♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

The Boy Next Door : Bir Gecelik Hata

Her ilişki kaçamağı öyle veya biter ve bir tarafın dikte etmesi halinde diğer tarafın durumu kabullenememesi de başa dert açar. Bazen bunu kabullenme süreci rahatsız edici boyutlara ulaşır, bazen de şiddete... Bu formülü Adrian Lyne 1987 yılında uygulamış ve “Fatal Attraction” hem gişe şampiyonu olmuş hem de ödül canavarına dönüşmüştü. O gün bugündür benzerleri bolca gelen konuya bu kez de Rob Cohen el atmış ve tersyüz ederek Jennifer Lopez faktörüyle ortaya çıkmış 2015 yapımı “The Boy Next Door”... 

Tv dizilerinden ibaret kariyerinin dönüm noktasını “Dragon: The Bruce Lee Story” ile yaşayan Rob Cohen, peşi sıra gişe aksiyonlarıyla devam etmiş ve 2001 yılının en şanslı adamlarından biri olarak ilk “The Fast and the Furious”a imza atmıştı. Bir yıl sonra “xXx” ile şansını iyi kullandığını düşünürken “Stealth” ve “The Mummy: Tomb of the Dragon Emperor” ile başlayan düşüşünü “Alex Cross” ile çöküşe çeviren yönetmen yeniden çıkış arayışını sürdürüyor. Garantili bir formülle geri dönmek istemiş bu kez. Verdiği üç yıllık aradan dönerken adını ilk kez duyduğumuz Barbara Curry’nin senaryosuyla çıkmış yola. Jennifer Lopez, Ryan Guzman, Ian Nelson, John Corbett ve Kristin Chenoweth’in başını çektiği oyuncu kadrosuyla bir gecelik ilişkiden doğan arızanın seyircisini germesini bekliyor.

Eşinden ayrılmak üzere olan güzel öğretmenimiz Claire Peterson oğlu Kevin ile yeni hayatına alışma sürecinde. Arkadaşı Vicky’nin ısrarla hayatına yeni bir erkek alması çağırıları arasında bocalamakla meşgul. Tam bu dönemde yan komşularının yeğeni Noah tam da ihtiyaç anında karşılarına çıkıyor anne oğulun. Çabucak “iyi çocuk” etiketini alıyor. Daha fazlasını almasıysa Claire’in kötü geçen gününün sonuna denk geliyor. Bir gecelik ilişki diye bakıp unutmak istese de Noah için durum özel bir bağın başlangıcı... Bir aşkın doğuşu olarak nitelendiriyor ve psikopat yanını sergilemeye başlıyor.

“Fatal Attraction”ı bir kaç dokunuşla değiştirip rolleri ters yüz ederek gerilim denemesine soyunan film, tamamen klişeler üzerinden gitmesi bir yana berbat bir senaryoyla yola çıkmış. Her tarafı dökülen senaryonun hataları ve gedikleri de bol. En başta karakterlerin inandırıcılığı sıfır... Claire’in edebiyat öğretmeni olması, Noah’ın klasik romanları seviyor oluşu, en yakın arkadaşın müdür yardımcısı olması gibi hatalı tercihlerden geçilmiyor senaryo. Girişilen yan öykülerde aynı hatalı tercihlerden ibaret olunca sonuç fiyaskoya dönüşüyor. Gerilim için iyi bir atmosfer yaratılmasını unutmuş gibi görünen Rob Cohen, mantık ve tutarlılığı da tamamen göz ardı etmiş olmalı. Zira Lopez’i seksi bir kadın olarak yangın yerine çevirmiş ama daha sabahında namuslu aile kadınına çeviriyor. Bu tip karakter tutarsızlıklarıyla filmi yamalı bohçaya çevirince ortalarda başlayan gerilim anlarının etkisi sadece komedi olabiliyor. Psikopat oğlanımızın yaptıkları da insanın hayatını kabusa çevirecek şeyler değil. Gençlik filmlerinde bile bundan daha iyi planlar görmüştük. Zaten iyi başlamayan film bir türlü geremeyince de sonuna kadar izleme meraklısı kim kaldıysa onlarla ilerleyebiliyor. Kötü finalle onları da ödüllendiriyor.

Amerika’da 23 Ocak’ta gösterime giren 4 milyon dolar bütçeli film, ilk üç günde topladığı 14 milyon dolarla hemen kâra geçmişse de kötü olduğu anlaşılınca devamını getiremedi. Hem salon sayısında hem de haftalık rakamlarda düşüş gösterince unutulup gitti. Bizde de 6 Mart’ta gösterime gireceği açıklanan filmin bu fiyasko sonrası vizyon görüp görmeyeceği belirsizliğini koruyor. Yaz sıcaklarında karşımıza çıkması olası...

Bilinen formülü klişeler üzerinden işletmeyi bile beceremeyen berbat senaryosuyla gerilimin yanından bile geçemeyen “The Boy Next Door”, 91 dakikalık bir işkence... Lopez’in ateşli sevişme sahnesi üzerinden prim yapmak için atılan oltaya gelerek bir hata da siz yapmayın...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template