♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Olympus Has Fallen : Saray Düşer, Başkan Düşmez!

11 Eylül saldırıları sonrası hemen reaksiyon vererek durumu kullanmamayı seçen, ikiz kulelere tırmanan süper kahramanlarını bile yedek kulübesine gönderen Hollywood, son iki yıldır ayyuka çıkan milliyetçiliği aşıp şovenizmin suyunu çıkarmaya doğru gidiyor... Bu gidişin vizyona getirdiği iki beyaz seray filminden biri olan “Olympus Has Fallen”, beyaz başkanını rambovari kurtarma operasyonuyla kaderine terk etmiyor...

Son olarak oscar töreninde first lady hazretlerinin spikerliğine kadar giden beyaz saray & Hollywood A.Ş., iki filmle birden çıtayı yükseltme peşinde belli ki... Bin Ladin operasyonu ile dünyayın en kötü insanını böyle yakaladık, dünyayı kurtardık diyen sam amca, aradığı düşmanı hayal gücünden buluyor yine... Rusya’da kalmayınca elde, uzakdoğu sularına girilmiş... Düşman ülke olarakta tuhaf bir seçim yapılmış... Zaten ikiye bölünmüş durumda olan Kore seçimi, aptal amerikalılar için kötününde kötüsü modeliyle sunuluyor... Bakın bunlar daha kendi kendilerine düşman olup bölünmüşler, bize saldırmışlar çok mu diyor sam amca... İlk senaryolarını kotaran Creighton Rothenberger ve Katrin Benedikt, daha açılış sahnesiyle klişelerden beslendiklerini göstermekten çekinmiyor... Yazarken beyinlerini kullanmadıkları da çok belli... Yönetmen koltuğunda “senaryoya gerek yok, aksiyon yeter” düsturunu benimsemiş Antoine Fuqua oturunca, pek sırıtmıyor bu durum... Aksine iyi bir üçlü oluşturmuşlar demek bile mümkün...

Ultra mega kahramanımız, kötü hava koşullarında yapılan bir kaza ile first leydiceğimizi kurtaramamaktan muzdaip oluyor... Dövünüyor da dövünüyor daha filmin açılış sahnesinde... Ufaktan tahmin edilebilir olsa da, vasatın üstünde bir açılış makyajı da sağlamış oluyor... Bir sonraki sahnede aradan zaman geçtiğini ve kahramanımızın masa başı görevinde sıkıntıdan patladığını görüyoruz... Başkanımızsa, oh be ne rahatım yediğim önümde, yemediğim arkamda nidalarıyla geziniyor ortalıkta... Diğer yandan oğluşuyla yaslarını da tutmuyor değiller elbet... Sonra, Koreliler geliyor ziyarete, siz deyin pişpirik ben diyeyim mahjong oynamaya... Ama alçaklar bildiğin truva atı oynamaya gelmiş oluyor vah vah... Sonrası sinek vızıltısı kabilinden kallavi aksiyon... Saray dedik, sağlam dedik yaptık, yıkılacaksa da biz yıkarız ulen nidaları eşliğinde uzun uzun gösterişini yapıyor sam amcanın aksiyonu... Hakkaten sağlam iş çıkarıyorlar... E zaten o kadar... 2 saat süren film, senaryoymuş mantıklı bir öyküymüş hiç umrumda değil, yıkarım ben bu sarayı, yıkarım diyen Fuqua’nın aksiyon şovuna dönüşüyor... İyi aksiyon arayanlar için biçilmiş kaftan olduğunun altını çizeyim... Zaten hepsi o kadar... Şovenizmde sınır tanımama hali, başkanlı sahnelerde ortaya çıkıyor... İnsani yönü çok aşırı gelişmiş President Benjamin Asher, salondan alkış almak için türlü türlü işler yapıyor... Sonunda adamlar olayı çözmüş işte mirim, sarayı yıktırırız ama başganı gaptırmayız diyorlar...

Karikatürize teröristleri, göreve hazır ultra mega süper kahraman trilyon yıl ötesi geleceğin rambosu koruması, çok tatlısın güzelsin şekercimi baban senin diyebileceğimiz amerikan başkanı ile yılın en kendine bomba filmi “Olympus Has Fallen”, bu kadar yanlışı bir arada sunduğu için alkışı, kutlamayı hak ediyor...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template