♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Dizi Raporu : Eylül & Ekim Yenileri

15 Eylül’de “The Bastard Executioner”ın prömiyeriyle açılan 2015-2016 sezonu kanalların yeni dizileriyle şenlik havasına bürünmesi beklenirken hiç de umulduğu gibi olmadı. Yaracıların risk almak yerine tutmuş dizilerin bildik formüllerinden oluşturdukları karmalar ağırlıkta. Uzun yıllar konuşulacak diziler yerine yılı kurtaracak yapımları tercih etmeleri sayesinde dizi bağımlıları için bu sene fazla bir seçenek yok. Yeni başlayan her diziyi seyredenler için bu yıl ikinci bölümünü sabırsızlıkla bekleyecek bir şey de yok. Sonbahar sezonu için izleyiciyi tv’den kaçırma sezonu diyebiliriz rahatlıkla. “Ash vs Evil Dead”, “Modus” ve “The Last Kingdom” sezonun en iyileri ve izlenmesi gerekenleri olurken, “Heroes Reborn”, “Limitless”, “Minority Report” ve “Supergirl” de beklentilerin uzağında kalan saçmalıklar. İşte Eylül ve Ekim ayı içinde başlayan 26 dizinin konusu, kadrosu ve değerlendirmesi...


Ash vs Evil Dead
Evil Dead efsanesini televizyon ekranlarına taşıyan dizi sezonun en çok bağımlılık yaratacak işi. Sam Raimi’nin 1981 yılında armağan ettiği klasik “Evil Dead” yaratıcıları tarafından ilk elden uyarlanıyor. Doksanlarda “M.A.N.T.I.S.” ve “Spy Game” ile dizi denemesine soyunan yönetmenin tv’ye de geri dönüşü aynı zamanda. Yaratıcı üçlümüz de Sam Raimi, Ivan Raimi ve seksenlerin sonundan bu yana birçok diziye katkı vermiş Tom Spezialy’den oluşuyor. Filmde Ash’i canlandıran Bruce Campbell, Ray Santiago, Dana Delorenzo, Jill Marie Jones ve savaşçı prenses “Xena” olarak tanıdığımız Lucy Lawless de oyuncu kadrosunun başını çekenler. Filmden çok daha şiddetli ve eğlenceli olan dizi aradan geçen yıllarda uslu durmuş Ash ile tanıştırıyor izleyicisini. Umarsız, alkol ve uyuşturucu düşkünü, bir süpermarkette çalışan tembel adamımız karavanına attığı kızla alem yaparken hava atmak için şeytanın kitabını açmış ve okumuş. Haliyle bu salaklığının bedelini ödüyor. Yeniden elektrikli testeresini kuşanan kahramanımıza bu kez iş yerinden arkadaşları Pablo ve Kelly de eşlik ediyor. 31 Ekim’de Starz ekranlarında başlayan dizi daha prömiyerinden üç gün önce ikinci sezon siparişi alarak şovunu da yaptı. Filmden uyarlanan diziler kategorisinin en iyilerinden biri olduğunu göstermek içinse tek bölüm yetti. Efsaneler böyle geri dönecekse başımızın üstünde yerleri var...


Blindspot
NBC’nin ağır toplarından biri olan polisiyenin yaratıcısı “Stargate” serisi ile tanıdığımız Martin Gero. Jaimie Alexander, Sullivan Stapleton, Rob Brown, Audrey Esparza, Ashley Johnson, Ukweli Roach ve Marianne Jean-Baptiste de oyuncu kadrosunun başını çekenler. Günümüz New York’undayız. Times Square’de bir çanta açılır içinden hafızasını kaybetmiş bir kadın çıkar. Olay polise intikal edince devreye FBI girer. Tüm vücudu dövmelerle kaplı olan kadına Jane Do adı verilirken, sırtındaki dövmede bir ajanın Kurt Weller’ın adının yazmasıyla ekip işe dahil olur. Jane kimdir, dövmeler ne anlama gelmektedir, Jane’in hafızasındaki kalıntılarda kalan ve onu eğitip hazırlayan adam kimdir gibi soruların cevaplarına dair arayışlar da dizimizin konusunu oluşturmakta. Tek bir olayla yetinmeyen dizi, her bölümde dövmelerden çıkan ipuçlarını takip ederek dünyayı kurtarmayı da ihmal etmiyor. İnandırıcılıktan uzak ve çok sığ bir dizi olduğunu anlamak için ilk bölümü yarılamak bile yeterli. Ana hikayesini çok ucuz numaralarla canlı tutma çabası da yetersiz. Stapleton’un iticiliğiyle role hiç yakışmadığı dizi, “The Blacklist”in farklı bir versiyonu olmanın ötesine de geçemiyor. 21 Eylül’de iyi bir izlenme oranıyla başlasa da her bölümde oranların düşmesiyle kan kaybederek ilerleyen dizi buna rağmen tam sezona uzayarak şimdilik durumu kurtardı. 


Blood and Oil
ABC’nin Dallasvari dizisinin yaratıcıları Rodes Fishburne ve Josh Pate. İkisinin de ilk işleri. Oyuncu kadrosu da Don Johnson, Chace Crawford, Rebecca Rittenhouse, Delroy Lindo, Amber Valletta, Scott Michael Foster, India de Beaufort ve Adan Canto’dan oluşan dizi 27 Eylül’de başlamış ve pek de parlak izlenme oranı yakalayamamıştı. Her bölüm bu oranların düşmesiyle sezonu da 10 bölüme düşürüldü. İptale de en yakın dizilerden biri olarak gösteriliyor. Billy ve Cody Lefever çiftinin yeni hayat kurma hayaliyle taşındıkları The Bakken girişinde kaza yapmalarıyla planları alt üst olur. Gündelik işlerle oyalanırken duydukları fırsatı değerlendirmek üzere harekete geçerler. Hayatlarını ipotek edecek yüksek bir borcun altına girerek kasabanın hakimi olan Hap Briggs ile başlayan ortaklıkları büyük test olacaktır. Üstelik bebekleri de yoldadır… Bildik tiplemeleri ve olay örgüsüyle vasat dizinin izlenecek bir yanı yok. Zaten hikayesi de yarım kalacak gibi görünüyor.


Casual
Sinemacıların dizi işlerine girmesinin son örneklerinden “Casual” bir Jason Reitman projesi olarak dikkat çekiyor. Aile komedisinin yaratıcısı da Zander Lehmann. Michaela Watkins, Tommy Dewey, Tara Lynne Barr, Nyasha Hatendi ve Frances Conroy’un başını çektiği oyuncu kadrosuyla 7 Ekim’de Hulu’da başlayan dizi kanalın yüzünü de güldürdü ve çok geçmeden ikinci sezon onayını da kaptı. Aile kavramına farklı bir bakış getirme iddiasıyla yola çıkan dizi, ergen kızıyla kardeşinin yanına taşınan dul bir psikolog kadının hayatına odaklanıyor. Üçlünün fazlasıyla serbest hayatları, dul annenin yeni birini tanıma çabaları, savruk kardeşin hayatındaki değişimler başta olmak üzere birçok konuyu incelikli bir bakışla işleyen dizi bağımsız filmleri sevenler için biçilmiş kaftan. Oldukça özgün, mütevazi ve eğlenceli… Sezonun dikkat çeken dizilerinden biri…


Code Black
Sezonun medical drama açığını dolduran Code Black, Ryan McGarry’nin aynı adlı ödüllü belgeselinden uyarlama. Uyarlamayı kotaran isimse “North Country” ile adını duyuran ve “Intelligence” ile hüsran yaşayan Michael Seitzman. Marcia Gay Harden, Raza Jaffrey, Bonnie Somerville, Melanie Chandra, William Allen Young, Harry Ford, Benjamin Hollingsworth ve Luis Guzmán da oyuncu kadrosunun başını çeken isimler. Los Angeles’ta bir acil servisteyiz. Her zamanki gibi iyi doktorlar ve hemşireler var ama haddinden fazla hasta ile baş etmeye çalışıyorlar. İnsan hikayeleri ve küçük kahramanlıkların dizisi 30 Eylül’de CBS ekranında macerasına başladı ama pek parlak bir gidişatı yok. Düşen izlenme oranlarına rağmen kanaldan altı bölümlük ek sipariş alarak durumu kurtarmaya çalışıyor. Hiçbir artısı olmayan tipik bir acil servis dizisinin ömrünün pek uzun olacağını sanmıyorum.



Crazy Ex-Girlfriend
The CW’nin tek yeni dizisi aslında Showtime için yapılmış yarım saatlik müzikal komedi olarak planlanmış. Bu değişiklik bölüm sürelerinin uzamasını da beraberinde getirmiş. Sezonun en özgün dizisinin yaratıcıları kısa filmlerle yaratıcılığını konuşturan Rachel Bloom ve “27 Dresses”, “Morning Glory” ile “The Devil Wears Prada” gibi uyarlamaları kotaran Aline Brosh McKenna. Başrolü de üstlenen Bloom’a, Vincent Rodriguez III, Santino Fontana,, Donna Lynne Champlin, Pete Gardner ve Vella Lovell’in başını çektiği kadro eşlik ediyor. Rebecca Bloom ile tanışıyoruz. Başarılı ve güzel bir kadındır ama hayatındaki eksikleri doldurmaya çalışmaktadır. Tam da bu arayışın ortasında unutamadığı lise aşkıyla karşılaşır. Terk edilmesine rağmen aşırı derecede takıntılı olduğu erkeği yeniden elde etmek için hayatındaki her şeyi feda ederek California’ya taşınır. Eski aşkına takıntılı deli bir kadının maceralarını anlatan komedi hayli eğlenceli bir başlangıçla 12 Ekim’de başlarken, pilot bölümün kozu yönetmen koltuğunda “(500) Days of Summer”ın yönetmeni Marc Webb’in oturuyor olması. Aslında tam Amerikalıların sevdiği tarza sahip ama nedense henüz beklenen etkiyi yapamamış gibi görünüyor. Henüz bir şey söylemek için erken ama her bölüm düşen izleyici sayısına bakılırsa sezonu tamamlaması zor görünüyor.


Dr. Ken
“The Hangover” serisinin “Mr. Chow”u olarak tanıyıp sevdiğimiz Ken Jeong’un dizi çıkarması her türlü çılgınlığa müsait. Dizinin yaratıcıları başrolü de üstlenen Ken Jeong, “The Player”ın yaratıcısı John Fox ve “Wreck-It Ralph”ın senaristlerinden Jared Stern.  Suzy Nakamura, Tisha Campbell-Martin, Jonathan Slavin, Albert Tsai, Krista Marie Yu, Kate Simses ve Dave Foley’de kadronun başını çekenler. Başarılı bir doktor olan ama hastaları ile sağlıklı bir iletişim kuramayan Dr. Ken’in maceraları dizinin konusunu oluşturuyor. Evli ve iki çocuklu bir baba olan doktorun en büyük destekçisi de terapist eşidir. Oyunculuğa doktorluktan geçiş yapan Jeong tam da rolüne uygun ve dizinin havasına da olumlu yansımış. Çok iyi esprilere dayanmasa da hayli eğlenceli olan dizi, 2 Ekim’de başladı. Henüz bir şey söylemek için erken ama diziler için en dezavantajlı gün olan Cuma’dan şimdilik etkilenmemiş görünüyor. Üçüncü bölümün ardından tam sezona uzayan dizinin ilk sezonu 22 bölümden oluşacak.


Grandfathered
Bildik konuya sahip aile komedisi Fox’un bu sezonki eğlence denemelerinden biri. Dizinin yaratıcısı “The Simpsons” ve “The Office” kadrosunda pişen Daniel Chun. John Stamos’u yeniden aile ortamına sokan dizide ona Paget Brewster, Josh Peck, Christina Milian, Ravi Patel ve Kelly Jenrette eşlik ediyor. Başarılı restoran sahibi Jimmy ile tanışıyoruz. 50 yaşında gözde bekarın işi dışında bağlı olduğu bir şey yok. Gündelik ilişkilerle avunduktan sonra evine gittiğinde yapayalnız ama bu durumdan şikayetçi değil. Kendince tüm huzurunu kaçıran ise bir anda ortaya çıkan Gerald oluyor. Meğer bir oğlu varmış ve bu da yetmezmiş gibi onunda kızı! Bir günde baba olmakla kalmayıp dede de olan gözde bekarın kutsal aile çemberine dahil olup olmama kararı ve çektiği sancılar da dizinin konusunu oluşturuyor. 29 Eylül’de çokta parlak olmayan izleyici sayısıyla orta halli bir başlangıç yapan dizi buna rağmen kanalın desteğini almakta gecikmedi ve dördüncü bölümün ardından tam sezona uzadı. Hayli sıradan ve klişe ama aile komedisi arayanları memnun edebilir.


Heroes Reborn
2006 yılının en iyi yeni dizisi olarak geçirdiği şahane ilk sezonun ardından zorlama üç sezonun tüm büyüyü bozmasıyla iptal edilen dizinin devam etme ihtimali uzun zamandır konuşuluyordu. Nihayet gerçekleşmesi bir parça heyecan yaratmıştı ama yine sonucun hüsran olacağı ihtimali de çok kuvvetli olasılık. Dizinin yaratıcısı yine Tim Kring. Oyuncu kadrosunda da Zachary Levi, Jack Coleman, Robbie Kay, Kiki Sukezane, Ryan Guzman, Danika Yarosh, Judi Shekoni, Rya Kihlstedt ve Gatlin Green gibi tanıdık ve özlenen isimler mevcut. 13 bölüm olarak planlanan dizi yeni bir sayfa açıyor. Olayların üzerinden beş yıl geçmiş ve insanlar artık her şeyden haberdar. Artık EVO olarak adlandırılan birçok karakteri işleyen dizi kendince yine bir komplo teorisi üreterek peşinden gidiyor. Eski kadrodan birçok ismi yeniden görmek güzel olsa da yeni karakterlerin çok zayıf olması ve dizinin temposuzluğu yüzünden daha ilk bölümden sıkıcılığın sınırlarını zorluyor. Sezonun en vasat dizisi olarak durumu da hayli kötü… NBC’nin büyük tanıtım kampanyasına rağmen iptal edilmeye en yakın dizi konumunda. 


Jekyll & Hyde
Robert Louis Stevenson’un ölümsüz klasiği “Dr. Jekyll ve Mr. Hyde”ın yeni uyarlaması, tuhaf vakayı iki kuşak sonrasına atarak işleyen bir İngiliz fantastik draması. Dizinin yaratıcısı doksanların iki yarısının ünlü komedi şovu “The Fast Show”un yıldızlarından Charlie Higson. Tom Bateman, Richard E. Grant, Tom Rhys Harries, Enzo Cilenti, Michael Karim, Ace Bhatti, Lolita Chakrabarti, Natalie Gumede ve Stephanie Hyam da oyuncu kadrosunun başını çekiyor. 1930’lı yıllar Londrasında geçen dizi ilk adımı Sri Lanka’da atıyor. Dr. Robert Jekyll ara sıra çektiği nöbetler dışında ailesiyle huzurlu bir yaşam sürerken çalıştığı hastanede bir çocuğu kurtarmak için kamyonu tek başına kaldırınca hayatı da değişiyor. “Bay Hyde”ın ortaya çıkmasıyla köklerini de öğrenen Robert soluğu İngiltere’de alıyor. Büyükbabası Dr. Henry Jekyll’ın ona bıraktığı mirasın da etkisiyle başlayan maceraya yaratıkları avlayan bir ajan grubu ile tuhaf bir karakter olan Kaptan Dance’in organizasyonu da eklenince olaylar fantasik bir hal alıyor. Hikayeye ağırlık veren tipik İngiliz dizisi formatının fantastik yaratıklar şovu ile birleşiminden oluşan 10 bölümlük ITV dizisi hayli özgün ve başarılı bir uyarlama. İlk bölümden izleyicisini sarıyor. 


Life in Pieces
CBS’in aile komedisi genel yapısıyla “Modern Family”nin izinden gidenlerden. Üç kardeş ve bir anne baba’nın maceralarından her bölümde dört hikaye çıkaran dizinin yaratıcısı Justin Adler. Colin Hanks, Betsy Brandt, Thomas Sadoski, Zoe Lister-Jones, Dan Bakkedahl, Angelique Cabral, Niall Cunningham, Holly J. Barrett, Giselle Eisenberg, James Brolin ve Dianne Wiest de kalabalık kadronun başını çeken isimler. Çatlak anne baba, ilk çocuklarının doğumu ile başa çıkmaya çalışan Greg ve Jen, hayatının aşkını bulma arifesinde olduğunu düşünen Matt, çocuklar büyüdü yenisini yapalım diye düşünen Heather ve Tim’den oluşan ailenin maceraları detaycı bir anlatımla öne çıkıyor. Cinsellik üzerinde de bolca duran dizinin kimyası tamam ama sanki biraz daha zıvanadan çıkması gerekiyor gibi. Bildik bir hava yaratmasına rağmen özgün olmaya çalışan dizi 21 Eylül’de başlayan ekran macerasında kemik izleyicisini kısa sürede bulanlardan. Beşinci bölümün ardından tam sezon onayı alarak rahatlamış durumda. Yeni komedi arayanlar için biçilmiş kaftan.


Limitless
Bu sezonun trendi haline gelen filmden diziye yaşanan dönüşümlerin en ilginci olan CBS işi, köklerini aldığı filme komediyi de dahil ederek eğlendirme amacında. Uyarlamayı kotaran isim “The 4400”, “Medium” ve “Elementary”nin senaristlerinden Craig Sweeny, Jake McDorman, Jennifer Carpenter, Hill Harper ve Mary Elizabeth Mastrantonio da oyuncu kadrosunun başını çeken isimler. Bradley Cooper da konuk oyuncu olarak destek veriyor. Tipik bir ezik olan Brian Finch ile tanışıyoruz. Başarısızlık ve amaçsızlığın kitabını yazabilecek bir adam olan Brian’ın yaşamı aldığı NZT-48 adlı hapla değişiyor. Hapı sürekli almak için vermesi gereken ödünlerle değişen yaşamına bir de FBI için yapacağı danışmanlık eklenince macera başlıyor. 12 saatlik etkisi olan hapla değişen bu yaşamın aynı zamanda bir bulmacanın önemli parçası olacağını gördüğümüz ana öykü dışında her bölüm polisiye bir olayı da çözüme kavuşturan dizi sezonun en çabuk sevilen yenisi oldu. 22 Eylül’de başlayan dizi beşinci bölümün ardından 22 bölüme uzayarak tam sezon onayını aldı. İkinci sezon onayına da garanti desek yeridir. Yaratıcılıkla zerre alakası olmayan dizi o kadar aşırı formüle ki izlemek zor. Mentalist de Patrick Jane tüm bu numaraları hapsız yapıyordu ve kadın bir ajanla çalışıyordu. Bu formülü birebir apartmanın mantığını hiç anlayabilmiş değilim. 


Minority Report
Philip K. Dick‘in 1956’da yayınlanan kısa öyküsünden uyarlanan filmden köklerini alan dizi, konuyu geleceğe taşıyarak bilim kurgu ile polisiyeyi bir arada sunuyor. Yeniden çevrim “Godzilla”nın senaristi Max Borenstein’in kotardığı uyarlamanın oyuncu kadrosunun başını çekenler de Stark Sands, Meagan Good, Nick Zano, Daniel London, Laura Regan, Li Jun Li, Zhane Hall, Wilmer Valderrama. Filmin bıraktığı yerin 11 yıl sonrasında geçen dizide yıl 2065. Suç öncesi programı kapatılmış, suçla mücadele için yeni yollar aranıyor. Gelecekte işlenecek suçları gören üçlüden Dash ile tanışıyoruz. Gördüklerini engelleyememekten rahatsız olan Dash, dedektif Lara’ya tiyo veriyor ve suç önleniyor. Bu arada ikizi Arthur ve kız kardeşleri Agatha ise yeni hayatlarına başlamışlar. Dash ve Lara ekip olarak suçla savaşırken kardeşlerin de programın yeniden başlatılma ihtimaline dair korkularını işleyerek ilerleyen dizi sıradan bir polisiye olarak köklerini aldığı filmin çok gerisinde. 21 Eylül’de yayına başlayan dizinin Fox ekranında işi de çok zor. Üçüncü bölümünden sonra sezonu 10 bölüme düşürüldükten sonra ikinci sezon onayını alması da mümkün değil gibi. “Person of Interest”in kötü bir kopyası olmaktan da öteye geçemeyen dizi sezonun hayal kırıklıklarından biri.


Modus
Son yıllarda yükselişe geçen İskandinav polisiyelerinin bu yıla düşen örneği köklerini de romandan alıyor. Sezonun en önemli dizisi olarak merakla beklenen dizi, Norveçli yazar Anne Holt’un 2010 yılında yayımlanan romanı “Frukta inte”den uyarlanmış. Dilimize hiç çevrilmeyen yazarın romanından uyarlamayı kotaranlarda türün usta isimleri Mai Brostrøm ve Peter Thorsboe. Proje aşamasında büyük ses getiren dizi altı ülkenin ortak yapımı olarak da dikkat çekiyor. Melinda Kinnaman, Henrik Norlén, Marek Oravec, Simon J. Berger, Esmeralda Struwe, Lily Wahlsten, Krister Henriksson, Cecilia Nilsson, Johan Widerberg ve  Ellen Mattsson’un başını çektiği oyuncu kadrosuyla 23 Eylül’de İsveç kanalı TV4’de başlayan dizi ilk bölümden beklentileri karşılıyor. Noel zamanı İsveç’teyiz. Bir adamın şenlikli bir gecede otelde bir kadını öldürmesine otistik bir kızla beraber tanık oluyoruz. Otistik kızın annesi psikolog ve suçlu profili uzmanı Inger olunca cinayet soruşturmasına dahil oluyor. Stockholm polis teşkilatı dedektifi Ingvar’la kolları sıvayan Inger’in cinayetlerin metodunu ve ortak noktalarını fark edince karşımızda bir seri katil olduğunu anlıyoruz ve olaylar büyüyor. Sadece bir seri katil dizisi olmaktan fazlasını sunan Modus, iyi bir iskandinav polisiyesi ne sunuyorsa hepsini barındırıyor. Dünyaya ve insana dair birçok konuyu işlerken, izleyicisini de kuş bakışı manzara ile ülkeye hapsediyor. Bu yılın en iyi dizisi olduğunu daha finalini görmeden söylemek mümkün. Türü sevenler ıskalamasın...


Quantico
11 Eylül sonrası ağırlığı olası benzer saldırıları işlemeye veren yapımcıların son atağı “düşman içimizde ama kim?” sorusunun cevabını arıyor. ABC’nin “terörizm gerilimi” olarak adlandırılan türdeki dizisinin yaratıcısı “Gossip Girl” ve “Smash”in senaristlerinden Joshua Safran. Priyanka Chopra, Josh Hopkins, Jake McLaughlin, Aunjanue Ellis, Yasmine Al Massri, Johanna Braddy, Tate Ellington, Graham Rogers ve Anabelle Acosta’nın başını çektiği oyuncu kadrosuysa tanıdık simaların resmi geçidi adeta. Amerika’da 11 Eylül’den sonra gerçekleşen en büyük terör saldırısının hemen sonrasındayız. Gözlerini olay yerinde açan Alex Parrish’le tanışıyoruz. FBI’ın araştırmasına dahil olmasıyla ilk soru geliyor: Saldırgan içimizden biri, ama hangisi? Önce Alex’ten yardım istenirken anlaşılıyor ki bu tamamen onu gözaltında tutmak için uydurulmuş bir senaryo. Tüm ipuçları onu işaret ediyor. Diğer yandan 9 ay öncesine FBI’ın eğitim merkezine dönüyoruz. Alex’in de dahil olduğu 50 kişilik ajan adayının Quantico’daki eğitim süreçlerini izlerken olası saldırgan tahminimiz için karakterleri de tanımaya başlıyoruz. İki farklı zamanda yaşananları paralel kurgu ile işleyerek ilerleyen dizi bir yandan Alex’in kaçışı ve kendini temize çıkarma çabasını işlerken diğer yandan eğitimleri sırasında yaşananları mercek altına alıyor. Saldırganın kimliği dışında bir çok sorunun cevabını arayarak ilerliyor. 27 Eylül’de çok iyi pilotla başlayan dizi ulusal kanallarda yayınlanan en iyi dizilerden biri olarak öne çıkmakta gecikmedi. Üçüncü bölümünün ardından tam sezon onayı alarak bölüm sayısı 22 olan dizinin ikinci sezon siparişi alması da neredeyse kesin gibi. Sezonun izlemeden geçilmemesi gereken dizilerinden...


Rosewood
Fox’un Miami’yi mesken tutan polisiyesi işinin ehli bir patoloji uzmanının hikayesi... Dizinin yaratıcısı “The Kill Point”, “Psych” ve “Dominion”un senaristlerinden Todd Harthan. Morris Chestnut, Jaina Lee Ortiz, Gabrielle Dennis, Anna Konkle, Domenick Lombardozzi ve Lorraine Toussaint da oyuncu kadrosunun başını çekenler. Farklı yaklaşımlarıyla alanının uzmanı karakterin etrafında dönen dizi izleyicisini Dr. Beaumont Rosewood, Jr.’ı sevmeye çağırıyor. Ülkenin en gelişmiş özel laboratuvarlarından birinin sahibi olarak, kendine has yöntemlerle ölü bedenlerden her şeyi öğrenen kahramanımız dedektif Annalise ile birlikte olayları çözüyor. Belirgin bir ana hikayesi olmasa da ölüme neden bu kadar kafayı taktığı başta olmak üzere kahramanımızı tanımaya başlıyoruz. 23 Eylül’de başlayan dizi çok iyi bir ilk bölüme sahip. Lakin çok itici ve suni bir karakter yaratılmış. Zorlama ve nabza şerbet yan öykülerle donatılarak seyirciyi çabucak alıştırma formülü ters tepiyor. Sizi bilmem ama uzun süredir bu kadar itici bir ana karakter görmedim. Dördüncü bölümünün ardından tam sezon onayı alarak bölüm sayısı 22 olan dizinin geleceği için şimdilik bir şey demek zor. 


Scream Queens
Tüm zamanların en iyi dizilerinden “Nip/Tuck”ın yaratıcısı Ryan Murphy’nin üçüncü hafif konsept denemesi kolejde yaşanan maskeli seri katil gerilimini komediyle yoğuruyor. Bir popüler kültür eleştirisi olarak da okunabilecek dizinin yaratıcıları “Glee”nin üçlüsü Ian Brennan, Brad Falchuk ve Murphy. Emma Roberts, Skyler Samuels, Lea Michele, Glen Powell, Diego Boneta, Abigail Breslin, Keke Palmer, Nasim Pedrad, Lucien Laviscount, Oliver Hudson, Billie Lourd ve Jamie Lee Curtis de oyuncu kadrosunun başını çekenler. Tanıtımları ve oyuncu kadrosuyla dikkat çekerek sezonun en çok merak edilen dizisi olan korku komedi, Wallace Üniversitesi’nin Kappa Kappa Tau adındaki kız kardeşliği kulübünde yaşananları işliyor. Tuhaf üniversitenin aynı tuhaflıktaki popüler kulübünde maskeli bir seri katil ortaya çıkar ve kısa sürede cinayetleri seriye bağlar. Sebebin 20 yıl önce kulüpte yaşanan bir olay olduğu düşünülmektedir ve o dönem yaşananların şahitlerinden biri de okulun dekanıdır. Saçma sapan testlerle alınan üyeler, beyin olmadan yaşayabilen insan formları ile dolu dizi bir yandan katili ararken diğer yandan her şeyle ince ince dalga geçiyor. 22 Eylül’de başlayan dizi birçok izleyicide hayal kırıklığı yaratmış olsa da son derece özgün. Orijinal karakterleri ve diyaloglarının yanı sıra tahmini zor bir işleyişle seyri de keyifli. Şimdilik geleceği belirsiz ama en azından sezonu tamamlayacağını tahmin etmek zor değil.


Supergirl
Çizgi roman karakterlerinin tv ekranı çıkarmasının şimdilik son örneği sevilen karakterin kuzeni oldu. Uzun süredir konuşulan ve beklenen proje nihayet gerçekleşti. İlk olarak 1959’da yan karakter olarak görünen Supergirl, 1969’da kendi serisine kavuşarak rüştünü ispat etmişti. Superman ile aynı özelliklere sahip ergen kız versiyonu diyebileceğimiz süper kızımız 1984 yılında filme de uyarlanmış ama iyi anılar bırakmamıştı. Aradan geçen zamana rağmen aynı kaderi televizyonda da görecek gibi. Hem de ilk bölümü aylar öncesinden internette yayınlanmasına rağmen. Ali Adler, Greg Berlanti ve Andrew Kreisberg’in kotardığı uyarlamanın oyuncu kadrosunun başını Melissa Benoist, Mehcad Brooks, Chyler Leigh, Jeremy Jordan, David Harewood ve Calista Flockhart çekiyor. Gezegeninin sonu gelirken kuzeninin yanına dünyaya gönderilen Kara, Danvers ailesinin yanında büyümüş. Güçlerini kullanmadan sıradan bir insan olarak sürdürdüğü yaşamı üvey kız kardeşinin de içinde olduğu uçağın düşmek üzere olduğunu öğrenmesiyle değişiyor. Süper güçlerini kullanarak uçağı kurtaran Kara, insanlığa yardım etmeyi sevince şehri Supergirl ile tanıştırıyor. Sürekli Superman ile bağ kurarak ilerleyen dizide süper kızımızın asıl işi de CatCo medya şirketinde asistanlık. Güçlerini dünyaya duyuran süper kızımızın beceriksizlikleri ve öğrenme süreciyle ilerleyen dizinin aksiyonu da kız kardeşinin de dahil olduğu dünya dışı yaratıklarla ilgilenen Normal-Dışı Operasyonlar Departmanı sayesinde oluyor. Sezonun en büyük hayal kırıklıklarından biri olan dizi yanlış seçimlerinin kurbanı... Benoist’in çok çıt kırıldım ve sıradan bir tip olmasıyla role hiç uymaması, dizinin aşırı derece hafif hatta çerezlik hali sayesinde inandırıcılıktan fersah fersah uzaklığı ile tipik superman klişelerini seyirciye boca etmesi tek bir bölümü izlemeyi bile imkansızlaştırıyor. 26 Ekim’de başlayan dizinin sezonu tamamlaması şimdilik zor görünüyor ama DC Comics’in kolay vazgeçmeyeceği de aşikar. 


The Bastard Executioner
“Sons of Anarchy”nin yaratıcısı Kurt Sutter’ın yeni dizisi 14. yüzyıl İngiltere'sinde geçen bir tarihi drama. Dönemin tuhaf inanışları ve şiddetinden beslenen dizi, eski bir şövalyenin her şeyini kaybettikten sonra intikam için bir cezalandırıcının yerine geçmesini anlatıyor. Neler bildiği ve nasıl bir plan yaptığını bilmediğimiz bir cadıdan da yardım alıyor. O intikam planları yaparken yerleştiği kalede de bir iktidar savaşı mevcut. Lee Jones, Stephen Moyer, Matthieu Charneau, Katey Sagal, Flora Spencer-Longhurst, Kurt Sutter, Sam Spruell ve Darren Evans’ın başını çektiği oyuncu kadrosu ile büyük merak uyandırmıştı. FX ekranlarında 15 Eylül’de başlayan dizi daha ilk bölümden hayal kırıklığı yaratmıştı. Jones’un role hiç uymaması, saçma bir senaryo ile çok amaçsız olması ve aşırı temposuzluğu yüzünden sezonun en kötüsü olmayı hak eden dizinin iptali de gecikmedi. Üstelik iptal kararı kanaldan değil “Kimsenin izlemediği bir dizi için yazmak istemiyorum” açıklamasıyla Kurt Sutter’dan geldi...


The Grinder
Fox'un dizi ile gerçek hayatı bir tutan karakterinin peşinden giden komedisinin yaratıcıları da sinema destekli isimler Andrew Mogel ve Jarrad Paul. Jonah Hill ile birlikte kotardıkları “Allen Gregory” ile hüsranı sonrası “The D Train” ile ilk film sınavını başarıyla geçen ikili yıla bir de “Bruce Almighty”nin devam filminin senaristi olarak duyurulma başarısını eklemiş durumda. Rob Lowe, Fred Savage, Mary Elizabeth Ellis, Natalie Morales, Hana Hayes, Connor Kalopsis ve William Devane de oyuncu kadrosunun başını çeken isimler. Sekiz sezon boyunca bir dizide avukatı canlandırmış Dean, dizinin finalinden sonra doğan boşluğu kardeşinin yanında değerlendirir. Evli ve iki çocuklu kardeşiyse gerçekten avukattır. Dizide canlandırdığı karakteri gerçek hayatta da uygulayabileceğini düşünen Dean, kardeşinin davalarına karışmaya başlayınca ortaya eğlence çıkar. Kardeşler arasındaki özgüven çatışmaları, davalarda favori replikler derken şen şakrak ilerleyen dizi hemen kendini sevdiriyor. 29 Eylül’de başlayan dizi üçüncü bölümünün ardından 22 bölümlük tam sezon onayını aldı. Vasatı aşıyorsa da tek numarasının tüm sezona yansıması kendini tekrar etmek olacak. 


The Last Kingdom
Sezonun senaryo anlamında en önemli projesi, Bernard Cornwell'in dokuz kitaplık serisi “The Saxon Stories / Savaş Lordu Yıllıkları”ndan uyarlama. BBC America ve BBC Two’da yayınlanan dizi sekiz bölümden oluşacak ilk sezonuyla tarihi drama açığını gideriyor. İngiltere’nin birleşik krallık olmaya doğru ilerleyen sürecini anlatan “Son Krallık” 9. Yüzyılda geçiyor. Serinin ilk iki kitabından kotaran Stephen Butchard. Alexander Dreymon, David Dawson, Tobias Santelmann, Emily Cox, Adrian Bower, Thomas W. Gabrielsson, Matthew MacFadyen ve Ian Hart oyuncu kadrosunun başını çekenler. M.S. 9 yy İngiltere’sindeyiz. Birçok krallığın Vikinglerin istilası altında… Sakson sancak beyi ile tanışıyoruz. Vikinglerin saldırısı altında büyük oğlu ölünce onun adını küçük oğluna veriyor. Böylece kahramanımız Uhtred ile tanışıyoruz. Uhtred bir İngiliz asilzadesi olsa da babasını öldüren Vikingler tarafından kaçırılır ve büyütülür. Büyünce onu büyütenleri bir başka Viking öldürür ve artık sakson Uhtred’in artık iki amacı vardır. Sakson olarak atalarının topraklarını geri almak, Viking olarak da onu büyüten ailenin intikamını almak. Bu planda Viking istilasına karşı koyarak son krallık adını alan Wessex ve büyük Alfred de yer alır. İleri görüşlü Kral Büyük Alfred’in arzusu krallıkları birleştirmektir. Cornwell'in tarihi gerçek kişilerle harmanladığı seri bir yandan savaş ve istilaya odaklanırken diğer yandan da politika, din ve kimlik gibi birçok kavramı işliyor. Senaryosunun çok iyi olduğunu belirtmeye gerek yok, iyi oyunculuklar ve yönetimle sezonun en iyilerinden biri. Tarihi drama arayanlar için biçilmiş kaftan.


The Player
Konusu ve ilk fragmanıyla yapılan tanıtımlarından itibaren sezonun en zayıf halkası olarak adlandırılan dizinin hafif aksiyon açığını giderme planı sadece Wesley Snipes özlemini gidermek isteyenleri sevindirebilmişti. Dizinin yaratıcıları John Fox ve John Rogers. “Dr. Ken” ile komedi sınavı veren Fox ile “Leverage”in yaratıcısı Rogers kendilerinden beklenmeyecek derecede ortaya karışık bir konu üreterek sadece aksiyonu gazlamayı hedeflemiş. Philip Winchester, Charity Wakefield, Damon Gupton ve Wesley Snipes da oyuncu kadrosunun çekirdeğini oluşturuyor. Las Vegas’tayız ve zenginlerin özel güvenliğini sağlayan eski ajan Alex Kane ile tanışıyoruz. Yeteneklerini sergilemesinin hemen ardından eski karısı ile geçirdiği gecenin sabahında hayatı değişiyor. Eşi ölmüş, yüzünü tam göremediği biri var ama delillere göre suçlu kendisi. Tam da bu zor anında devreye gizli bir organizasyon giriyor. Tüm kaynakları seferber ederek Las Vegas’ta oluşacak suçlar üzerine bahis oynayan bir zenginler topluluğu. “Kumarbazların bahis oynayacak birine ihtiyaçları var. Biz de bir oyuncu yarattık. Kaynakları ve yetenekleriyle insanlığın kötülüklerine karşı gelecek bir adam.” diyerek açıklanan oyunda insanların hayatı üzerine kumar oynanıyor. Bir patron ve bilgi paylaşımında bulunarak oyuncuya yardımcı olan dağıtımcı’nın teklifini kabul ediyor ve macera başlıyor. Her bölümde işlenen aksiyonun dışında Alex’in eşinin ölümünün perde arkasını araştırması da sürüyor. “Person of Interest”in kumar versiyonu olarak kötü bir senaryoya sahip dizi olayları çok kolay çözüyor ve heyecan yaratmaktan çok uzak. NBC’de 24 Eylül’de başlayan ve beklenen izleyici oranını yakalayamayan “The Player”ın önce bölüm sayısı 13’ten 9’a düşürüldü sonrasında da iptal kararı geldi.


The Romeo Section
CBC’nin sürpriz ajan dizisi sezonun en sessiz sedasız başlayanı... Yaratıcısı da seksenlerin ünlü dizileri “Airwolf” ve “MacGyver”a senarist olarak katkı vermiş bir isim olan Chris Haddock. Bizde bilinmese de yedi sezonu deviren “Da Vinci's Inquest”in yaratıcısı olarak da hatırlanan Haddock bol ödüllü iyi dizilerle iz bırakmış bir isim. Andrew Airlie, Jemmy Chen, Juan Riedinger, Stephanie Bennett, Eugene Lipinski ve Manny Jacinto’nun başını çektiği oyuncu kadrosunda tanıdık isimler yok ama zaten dizinin yıldızı onlar değil senaryo... Tam anlamıyla hikayenin ortasına dalarak başlayan dizi sorularla yoğrularak ilerliyor. Genel bir gerilim mevcutsa da neyin gerilimi olduğunu anlamak da mümkün değil. Profesör Wolfgang McGee ile tanışıyoruz. Casusların görevlendirilmesinden de sorumlu olan akademisyenimiz Kanada İstihbarat Birimi adına çalışıyor. Tek bir işle de uğraşmıyor. Uyuşturucu baronunun karısıyla ilişki yaşayan bir adamla çeteyi çökertmeye çalışırken, iltica etmek üzere saklanan bir uzakdoğulunun da peşinde. Bir çiçek gibi yavaş yavaş açan senaryosuyla gidişatı çok iyi olan dizi on bölümlük ilk sezonu için umut vaat ediyor. İkinci sezon onayını alması da hiç sürpriz olmaz. Daha fazla bilinmesi ve izlenmesi gerekenlerden biri... 


Truth Be Told
Bütün tanıtımlarını “People are Talking” adıyla yaptıktan sonra değişikliğe giderek kafaları karıştıran komedi bu dezavantajla geride başlayanlardan. NBC komedisinin yaratıcısı geçen yıl “Growing Up Fisher” ile hüsran yaşayan DJ Nash. Hangi diziye el atsa kurutan Nash’in yeni komedisinde oyuncu kadrosunun başını da Mark-Paul Gosselaar, Tone Bell, Vanessa Lachey ve Bresha Webb çekiyor. Biri beyaz biri siyah iki komşu çiftin arasında geçenlere odaklanan dizi, dostların yaşamlarında gözlemledikleri kavramlar üzerine çene çalmalarından komedi yaratmaya çalışıyor. Dadının porno yıldızı çıkması gibi ucuz yollara da başvuran komedi güldürmekten çok uzak. 16 Ekim’de vasat bir izlenme oranıyla başlayan dizi, altıncı bölümünün ardından 10 bölüme düşürülerek iptal edilmenin kıyılarında gezinmeye başladı. Kalan dört bölüm yayınlanmaya devam eder mi bilinmez ama ikinci sezonu göremeyeceği kesin gibi.


Wicked City
ABC’nin geçtiği dönem ve kült mekanları kullanmasıyla dikkat çekerek merakla beklenen draması sezonun kayıtlarına yılın faciası olarak geçti. Aslında kağıt üzerine hiç sorun görünmüyordu. Yazıp yönettiği “Feeling Minnesota” ile tanıdığımız “Brother's Keeper” ile vasat iş çıkarsa da “Get on Up”ın senaristlerinden biri olarak kendisini tekrar hatırlatan Steven Baigelman ilk dizisindeydi. Jeremy Sisto, Taissa Farmiga, Gabriel Luna, Jaime Ray Newman, Evan Ross, Ed Westwick, Anne Winters, Karolina Wydra ve Erika Christensen’in başını çektiği oyuncu kadrosu da çok sağlamdı. Konu da çok iyiydi. Los Angeles tarihinin en caf caflı döneminde gerçekleşen seri cinayetlere odaklanacaktık. 1982 yılında kendi ritüelleri olan bir katil kendisi gibi birini bulmuş ve kadını öldürmek yerine kendisine partner yapmıştı. Dedektiflerimiz de gayet iyiydi. Seri katil çiftimiz meşhur konser mekanlarından seçecekti kurbanlarını ama olmadı. 27 Ekim’de başlayan Salı dizisi kötü bir pilotla başlamanın faturasını üçüncü bölümünün hemen ardından iptal olarak ödedi.


You, Me and the Apocalypse
Amerikan-İngiliz ortak yapımı kıyamet komedisi insanlığın sonunu getirirken beş uyumsuzun birlikte çalışma zorunluluğuna odaklanıyor. “You, Me, and the End of the World” adıyla bilinen dizinin 10 bölümlük ilk sezonu 30 Eylül’de Sky 1’de başlarken, NBC’de ise sezon ortasında başlayacak. Dizinin yaratıcısı Iain Hollands iki sezonluk “Beaver Falls”dan sonra ikinci denemesinde. Rob Lowe, Jenna Fischer, Megan Mullally, Mathew Baynton, Joel Fry, Paterson Joseph, Gaia Scodellaro, Pauline Quirke, Fabian McCallum ve Kyle Soller da oyuncu kadrosunun başını çekenler. Birbirinden çatlak karakterlerle kıyameti evlere şenlik hale getiren dizi bizi asabi rahip, fazla kibar bankacı, mikrop fobili siber terörist, ölümden dönen bir çocuk, bakire rahibe ve bir Amerikan generali ile tanıştırıyor. Beklenmedik şekilde bir araya gelmek zorunda kalan kahramanlarımıza odaklanıyoruz... Dünyanın sonu gelmek üzere, herkes durumu kabullenmiş... Bu kaos ortamında yaşanacak tuhaflıklarınsa haddi hesabı yok gibi... Sezonun en iyi pilotlarından biriyle başlayan dizi İngiltere’de gereken ilgiyi fazlasıyla görerek şov yapıyor. Amerika yayınından sonra ek bölüm siparişi alarak uzaması yerinde olur. Farklı komedi arayanlar kaçırmasın...



Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template