♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Hours: Ağlamak Güzeldir

23 - 31 Ağustos 2005 arasında Bahamalar'dan başlayarak kopan ve 1836 kişinin ölümüyle sonuçlanan Katrina kasırgası, filmler için dramatik malzeme olmaya devam ediyor... Geçen yıllara rağmen izleri kapanmayan ölümcül kasırgadan çıkan insan hikayeleri konusunda duyarlı olanlar için üretilen filmlerin şimdilik sonuncusu "Hours", kasırgaya yakalanan bir adam ile henüz doğmuş bebeğinin hayatta kalma öyküsünü anlatıyor...

Çiftimizle tanışıyoruz önce... Nolan ve Abigail, sancı nedeniyle hastanede alıyorlar soluğu... Henüz beş aylık hamile olduğunu öğrendiğimiz Abigail, daha erken diyerek tutuyor elini Nolan'ın... Çok sürmeden doğum sırasında kaybediyor hayatını... Kız babası olduğunu üzüntüyle öğreniyor Nolan... Bu sırada kasırga da şiddetini arttırıyor bir yandan... Henüz kendi başına nefes alamayan bebek için yaşam savaşı başlıyor... Ölümcül kasırganın ortasında, kendi başına nefes alamadığı için makineye bağlı olan bir bebek ve başında babası... En fazla 48 saat içinde kendi başına ilk nefesini alır ve ağlamaya başlar diyor doktor... Ve babayla birlik olup, minik bebeği yaşatma mücadelesine girişiyoruz... Dedik ya ağlamak güzeldir... O ilk çığlık için sırayla oluşan engeller de filmimizin konusunu oluşturuyor... Hastanenin tahliye edilmesiyle tek başına kalış, makinenin bataryasının yetersizliğiyle iki dakikalık periyodlarla mücadele... O ilk ağlama için geçen 97 dakika...

"A Nightmare on Elm Street" ve "The Thing"in yeniden çevrimleriyle, "Final Destination 5"in senaryo ekiplerinde yer alan Eric Heisserer'in yazıp yönettiği film, ilk yönetmenlik denemesi... Korku/gerilimden drama geçiş yapan Heisserer'ın aklının halen türde kaldığını gösterir izleğiyle iyi bir deneme olduğunu söylemek zor... Yönetmenin koca kasırga atmosferini göstermek yerine, arşiv görüntülerinden faydalanmaya çalışması, en büyük eksi olarak göze çarpıyor... Elbette kasırgayı yeniden yaratmak para ama, yan öykülerle zenginleştirmeye de hiç kalkışmıyor Heisserer... Nolan'ın bebeğini yaşatma mücadelesini tek kişilik bir şov olarak tasarlamış... Bu hesapta Paul Walker'ın daha ilk sahnelerden itibaren abartılı oyunculuğu ve saçma tepkileriyle şaşıyor... Eşinin ölüm haberini karşıladığı sahnenin tuhaflığıyla başlayan bu abartılı haller, ancak ortalarda toparlıyor olsa da, Walker izleyicisini bir türlü yanına yoldaş olarak alamıyor... Koca hastanede bir odada tek başına bir adam daha yeni doğmuş bebeğini yaşatma mücadelesi veriyor dediğimizde ne kadar merak uyandırıyorsa, o kadar az meraklandırıyor filmimiz... Senaryo da bomboş... Flashbacklerle gördüğümüz ilişkinin kimseye hayrı yok örneğin, kurguyu da baltalamış oluyor... Koca çaresizlik öyküsünden hiç bir ara olayın çıkmaması, neredeyse hiç gerilim yaratılamamış olması da cabası... Seyirciyi finalde ağlatmak adına, ana karakterini pürü pak bırakmak adına hiç bir olaya karıştırmayan Heisserer, anca finale doğru girişimde bulunuyor ama geciktiğinin farkında olsa gerek ki toparlayamıyor... 

Koca bir kasırga bizi yıktı, bakın bir bebek bile gözlerini açar açmaz yaşam mücadelesi verdi, mendil verelim de bol bol ağlayın demeye çalışan "Hours", yaratamadığı atmosferi ve dolduramadığı öyküsüyle, hayli temposuz bir şekilde her dakika kasırganın içine çekilen başarısız bir umut aşısı...

Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template