♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

“Diktatörlüğün Psikolojisi” Yönetim, Demokrasi ve Psikoloji Adına Tüm Sorulara Cevap Bulmaya Devam Ediyor

İranlı Profesör Fathali M. Moghaddam’ın geçen sene Mayıs Ayı’nda Emine Erdoğan’a armağan ettiği kitap, Türkçe’ye çevrilerek raflardaki yerini aldı. 10 günde üç binin üzerinde bir satışla, demokrasi ve psikoloji dengesini merak edenlere ışık tuttu.

Kitapta, diktatörlüğün psikolojik analizi yapılırken; halkların diktatörlükten nasıl korunabileceklerine ve nasıl kurtulabileceklerine dair paha biçilmez öneriler de bulunuyor.

Dünyadaki farklı diktatörlük örneklerini, psikolojik yaklaşımlarla sebep sonuç ilişkisine dayanarak ele alan Diktatörlüğün Psikolojisi; tarih, siyaset bilimi, psikoloji ve yaşanmış hikayeleri merak edenlere kolay ve anlaşılır bir dil ile roman tadında aktarıyor.

Akıllarda kalan pek çok soruya ışık tutan, her sonucun sebebini psikolojik açıdan da değerlendiren, tarih ve siyaset bilimini irdeleyerek geçmiş örneklerle sunan ve oturttuğu mantık çerçevesinde çıkış yolları sunan bir başucu rehberi ve kaynak kitap niteliğinde.

Türkiye’de 3P Yayıncılık tarafından yayımlanan “Diktatörlüğün Psikolojisi” liderlik ve sosyal psikolojinin de incelendiği; okul, iş yaşamı ve günlük hayatta karşılaştığımız küçük büyük diktatörleri tanıma, anlama ve çözümlemeye dair ipuçlarını da içeriyor.

Kitaptan ilk bölümün alıntısı nasıl bir kitap olduğuna dair net fikri veriyor...

Diktatörlüğün Tanımı 
Diktatörlük-demokrasi sarkacı kavramını, bir ucunda saf diktatörlüğün ve diğer ucunda saf demokrasinin yer aldığı bir salınım olarak düşünebilirsiniz. Toplumların çoğu bu iki kutup arasında bir yerdedirler; kimi toplumlar katıksız diktatörlük kutbuna yakın dururlarken, kimi katıksız demokrasiye daha yakındır. Fakat kutuplardan hangisine yakın olunursa olunsun bu durumun değişebilir olduğu mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır; diktatörün balyozuyla ezilen bir toplum demokrasiye kayabileceği gibi, demokratik bir toplum diktatörlük ağına düşebilir de.

Peki bir toplumu, sarkacın diktatörlük ya da demokrasi kutuplarından birine yakınlaştıran özellikler nelerdir? Diktatörlük, özgür ve adil seçimlerle başa geçmemiş tek bir kişinin ya da hizipleşmiş bir grubun topluma hükmetmesi, emrindeki güvenlik güçlerini kullanarak politik muhaliflerini bastırması ve özgür seçimler yoluyla iktidardan indirilememesi durumudur; diktatörlüklerde bağımsız yasama ve yargıdan söz edilemeyeceği gibi, geçerli olan kanunlar toplumsal isteklere kulak tıkayarak diktatörün ya da hizipleşmiş grubun ölçüsüz isteklerine kulak verir; eğitim sistemi, basın, haberleşme ve bilişim sistemleri üzerinde eşi görülmemiş bir kontrol hatta sansür olduğu gibi, toplumun hareketleri de rejimin ayakta kalmasını sağlayacak şekilde kontrol altında tutulur.

Demokrasinin Asgari Koşulları 
Diktatörlüğü tanımladık, şimdi sıra demokratik hükümetin asgari koşullarını ortaya koymaya geldi. Bir hükümetin demokratik olup olmadığını değerlendirmek ve bir sonuca bağlamak için burada dört kriter öneriyorum.

1. Şehir Meydanı Testi
Şehir meydanı testi birinci koşuldur: Bir yurttaş yaşadığı şehrin meydanına çıkıp, tutuklanma, hapse atılma ve fiziksel şiddete uğrama korkusu olmadan özgürce konuşabilir mi (Sharansky & Dermer, 2004)? Şurası açık ki, bazı ülkeler bu testi geçer ve bazıları da kalırlar; yaşadığım acı tecrübelere dayanarak, İran’ın bu testten kaldığını ve Birleşik Devletler’inse geçtiğini söyleyebilirim. Örneğin Amerikalılar başkanın bile en ağır şekilde eleştirilmesinden rahatsızlık duymazlar. İran’daysa biri şehir meydanına gidip Ruhani Lider’i eleştirmeye cüret ederse kendini hapiste bulur ya da başına daha kötü birşey gelir. Aynı şey Kuzey Kore, Suudi Arabistan ya da diğer 21. yüzyıl diktatörlüklerinde de geçerlidir.

2. Yönetimi Seçim Sandığına Göndermek
Toplumda demokrasi için gerekli asgari koşulların olup olmadığını anlamanın ikinci yolu yönetimi seçim sandığında oylarınızla değiştirmektir: Acaba yurttaşlar, politik rakiplerin yarıştıkları hür, adil ve düzenli olarak yinelenen seçimlerde iktidardaki güçlü liderlerin aleyhinde oy kullanabiliyorlar ve yönetimi bu şekilde değiştirebiliyorlar mı?

3. Azınlık Hakları Testi
Toplum şehir meydanı testinden geçmiş olabilir, ayrıca yurttaşlar düzenli aralıklarla ve adilce yapılan seçimlerde sandıkta yönetimi değiştirebilirler, ancak toplumun çoğunluğu azınlıklara karşı ayrımcı politikaları destekler yönde oy vermiş olabilir. Peki çoğunluğun sözünün geçtiği böyle bir toplum demokratik olarak nitelenebilir mi? Cevabım kesinlikle hayır olacaktır, çünkü böyle bir toplum azınlık hakları testinden kalır. Demokrasinin üçüncü olmazsa olmazı azınlık haklarının korunmasıdır.

4. Bağımsız Yargı
Şehir meydanı testi, yönetimi seçim sandığında değiştirme testi ve azınlık hakları testi ancak bağımsız yargının varlığında tam anlamıyla uygulanabilirler. Kuzey Amerika’nın ve Batı Avrupa’nın en olgunlaşmış demokrasilerinde bile, mahkemeler kamu ve/veya politik oluşumlar aleyhinde karar almaları gerektiğinde, yargı baskıya ve denetime maruz kalabilmektedir (Russell & O’Brien, 2001)

Halk İsyanı Diktatörlükleri Devirebilir mi? 
Svolik (2009), 1945-2002 yılları arasında anayasaya aykırı olarak başa geçen ve iktidardan düşen 316 diktatörden sadece 32’sinin (yaklaşık %10’u) halk ayaklanmasıyla devrildiğini bildirmiştir. Bu diktatörlerin ezici çoğunluğunu oluşturan 205’i (%68’i), aynı elit grup içinden çıkan muhalif görüşlü bir başka diktatörün başrolü oynadığı bir darbeyle devrilmişlerdi. Belli başlı diktatör tiplerine ilişkin analizinde Geddes de (1999), diktatörlere yönelik başlıca tehdidin halktan değil iktidardaki elitin diğer üyelerinden kaynaklandığı sonucuna varmıştır.

Diktatörlüklerde İktidardaki Elitin Birbirine Kenetlenmesi 
Tunus’ta, Mısır’da ve sonra 2011’de Libya’da iktidarları deviren halk isyanları gibi isyanlar çıksa bile, rejimin devamlılığında ana faktör iktidardaki elitin kenetlenmesidir. Tunus’ta Bin Ali’yi, Mısır’da Mübarek’i ve Libya’da Kaddafi’yi en sonunda alaşağı eden, iktidardaki elitin en önemli parçalarının çözülmesiydi ki, mesela Mısır’da ordu kanadındaki elitlerin iktidara verdikleri desteği çekmeleri buna güzel bir örnektir. 1978’de İran şahının arkasındaki ordu desteğini yitirmesi de fazlasıyla benzer bir durumdur. 


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template