♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Dizi Raporu : Nisan Yenileri

Sonbahar sezonunda başlayan dizilerin birer birer sezon finali yaptığı Nisan ayında tam 16 yeni dizi ekranlarda izleyici karşısına çıktı... Merakla beklenen “Fargo”, “Turn” ve “Salem” şimdilik beklentileri karşılarken, İngiliz dizilerinin bir kaçı ay bitmeden finallerini yaptı bile... İşte tarihi drama ağırlıklı Nisan dizileri ve değerlendirmeleri...


Bad Teacher
CBS’in yeni komedisi aynı adlı 2011 yapımı filmden uyarlama... “My Name Is Earl”, “Community” ve “Happy Endings”in yazar kadrosunda pişen Hilary Winston’ın yaratıcısı olduğu dizinin çekirdek kadrosu da Ari Graynor, Sara Gilbert, Ryan Hansen, Sara Rodier, Kristin Davis ve David Alan Grier’den oluşuyor... Graynor’un role oturduğunu söylemek zor hele de Cameron Diaz’dan sonra hiç çekilmiyor ama rol arkadaşlarıyla uyumlu hiç olmazsa... Boşanma ile her şeyini kaybettiğini öğrenince hemen zengin koca avlayacağı bir iş arayan Meredith’in sosyal bilimler öğretmenliğine başlıyor... Güçlü kadın imajıyla herkesi fethedip, yalanlarını da bu sayede örtüyor... Neden böyle bir zamanda başladığını gösteren vasat pilotla pek umut vaaedetmiyor... Müdür karakteri için bir nebze izlenirlik payı var... 


Black Box
ABC’nin yeni medical draması, deneme bölümü istemeden sipariş almasıyla merak uyandırmıştı… Beyne odaklanan dizi, adını da doktorların deyiminden alıyor… Tıptaki tüm gelişmelere rağmen insan beyni halen gizemini koruyor… Dizi de bu gizeme dünyaca ünlü bir nörolog üzerinden bakıyor… The Cube adlı ileri teknoloji tıp merkezinde görevli Catherine Black alanında uzman… Ama bu uzmanlığının yanında bir de sırrı var… O da nörolojik hastalığıyla boğuşuyor, ilaçlarla yaşamak zorunda ve tedavisi yok… Üstelik ilaçlara karşı da pek tutarsız, almadığında farklı biri oluyor… Konumuz da vakaları hastaların gözünden görerek çözen doktorun bu iki farklı yaşam mücadelesini anlatıyor… Zeki ve güzel doktorun şizofreniyle olan mücadelesi, son yıllarda bolca izlediğimiz peşinden gidilesi karizmatik karakterlerle dolu dizilerin son halkası… Dizinin yaratıcısı sinema dünyasından bir isim, Amy Holden Jones… Dört filmlik yönetmenlik kariyerinde en çok “The Rich Man's Wife”la bilinen Jones, “Mystic Pizza”, “Indecent Proposal” ve “Relic”in senaristi… “Eden Lake” ile yıldız adayı olan Kelly Reilly’nin başını çektiği kadronun diğer oyuncuları Ditch Davey, David Ajala, Ali Wong, Laura Fraser, David Chisum, Siobhan Williams, Terry Kinney ve muhteşem kadın Vanessa Redgrave… 13 bölümden oluşacak dizi 24 Nisan’da gayet iyi bir pilotla başladı… İlgi çekici ve sürükleyici ama çok bildik bir konunun üzerinden gitmesi akla bolca dizi geliyor… Örneğin geçen yıl iptal edilenlerden “Do No Harm” ilk akla gelenlerden… İlk bölümden görünen, beklentileri karşılayamadığı ve izlemek için sezon onayını beklemek gerektiği…


Deadbeat
Online izleme sitesi Hulu’nun tüm bölümleri aynı gün yayınlanan doğaüstü komedisinin ilk sezonu 10 bölümden oluşuyor... “Wilfred”in yazar kadrosundan Cody Heller ve Brett Konner’ın yaratıcısı olduğu dizinin başrolünde komedilerin yan karakter oyuncusu olarak sivrilen Tyler Labine yer alırken, Brandon T. Jackson’da ona eşlik ediyor... Labine hayaletleri görebilen tuhaf ve ezik bir adamı canlandırırken adı ilginç: Kevin Pacalioglu... Yapacak son işlerini halledemedikleri için dünyada kalan ruhlara yardım eden Kevin’in maceraları daha çok Labine’in enerjisi üzerinden gitmeye çalışıyor... İlk bölümden yaşlı kadınla sex gibi ancak çaresizlik anında başvurulabilir konuyla diziye giriş sonraki bölümler için hiç umut vermiyor... 9 Nisan’da yayınlanan dizi, 30 Nisan itibariyle ikinci sezon onayını almış durumda...


Faking It
MTV’nin gençlik komedisi, okulda popülerlik mevzuları üzerinden gitmeyi seçenlerden... İlk bölümü 22 Nisan’da yayınlanan dizinin yaratıcıları iki aktrist... İkisi de Adam Sandler filmlerinin yan karakter oyuncuları olan Dana Min Goodman ile Julia Wolov, “Punk'd” ve “Good Vibes”ın yazar kadrosunda pişmiş ve kendi dizilerini yaratmış... Aslında pek yaratılacak bir şey de yok... Rita Volk, “American Idol”la tanınan Katie Stevens, son olarak “Pretty Little Liars”da izlediğimiz Gregg Sulkin, “Bunheads”den Bailey Buntain ve “United States of Tara”dan Michael Willett’in başını çektiği kadro gayet iyi bir karışım... Bir de kızlar güzel olsaymış daha iyi olabilirmiş zira Volk ve Stevens hayli itici duruyorlar... İki yakın arkadaş kızın okulda popülerleşme hayallerini gerçekleştirmek için plan yaptıkları sırada tanıştıkları bir gay’in onları lezbiyen çift zannetmesiyle başlıyor her şey... İkili bunu avantaja çevirmek istiyor ve bozuntuya vermiyor... Bu yalanı yaşama halleri de dizimizin konusunu oluşturuyor... Gayet vasat bir pilotla başlayan dizi ortalama gençlik komedisi olarak umut vaadetmeyenlerden... Türün bağımlısıysanız o başka...


Fargo
Coen biraderlerin 1996 yapımı aynı adlı başyapıtından uyarlanan dizi, sinemadan ekrana taşınanların şimdilik son halkası... Lakin diğerlerinden farklı olarak biraderler bizzat işin içinde... “Bones” ekibinde uzun süre yer alan ve 2006 yapımı “The Alibi”nin senaristi olan Noah Hawley uyarlamayı kotaran isim... 2009’da ikinci sezonu göremeyen projesi “The Unusuals”la polisiye komediyi deneyen Hawley, yine aynı şeyi çok daha sağlam temellerle yapıyor...  Billy Bob Thornton, Allison Tolman, Colin Hanks, Martin Freeman, Adam Goldberg, Oliver Platt ve Keith Carradine’in başını çektiği oyuncu kadrosu bir tv dizisi için fazla... İlk bölümü 15 Nisan’da yayınlanan dizi, geride kalan üç bölümde coşuyor da coşuyor... Diziye benzemiyor, basbaya film havası mevcut... Müthiş ilk bölümü bir dizinin ilk bölümü nasıl olmalı sorusunun yanıtı adeta... Ayrıca çok komik... Gerek orjinal karakterleri ve senaryosu, gerekse de oyunculuklarıyla sezonun en iyi işlerinden... Özellikle Freeman döktürüyor... 10 bölümlük dizi, filmden serbest uyarlama olarak işliyor ve farklılıkları hemen göze çarpıyor... Örneğin ana karakterimiz hamile polis yer almıyor, onun yerine hamile polis eşi var... Konusunu anlatmayayım, nasıl olsa izleyeceksiniz... Filmi izlememiş olanların bile aynı tadı alacağı müthiş bir dizi...


Friends with Better Lives
Kanalların yeni “How I Met Your Mother” yaratma arayışlarının şimdilik son halkası CBS’in 31 Mart gecesi yayına başlayan komedisi tv efsanesi “Friends”in yazar kadrosundan Dana Klein’in yaratıcısı olmasıyla umut vaadediyor ve merakla bekleniyordu... Tanıdık isimlerde oluşan kadro da gayet iyi denebilir... “Dawson” olarak kalan James Van Der Beek, “Roswell”den Majandra Delfino, “Whitney”den Zoe Lister-Jones, “Entourage”den Kevin Connolly ve Brooklyn Decker çekirdek beşlimiz ve gayet uyumlular... Beş arkadaşın maceraları... Bebek bekleyen çift gayet mutlu ama bolca da yorgun, ama mekanımız da onların evinde... Biri zor erkek beğenen, biri şıpsevdi iki kadın ile boşanmayı kabullenmeyen erkeğin ilişkilerle imtihanı dizinin konusunu oluşturuyor... Her daim uygulanan şablonda herkes üzerine düşeni yapıyor, vasatın üzerinde ilk bölümle gayet iyi bir girişte yapılıyor... Karakterlerini de çok çabuk oturtan FwBL, yoklukta izlenebilecek diziler sınıfında görünüyor... Beklendiği gibi değil ama izleyeni de sıkmaz...


Happy Valley
BBC’nin altı bölümlük draması polisiye odaklı dizilerden… 29 Nisan’da başlayan dizinin yaratıcısı “Last Tango in Halifax” ile iki Bafta ödülü kazanan Sally Wainwright, yönetmen koltuğundaysa hayranı olduğumuz dizilerin yönetmeni Euros Lyn oturuyor… Ki “Torchwood”, “Doctor Who”, “Sherlock”, “Black Mirror” ve “Broadchurch” bunlar arasında en çok öne çıkanlar… Sarah Lancashire, Steve Pemberton, James Norton, Adam Long, Joe Armstrong, George Costigan, Siobhan Finneran ve Ian Champion’dan oluşan oyuncu kadrosu da aynı sağlamlıkta… Polis merkezine ihbarda bulunan bir adamın, patronunun kızını fidye için kaçırdığını ve aldığı parayla kendi çocuğunu özel okula göndereceğini söylemesiyle olaylar başlar… Bu durum ihbarı yaptığı çavuş için kendi ailesini yok eden adamla yüz yüze gelmesini de doğurunca her şey kontrolden çıkar…


Jamaica Inn
Daphne Du Maurier’in gotik romanının şimdilik son uyarlaması üç bölümlük BBC mini dizisi, tipik İngiliz işlerinden... Daha çok 1939’da Hitchcock ustanın uyarlaması ile hatırlanan “Jamaica Inn”, bu kez Emma Frost imzalı... “Shameless”in yazar kadrosunda pişen Frost, “The White Queen” ile rüştünü ispat etmiş ve uyarlamanın altından kalkabileceğini göstermişti... Yönetmen koltuğundaysa “Call the Midwife” ile Bafta sahibi olan Philippa Lowthorpe oturuyor... “Downton Abbey”nin Lady Sybil’i Jessica Brown Findlay, “The Borgias” ve “Southcliffe”den hatırlayacağımız Sean Harris, yine “The Borgias”dan Joanne Whalley, “Misfits” Seth’i Matthew McNulty, son olarak “House of Cards”da izlediğimiz Ben Daniels  ve usta aktrist Shirley Henderson’un başını çektiği kadro da hayli iyi... Dizinin konusunu ilk bölüm itibariyle analım ki spoiler olmasın... Mary Yellan, annesinin ölümü sonrası soluğu teyzesinin yanında alır... Teyzesinin kocası Joss’un kendisi gibi tuhaf işletmesi Jamaica Han’ında olayların eksik olmadığını anlamasıyla tehlikenin tam ortasındadır artık... Çok koyu bir İngiliz dizisi olarak izlemesi zor bir dizi olduğunun altını çizeyim... Çok durağan, az aksiyon, az diyalogla konusunu ince ince işlemesine sabredebilirseniz keyif almak mümkün... Aksi halde zaman geçmek bilmez...


New Worlds
Channel 4’ün yeni tarihi draması, 2008 yapımı “The Devil's Whore”un devamı... Martine Brant ve Peter Flannery altı yıl aradan sonra konularına yeniden dönüyor ve bir sonraki kuşağa geçiyor... Yönetmen bu kez Charles Martin... “Once Upon a Time” ve “The Fall”dan Jamie Dornan, “Beautiful Creatures”ta izlediğimiz Alice Englert, “Skins”in Mini’si Freya Mavor, “Game of Thrones”un Gendry’si Joe Dempsie ve usta aktör Jeremy Northam’un başını çektiği kadro gayet iyi... Konumuzda İngiliz iç savaşı... 1680 yılındayız, II. Charles’ın koltuğu tehlikede... Tahtın ortadan kalkmasından korkmakla da bitmez iş, puritanlar da kendi cumhuriyetlerini kurup yeni bir İngiltere kurmuştur... Yeni İngiltere’nin başındaki belada yerli Amerikalılardır... Dört bölümlük mini dizi için hayli geniş bir konu seçen dizi, ilk bölümden gayet güzel giriyor işe... Sonraki bölümlerde de dağılmadan devam ediyor... Çok özel bir yanı olmasa da tarihi drama sevenleri fazlasıyla memnun edecektir...


Playing House
USA Network’ün 29 Nisan’da başlayan komedisi, iki kadının etrafında dönen arkadaşlık ve destek öyküsü... Başrolleri de paylaşan Lennon Parham ve Jessica St. Clair’ın yaratıcısı oldukları dizide ikiliye “Key and Peele”den Keegan-Michael Key, “The Office” Gabe’i Zach Woods, Lindsay Sloane ve Brad Morris eşlik ediyor... “Best Friends Forever”dan sonra ikinci dizilerinde iki yakın arkadaşı canlandıran ikili benzer projeyle şanslarını bir kez daha deniyor... Çok klişe bir durum söz konusu... Çocukluktan beri arkadaş iki kadın... Biri Çin’de iş kadını olmuş Maggie, başarının yürüyen adı gibi görünüyor... Diğeri doğduğu kasabadan ayrılmamış Emma, evlenmiş ve çocuk bekliyor... Emma’ya destek olmak için ilk boş zamanında yanına gelen Maggie, kendini bir dizi olayın içinde buluyor... İnternetten bir kadınla çoktandır sevgili olduğu öğrenilen eş kapı dışarı ediliyor ve dizimizin konusu olacak karar alınıyor: Maggie geri dönmeyecek ve ikili çocuğu birlikte büyütecek... Kötü bir ilk bölümle başlayan dizinin kısacık süresi bile bir türlü akmak bilmiyor ki gülelim... Parham’ın çok itici bir kadın olmasının da bunda büyük etkisi var, St. Clair biraz durumu kurtarıyor olsa da orta yaş kadını mevzu bahis olunca sıkıcılıkta sınır tanınmıyor...


Prey
Üç bölümlük ITV draması, işlemediği suçtan aranan bir kaçağın hikayesi… Tanıdık geldi mi? Elbette gelmiştir… Geçmişinden kaçan karakterlerin öyküsüne olan ilgi hiç bitmeyince ortaya çıkan “Prey” 28 Nisan’da başlayan dizinin yaratıcısı Chris Lunt, yönetmense hayli tanıdık bir isim… Tv dizileri sonrasında ilk uzun metrajı “The Awakening” ile parlak bir başlangıç yapan, devamını da “Blood” ile getiren Nick Murphy, geçtiğimiz yılı da “Rogue” ve “Dracula” ile geçirmişti… “Life on Mars”ın Sam Tyler’ı John Simm’in üzerine kurulu olan kadronun diğer oyuncuları da, Rosie Cavaliero, Craig Parkinson, Anastasia Hille ve Adrian Edmondson… Adını değiştirerek saklanan bir adam hayatını yeniden kurmuş, karısı ve çocuklarıyla mutlu mesut bir dedektif… Tabii ki bu mutluluk ömür boyu sürmez, bir suç mahallinde kimliği ortaya çıkınca tüm büyü bozulur ve çare kaçmak olur… Klasik konusuyla pek umut vaadetmeyen dizi ilk bölümüyle de gayet sıradan görünüyor…


Salem
Ayın yıldız dizilerinden WGN America’nın doğaüstü draması, sadece adıyla bile çağrıştırdıklarıyla hepimizde heyecan yaratmıştı... Dizinin yaratıcıları da aynı heyecanı katlayanlardan... “Star Trek: The Next Generation”, “Mission: Impossible II”, “Star Trek: Voyager”, “24” ve “Flashforward”da yazarlık yapan son olarak “Terra Nova” ile kafa üstü çakılan Brannon Braga ve 1990 yapımı ilk uzun metrajı “Brain Dead”den sonra b-türü filmler ve dökümanterlerle tanınan Adam Simon... Kadro da gayet iyi: Janet Montgomery, Shane West, Seth Gabel, Ashley Madekwe, Tamzin Merchant, Elise Eberle, Xander Berkeley, Iddo Goldberg... 17. yüzyıl Amerikası’nda, Salem kasabasındayız... Kasaba meydanında bir çiftin cezalandırılmasına tanık oluyoruz önce, tüm yetki George Sibley’de... John Alden ve sevgilisi Mary ile tanışıyoruz sonra... John savaşa gidiyor, “çok sürmez, çabuk dönerim” diyerek... Mary’nin hamileliği dönüm noktamız... Bir cadı giriyor devreye, ormana gidiliyor ve doğaüstü kürtaj gerçekleşiyor... John’un dönüyor, kasabanın yönetimi artık Sibley olmuş Mary’de ve cadılar Salem’i yerleşkeleri olarak istiyor... Beklenenden iyi bir ilk bölümle başlayan “Salem”, bildiğimiz bir konuyu yeniden anlatırken zamanın nasıl geçtiğini farketmememizi sağlıyor şimdilik... Makyajları gayet iyi, karakterler çabucak oturmuş... Ucundan azar azar yarattığı gerilimin üzerine giderse tadından yenmez gibi görünüyor... 


Silicon Valley
HBO’nun Silikon Vadisine dair kara komedisi, altı kişinin bir şey keşfedip yırtmaya çalışmalarının öyküsünü anlatıyor... Bilgisayar programcılarının neyken ne olduğunu göstereceği iddiasını taşıyan dizi “King of The Hill” ve “Beavis and Butt-Head”in yaratıcısı Mike Judge imzalı... Thomas Middleditch, T. J. Miller, Josh Brener, Martin Starr, Kumail Nanjiani, Christopher Evan Welch, Amanda Crew ve Zach Woods’dan oluşan kadrosuyla 6 Nisan’da yayına başlayan dizi 21 Nisan’da ikinci sezon onayını da kaptı... Çok iyi başladığını da söylemek zor... Bilgisayar dünyasına meraklı olanlar için hoş bir seyirlik olabilir ama çok meraklısı olmayanlar için gayet sıradan ve düz bir dizi... Gülmek içinde o programcılar gibi ezik inek olmak gerekiyor...


The Crimson Field
BBC’nin “The Ark” adıyla anılan 6 bölümlük tarihi draması, birinci dünya savaşına götürüyor izleyicisini… Savaş sırasında Fransa’daki bir hastanede çalışanlar ve hastaların başından geçenler de dizinin konusunu oluşturuyor… Dizinin yaratıcısı da son dönemin parlayan isimlerinden biri olan Sarah Phelps… “EastEnders”ın yazar kadrosunda 91 bölümden sonra “Oliver Twist” ve “Great Expectations” uyarlamalarıyla başarı yakalayan Phelps, çıkışını sürdüyor… Oona Chaplin, Hermione Norris, Suranne Jones, Kevin Doyle, Kerry Fox, Alex Wyndham, Jeremy Swift ve Richard Rankin’in başını çektiği kadroda gayet iyi… Söz konusu İngiliz dizisi olunca dönem dizilerindeki başarılarını biliyoruz, bir de üstüne BBC kalitesini ekleyince tereddüte gerek kalmıyor…


Turn
AMC’nin tarihi draması, Amerikan Bağımsızlık Savaşı yıllarına götürüyor izleyicisini… Alexander Rose’un “Washington’s Spies: The Story of America’s First Spy Ring”inden uyarlanan dizinin ilk sezonu 10 bölümden oluşacak. 6 Nisan’da başlayan dizi, kanalın yapım kalitesinde öne çıkışını sürdürüyor yine… Luc Besson’un “Nikita”sını ekrana uyarlayan ve “Terra Nova”nın yaratıcıların biri olan Craig Silverstein’ın dizisi yıldız oyuncularıyla da ayın en iyi kadrolarından birine sahip… Jamie Bell, Seth Numrich, Daniel Henshall, Heather Lind, Meegan Warner, Kevin R. McNally, Burn Gorman, Angus Macfadyen, Samuel Roukin ve JJ Feild ülkelerini bağımsızlığa kavuşturacak oyuncular… 1776’da New York’ta Setauket bölgesindeyiz… İngiliz işgalinin hemen sonrasında bölgede kurulan casus grubu Culper Ring’in devrimin temellerini atmasına tanık oluyoruz… Çok iyi bir pilot bölümle açılış yapan dizi, tama kanalına göre olduğunu da gösteriyor… Tarihi epikleri sevenler için iyi seçim olacağı da aşikar… Şimdilik gidişatta çok iyi…


Undeniable
ITV’nin iki bölümlük mini dizisi ayın klişe işlerinden… Senaryosunu vasat dizilerin yazar kadrosundan Chris Lang’in yazdığı dizinin yönetmeniyse üç kez Bafta adayı olan John Strickland… Kadronun da iyi olduğunu söylemek zor… Tanıdık simalar Claire Goose, Felix Scott, Peter Firth, Pippa Haywood ve Christine Bottomley psikolojik dramda bir araya geliyor… Çocukken annesinin ölümüne tanık olunca psikolojik travmalar geçiren sorunlu bir kadın kocası ile hayatını yeniden kurma uğraşında… Çözülmemiş olayın yeniden açılmasını sağlayacak gelişmeyse katili bir hastanede görmesi… Saygın bir onkologun katil olduğuna kimsenin inanmayacak olması üzerine davanın dedektifiyle katilin peşine düşülüyor…


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template