♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

I Am Wrath : Kefaret ve Gazap Ateşi

Günümüzde sistem parası olanı korur ve çark bu uğurda olmaz denileni birlik yapar, her kurumu içine alarak ilerler. Valisinden belediye başkanına polisinden uyuşturucu tüccarına kadar herkes ortak menfaatte buluşabilir. Bu buluşmalarda da her engel mutlak aşılır. Filler tepişirken çimenler ezilecektir. Bazen istisnalar çıkar. Yanlış adamı kızdırmanın bedeli ödenmek zorundadır. Ev sineması pazarına yönelik aksiyon “I Am Wrath” o bedeli ödeten filmlerden.

2016 yapımı film, internet ortamı ve cd-dvd pazarı için üretilmiş. Aslında öyle planlanmamış olsa da dört yılda yaşanan değişimlerle dönüşmüş. İlginç bir süreci ve bunun paralelinde de ilginç bir künyesi var. 2012 yılında projeye göre başrolü Nicolas Cage oynayacak ve yönetmenliği de William Friedkin üstlenecekmiş. Bir yıl sonra ikisi de projeden çekilince 2015 Şubat’ında John Travolta başrolü almış ve Chuck Russell’ın yönetmenliğinde kadro tamamlanarak bir ay sonra motor denmiş. On parmağında on marifet Yvan Gauthier’in yarattığı öykünün senaryosunu Paul Sloan kotarmış. Kısa filmlerin ardından ilk uzun metraj sınavını 2001’de “Les aliénés” ile başarıyla veren Gauthier kariyerine işin mutfağında devam etmişti. 2010’da “Neowolf”, bir yıl sonra da “L.A., I Hate You” ile yaşadığı başarısız geri dönüşten olsa gerek “I Am Wrath”ın fikir babası olarak kalmayı tercih etmiş. 2008 yapımı “Stiletto”nun senaristi olarak tanıdığımız Paul Sloan da dördüncü senaryosunda. Oyunculuk kariyeri figüranlıktan öteye geçmeyince senaristliğe el atan Sloan, aksiyon komedi harmanı dizi “Vigilante Diaries”in ardından geçtiğimiz yılın b türü aksiyon gerilimi “The Night Crew” ile ivmeyi yükseltmişti. Ev sineması pazarına yönelik ortalama aksiyonlarda adını daha sık duyacağımız bir isim. Ajandasında şimdiden iki film daha olması boşuna değil. Yönetmen koltuğundaysa uzun zamandır ortalarda görünmeyen bir isim olan Chuck Russell oturuyor. 1958 doğumlu Russel, doksanların önemli filmlerini yönetmiş bir isim. İlk yönetmenlik sınavını 1984 yılında “A Nightmare on Elm Street 3: Dream Warriors” ile veren Russell, 1988’de “The Blob” ile türe bir klasik armağan ederken 1994 yılında adını herkese Jim Carrey’li “The Mask” ile ezberletmişti. İki yıl sonra “Eraser” ile aksiyon yıldızlarının veda zamanına denk düşerken, “Bless the Child” ve “The Scorpion King”den sonra ortalarda görünmemişti. 14 yıl aradan sonra motor diyen yönetmenin ajandası da hayli kalabalık. Biri Victor Hugo romanı uyarlaması üç filmin ön hazırlıkları ile uğraşıyor. John Travolta, Christopher Meloni, Sam Trammell, Amanda Schull, Rebecca De Mornay ve Luis Da Silva da kadronun başını çeken oyuncular.

“Benim Adım Gazap” o kadar bildik bir konuya sahip ki yaşanan değişime rağmen neden ısrar edildiğini anlamak zor. Adalet yoksa silahıma davranır ben uygularım mottosuyla yola çıkan bir kişisel intikam filmi. Olabildiğince basit konusuyla aksiyonu işlemeye çalışıyor. Kolayca izlenmesi için gereken her şey yapılıyor. Düşünmene gerek yok, izle rahatla deniyor. Columbus, Ohio’dayız. Şiddetin sokaklarda kol gezdiği bir dönemden geçilmiş ve Vali Meserve zoru başardıklarını anlatıyor yeni seçim kampanyası mitinginde. Yozlaşmayı durdurduk diyorsa da boru hattı projesi konusunda işi zor, karşı çıkan bir kitle var. Onun da bir gereklilik olduğunu belirtiyor. Her şey denetleniyor diyor. Böylece projenin denetleyicisi Vivian Hill ile tanışıyoruz. İş görüşmesine giden kocasını karşıladığı sırada üç kişinin saldırısına uğruyor ve ölüyor. Kocası Stanley Hill, teşhis etmesine rağmen katilin salıverildiğini öğrenince adaletin peşine düşüyor.

Kişisel adalet filmlerinin bilinen formülünü aynen kullanan film, bir kaç farklı hamlede bulunuyor. Spoiler vermeden söylemek gerekirse, geçmişe dönüş ve o geçmişten birinin yardımı söz konusu. Geçmişte yaptığı kötü şeyler yüzünden ruhunun lanetlendiğini ve eşinin ölümünün de bu yüzden başına geldiğini düşünüyor. İntikamı almaya cenazeden sonra karar verirken alt metni de kilise ve peder veriyor. İncil alıntısıyla da film adını almış oluyor.

Polisin “bu adamlar nasıl olsa er geç ölürler” diyerek avuttuğu suçluların peşine düşen bir adamın gazap dolu intikam öyküsünü anlatan “I Am Wrath” bildik hikayesi ve tahmin edilebilirliğiyle zamanı bol olanlar için vasat bir seyirlik. Travolta’nın role hiç yakışmamasını dert etmezseniz 92 dakikayı bir şekilde eritmeniz mümkün.


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template