Ali İpek’in kaleme aldığı Zaman Kaybından Ölen Kadının Hikâyesi, İletişim Yayınları tarafından yayımlanıyor. Çocukluğunda yaşadığı trajedinin gölgesinde büyüyen Saniye Hanım’ın gerçek ile sanrı arasında gidip gelen yalnız dünyasını anlatan bu eser, okuru hafıza, kimlik ve yalnızlık üzerine hüzünlü bir sorgulamaya çağırıyor.
“Bir kadın var olduğunu hep mi ispat etmek zorunda? Ben ne zaman varsayıldım biliyor musunuz? Sessiz kaldığımda. Onların istediği gibi davranıp, görünmez olduğumda. Gölgemden korktum. Yanlış yaparım diye kâğıtlardan korktum. Evraklarda adım geçer diye kimliğimden korktum. Ederimden fazlası olurum diye terazilerden korktum. Üstümü çizebilecekleri kalemlerden korktum. Arkamdan konuşulan kelamlardan korktum. Kendimden korktum. Korktuklarıma sarıldım. O kadar sıkı sarıldım ki görülmeyecek zannettim. Ben sıktıkça kaybolacağına inandım. Onların görmek istediği birini yaşadım. Neticede başkası oldum.”
Zaman Kaybından Ölen Kadının Hikâyesi’nde Ali İpek, çocukluğunda başına gelen trajik bir olayın travmasını ömür boyu yaşayan, gerçek ile sanrı arasındaki sınırda kaybolan, üzerindeki baskılardan ve yakasını bırakmayan yalnızlığından usanıp kendine hayalî bir eş yaratan Saniye Hanım’ın gizemle örülü hüzünlü hikâyesini anlatıyor. Baykuşlar gerçekten uğursuzluk getirirler mi?
Türkçe Edebiyat, 124 Sayfa, 250 TL

Yorum Gönder