♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Dizi Değerlendirmesi : 2013/14 Sezonu Yenileri

Sonbaharın gelmesiyle yağmur gibi yağan pilot bölümlerle ekranları dolduran yeni sezonu, tam 32 yeni yapımla karşıladık... Popülerlikten, fenomen olmaya doğru gidilen uzun yolun ilk adımlarını hangisi veriyor diye hücum ettiğimiz diziler, önceki sezonlarda olduğu gibi yine bildik öykülerle dolu... Nicelikte yaşanan bolluğun, niteliğe aynı oranda yansımadığı sezon gümbür gümbür gelen bir dizi içermiyor... Komedilerin büyük çoğunluğu hüsran olurken, ağır toplar yine dramalardan gelmiş durumda... Tek tek değerlendirmelerini bulabileceğiniz sezonun öne çıkanları “Master of Sex” ve “The Blacklist”... Anlaşılan “Dexter” ve “Breaking Bad”in bıraktığı boşluğu kapatmak için dizi arayanların biraz daha dişini sıkması gerekiyor...


Atlantis
BBC’nin tarihi fantastik draması, Herkül ve Pisagor bonuslu eğlenceli bir çerezlik olarak iyi bir pilotla başlayanlardan... Merlin’i sevenler, bunu da sever desem yeridir... Merak uyandıran genel öyküsünü de kahin karakteriyle gazlayan dizi, tadında kararında izlenesi bir eğlencelik...


Back In The Game
Eşinden ayrılıp babasının evine taşınan bir kadının kendini beyzbol ile kanıtlama ve varolma çabasını anlatan komedi, James Caan’ın varlığıyla öne çıkıyor daha çok... İyi bir pilotla vasatı aşan başlangıcına rağmen Amerika için çok nabza şerbet ABC işi... Kurallarını bile anlayamadığımız o abuk sabuk sözde spordan dolayı pek sevimli gelmiyor...


Betrayal
ABC’nin Hollanda dizisinden uyarlaması, entrikası bol iyi olduğu tescilli bir senaryo ile diğer yapımlardan bir adım önde başlayanlardan... İyi bir pilotla başlaması da cabası... “Revenge”i sevenler için özel ilgi sebebi olduğunu da belirteyim... Her yeni bölümde öyküsünü açan ve gerilimi arttıran bir yapım... Muhtemelen sezonun hakettiği ilgiyi göremeyen dizi olacağı için ilk bölümü izleyip, devam etmek için tam sezon onayı almasını beklemekte fayda var...


Brooklyn Nine-Nine
Polis komedilerden vazgeçmeyen Amerikan televizyonlarının bu seneki yumurtlaması, geri zekalılara hitap ediyor... Absürtlüğü atlayıp, seyircisini aptal yerine koyan havasıyla ben sezonun en kötüsü dedim ama, kısa sürede tam sezon onayını alarak Fox’un en memnun olduğu dizi konumunda... Ne diyeyim, Aziz Nesin’in kulakları çınlasın, dünyada salak çok...


By Any Means
Suçluları yakalamak için her yolu mübah gören bir ekibin türlü kurnazlıklarla tuzak kurmalarını anlatan polisiye, BBC’nin eğlenceliklerinden... Vasatı aşan pilot bölümle iyi bir başlangıç yapsa da, her bölüm aynı formülü izleyen dizilerin artık eskidiği ortada... Sezonu kapsayan bir ana öykü olmadıkça boş zaman oyalayıcısı olarak kalacağı şimdiden belli...


Dads
İki arkadaşın babalarının yanlarına taşınmasıyla yaşadıklarına odaklanan komedi, eğlenceli gibi dursa da daha çok hapşurmak isteyipte hapşuramamaktan muzdarip gibi... Vasat ilk bölümün devamını da pek parlak geçirmiş değil... Fox’un ek bölüm siparişine rağmen, iyi bir ekibin vasat işi olarak devam ediyor... Giovanni Ribisi’nin yakışmadığı rolle iticiliğin sınırlarını zorlaması takibi zorlaştırırken, Brenda Song’un varlığı dizinin tek artısı...


Hello Ladies
Tam bir HBO işi... Yalnız ve ezik bir adamın kadın bulma çabasına dair naif bir eğlencelik... Diğer dizilerden farkı, inceliği ve doğallığı... Büyük komedi anları ve patlamaları barındırmadan, formüle gözükmeden çıplak gerçeklere odaklanma havasıyla müthiş bir komedi... Sezonun en iyi komedisi...


Hostages
Amerikan başkanını ameliyat etmek üzere olan doktorun evinde rehin alınmasıyla başlayan olaylar dizisi, ilk bölümden iyi bir gerilim yaratabilenlerden... Ama koca başkanın ameliyatına dair bu kadar güvenlik açığı olamayacağı başta olmak üzere mantığa uymayan detaylar sebebiyle heba edilmiş bir yapım... CBS’in yaptığı onca tanıtım boşaymış, bu kısır ve mantıksız konudan bir sezon çıkmaz gibi görünüyor...


Ironside
Amerikan izleyicisinin manyaklık derecesindeki polisiye merakı yüzünden başlayan ama tekerlekli sandalyeye mahkum ana karakterinin cinayetleri çözme başarısını kimseye yediremediği saçmasapan dizi, neyseki çok sürmeden iptali gördü de ucuz kurtulduk...


Lucky 7
ABC’nin İngiliz dizisinden uyarlaması, daha izlemeye fırsat kalmadan iptal olanlardan... Sezonun en kötü başlangıcını yapan pilot tehlike çanlarını çaldırmıştı ama ikinci bölümden hemen sonra iptali kimse beklemiyordu... 


Marvel's Agents of S.H.I.E.L.D.
Sezonun en çok beklenen dizisi, hayli sönük ve eksik bir pilotla kötü bir başlangıç yaptı... Biraz aceleye gelmiş görünen girişten sonrası da pek tatmin edici değil... Olabildiğince basit olsun, herkesi yakalasın düşüncesiyle kotarılmasıyla sezonun en kötü dizilerinden biri... Meraklıları içinse büyük hayal kırıklığı... Kimse bu kadar kötü olacağını beklemiyordu...


Masters of Sex
Yeni sezonun bombası olduğunu söylemek için ilk bölümü izlemek yeterli... Showtime’ın doğru seçimiyle, biraz muhafazakar başlangıç yapsa da cinsellik üzerine araştırmalar yapan doktorun hayatımızı nasıl zenginleştirdiğine dair adım adım yolculuğu, her bölümünde dozu arttırarak sezonun en iyi dizisi olmaya doğru yelken açıyor...


Mom
Üç kuşak kadının aynı hataya düşmesinden beslenen CBS komedisi, kadına çağdışı bir bakışla espri yaratmaya çalışan eski kafa bir yapım... Erken hamilelikten muzdarip bir kadın, aynı kaderi yaşayan kızı ve bu kadere ortak taze hamile kızı... Güldürebilen anları yok değil ama biraz daha yaratıcı olması gerekiyor... Anna Faris’in varlığıyla, tüm klişelerine rağmen sezonu zorlayacak gibi görünüyor...


Once Upon A Time In Wonderland
Muhteşem bir diziden “Harikalar Diyarı” alt başlığıyla türemesi heyecan yaratmıştı ama, düz ve tek bir hikaye anlatması dolayısıyla hiç tadı tuzu yok... Alice’in harikalar diyarına, sihirli lamba cini Cyrus’a kavuşmak için geri dönmesini anlatan öyküden koca bir sezon nasıl çıkacak anlamak zor... Kötülerin bu kadar klişe ve tek düze yaratılmasıda cepten yiyor... İlk iki bölümden görüldüğü kadarıyla, tam bir hayal kırıklığı...


Peaky Blinders
1919 Birmingham’ında gangaster bir ailenin, polisle olan mücadelesi tam bir usta işi BBC yapımı olarak ekranlarda... İlk bölümünden itibaren sevilen ve zamanını boşa harcamadan öyküsünü anlatmaya çalışan yapım, oyuncu kadrosuyla da öne çıkıyor... Sezonun en iyi dizilerinden biri...


Reign
Gençlere hitap eden çerezlerin kanalı CW’den bu kez tarihi bir drama... İskoç Kraliçesi Mary’nin gençlik dönemini anlatmaya soyunan dizi, entrikalarla dolu bir yükseliş öyküsünü elbette bolca aşk sosuyla sunuyor... İyi bir pilotla, rengini belli ederek kendi seyircisini mest etmiş durumda... Genel izleyici içinse tamamen boş bir yapım...


Sean Saves The World
Karısından ayrılan eşcinsel bir adamın, tuhaf patronu ve ergen kızıyla çevrili hayatına dair komedi, sezonun beklenmedik bombası... Tekdüze komedi yığınının içinde her bölümde güldürebilen ender dizilerden biri olarak sezonun en iyi yeni sitcomu...


Serangoon Road
HBO’nun Asya kanadından çıkan dönem dizisi, 1964 Singapur’unda derli toplu bir öykü anlatıyor... Her bölüm polisiye bir mevzu, dönem atmosferi, sinema dokusu ve ana öyküsüyle, iyi bir pilotla başlayan dizi özellikle dönem dizisi sevenler için biçilmiş kaftan...


Sleepy Hollow
Fox’un çerez fantastik öyküsü, cadılar ve tarihi olaylar derken mahşerin dört atlısınının ayak seslerini duyuruyor... Aşağı yukarı neler olacağını sunan iyi bir pilot bölümle izleyicisini davet eden dizi, kısa sürede rüştünü ispatlayarak ikinci sezon onayını kaptı... Yayınlanan beş bölümde vasatı çok aşamasa da, izlenebilirliği mevcut...


Super Fun Night
Rebel Wilson’un çatlak şovu, sezonun en farklı komedilerinden biri olduğunu gösterdiği pilotla beklenenden iyi başlayanlardan... Şişmanlık üzerinden espriye hiç meyletmeyen dizi, arıza karakterleri ve diyaloglar üzerinden yaratıyor şamatasını ve bunda da hayli başarılı...


The Blacklist
NBC’nin ağır topu tam tadında bir polisiye olarak sezonun yıldızlarından... Diğer dizilere nispet yapar gibi başlayan dizi, merak uyandıran yan öyküleriyle de heyecanı sürükleyici kılıyor... Teslim olan eski bir ajanın, aranan azılı suçları yakalatma öyküsü şimdilik tadında gidiyor... James Spider’ın varlığı da ayrı keyif unsuru...


The Crazy Ones
Robin Williams’ın yıllar sonra ekranlara dönecek olmasının yarattığı heyecanın altında adeta ezilen dizi için kötü demek bile az kalır... Sarah Michelle Gellar’ın gereksiz varlığı ile iyice antipatik olan, çekilmez bir çile... Reklamcı baba-kızın öyküsü komedi yaratmaktan nasıl bu kadar aciz olur anlamak zor...


The Goldbergs
80’ler ruhunu ekrana taşıyan hayli sıcak aile komedisi, karakterlerini çabucak sevdirdiği pilotla çok iyi bir başlangıç yaptı... Devamını da aynı tonda getirmeye devam ediyor... Nostaljik anlar bonusuyla renkli ve sevilesi tek komedi...


The Michael J.Fox Show
Parkinson hastalığıyla mücadele eden Fox’un dizisi, aile babası profilinde gösterdiği oyuncusuna acıyan izleyiciyi ekrana çekmek için hazırlanmış gibi duruyor... Ünlü bir haber sunucusunu canlandıran oyuncu, yeniden tv’ye dönme macerasına atılıyor ama iki bölümlük özel sezon açılışında sıkıntıdan uykunuz bile gelemiyor... Hele birde Parkinson’dan espri üretme çabası var ki, ne desem az kalır...


The Millers
Hayli çatlak bir aile, sağlam karakterler ve iyi oyuncular süslü komedi, ilk bölümünden kendini sevdirmeyi başarıyor... Yan karakterleriyle de destekliyor güldürüsünü... İnce esprilerle bezeli dizi, Will Arnett’in şanssızlığı kıracağı yapım olacak gibi... Bölümler ilerledikçe daha fazla izlenip öne çıkacağı şimdiden belli...


The Originals
Konu krizine girdikçe saçmalamanın tarihini yazan “The Vampire Diaries”ten türeyen dizi, iyi bir pilot bölümle başladı... Orjinal dizideki karakterlerden daha ilginç köken vampirleriyle, New Orleans atmosferiyle, TVD’den çok daha iyi, daha mantıklı gidiyor şimdilik... Klaus’un kral olma hayalleri, babalık maceralarıyla birleşerek büyük ihtimalle uzun soluklu bir diziye dönüşecek...


The Tomorrow People
İngiliz dizilerinden üretilen ruhsuz Amerikan versiyonların son örneği, ışınlanma olmak üzere bir çok güce sahip yarının insanları adlı bir grup ve onları yok etmeye çalışanları anlatıyor... Efektler iyi, konu güzel ama işleyiş tam bir CW çerezi... Boş vakitleri öldürmek için izlenebilir ama bulabilirseniz orjinal versiyonu izlemeyi deneyin...


The Wrong Mans
Yolda bulduğu telefonu açarak, duyduğu tehdide reaksiyon gösteren bir adamla daha salak bir adamın öyküsü, bunca dizi arasında farklı ve eğlenceli bir alternatif... BBC işi olmasının da etkisiyle, herşeyi tadında bırakan bir izlencelik...


Trophy Wife
“Modern Family”nin çekilip sündürülmesiyle yaratılmış gibi görünen komedi, fazlaca dolu bir pilotla tıka basa başlayanlardan... Klasikleşmiş birçok dizinin toplamı gibi bir havası olmasıyla, özgünlükten uzaklığını oyuncu kadrosuyla kapatmaya çalışıyor... Boşandığı iki eşiyle çocuklar dolayısıyla görüşmeye devam eden bir adamla evlenen üçüncü eşin öyküsü, güldürmekten çok uzak...


We Are Men
CBS’in dört bekar erkeğin kadın peşinde koşmalarını anlatan komedisi, kötü pilotla başlamakla kalmayıp, klişelerle yola devam edeceğim diyen ikinci bölümü sonrasında iptal edildi... Eski moda dizilerin artık tutmadığı da tescillenmiş oldu...


Welcome To The Family
NBC’nin eski kafa komedisi, beyazlarla latinlerin çarpışmasından güldürü üretmeye çalışırken, çocukları birbirine aşık iki aileyi merkeze alıyordu... Neyse ki, çok yapıldığı ve kabak tadı verdiği kısa sürede anlaşılarak iptal edildi..


Witches of East End
Lifetime’ın doğaüstü hikayelerin tutulmasına verdiği tepki, cadılarla dolu bir aile dizisi elbette... Bir evlilik hazırlığı, rüyada öpülen başka bir erkek, kediye dönüşen teyze derken gelinimizi nasıl bir hayat beklediğini merak etmek zor... Kanalın takipçileri için farklı bir dizi olabilir ama bizim için fazla kasaba işi görünüyor...


Dracula
Efsaneyi yeniden açma girişimi, ilk bölümünden hayli şatafatlı başladı... Klasik Amerikan gösterişiyle biraz ağır giriş yapılmış olsa da, tarikatı yok etme peşinde bir vampir izleme şansı geri tepmez... İlk bölümün eksisi o saçma sapan ağır çekimler olmasa daha iyi olacak...


Ravenswood
"Pretty Little Liars"tan türeyen dizi, ilk bölümden boynuz kulağı geçti dedirtecek kadar iyi başladı... Bolca soru işaretiyle etkili bir giriş yapmış durumda... Kadro iyi, konu leziz, atmosfer gerilime gebe... Daha ne olsun...


Almost Human
Bilim kurgu kuraklığının tam da ortasına düşen, sağlam referanslı ellerden çıkan dizi, 2048 yılında geçiyor gibi görünse de 2013'ten de öncesinde geçiyor... Fazlaca bildik konusu, "I Robot" çakması android karakteri başta olmak üzere bolca eksiyle sezonun en büyük hayal kırıklıklarından biri olmaya aday... Lili Taylor'un ne işi olur bu diziyle anlamak zor... 


The Assets
Yaşanmış bir olaydan yola çıkan ve öyküsünü bu gerilimle süsleyen yeni casus dizisi, artık bıkkınlık veren soğuk savaş dönemi kapışmasını anlatıyordu, ilk bölümü de vasatı üzerindeydi ama izlenme oranı neredeyse facia oldu... İkinci bölümde de kaderini değiştiremeyince, iptali gördü... The Americans varken, girişilmesi hataydı demiştik...


Killer Women
ABC’nin Texaslı korucu kadın polisiyesi, öyle berbat bir ilk bölümle başladı ki sonunu getirmek zor... Tamamen klişelerle dolu yaratıcılık yoksunu dizi, baş kadınını pazarlamaya çalışan tipik Amerikan işi... Hatunun bölüm sonunda elinde trompeti red kit vari güneşe doğru yürümesiyse akıllara feza!


Intelligence
Josh Halloway’li sözde bilim kurgu, biraz chuck biraz continium’dan almış ana fikri de trt zamanlarının klasiği “Milyon Dolarlık Adam”dan apartarak bir çorba sunmuş... Güya genetiğiyle oynanan başkarakterimiz, beynine yerleştirilen çiple mevcut tüm teknolojiyi kullanarak önemli istihbarat sağlıyor... Bu sebeple devletin en özel askeri... Lakin ortada yeni hiçbir şey yok... Tüm numaraları iki yıl önce Continium’da görmüştük yahu... Halloway’in de role hiç yakışmadığı ve bolca sahnede mal mal etrafa baktığını eklersek, sezonun en kötülerinden biri...


The Spoils of Babylon
Oyuncu kadrosuna ve yaratıcılarına rağmen nedendir bilinmez çok geri planda kalan komedi, köklerini sinemaya bağlıyor ve bol bol göndermede bulunmasıyla öne çıkıyor... Saturday Night Live ekibinin yarattığı öykünün kaynağı da Trt döneminin iki klasiği “Zengin ve Yoksul” ile “Gazap Kuşları”... Epik bir öykü anlatmanın getirdiği ironiyi tadında çıkaran dizi, sözde Eric Jonrosh’un çektiği ama bir türlü gösterime giremeyen filmini ekrana taşıyor... Will Ferrell’ın canlandırdığı karakterin yaptığı açılış konuşmasında “22 saatlik film” diye tanımladığı dizi, ekranlardaki en ince zeka ürünü komedi olduğunu gösteriyor... Tobey Maguire, Kristen Wiig, Tim Robbins, Jessica Alba, Val Kilmer, Haley Joel Osment ve Michael Sheen’den oluşan kadro da cabası...


Helix
Battlestar Galactica’nın yaratıcılarının yeni bilimkurgusu, iki bölüm özel yayınıyla gayet güzel başlayanlardan... Olmuş diyebildik ama hatalarını görmezden gelerek... Türe dair çok fazla örnek olmaması da bunda etken... Arktika’daki araştırma merkezinde ortaya çıkan virüs salgınına, hastalık kontrol merkezi ekibinin dahil olmasıyla başlayan olaylar zincirinde daha önce görülmemiş bir olayla karşılaşıldığı anlaşılınca gerilim de başlıyor... Dünyayı yok edecek virüsle ölüm kalım mücadelesi her bölüm bir günü işleyerek ilerliyor... Yılın en çok beklenen dizisi olmasının yarattığı baskıdan etkilenmesi şimdilik kaderini de etkiliyor olsa da, karanlık atmosferiyle yayındaki en farklı işlerden biri...


Enlisted
MASH’ten bu yana çok askeri komedi görmedik, olsa da izlesek diyenlere ilaç olarak sunulan dizi, en azında yayındaki komedi kalıplarının dışında durduğunu gösteren ilk bölümüyle iyi bir başlangıç yaptı... İşe yaramaz askerler birliğinde geçen üç kardeşin maceraları kendini çabuk sevdiriyor ve güldürüyor daha ne olsun...


Bitten
Doğa üstü yaratıklara dair diziler furyasına Kanada’dan katılan kurt adam örneği, güya roman uyarlaması ama “Vampire Diaries”in kurt adam versiyonu besbelli... Orjinallik hak getire... İlk bölümle yapılan kötü başlangıcın devamı da aynı düzeyde seyredince, sıradan oyuncu kadrosu, kötü oyunculuklar ve efektlerle ancak türün meraklısına hitap edebiliyor...


True Detective
1995’te yakalanamayan bir katilin günümüzde yeniden aktif olmasıyla davanın yeniden açılmasını işleyen dizi, 17 yıl önce davayı işleyen iki dedektifini de sorguluyor... Muzzzam kurgusu, şahane atmosferi ve müthiş senaryosuyla özellikle de felsefe sorgularıyla coşan diyaloglarıyla o kadar iyi başladı ki, izlemelere doyamıyoruz... Olası ikinci sezonuna yeni karakterlerle ve hikayeyle geçeceğinin açıklanması da işin ayrı güzelliği...


The Musketeers
BBC’nin hafifmeşrep fantastik macera kuşağının yenisi, Üç Silahşörlere odaklanıyor elbette... Bildik karakterler, bildik numaralar ve her bölüm macera düsturuyla başlayan dizi hem vasat bir uyarlama hem de tipik boş zaman eğlenceliği...


Looking
Eşcinsel erkeklerin dünyasına odaklanan HBO yenisi, daha ilk saniyesinden itibaren hayli cesur davranıyor... Parkta iş pişirmeler, üçlü alemler derken bildiğimiz dizilerden uzakta... Homofobikler için tam bir kabus olduğunu da özellikle belirtmeli ki, varsa çevrenizde böyle biri diziden bahsedin şaşsın feleği... Herhangi bir konu içermeyen vasat bir ilk bölümle başlayan dizi, sadece eşcinsellere hitap ediyor...


Black Sails
Ses getiren yapımların kanalı Starz’ın bırakın “Karayip Korsanları”nı, bildiğimiz korsan şablonuna geri dönelim dediği “Define Adası” uyarlaması, yapılan tüm tanıtımlar ve kopardığı gürültüyle yarattığı beklentinin hayli uzağında çok sönük bir ilk bölümle başladı... Sıkıcı ve uzun bir giriş, sonrasında hareketlenecekse unutulabilir ancak... Vasat ilk bölümü unutmak için en azından iki bölüm daha sabrediyoruz şimdilik...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template