♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Standoff : Tek Mermilik Oyun

Kiralık katillerin istisnasız kuralı geride görgü tanığı bırakmamaktır. Yüzünü gören, cinayete şahit olan bir tanık koşullar ne olursa olsun öldürülmelidir. Peki ya bu tanık küçük bir kızsa ve katilden kaçarken yanınıza sığındıysa? Onun hayatı için katille ölüm kalım savaşına girer misiniz? 2016 yapımı “Standoff” işte bu sorunun yanıtını veriyor.

Standoff bir ilk film. 2009 yapımı yeniden çevrim “The Last House on the Left”in senaristlerinden biri olan Adam Alleca ilk yönetmenlik deneyimine soyunmuş. Alleca’nın bu yıl içinde senarist olarak türe iki filmle daha katkı verdiğini de belirtelim. Stephen King’in romanından uyarlanan “Cell” ve Dennis Iliadis’in yönettiği “Delirium” tamamlanmış durumda. 2017 planında da “The Piper”ın olduğu duyurulmuş. Türün çıkıştaki senaristi, senaryosunu da kotardığı filmde gerilimi yine evin içinde tutmuş. İyi oyuncularla çalışma fırsatı da yakalamış ve taraflarını da iyi seçmiş. Üç oyuncu Laurence Fishburne, Thomas Jane ve Ella Ballentine ile tek mekanda filmi kotarmış.

Bird ile tanışıyoruz. Anne ve babasını kazada kaybetmiş küçük kız mezar ziyaretinde... Fotoğraf makinası sayesinde kendini güvende hisseden kızımız maskeli bir adamın üç kişiyi öldürdüğünü görür. Adamın maskeyi çıkardığı anı fotoğraflamasıyla da kaderi çizilir. Katil fark edince başlayan kovalamacanın sonunda da bir eve sığınır. Bu sayede Carter ile tanışırız. Kimsenin kalmadığı bir bölgenin tek sakinidir ve geçmişiyle yüzleşememekten muzdariptir. Katil de eve girdiğinde teklifini yapar: “Kızı ver yaşamana izin vereyim.” Elbette cevabı hayır olur ve katil ile Carter arasında amansız bir mücadele başlar...

Alleca’nın sakin kasabada uçuşan kırmızı balonla oynayan çocuk görüntüsüyle açtığı film hikayesine hızlıca giriyor ve tarafları evde buluşturuyor. Katil giriş katında yaralı vaziyette, Carter da üst katın merdivenlerinin başında saf tutuyor. İkisi de yaralı, Carter son mermisiyle savaşmaya hazır... Taraflarını sabitleyen Alleca bu gerilim dolu bekleyişi hikayeler, geçmiş ve kavramlarla süslemiş. Aşılamayan travma, içki sorunları, ikinci şans, insanın nasıl olup da katile dönüşebildiği ve vicdan muhasebeleriyle seyircinin ilgisini sürekli canlı tutarak finaline yürüyor. Tüm bu konuşmaların arasında da “Herkesin olaylara yüklediği anlamlar farklı tabii.” demeyi de ihmal etmiyor.

Alleca’nın basit bir ev baskınından psikolojik savaşa dönüştürdüğü senaryosu öyle ahım şahım değil, sürprizleri ve ters köşeleri yok ama saat gibi işliyor. Abartıdan uzak, tarafları doğru seçilmiş ve hikayelerle zenginleştirmeyi de başarmış. Yönetmenliği içinse aynı şeyleri söylemek zor... Başta Carter’ın geçmişiyle ilgili sahneleri paralel kurguyla yedirme tercihi yanlış. Çok tahmin edilebilir anları allayıp pullama yanlışına düşerek iç mekan gerilimini törpülüyor. İlk ağızdan duyduğumuz hikayeleri sırf dram olsun diye bir de görmemiz gerekmiyor. Oyunculuklar gayet iyi ve küçük kızı oynayan Ella Ballentine’ın boyundan büyük iş yaptığını da ekleyelim.  

4 Ocak’ta izleyicisiyle buluşan mütevazı tek mekan gerilimi “Standoff” düşük beklentiyle izlenirse seyircisine keyifli bir zaman geçirtmek üzere bekliyor. 


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template