♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Persons Unknown



Biraz Küp, Biraz Testere, Bolca Bilinmeyen…   

Kaybolmuşluk hissiyatına taze biten Lost’la bağımlı hale gelen izleyiciye sunulan en taze örnek, genel konsept tazeliğiyle de kalsa, önceden her şeyiyle planlı olduğunu açıklaması, yalnızca bir sezon süreceğini deklare etmesiyle ve önemli bir filmin senaristi tarafından yaratılmış olmasıyla heyecan yaratan nur topu gibi bir dizimiz oldu sonunda… “Persons Unknown”

Kayser Soze deyince hepimizde şimşekler çaktıran, sürpriz final kurmacasını çok başarılı bir bulmacayla sersemletici bir şekilde önümüze koyan Bryan Singer başyapıtı “Olağan Şüpheliler”in senaristi Christopher McQuarrie’ın yaratıcılığında 13 bölüm olarak planlanan ve bir sezon süreceği açıklanan Persons Unknown, birbirine benzeyen diziler kervanında en başta künyede farkını ortaya koyan bir yapım… Arkasındaki ismin yarattığı beklentiyle bolca soru olsa da, tatmin edici yanıtlar alacağımıza eminiz bu kez…

7 Haziran 2010’da Pilot bölümü yayınlanan dizinin konusu birçok tanıdık filmin konusunu barındırıyor aslında. Bir tür karma olduğunu söylemek abartı sayılmaz. Bilmedikleri bir yerde gözlerini açan insan grubuyla ve aralarındaki bağlantının, neden seçilmiş olduklarının merakıyla türünün iyi örneklerini andıran ama bunun henüz bir dezavantaja dönüşmesine izin vermeyen bir yapım. Küp filmini andıran bir grup insanın sürekli izlenir olması ilk anda geliyor akla örneğin, ama benzerlik sadece o kadarla sınırlı kalıyor. Keza Testere serisindeki bilinmedik bir yerde uyanan insan grubu da defalarca tekrarlanmış, benzer uyanışla kimin kim olduğunu, amacın ne olduğunu, arkasında kimin olduğunu görme heyacanıyla sürüklendiren birçok örneği akla getiriyor. Yine döneminin en önemli dizisi sayılan ve yakın zamanda yeniden çevrilen “The Prisoner”da beslenme kaynaklarından biri. Tüm bunlar düşünüldüğünde ilk bölümde izleyicide uyanan his, bolca bilinmeyenli denklem olsa da, tanıdık bir çok öğenin bulunması ki, bu da diziyi sevdiren öğe belki de…

Yedi kişinin bilinmeyen bir yerde, bir otelde kendi odalarında uyanmasıyla başlayan dizi, holde toplandıklarında bolca bilinmeyenle karşılaşmalarıyla şekilleniyor. Nerdeler, neden ordalar, ne yapacaklar, ne yapmaları gerekiyor, nasıl çıkacaklar sorularının akla gelmesi için hiçbir şey de göze batmıyor. Hissedilir halde kalıyor. Birde bilinmeyen yerin dışında parelel bir öyküyle derinlik kazandırılıyor.

Kreş işleten bir çocuk annesi Janet, bir anda liderliğe soyunan ama geçmişini bilmediğimiz Joe, Amerikan ordusu çavuşu Graham, kafası akıl hastası karısında kalan Charlie, akıl hastanesinde yatan Moira, bir diplomatın şımarık parti kızı Tori ve araba satıcısı Bill gözlerini otel odalarında bir bilinmezliğin içinde açıyorlar. Her yerde kameraların olduğu bir bilinmezliğin ortasında yemek vakti açılan bir çin lokantası ve kaldıkları otelin gece müdürü de işin içine dahil olduklarında artan sorularla her bölümü merak uyandıran bir dizi oluveriyor Persons Unknown… Doğal olarak her ayrıntıyı akılda tutup, bulmacayı bir an önce çözme ihtiyacı da veriyor izleyiciye. Neden ordalar, neden izleniyorlar, neden çıkamıyorlar sorularının çözümü ise finalde verilecek o da şimdiden belli.

Her bölümde artan temposu ve gelişen yan öyküleriyle usta bir senaristin elinden çıkan yapım şimdilik ödünç aldığı filmlerin havasını vermesine rağmen takip edilesi bir dizi olmayı sürdürüyor. Söz verildiği gibi tek sezon sürüp, mantıklı cevap verirse sezona damga vuracağı da kesin… Küp, Testere gibi filmlerle Prisoner dizisini sevenlerin takip etmesinde fayda var…

Share this:

Yorum Gönder

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template