♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Lily : Her Gün Bir Adım

Milenyumla birlikte gelişen dijital teknoloji öyle bir hale geldi ki elinizde bir senaryo varsa kolayca bağımsız filme dönüşebiliyor... Biraz şansınız yaver giderse festivallerdeki gösterimlerle adınızı duyurup seyirci de çekebiliyor, dünyanın birçok ülkesinde konuşulabiliyorsunuz... Az ama öz seyircinin çeşitli sitelerde vereceği yıldızlarla bu rakamı da katlamak mümkün... Film izlemeden önce herkesin bakmadan duramadığı imdb’ye göre yüksek not alan 2013 yapımı “Lily”de bu örneklerden... 

Bir ilk film “Lily”... Başrolde de yer alan Amy Grantham ve Matt Creed senaryoyu birlikte yazmışlar, Creed yönetmiş... İkisi de oyunculuk kariyerlerinin emekleme döneminde... Grantham ikinci filminde, Creed de bir kısa bir uzunda oynamış... Oyuncu kadrosu da tanınmamış yüzlerden oluşuyor... Simon Chaput, Benjamin Slater, Zachary Unger, Lindsay Burdge ve Rebecca Street kadronun başı çekenleri ama ağırlık Grantham da... 

Lilly ile tanışıyoruz... Göğüs kanseri tedavisinin son aşamasında... Kurtulmasına ramak kalmış, kemoterapi sonrası saçları uzamış, ertelediği her şeye yeniden başlama uğraşında... Aralarının koptuğu babası ve tuhaf annesi arasında yalnız bir bakıma... Kendisinden yaşça hayli büyük erkek arkadaşıyla birlikte yaşıyor... Hastalığı yüzünden işlerini ertelemek zorunda kalmış bir sanatçı... Erkenden uyuyan sevgilisinin yanında da onun arkadaş çevresinde de huzursuz ve doğal olarak kuşak farkı sebebiyle de sıkılgan... Lily üzerine odaklandığımızda gördüklerimiz de tamamen bundan ibaret... Farklı ya da ilgi çekici geldi mi?

Creed ve Grantham yarattıkları karakteri anlatırken bağımsız sinemanın o içten sıcaklığını yakalamanın peşine düşmüş... Karakter sevilirse, film de sevilir diye düşünmüşler ama o kadar odaklanmışlar ki filmin içini doldurmayı unutmuşlar... Evet film belgesel tadında, gerçekçi ve içten ama izlemek için sebep ne? Ortada bir konu olmadan şirin kızımızı takip etmemizi gerektiren hiçbir şey yok... Buna ek olarak bir olay örgüsü de yok... Haliyle sıkıcı ve uzun bir seyirlik... 85 dakika boyunca ne geçmiş ne gelecek hakkında bilgi sahibiyiz... Sadece kanserden kurtulmak üzere olan birinin geçiş evresindeyiz... Kızımız güzel, şirin ve sanatçı ruhlu ona tamam da gerisi eziyet... Kendisine kapalı karakter olunca bize de mesafeli... Şahit oluyoruz ama anlamıyoruz onu... Şahit olduğumuz şeyler de incir çekirdeğini doldurmuyor... İkili ilk adımlarını atmışlar hepsi bu... Tek artısı Grantham’ın karakterini oynamayıp yaşatması... 

Sorunları, sevgilisinin arkadaş çevresine uyum sağlamak, yeniden para kazanmak zorunda olmak, dondurduğu yumurtalıklarını ilerde kullanıp kullanmayacağına karar vermek olan bir karakter... Daha çok buluntu film havasıyla ilerleyen bir anlatım... Dönelim yazının başına... Dört festivalde yer almış ve bunların ikisinde adaylık alarak yarışmış “Lily”... Puanlama sistemine göre işleyen sitelerde puanı yüksek, eleştirileri de iyi... Kim niye beğenmiş, nasıl adaylık almış sorularının cevabını veremeyen film, en hafif söylemle pişmanlık veren bir zaman kaybı... 


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template