♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Texas Chainsaw 3D : Katliam Değil İntikam

1974 yılında Tobe Hooper isimli bir adam, bizleri farklı bir aileyle tanıştırmıştı… Eğlenceli bir yolculuğun sonunu kabusa çeviren bu aile, küçük bütçeli bir korku filminden daha fazlası olarak bir türü tamamen değiştiren, yeni bir beslenme kaynağı veren bir başyapıta dönüştü kısa zamanda… Açtığı kanaldan birçok film gelirken, yaratılan alt-tür sürekli değişti ve gelişti ama filmin üzerindeki yağmalanma hiç bitmedi… Yeni teknolojinin katkısıyla milenyum modası olarak yeniden çevrimi de geldi kaçınılmaz olarak… Eli testereli, kurbanlarının yüzünden diktiği maskeli dev adam bu sayede faaliyetlerine devam etti… Yeniden çevrimin gördüğü ilgiyle bir kez daha beyaz perdede… Bu kez bahane iki tane… 3D teknolojisi ve devam histerisi…

Senaryosunu Adam Marcus, Debra Sullivan ve Kirsten Elms üçlüsünün yazdığı film, orijinal filmin adındaki “Massacre”ı atarak, farklı bir deneme olduğunu gösteriyor en başta… Aynı formülü uygulamak yerine, kan bağı ile öncülüne eklenmeyi seçiyor… Filmin öyküsü de, bu isteğe uygun bir şekilde ilerliyor… Tamda olması gereken yerden başlayarak… Aradaki devam filmlerini ve yeniden çevrimleri bir yana bırakarak, öncülünden görüntülerle açılıyor ve onun bıraktığı yerden devam ederek önce öyküsüne zemin hazırlayan bir son yazıyor… Gayet mantıklı bir finalin finalinden, yıllar sonrasına geçiş yapıyoruz… Aile kasabalı tarafından linç edilmiş, insiyatifi ele alan halkın şerife rağmen gerçekleşen katliamın sonucunda olay yerinden kurtarılan bir bebekle öykü kendisine yeni bir damar bulmuş oluyor… Büyükannenin ölümü sonrası, kasabaya ve köklere geri dönüş… Bu geri dönüşün seriye yansımasıysa, bir gerilimden çok intikamın peşinde koşması… Haliyle bir gerilim gibi görünse de, daha çok dram gibi işliyor “Texas Katliamı”... Öncülüyle tek bağı, ilk yarısındaki işleyiş o kadar… Yeni karakteriyle intikam peşinde koşarken, çok fazla oyalanmıyor neyse ki… Zaman kaybetmeden sırları açığa çıkarırken, ailenin tarafında yer alıyor… Ne de olsa şerife rağmen önce kurşun yağmuruna tutulan ev hemen ardından ateşe verilerek tüm aile katledilmiş… Aradan geçen yıllar sonrasında şerif halen görevinde, katliamın lideriyse belediye başkanı olarak onun üzerinde… Yarattığı otoritenin karşısında yer alarak, mağdurun yanında taraf tutan film buna uygun bir finalle farklı bir bakış ortaya koyuyor… 

Üçlünün formülü devam filmleri için ideal bir yöntem aslında… Aynı formülü yeniden işleyen fast-foodlar yerine tercih edilmesi gereken bir yöntem ama, kendi başına da bir şeyler ifade etmesi kaydıyla… Birde söylenecek sözü kalmamış bir türe girişmemek kaydıyla... İlk yarısıyla, ikinci yarısı arasında bolca fark olan film, sürekli değişkenlik göstermesiyle yer yer saçmalıyor... Böylesi bir figürün, katilin neredeyse kurbana dönüştüğüne şahit olmamıza ramak kalıyor... Yönetmenin senaryoyu boşverip, izleyiciye en azından sıkı bir seyirlik sunmaya çalışması bir nebze kurtarıyor işi...

Orijinal filmin fanatikleri için sevilesi bir güzelleme, alternatif bir okuma olarak izlenebilecek film, geri kalanlar hiçbir şey ifade etmeyen, izleme sebebi vermeyen gereksiz bir zaman kaybından öteye geçemiyor… 


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template