♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Fantastic Four : Kandırıkçı Paralel

Senaristler kahraman yaratamıyorsa çizgi romanlar ne güne duruyor düsturuna sıkı sıkıya yapışan yapımcıların hepsinin etinden sütünden faydalanma çabası her zaman isteneni vermiyor. Marvel’ın en uzun soluklu süper kahraman takımı olan Fantastik Dörtlü’nün sekiz yıl sonra yeniden dönüşü de buna ders niteliğinde bir örnek. Gişede isteneni verse de bir türlü diğer süper kahraman filmlerinin yanına yaklaşamıyor ve kaderi izle unut filmlerinden öteye geçemiyor. Üçüncü deneme bu kez hikayenin öncesine odaklanıyor.

Stan Lee ve Jack Kirby’nin yaratıcısı olduğu kahraman topluluğunun doğuşu Kasım 1961 olduğunu en başta belirtelim. İlk sinema uyarlaması için 1994 yılına kadar beklemiş olsa da Roger Corman prodüktörlüğündeki film vizyon yüzü görmeden ölü doğmuş. İkinci uyarlama ise hedefi tutturmuş ve yüzleri güldürmüştü. 2005 yapımı Tim Story imzalı “Fantastic Four”un dünya çapında gişesi 330 milyon doları bulunca iki yıl sonra aynı ekipten devam filmi “4: Rise of the Silver Surfer” gelmişti ve o da aynı rakamı yakalamıştı gişede. O gişe rakamlarına rağmen ikisi de vasat filmlerdi ve saçma oyuncu seçimleriyle sınıfta kalmışlardı. Zaman geçtikçe unutulmaya yüz tutan kahramanları yeniden diriltme yoluna giden Marvel bu kez hikayenin başını meyletmiş. “Mr. & Mrs. Smith”, “X-Men: The Last Stand”, “Jumper” ve “Sherlock Holmes”un senaristi olarak tanıdığımız Simon Kinberg ve Jeremy Slater’in kotardığı senaryoyu peliküle aktaran isim de ilk filmi “Chronicle” ile önemli çıkış yapan Josh Trank. Filmin konusu düşünüldüğünde çok doğru bir seçim... Yenilenen oyuncu kadrosunun başını da Miles Teller, Kate Mara, Michael B. Jordan, Toby Kebbell ve Jamie Bell çekiyor. 

Reed’in çocukluğuyla açılışını yapan film Ben ile kurdukları dostluğu da işledikten sonra adımlarını takımı toplamak için atıyor. Süper kahraman filmlerinde görmeye alışık olmadığımız karakterleri tanıtmaya odaklanan anlar sayesinde öncülünün yarattığı soruları cevaplandırarak ilerliyor. Zaten filmin izlenebilir tek yönü de o. Meraklısı varsa dörtlünün nasıl oluştuğunu, birbirlerine nasıl ihtiyaç duyduklarını görebilir. Dörtlü hatta beşli ile empati kurabilirsiniz. Kusurları saymakla bitmeyecek filmin heyecandan çok uzak olması başlıca sorunu. Aslında Reed, Sue, Johnny ve Victor Van Doom ışınlanma makinesi üzerinde çalışıyorlar. İnsanlığın rüyası ve geleceği değiştirebilecek bir makine yaratıyorlar ama süreci çok kötü işliyor Fantastic Four. Bilimsel hiçbir açıklama ya da tanımlamaya girişmeden akıcılığı korumaya çalışıyor. Bu tercihin seyircideki yansımasıysa inandırıcılıktan uzaklaşmak ve filmden kopmak oluyor. Zaten sonunu bildiği hikayeyi izleyen seyirciye en azından heyecan verecek hiç bir an barındırmamasını da sağlıyor. Ne aksiyon, ne heyecan ne de görsellik var. Bunlara bir de berbat müziklerini ve finalini de ekleyince ortaya çıkan 100 dakikalık facia oluyor.

Daha insani bir hikaye olarak sunulan Fantastic Four hiç bir etki yaratmayarak en kötü çizgi roman uyarlaması listesine fantastik bir giriş yapmayı başaran kötü bir film. Muhtemel devam filmi ya da yeniden çevrim planlarını da paralel boyuta yollamış olması da kısa günün kârı...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template