Onu bir tehdit unsuru olarak gören ve ondan kurtulma planları yapan karanlık güçler. Karanlık güçlerin maşa olarak kullandığı sıradan insanlar, esnaf ve işçiler, o insanları örgütleyen devlet destekli yapılanmalar. Emniyet güçlerinin, askeri kuvvetlerin ve medyanın olayları manipüle etme ve bayağılaştırma döngüsü. Kaybettikleri kahramanlarını ölümsüzleştiren, onu unutmamaya yeminli bir halk. Bir avuç cesur ve ilkeli insanın savrulan tehditlere ve sunulan rüşvetlere rağmen gerçeği ortaya çıkarma mücadelesi...

Vasilikos’un Yunanistan’da ve Avrupa’da yüz binler satan, Costa-Gavras tarafından Z adıyla beyazperdeye aktarılıp pek çok uluslararası ödüle layık görülmüş unutulmaz eseri Ölümsüz, yayınlanışının 50. yılında bu kez Yunanca aslından çevirisiyle okurla buluşuyor. Hikâyesi oldukça tanıdık gelecek bu eser, aradan geçen yarım yüzyıla rağmen, barışseverlerin karanlık güçler tarafından hedef alınmaya devam ettiği günümüzde de güncelliğinden hiçbir şey yitirmeden, ölümsüz bir başyapıt olma niteliğini koruyor.

VASILI VASILIKOS, 1933’te Yunanistan’ın Kavala kentinde doğdu. İlk kısa romanı yirmi yaşında yayınlandı. 1961’de kısa romanlardan oluşan üçlemesiyle Yunanistan’ın en saygın edebiyat ödülü olan On İkiler Grubu Ödülü’nü kazandı. Kendisi bu ödüle layık görülmüş en genç yazardır. Popüler Yunan siyasetçi Lambrakis’in öldürülmesi üzerine dava dosyalarından da yararlanarak yazdığı Ölümsüz (1967) romanı kısa sürede Yunanistan’da ve Avrupa’da en çok satan kitaplardan biri oldu ve Türkçe de dahil otuz iki dile çevrildi. Yazar siyasi faaliyetleri yüzünden 1967’deki askeri darbeden sonra yedi yıl sürgünde yaşamak zorunda kaldı. Daha sonra roman Costa-Gavras tarafından Z adıyla beyazperdeye aktarıldı ve film 1969 Cannes Jüri Özel Ödülü ve Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ı başta olmak üzere pek çok uluslararası ödüle layık görüldü. 1996’dan bu yana Yunanistan’ın UNESCO nezdindeki elçisi olarak da görev yapan yazarın roman, şiir ve oyun ağırlıklı olmak üzere yüzden fazla kitabı vardır.
Özgün Adı: Z
Türkçesi: Fulya Koçak
Çağdaş Dünya Edebiyatı / Roman
367 sayfa, 26 TL

Kent Deneyimi * David Harvey
Şehir en üstün insani başarıların da, en utanç verici insanlık hallerinin de sergilendiği, dolayısıyla kapitalizmin iç çelişkilerinin en çarpıcı şekilde göründüğü yer olmuştur. Ama kent ve deneyim söz konusuysa, Brecht’in “Okumuş Bir İşçi Soruyor” şiirinin başındaki gibi, “Yedi kapılı Teb şehrini kuran kim” diye soran eleştirel bir gelenek de hep var olagelmiştir.

Bu geleneğin günümüzdeki en saygın temsilcilerinden David Harvey Kent Deneyimi’nde bu tersten okuma çalışmasına dair kendi analitik zenginliğinin ilk örneklerini sunuyor. “Kente bakma, kent metnini okuma ve sokakta yüz yüze geldiğimiz milyonlarca sürprizi yerleştirebileceğimiz açıklayıcı bir çerçeve bulma” arayışına giriyor. Bu zorlu arayışı ve sonuçlarını her zamanki sade diliyle okura aktarmayı başaran Harvey, kent planlamasından mimariye, sosyolojiden iktisada uzanan kapsamlı bir alanda öğrencilere de, konunun uzmanlarına ya da yalnızca ilgi duyanlara da hitap etmeyi başarıyor.

Kent Deneyimi ile birlikte Sel’deki David Harvey külliyatı da önemli bir yapıtaşı daha kazanıyor.

DAVID HARVEY, 1935, İngiltere doğumlu. 1961’de Cambridge Üniversitesinde coğrafya alanında doktorasını tamamladı. Bristol Üniversitesindeki çalışmalarının ardından 1969’da ABD, Baltimore’daki Johns Hopkins Üniversitesine geçti. Sayısız makalesi ve birçok dile çevrilen kitaplarının yanı sıra verdiği konferanslarla da bilinen Harvey, beşeri bilimler alanında dünyada en çok atıf yapılan 20 yazar arasında yer almaktadır. 2001’de City University of New York’ta çalışmaya başlayan Harvey, özellikle “mekân” konusundaki çalışmaları ve bu konuda Marksist kurama katkılarıyla dikkat çeker.

Yapıtlarından başlıcaları: Postmodernliğin Durumu (1989; Metis, 1997) Sosyal Adalet ve Şehir (1973; Metis, 2003), Sermayenin Sınırları (1982; Tan, 2000), Yeni Emperyalizm (2003; Everest, 2004), Umut Mekânları (2002; Metis, 2008), Marx’ın Kapital’i İçin Kılavuz (2011; Metis, 2012), Paris, Modernitenin Başkenti (2005; Sel, 2012), Sermaye Muamması - Kapitalizmin Krizleri (2011; Sel, 2012), On Yedi Çelişki ve Kapitalizmin Sonu (2014; Sel, 2015), Neoliberalizmin Kısa Tarihi (2005; Sel, 2015). Justice, Nature and the Geography of Difference (1996) ile Ways of the World (2016) ise yayın programımızdadır.
Özgün Adı: Urban Experience
Türkçesi: Esin Soğancılar
KentSel / Kuram
396 sayfa, 30 TL

Dali’den Karakurbağasına Bazı Düşünceler * George Orwell
Yirminci yüzyıl edebiyatının en büyük yazarlarından George Orwell, kurgu eserlerinin yanı sıra keskin kalemi ve ilkeli duruşuyla, eş-dost gözetmeden yazdığı edebi ve siyasi eleştirileriyle, yazın dünyasında kendine benzersiz bir yer edinmiş, herkesin düşünsel dürüstlüğüne saygı duyduğu bir isim olmuştur.

Dali’den Karakurbağasına Bazı Düşünceler başlığı altında bir araya getirdiğimiz bu yazılarda da Orwell, kalemini kâh bir neşter kâh bir tüy gibi kullanarak; ilkbaharın güzelliklerinden intikam duygusuna, Dali’nin yaşamı ve eserlerinden ideal pub’ın nasıl olması gerektiğine, İspanya İç Savaşı’ndan suç ve dedektiflik romanlarına, Marakeş ve sakinleri üzerine insani gözlemlerden bilim-siyaset ilişkisine, şömine başında aile saadetinden Arthur Koestler’in eserlerinin edebi eleştirisine kadar birbirinden çok farklı konuları büyük bir ustalıkla, ivmesinden ve entelektüel keskinliğinden hiçbir şey kaybetmeden işliyor. Hangi konuyu ele alırsa alsın, derinlikten taviz vermeden, tadına doyulmaz bir yazınsal şölen sunuyor.

“Bir duvardan talep edeceğimiz ilk şey, dik durmasıdır. Dik duruyorsa iyi bir duvardır ve hangi amaca hizmet ettiği bundan ayrı değerlendirilebilir. Fakat bir toplama kampını çevreliyorsa, en iyi duvar bile yıkılmayı hak eder.”

GEORGE ORWELL, 1903 yılında Bengal’de doğdu. Kısa bir süre sonra annesiyle İngiltere’ye taşınan Orwell, 1911 yılında disiplinli bir Katolik okulu olan St Cyprian’s’ta öğrenim görmeye başladı. Burslu olarak gittiği Eton Koleji’nden mezun olduktan sonra, o sırada bir İngiliz sömürgesi olan Burma’da bulunmuş; kısa süreliğine buranın polis teşkilatında görev yapmıştır. Bu memuriyet döneminde şahit olduğu acımasız uygulamalar, emperyalizme karşı geliştirdiği derin öfkeye katkıda bulunmuştur. Orwell’ın hem okul hayatı ve sömürge ülkelerdeki deneyimleri hem de İspanya İç Savaşı döneminde Franco’ya karşı savaşacak gönüllülere katılarak gittiği İspanya’daki deneyimleri, sonradan yazılarını etkileyecek gözlemlerle doludur. Yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından biri olan George Orwell’ın en önemli iki eseri Hayvan Çiftliği (1945) ve Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1949) genel anlamda totaliter rejimlerin olduğu kadar, bu rejimleri yaratan insani hırsların da yergisi niteliğindedir. Derin gözlem yeteneğini sade bir üslupla birleştiren Orwell; roman, deneme ve fabl gibi çeşitli türlerde eserler vermiştir. Orwell, ardında on adet kitap ve sayısız makale bırakarak 1950 yılında Londra’da ölmüştür. Denemelerinden oluşan Kitaplar ve Sigaralar (2012), Neden Yazıyorum (2013), Balinanın Karnında (2015) ve Faşizm Kehanetleri (2016) adlı derlemeleri yayınevimiz tarafından yayımlanmıştır.
Özgün Adı: Essays
Türkçesi: Begüm Kovulmaz
Çağdaş Dünya Edebiyatı / Deneme
128 sayfa, 14 TL

Doğu’ya Yolculuk * Gustave Flaubert
Dünya edebiyatının devlerinden Gustave Flaubert 1849-1851 tarihleri arasında, yirmi sekiz yaşında dostu Maxime Du Camp’la birlikte çıktığı Doğu yolculuğunun derin etkilerini ömrü boyunca taşıyacaktır. At sırtında, tehlikelerle dolu ıssız dağlarda ve ovalarda süren, dört buçuk ayda Nil Nehri’ni geçebildikleri bu uzun seyahat, Fransa’dan başlayıp Mısır’a, Suriye ve Filistin’den Anadolu’ya, İzmir ve İstanbul’dan Yunanistan’a ve nihayetinde de İtalya’ya dek uzanır.

Flaubert’in şaşırtıcı gözlem gücünün ve derin kültürünün izlerini taşıyan bu kapsamlı seyahatname sayesinde 19. yüzyıl Doğu’sunu –ve de Türkiye’sini– Flaubert’in gözünden görmenin zevkine erişirken, dünya edebiyatının hiç tartışmasız en büyük ustalarından birinin “görme sanatı”nı ve “yazma sanatı”nı kavrayışını da eşsiz bir deneyim halinde tadarız. Gökyüzünün, dağların, ormanların, kısacası doğanın rengarenk ve ayrıntılı tabloları Flaubert’in kaleminde şehir ve köy sokaklarındaki gündelik hayatla, sıradan insanların ev yaşamıyla, genelevler ve safahat âlemleriyle, tapınakların, anıt ve heykellerin incelikli tasvirleriyle bezenirken, bir yandan da insan ruhunun derinliklerine dalan keskin bir zekanın ayrıksılığı ve melankolisi her satırda kendini hissettirir.

Flaubert uzmanları Claudine Gothot-Mersch ile Stéphanie Dord-Crouslé’nin notları ve edisyonuyla Türkçede ilk kez...

GUSTAVE FLAUBERT, (12 Aralık 1821 - 8 Mayıs 1880) Edebiyatta gerçekçilik akımını başlatan Fransız yazar. İlk yazı çalışması 1837’de yayınlandı. Yaklaşık iki sene boyunca Maxime du Camp ile birlikte Yunanistan, Anadolu, Mısır, Filistin, Suriye ve İtalya’yı dolaştı. Ünlü romanı Salambo’yu esinleyen de bu yolculuklar oldu. Edebiyat dünyasından birçok kişiyle mektuplaştı. Bu mektuplar daha sonra büyük ün kazandı. Flaubert’in gerçekçilik akımını başlatan kişi olarak gösterilmesinde bu mektuplarda dile getirdiği edebiyat ve sanatla ilgili görüşleri etkili oldu. Yaşamının son yıllarında tüm zorluklara karşın, manevi oğlu olan Guy de Maupassant’ın başarısı ve Emile Zola’nın başı çektiği natüralist (doğalcı) grubun ona verdiği değer, avuntusu oldu. Bugün dünya edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Madam Bovary, 1856‘da yayınlandığında, yazar ve yayıncı hakkında ahlaksızlığa teşvik suçundan dava açıldı. Yazarın Bir Delinin Anıları (1838) adlı eseri ilk kez yayınevimiz tarafından Türkçeye kazandırılmıştır.
Özgün Adı: Voyage en Orient
Türkçesi: Yaşar Avunç
KlasikSel / Gezi
584 sayfa, 30 TL

Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor * Hüseyin Kıran
Hüseyin Kıran, uzak zamanlarda ve uzak ülkelerin birinde bir ceza memurunun Efendiler’ince elçi olarak yetkilendirilerek bilmediği yollara, bilmediği dünyalara düşmesini anlatıyor Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor’da. Küçük adamdan nasıl kolaylıkla bir “büyük adam” çıktığına, fermanı götüreceği yeri bile bilmeyen Elçi Yakup’un kişiliğindeki ve dilindeki değişime, gücü tanımayanın onu ele geçirdiğinde dönüştüğü muktedire yol arkadaşlığı ettiriyor. Karanlık artarak birikiyor dağ yolunda, düz ovada, surların içinde, surların ardında... Karanlık ete kemiğe bürünüp yanımıza kuruluyor. Anlatılanlar uzak zamanlar, uzak ülkeler olmaktan çıkıyor.

Hüseyin Kıran’dan alegoriden kurduğu dünyayla gerçekliğe kafa tutan, kullandığı dille hem mevcudu güçlendiren hem de yenisini “icat eden” çarpıcı bir metin daha.

HÜSEYİN KIRAN, 1965 Amasya’da doğdu. İlk orta ve lise öğrenimini bu ilde tamamladı. Üniversiteden politik nedenlerle ayrılmak zorunda kaldı. Yine aynı nedenlerle 10 yıl hapis yattı. İki kız çocuk babası. İstanbul’da yaşıyor. Yazarın diğer kitapları: Madde Kara (şiir, Metis Yayınları, 2004), Resul (roman,Metis Yayınları, 2006), Gecedegiden (roman, Ayrıntı Yayınları, 2011), Benim Adım Meleklerin Hizasına Yazılıdır (roman, Ayrıntı Yayınları, 2013), Küstah (şiir, İkaros Yayınları, 2014).
Çağdaş Türk Edebiyatı / Roman
96 sayfa, 12 TL


Geceyarısı Kitaplığı Serisi

Şaraba ve Esrara Dair * Charles Baudelaire
“Sarhoş olun... Şarapla, şiirle ya da erdemle; neyle isterseniz. Yeter ki, sarhoş olun!”

Charles Baudelaire 1851 yılında yazıp tefrika halinde yayımladığı Şaraba ve Esrara Dair’de bu iki keyif vericiyi fizyolojik, psikolojik, hatta sosyolojik etkileriyle karşılaştırıyor. 

Baudelaire’in tavsiyesini merak edenlere...
Özgün Adı: du vin et du haschisch
Çeviren: Alper Turan
Sayfa Sayısı: 49
Basım Tarihi: Kasım 2016
Fiyat: 12,00 TL

Modern Uyarıcıları Kullanma Kılavuzu * Honore De Balzac
İçki, şeker, çay, kahve, tütün... 

Mümkün olduğunca az uyumanın ve daha fazla yazabilmenin yolunu aşırı kahve içmekte bulan Balzac’ın 1839 tarihli bu denemesini büyük romancının hayranı Baudelaire de okumuş ve esinlenmişti... 

Balzac’ın  hayatından sahnelerle dönemin bilimsel çözümlemelerinin iç içe geçtiği bu keyif vericiler risalesi yeni esinlere kapıdır.

“Modern yasaya göre, herkes kendinin efendisidir; ama bu sayfaları okuyan seçilme hakkına sahip soylu kişiler ve proleterler baca gibi sigara tüttürerek veya ayyaşlar gibi içki içerek kendilerinden başkasına zarar vermediklerini sanırlarsa garip bir yanılgıya düşmüş olurlar.”
Özgün Adı: traité des excitants modernes
Çeviren: Alper Turan
Sayfa Sayısı: 57
Basım Tarihi: Kasım 2016
Fiyat: 12,00 TL

Cumhuriyetçi Olmak İstiyorsanız Biraz Daha Cesaret / Marquis De Sade
1795’ten günümüze, insan aklının uç sınırlarından gezinmeye devam eden, hâlâ çağdaş, hâlâ provokatif ender metinlerden biri...

Konformizme, düşünce tembelliğine ve aptallığa meydan okuyarak tahammül sınırlarını zorlamaktan hınzırca bir haz alan Marquis de Sade’ın bu en özlü risalesi biz 21. yüzyıl insanlarına çok şey söylüyor.  

“Evet, yurttaşlar, din özgürlük sistemiyle bağdaşmaz; bunun farkındasınız. Özgür insan, Hıristiyanlığın tanrıları karşısında asla eğilmez; bu dinin dogmaları, tören kuralları, sırları ya da ahlakı asla bir cumhuriyetçiye uygun değildir. Biraz daha çabalayın; mademki tüm önyargıları yok etmeye çalışıyorsunuz hiçbirinin varlığını sürdürmesine izin vermeyin, bir teki bile kalsa hepsini diriltmeye yeter.”
Özgün Adı: Français, encore un effort si vous voulez être républicains
Sayfa Sayısı: 83
Basım Tarihi: Kasım 2016
Fiyat: 12,00 TL

Aziz Manuel / Miguel de Unamuno
Hakikat özgürleştirir, mutlu kılar mı, yoksa bilmemek, cehalet midir mutluluğun temeli? Peki ya bilip de söylememekteki ikiyüzlülükle nasıl yaşanır?

İnançla inançsızlığın, kitleyle bireyin müphem, tekinsiz ilişkisinin karanlıklarına dalar ve o karanlıklardan elmas değerinde bir öykü çıkarır Unamuno 1931’de...

“İçine şeytan kaçmışların ünlü şifacısı Don Manuel’imizin – nedenini bilmesem de – Şeytan’a inanmadığını düşünerek oradan ayrıldım.”
Özgün Adı: San Manuel Bueno, mártir
Çeviren: Ceren Hasançebi
Sayfa Sayısı: 65
Basım Tarihi: Kasım 2016
Fiyat: 12,00 TL


0 blogger-facebook:

Yorum Gönder

Etiketler