Sel Yayınları’ndan Şubat Yenileri

Salı, Şubat 07, 2017 by Serkan Murat KIRIKCI
Sel Yayınları Şubat ayını altı kitapla karşılıyor. Hüseyin Kıran’ın baskısı tükenen ve uzun süredir beklenen romanı “Resul”, Boris Vian’ın ölümsüz öykülerinden “Karıncalar” ve Eduardo Galeano’nun en önemli eserlerinden “Ateş Anıları” üçlemesinin ikinci cildi “Yüzler ve Maskeler” ile Alfred Jarry’nin alametifarikası haline gelmiş Kral Übü oyununun öncülü niteliği taşıyan “Sezar-Deccal” ayın edebiyat yenileri olurken, Işık Ergüden’in “Hapishane Çağı / Kapatılan İnsan”ı ve Gérard Rabinovitch’in “Kitle Toplumları Çağında Bir Sözlük Karmaşasına Dair” alt başlıklı kitabı “Terörizm mi? Direniş mi?” de “Red Kitaplığı” dizisinin yenileri… “Karıncalar” ve “Ateş Anıları üçlemesi”ni okumanızı şiddetle öneririz…

Yüksel Arslan’ın 1986’da başlayıp 1999’a dek sürdürdüğü dizi, İnsan’ın ilk kitabı “İnsan & ‘‘İnsan’’ın Yaratılışı” ayın yeni kitaplarına eklendi. Çağdaş Macar edebiyatının önemli isimlerinden İstván Örkény tarafından ustalıkla kaleme alınmış birer kara mizah örneği olan “Bir Dakikalık Öyküler” de genişletilmiş üçüncü baskısıyla raflarda.

Resul * Hüseyin Kıran
Resul, verili tüm değerlere, bilince, maddeye karşı çıkışın; ötekiliği yontan, ezen, kazıyan, normalleştirmeye çalışan güce karşı bireyin sadece var olarak direnmesinin, öte yandan da biz ölümlülerin algılarını boşa çıkarmak için kendini yok etmesinin alegorik anlatısıdır.

Beden ile öz arasındaki mücadelenin de, barışın da beyhudeliğinin altı çizilirken gerçekle gerçek dışı arasındaki çizginin silindiği bu eserde Hüseyin Kıran çözümü dilin kendisinde arıyor. Çok tartışılan ilk romanı Resul’de yazar dil içinde dil, ev içinde ev kurarak imkânları mümkün kılan kült bir kitap ortaya koyuyor.

“Sadece Resul, sadece canlı, sadece kendim, kendimle eşit ve kendinden ibaret olmak ve bunu asla bilmemek. Bilmek çürütüyor çünkü canlıyı.”

HÜSEYİN KIRAN, 1965 yılında Amasya’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladı. Üniversiteden politik nedenlerle ayrılmak zorunda kaldı. Yine aynı nedenlerle 10 yıl hapis yattı. İki kız çocuk babası. İstanbul’da yaşıyor. Yazarın diğer kitapları: Madde Kara (şiir, Metis Yayınları, 2004), Gecedegiden (roman, Ayrıntı Yayınları,2011), Benim Adım Meleklerin Hizasına Yazılıdır (roman, Ayrıntı Yayınları, 2013), Küstah (şiir, İkaros Yayınları, 2014), Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor (roman, Sel Yayıncılık, 2016).
Çağdaş Türk Edebiyatı / Roman
141 sayfa, 14 TL

Karıncalar * Boris Vian
Karıncalar, Boris Vian’ın yaşamı boyunca sanatın hemen hemen tüm dallarını kullanarak bize sunacağı, anti-militarizm, şiddet, müzik ve aşk gibi vazgeçilmez temaların işlendiği on bir çarpıcı öyküden oluşuyor.

Savaşın anlamsızlığından polis şiddetine, şiddetin sıradanlığından “saçma”nın anlamına dek uzanan son derece sarsıcı öykülerin arka planında derin bir mizah, içten bir insancıl sevgi arayışı, buruk bir hüzün ve kahkaha kendini hep hissettiriyor.

Boris Vian’ın külliyatının en has yanlarını içinde barındıran Karıncalar, bir mücevher kutusu gibi tekrar tekrar okunmaya ve ölümsüzleşmeye aday.

Tıpkı “Karıncalar” öyküsünün kahramanı gibi, ayağımızı kaldırırsak patlayacağını bildiğimiz bir mayın üzerinde iyice saçma bir hal almış hayatlarımıza alaycı bir kahkaha atmak isteyenlere...

BORIS VIAN, 1920’de Paris yakınlarındaki Ville-d’Avray’de doğan bir yazar, şair, şarkı sözü yazarı, şarkıcı, müzik eleştirmeni, caz müzisyeni (trompetçi), senarist, çevirmen, hatip, oyuncu ve ressamdır. Beş yaşında okuma yazma öğrenen Vian, on yaşına geldiğinde Fransız edebiyatının neredeyse bütün klasiklerini okumuştur. 1942’de metalürji mühendisi olan Vian, mühendislik yaparken bir yandan da müstear adlarla ilk yapıtlarını yazmaya başlar. Karamsarlığıyla ün salmış Vian, Alfred Jarry’nin geliştirdiği patafizik felsefeye bağlı bir tarzda yazarak hayali makineler ve uydurma sözcükler icat etmiş, absürde, varoluşçu felsefeye, şenliğe ve oyuna sadık kalmıştır. On yedi yaşında trompet çalmaya başlayan Vian, yazdığı şarkı sözleri sayesinde 1940’lı yılların sonunda Duke Ellington, Charlie Parker, Miles Davis gibi Amerikalı ünlü cazcılarla birlikte çalışır, ilk kabare gösterileri de bu dönemde ortaya çıkar. Senaryo yazmanın yanı sıra filmlerde küçük rollerde de oynayan Vian, 1959 yılında, Mezarlarınıza Tüküreceğim adlı romanından uyarlanan filmin galasında geçirdiği kalp krizi nedeniyle otuz dokuz yaşında hayatını kaybeder. Türkçede yayınlanmış çok sayıda eseri bulunan yazarın en bilinen üç romanı Günlerin Köpüğü (L’Écume des jours), Mezarlarınıza Tüküreceğim (J’irai cracher sur vos tombes) ve Pekin’de Sonbahar’dır. (L’Automne à Pékin)
Çağdaş Dünya Edebiyatı / Öykü
Özgün adı: Les Fourmis
Türkçesi: Candan Keten
192 sayfa, 16 TL

Ateş Anıları – II / Yüzler ve Maskeler * Eduardo Galeano
Eduardo Galeano’nun en önemli eserlerinden Ateş Anıları üçlemesinin ikinci cildi Yüzler ve Maskeler’in odağında bu kez, Yeni Dünya’da köleliğe ve sömürüye başkaldırıların yaşandığı, bağımsızlık savaşlarının verildiği on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllar var.

Özgür ve birleşik Latin Amerika için mücadele eden büyük lider Simón Bolivar’dan, ezilenlerin sesi Kübalı şair José Martí’ye kadar pek çok karakter üzerinden gelişen ve birinci ciltteki gibi mozaik tarzında sürdürülen yüzlerce hikâyede baskı ve zulme direniş destanlarına tanıklık ediyoruz. Ne var ki, eski sömürü yöntemlerinden vazgeçmek zorunda kalan emperyalistler bu kez yeni yöntemlere başvuruyor.

Araştırmacılık, gazetecilik ve devrimci perspektifin birleştiği Ateş Anıları üçlemesinde Galeano, şiirsel anlatımı ve cesur diliyle tarihin kayıp ve susturulmuş gerçekliklerini bir bir sahneye çıkarmayı sürdürüyor.

EDUARDO GALEANO, Montevideo, Uruguay’da orta sınıf Katolik bir ailede doğdu. Sosyalist Parti’nin haftalık yayın organı El Sol’da ilk politik çizgi romanı yayımlandığında daha on dört yaşındaydı. 1960’larda Marcha’da editör olarak gazetecilik kariyerine başladı. 1973’te gerçekleşen askeri darbe sonucunda önce hapse atıldı, sonra sürgüne gönderildi. Arjantin’e yerleşen Galeano orada Crisis adlı kültür dergisini çıkarmaya başladı. 1976’da Arjantin’de de darbe yapılması üzerine İspanya’ya kaçmak zorunda kaldı. 1985 yılında Montevideo’ya dönen Galeano 2015 yılında bu şehirde hayatını kaybetti. Yazarın, Ve Günler Yürümeye Başladı, Aynalar, Latin Amerika’nın Kesik Damarları, Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri ile Kadınlar isimli kitapları yayınevimiz tarafından yayınlanmıştır. Ateş Anıları Üçlemesi, Yürüyen Kelimeler, Tepetaklak–Tersine Dünya Okulu ve Zamanın Ağızları ise yayın programımızdadır.
Çağdaş Dünya Edebiyatı / Deneme
Özgün Adı: Memoria del fuego II Las Caras Y Las Máscaras
Türkçesi: Süleyman Doğru
366 sayfa, 28 TL

Sezar-Deccal * Alfred Jarry
Sezar-Deccal ağrılı dünyamızın düşsel bilimi patafiziğin öncüsü Alfred Jarry’nin alametifarikası haline gelmiş Kral Übü oyununun öncülü niteliği taşıyor. Jarry’nin ana karakteri Übü Baba’nın Deccal kişiliğinde ortaya çıktığı Kral Übü’nün 1895 tarihli bu ilk versiyonunda, İsa’nın tersine dönmüş yansıması olan Deccal sahne alıyor.

Karanlıkçılığın ve kapalı anlatımın Jarry’ye şiirsel bir ilke sağladığı bu metinde zıtların birliği, anlam üretici bir makineyi işleterek Kral Übü’yü, simetri işlevine göre işleyen sembolik ve sentetik bir yapıya dönüştürüyor. Dünya ile okur arasında bir ara yüzey olan Sezar-Deccal, seyircilerin zihinlerini okült anlamların sentetik kitlesiyle temasa geçirmek üzere yararak boşlukla bağ kuran bir mekanizma işlevi görüyor.

Jarry’nin ancak bir ayna oyunuyla anlam bulan içbükey estetik perspektifinden, dejenere olmuş Hıristiyan köktendinciliğine bakmak ve absürdün sınırlarında gezinmek isteyenler için, Sezar-Deccal okurun yansıttığı anlamın eşsiz bir grotesk yansıması...

ALFRED JARRY, 1873’te Fransa’nın Laval kentinde doğdu. Daha lisedeyken yazmaya başladı. Kısa ama üretken yaşamı boyunca pek çok tiyatro oyunu, roman ve öykü kaleme aldı. Genellikle sembolist hareketle bağdaştırılan Jarry’nin Kral Übü adlı oyunu Dadaizm, Gerçeküstücülük ve Fütürizm’in öncüsü olarak kabul edilmiş, Boris Vian, Georges Perec ve Raymond Queneau gibi isimleri derinden etkilemiştir. Çok farklı, melez ve karma üsluplarda yazan Jarry’nin oyun, roman, deneme ve gazete yazıları absürd edebiyatın ve postmodern felsefenin ilk örnekleri sayılabilir. Yaşamının son yıllarında Guillaume Apollinaire, André Salmon ve Max Jacob gibi döneminin ünlü isimleri için bir kült figür haline gelmişti. Jarry 1907 yılında Paris’te tüberkülozdan yaşamını kaybetti.

Yazarın Türkçeye çevrilen kitapları şunlardır: Alfred Jarry Seçme Eserler (çev. Işık Ergüden, Dost, 2003), Kral Übü (çev. Şehsuvar Aktaş ve Ayşe Selen, Mitos Boyut, 2004), Zincire Vurulmuş Übü (çev. Şehsuvar Aktaş ve Ayşe Selen, Mitos Boyut, 2011), Patafizikçi Doktor Faustroll’un Davranış ve Görüşleri (çev. Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, 2015) ve Günler ve Geceler, Bir Asker Kaçağının Romanı (çev. Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, 2015). 
Çağdaş Dünya Edebiyatı / Deneme
Özgün Adı: César-Antéchrist
Türkçesi: Işık Ergüden
119 Sayfa, 12 TL

Hapishane Çağı / Kapatılan İnsan * Işık Ergüden
Tıpkı okul ve kışla gibi, muktedirin ideolojik yapısını bütün çıplaklığıyla yansıttığı hapishane, yukarıdan aşağı örgütlenen toplumsal şiddetin hem bir parçası hem de yeniden üreticisidir. Suç ve suçlu kavramı yüzyıllar içerisinde değişmişse de “içerdeki” her zaman siyasal iktidarın düşman bellediği kesim ve sınıflar olmuştur. “Suç”un kendisini oluşturan faktörleri sorgulamadan normalleştirilen “suçlu’yu ne yapacağız” sorusu ise iktidara, günü geldiğinde herhangi birimizi suçlu ilan edebilecek bir meşruiyet sağlar. Üstelik insanı, belirli bir mekâna kapatarak “tedavi” ya da “ıslah” edeceğini iddia edenlerin “suç”larını da ortadan kaldırır.

Cezaevlerinin tarihi şiddet ve baskı kadar direnişin de tarihidir. Işık Ergüden, koşulların iyileştirilmesi, somut taleplerin karşılanması, hak ihlallerinin azaltılması için verilen mücadeleleri elbette yadsımadan, hapishane ve kapatılma kavramının kendisini, hapishanesiz bir toplumu düşünmeye; sistemin medya ve teknoloji dahil bütün aygıtlarıyla “dışarıda” kapattığı insanı bir kez daha dört duvarın arkasına, görünmezliğe, hem insana hem de insansızlığa mahkûm etmenin insanlıkdışılığını sorgulamaya çağırıyor.

Hapishaneye giren insan tipolojisinin giderek daha geniş bir yelpazeye yayıldığı, neyle suçlandığını bile bilmeyen insanların yıllarca hapis yatabildiği, hukuk sisteminin yerini açıkça bir intikam ve rehine sistemine bıraktığı günümüzde hepimizin ihtiyacı olan bir sorgulama...

IŞIK ERGÜDEN, 1979 yılında Selimiye Askeri Tutukevi’nde başlayan hapishane serüvenini; Toptaşı, Sultanahmet, Metris, Sağmalcılar Özel Tip gibi çeşitli cezaevlerinin koğuş ve hücreleri arasında gidip geldikten sonra Bartın Cezaevi’nden şartlı tahliyeyle çıkarak 1991 yılında tamamladığında “müddetname”si 2015’i gösteriyordu. Yazıyı ve kitabı hep sevdi, hâlâ da seviyor. Kurşunkalemle, Sessizliğin Anarşisi, Sözler, Yazılar, Sorular ile Kurgusuz ve Yaşanmamış isimli kitapların yazarı, iki yüzden fazla kitabın çevirmenidir.
Red Kitaplığı / Deneme
184 Sayfa, 15 TL

Terörizm mi? Direniş mi? / Kitle Toplumları Çağında Bir Sözlük Karmaşasına Dair * Gérard Rabinovitch
“Terörizm paradoksu”nu yaşıyoruz. Hepimiz hem kurbanız hem de zanlı. Her an herhangi bir yerde patlayacak bir bombayla ölebilir, ağzımızdan çıkacak en ufak itirazdan dolayı terörist damgası yiyebiliriz. Bütün kavramları bulandırıp dejenere etmek, her türden iktidar ve tahakkümün temel marifeti, propagandif bir araçsallaştırma ve manipülasyon yöntemidir. Dolayısıyla tahakkümün öncelikle dilde kurulduğunu söyleyebiliriz.

Gérard Rabinovitch, bu özlü metninde, modern siyaset diline Fransız Devrimi sırasında giren “terörizm” ve “direniş”in karşıt temellere dayalı iki mücadele tarzı olduğunu; İkinci Dünya Savaşı’ndaki direnişlere, tarihsel, antropolojik ve sosyolojik kaynaklara başvurarak, Sokrates, Arendt, Adorno, Benjamin, Camus, Narodnikler, Fransız Direnişçileri gibi farklı düşünür ve eylemcilerden yola çıkarak irdeliyor.

Silahlı biçimlerinde dahi “yaşasın hayat!” diyen, egemen libido’ya engel oluşturan duygusal ve etik bir insanlık haline işaret eden Direniş’in, İnsan Hakları Bildirgesi’nden bu yana zorbalığa ve zorbaya karşı koymak anlamında mutlak bir değer kategorisine yerleştiğini, siyaset felsefesi ve etik açısından taşıdığı tüm anlamlarla birlikte ortaya koyuyor.

GÉRARD RABINOVITCH, 1948 Paris doğumlu Fransız filozof ve sosyolog. Toplama kamplarında da kalmış Fransız Direnişçisi bir ailede yetişmiştir. CNRS’te (Ulusal Bilimsel Araştırmalar Merkezi) araştırmacı, CERSES (Anlam, Etik, Toplum Araştırma Merkezi) üyesi, Paris VII Denis Diderot Üniversitesi’ndeki CRPMS’de (Psikanaliz, Tıp ve Toplum Araştırma Merkezi) araştırmacı, AIU’da (Avrupa Emmanuel Lévinas Enstitüsü) akademik araştırmalar yöneticisi ve profesördür. Siyaset felsefesi alanındaki çalışmalarını Weberci bir gelenek içinde Frankfurt Okulu’nun; özellikle Hannah Arendt, Walter Benjamin, Ernst Bloch, Siegfried Kracauer gibi Okul’un yakınları ve mirasçılarının çalışmalarından yola çıkarak, psikanaliz, antropoloji ve tarih üzerine düşüncelerden de beslenerek sürdürmektedir. Yayımlanmış çok sayıda eseri vardır.
Red Kitaplığı / Deneme
Özgün Adı: Terrorisme / Résistance, d’un confusion lexicale à l’époque des sociétés de masse
Türkçesi: Işık Ergüden
84 Sayfa, 12 TL


İnsan & ‘‘İnsan’’ın Yaratılışı * Yüksel Arslan – Jacques Vallet
Yüksel Arslan’ın 1986’da başlayıp 1999’a dek sürdürdüğü dizi, İnsan’ın ilk kitabı.

Bu bir sanatçının (ressamın?) kitabı mı, yoksa bir bilim adamının kitabı mı? Yoksa her ikisini kişiliğinde ve sanatında birleştirmiş birinin kitabı mı?

Jacques Vallet, kitabın başında yer alan uzun söyleşisinde, bu soruyu hem kendine hem Arslan’a soruyor.

Yüksel Arslan ise hem sözcüklerle hem arture adını verdiği elli resimle yanıtlıyor. Bir sanatçı için bilimin sonsuz bir esin kaynağı olduğunu gözlerimizin önüne sererek.

YÜKSEL ARSLAN, 1933 İstanbul doğumlu ressam. Fransa’da yaşamaktadır. Kendi geliştirdiği teknikle çeşitli doğal malzemeleri kullanarak ürettiği ve “arture” adını verdiği resimlerle, özellikle Karl Marx’ın Kapital eserinin etkisiyle çizdiği “Kapital” serisiyle bilinir. Türkiye’de ve ülke dışında birçok kişisel ve karma sergi açmıştır.

JACQUES VALLET, 1939 doğumlu, Fransız yazar. Roman, öykü, şiirler yazdı. Sanat, tiyatro yazarlığı, gazetecilik yaptı. Çağdaşı birçok ressam üzerine sayısız yazıları vardır. Yüksel Arslan, bu sanatçıların başında gelir. 1977’de George Perec, Philippe Soupault, Roland Topor, François Bott, Rezvani’nin de içinde yer aldığı Le Fou Parle (Deli Konuşuyor) adlı dergiyi çıkardı (1977-84). 1979’da Grand Prix de L’Humour Noir’ı aldı.
Sanat Kitaplığı / Deneme 
Özgün Adı: L’Homme La Création de “L’Homme”
Türkçesi: Esra Özdoğan
147 Sayfa, 20 TL

Bir Dakikalık Öyküler * István Örkény
Çağdaş Macar edebiyatının önemli isimlerinden İstván Örkény tarafından ustalıkla kaleme alınmış birer kara mizah örneği olan Bir Dakikalık Öyküler, kısa olmakla birlikte çok değerlidir. Öncelikle okura zaman kazandırdıkları için. Öyküler, oturarak ya da ayakta; rüzgarda, yağmurda, karda, balık istifi bir otobüste hatta birçoğu yolda yürürken bile okunabilir.

Önerilen okuma biçimi: önce başlık, sonra öykü. Anlaşılmayan öykü tekrar okunacak, yine anlaşılamıyorsa sorun okurda değil öyküdedir.

Okur aptal olamaz, olsa olsa öyküler kötüdür.
ISTVÁN ÖRKÉNY, 1912 yılında Budapeşte’de doğan Yahudi asıllı Macar dramaturg ve yazar. İlk öyküleri Keresztmetszet dergisinde yayımlandı. 1941’de basılan ilk kitabı Tengertánc (Deniz Dansı) nedeniyle politik odakların dikkatini üzerine çekti. 1942’de gönderildiği Rus cephesinden 1946’da dönebildi. Cephedeyken yazdığı Voronyezs (Voronej, 1947) adlı oyunda dünyayı saran savaş, işgal ve esaret atmosferini sert ve gerçekçi bir üslupla yansıttı. 1949’dan itibaren Gençlik Tiyatrosu’nun, 1951’den sonra Macar Halk Ordusu Tiyatrosu’nun dramaturgluğunu üstlendi. 1956 ayaklanması sırasındaki siyasal tutumu nedeniyle metin yayımlaması beş yıllığına yasaklandı. Yayın yasağından sonra çıkan ilk kitabı Jeruzsálem hercegnöje (Kudüs Prensesi) sansasyon yarattı. Bu dönemden sonra ürettiği metinlerde radikal bir üslup değişikliği kendini gösterdi. Ayrıntılı epik tasvirler ve psikolojik gerçekçilik yerine yoğun, grotesk ve minimal bir tarza yöneldi. Macskajátek (Kedi Oyunu, 1963) adlı novellası, Tóték (Tót’lar, 1967) adlı absürd oyunu ve Bir Dakikalık Öyküler’i (1968) yazarın son dönemde ürettiği en bilindik eserleridir. Bu süreçte Macaristan’ın en sevilen yazarlarından biri haline gelen István Örkény, 1979 yılında, doğduğu şehirde hayatını kaybetti.
Çağdaş Dünya Edebiyatı / Öykü
Özgün Adı: Egyperces Novellák
Türkçesi: Sevgi Can Yağcı Aksel
112 Sayfa, 12 TL, (Genişletilmiş 3. Baskı)

0 blogger-facebook:

Yorum Gönder

Etiketler