♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Gallows Hill : Tuttuğun Sırlar, Gün Gelir Tırmalar...

“Her şey bir sırla başlar... Hepimizin sırları vardır. Hepimizin sırları farklıdır. Sırlarımızın çoğu fazla yük getirmezler. Ama bazıları... Bazı sırlar sevdiğin her şeyi yok edebilirler.” O sırların açığa çıkacak olma ihtimali, insanın en zayıf noktasıdır... İnsanın kendini kandırmasına dayanırlar bolca... Öyle ya, şeytana uyulmuştur ve unutulmak istenen hata yapılmıştır... Bu zayıflıktan da yararlansa yararlansa şeytan yararlanır... Bu mantıkla kurulan öyküyü, girişteki alıntıyla sunarak korkutmayı deneyerek anlatıyor 2013 yapımı Amerikan işi “Gallows Hill”...

David Higgins ve Richard D'Ovidio’nun başının altından çıkan öyküyü, D'Ovidio senaryolaştırmış... Adını ilk kez 2001 yapımı aksiyon “Exit Wounds”da gördüğümüz D'Ovidio, aynı yıl “Thir13en Ghosts”a da imza attıktan 12 yıl sonra, yine aynı yıla iki senaryo sığdırarak dönmüş... Geçtiğimiz yıl vizyona giren gerilim “The Call”la iyi iş çıkartıp, daha bildik olanı sonraya saklamış... Yönetmen koltuğundaysa video pazarına sürülen devam filmleriyle pişen İspanyol Víctor García oturuyor... Yönetmenliğe, 2003’de 9 dakikalık kısa metrajı “El Ciclo” ile ödüllü bir başlangıç yapan Garcia, dört yıl sonra mini dizi “30 Days of Night: Blood Trails”in ardından “Return to House on Haunted Hill”le ilk uzun metrajına imza atmıştı... Sonrası da öyle gitti... 2010’a b-türü facia tv filmi “Arctic Predator” ve “Mirrors 2”yi sığdıran Garcia, bir yıl sonra da “Hellraiser: Revelations”ın ardından beşinci filminde orjinal metinle çalışma fırsatı yakalamış... Hayli tanıdık simalardan oluşan oyuncu kadrosunda Peter Facinelli ve Sophia Myles başı çekerken, onlara Nathalia Ramos, Carolina Guerra, Sebastian Martínez, Gustavo Angarita ve Juan Pablo Gamboa eşlik ediyor... Özellikle Guerra’nın fiziğinin filmi izlenir kıldığını belirtelim...

Aslında filme dair yazılabilecek bir şey yok... Yaratıcılıktan uzak bir konu ve beceriksizliklerle donanmış bir senaryo var karşımızda... Hatta yok desek daha iyi... Mecburen çıkılmış bir yolculuğun zincirleme kötü olayları sonucunda işin ölüm kalım meselesine gelişi... Evlenmek üzere olan dul baba, tatildeki kızına ulaşamayınca soluğu yanında alıyor... Kolombiya’da tatil yapan kızını bulduğunda da ekip, sevgili ve teyze ile tamamlanıyor... Klişelerin resmi geçidi de böylece başlıyor... Baba kızın arası bozuk, saçma sapan bir sebeple çıkılması zorunlu yolculuk, kötü hava şartları, polisin uyarısı, hiçliğin ortasında yapılan kaza ve sığınılan metruk ev... Evde başa gelenleri de filmin konusu açık ediyor... Ekibin evde farkettiği tuhaflık sonrası bodrumda kilitlenmiş kızı serbest bırakması, tehlikeyi yaratmış oluyor...

Mantıksızlıklarla dolu senaryo tüm klişeleri kullanırken, karakterlerini de o anda gerekli olana dönüştürerek ilerliyor... Bir yaralanma olunca, müstakbel eş doktora dönüşüyor örneğin... Kötünün öldürülünce başka bedene atlaması başta olmak üzere türlü mavrayla, daha önce izlemiştim hissi bir türlü peşinizi bırakmıyor... Gerekli atmosferi de kuramayan Garcia, tempoyu da ayarlayamayınca 87 dakikayı geçirmekte zorlanmış... İspanyolca konuşmaların çevrilmesiyle harcanan zaman imdadına koşmuş neyse ki... Ortada konu olmayınca, sonu da zoraki geliyor ve berbat bir finalle işkence bitiyor...

Prömiyerini Ekim 2013’de Sitges Film Festivalinde yapan film, nasıl olduysa en iyi film için de yarışmış... Aldığı kötü eleştiriler sonrası Amerikan pazarına sıfırdan başlamak için “The Damned” adını alarak dolaşıyor Ağustos ayından bu yana... Bizde de 17 Ekim’den bu yana “Şeytan Tepesi” adıyla vizyonda...

Sıkıntıdan kanalları karıştırırken denk geldiğinizde bir heves izlemeye başlayıp on dakika sonra kötü olduğunu anladığınız filmler vardır ya... İşte tastamam onlardan “Gallows Hill”... Bolca klişe ve öykünme, yer yer saçmalayarak komediye dönüşen senaryosu ile hissettirdiği tek şey, ben bunu daha önce izledim hissi...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template