♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

The Last Survivors : Yağmuru Beklerken

Olası kıyamet senaryolarının en mantıklısı olarak görünen kuraklık post apokaliptik filmlerin ana malzemesi olmayı sürdürüyor. Gün gelecek en önemli ihtiyaç su olacak ve herkes bir damla su için savaşacak. Hayatta kalmayı becerebilmek de bir sanat haline gelecek. Bomboş bir arazide az oyuncu ve maliyetle kotarılabilen “Mad Max” benzeri filmlerin taze örneği “The Last Survivors” genç bir kızın hayatta kalma mücadelesini anlatıyor.

2014 yapımı Amerikan işi, hem tür kırması hem de birçok filmin harmanı. Yolları 2006’da “All the Boys Love Mandy Lane” ile kesişen Jacob Forman ve Thomas S. Hammock senaryoyu birlikte kotarmışlar, Hammock da ilk yönetmenlik denemesine soyunmuş. Yapım tasarımcısı olarak birçok filmde görev alan Hammock ile Forman çok da uzağa gitmemişler aslında. Bizde “Vahşet Partisi” adıyla bilinen filmin senaristi Forman yine kadın ana karakterle benzer bir iş çıkarmış. Genç kadınların başrollerde aksiyona soyunması rüzgarından nasiplenen isim de dizilerle çıkış arayan Haley Lu Richardson olmuş. Booboo Stewart, Max Charles, Nicole Arianna Fox, Michael Welch ve Jon Gries de ona eşlik eden isimler. Richardson bu başrolden iki en iyi çıkış yapan oyuncu ödülü çıkararak gerekeni fazlasıyla yaparken, “America’s Top Model” programının galibi Fox da fiziğiyle dikkat çekmeyi başarmış. 

Günümüzden birkaç yıl sonrasındayız... Son yağmurun üzerinden bir hayli geçmiş ve kuraklık başlamış. Bu kıyametin sonucu yağmalamalar, ölümler, avareler, güç savaşları derken arta kalan koca bir çöl ve su için yapılan mücadele olmuş. Öncesini bilmediğimiz ama benzer filmlerden alışık olduğumuz bir noktadayız... Kendal ile tanışıyoruz... Korkusuz, akıllı ve çevik bir kız... Zehir gibi diyelim tam olsun... Ailesinin çiftliğinde daha doğrusu çiftliğin geri kalanında Dean ile birlikte yaşıyor. Böbrek hastası olan Dean’in durumu kritik olduğu için bir yere kıpırdayamıyorlar. Hayaller kuran ikilinin hedefi, yeteri kadar suyu stoklamak ve uçağı çalıştıracak parçayı bularak daha iyi bir yere gitmek. Tam plan işliyor derken önce kuyuları kuruyor sonra da bölgedeki kötü adam devreye giriyor. Kendal’ın hayatta kalma mücadelesi de böylece başlıyor...

Birçok filmin harmanı olan konusu çok orijinal olmasa da gerekli hazırlığı iyi yapmış Hammock. Oyuncu kadrosunu iyi seçmiş, kafasındakini peliküle aktarmış. İyi bir atmosfer kurmuş ve seyircisini alışık olduğu bir işleyişle filmin içinde tutmaya çalışmış. Kısmen başarılı da olmuş. Biraz daha özgün olmayı deneyebilseymiş daha iyi bir film çıkarmış ortaya. Western gibi ağır işleyen ve çok kısa aksiyonlarla süren bir kıyamet sonrası örneği bambaşka bir beklenti yaratıyor oysa. Aksiyon korku gerilim diye geçse de kaynaklarda, üçü de değil tam olarak. Zaten korku gerilimin yerinde yeller esiyor, aksiyonu da afişte yarattığı beklentinin çok uzağında. Kendal’ın her dakika birilerine kılıç çekeceğini sananlar hayal kırıklığına uğrayacak. Genç kızımız son yarım saatte eline kılıç alıyorsa da öyle “kill bill” modunda dolanmıyor etrafta. Birebir dövüşlerle kısa aksiyonun içinde yer alıyor sadece. Tabii oraya kadar gelmeyi başarabilirseniz... Bütün bir ilk yarısını hikayesini kurmaya harcayan film ikinci yarısının tamamını bildik numaralarla geçiriyor. En kolay yolu seçerek intikamda karar kılıyor. Her saniyesi daha önce izlenmişlik hissi yaratan filmin vasat senaryosu ve ağır temposuyla kendini fazlaca ciddiye alması en önemli sorunu... Hammock’un elinde, zaten arka planını iyi çizdiği resmin önünde bir aksiyon cümbüşü yaratma fırsatı var aslında. B-türü filme göz kırpabilecekken bir kırma yaratmaya çalışarak bu malzemeyi boşa harcamış. 

Prömiyerini Los Angeles film festivalinde yaptıktan sonra 2014 yılını festivallerde geçiren filmin adı da o arada “The Well” olarak evrilmiş. 20 civarı festivalde yaptığı gösterimden üç ödül çıkaran filmin yarattığı ilgi Mayıs ayında çıktığı ev sineması pazarında da sürüyor. Her post apokaliptik filmden izler taşıyan ve onların karmasından yeni ya da farklı bir şey inşa edemediği gibi temposuzluğuyla seyir keyfi de vermeyen bir 95 dakika sunan “The Last Survivors”, izleyicisine “bir yağmur yağsa da kurtulsak” dedirtiyor.


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template