♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Film Kritikleri

Kitap Kritikleri

Dizi Kritikleri

Son Yazılar

Fabien Toulmé'den Önyargıları Yıkan Bir Uyanış Hikâyesi: Ulis

Pazartesi, Mart 30, 2026

Bizi bize incelikle anlatan Fransız çizer Fabien Toulmé'nin bir kitabına daha kavuşuyoruz. Gözlem gücüne ve duru anlatımına hayran kaldığımız Toulmé’nin farklılıkların hayatımıza eklediği zenginlikleri anlattığı “Ulis” Desen Kitap etiketiyle raflarda yerini alıyor. “İki Yaşam”, “Büyük Aşk” başta olmak üzere her kitabını aynı keyifle okuduğumuz çizeri yeri gelmişken herkese önermek boyun borcu. Grafik romana yabancı olanların bile seveceği bir güzellik onun kitapları zira. Ulis’i merak ve heyecanla beklerken siz de yetişin der, pası bültene atarım.

Hakim'in Yolculuğu, Büyük Aşk ve Unutulmazlar gibi eserleriyle okurların kalbine dokunan Fransız çizer Fabien Toulmé'den, sabrın ve şefkatin iyileştirici gücüyle örülü, insanın kendine ve başkalarına bakışını dönüştüren güçlü bir anlatı: ULİS.

Tükenmişlik sendromunun ardından mühendislik kariyerini geride bırakan İvan, hayata yeniden tutunmaya çalışırken kendisini özel gereksinimli çocukların eğitim aldığı bir ULİS sınıfında destek personeli olarak bulur. Başlangıçta yabancısı olduğu bu dünyada, sınıfın günlük ritmi, öğretmenlerin özverili çabası ve öğrencilerin benzersiz dünyalarıyla karşılaştıkça bakış açısı yavaş yavaş değişmeye başlar.

İvan için bu sınıfın kapısından içeri adım atmak, Homeros'un kahramanı Ulysses'in bilinmez denizlerde çıktığı yolculuğu andıran bir keşif sürecine dönüşür. Ancak bu kez karşısındaki engeller mitolojik yaratıklar değil; toplumsal önyargılar, eğitim sisteminin eksikleri ve insanın kendi kırılganlıklarıdır. Özellikle öğrencilerden biriyle kurduğu bağ, İvan'ın hem hayatındaki yönünü hem de kendine dair inançlarını yeniden düşünmesine yol açacaktır.

Gerçek gözlemlerden beslenen anlatımı ve yalın ama etkileyici çizgileriyle Fabien Toulmé, engellilik, kaynaştırma eğitimi ve birlikte yaşama kültürü gibi hassas konuları incelikli bir duyarlılıkla ele alıyor. Okuru okul koridorlarından insan ruhunun en kırılgan noktalarına uzanan bir yolculuğa çıkaran Ulis, farklılıkların bir engel değil, ortak hayatımızı zenginleştiren bir güç olduğunu hatırlatan güçlü bir grafik roman.

Ulis / Fabien Toulmé
Türkçeleştiren: Hasan Can Utku
312 sayfa
Satış Fiyatı: 770,00 TL


Hal Ebbott’tan sessiz, zarif ve keskin bir roman: Dostlar Arasında

Pazartesi, Mart 30, 2026

Dostlar Arasında, modern hayatın en tanıdık ama en az sorgulanan ilişki biçimine, dostluğa dair derin gözlemler barındıran bir roman. Hikâye, yıllardır birbirine bağlı iki ailenin bir hafta sonu ziyareti etrafında şekilleniyor; dışarıdan bakıldığında sıradan, hatta huzurlu görünen bu buluşma, karakterlerin kendi içlerinde taşıdıkları kırılmaların ve bastırılmış duyguların yavaş yavaş yüzeye çıkmasına zemin hazırlıyor. Okur, daha ilk sayfalardan itibaren bir şeylerin tam olarak yerli yerinde olmadığını hissediyor, fakat bu huzursuzluğun kaynağı açıkça dile getirilmiyor; aksine, gündelik konuşmaların, küçük jestlerin ve önemsiz gibi görünen anların içinde giderek yoğunlaşıyor.
 
Romanın merkezinde yer alan Amos ve Emerson, uzun yıllara dayanan dostluklarıyla birbirlerinin hayatlarında neredeyse kurucu bir rol oynamış iki karakter. Ancak Ebbott, bu yakınlığın aslında ne kadar kırılgan ve ne kadar yanıltıcı olabileceğini son derece incelikli bir şekilde açığa çıkarıyor. İki adam arasındaki ilişki, dışarıdan bakıldığında sağlam ve güvenilir görünse de, zaman içinde biriken sessizlikler, küçük rekabetler, dile getirilmeyen rahatsızlıklar ve birbirine yöneltilmeyen sorular, bu dostluğun altını yavaş yavaş oyan bir gerilim yaratıyor.
 
Evlilik, ebeveynlik ve bireysel kimlik gibi temalar da romanın dokusuna doğal bir şekilde yerleşir. Özellikle aile içindeki ilişkiler, yalnızca sevgi ve bağlılık üzerinden değil, aynı zamanda beklentiler, hayal kırıklıkları ve güç dengeleri üzerinden ele alınır. Karakterler birbirlerini severler, ancak bu sevgi çoğu zaman onları anlamaya yetmez; hatta kimi zaman tam tersine, aralarındaki mesafeyi daha görünmez kılar. Ebbott, bu çelişkiyi büyütmeden, abartmadan ama son derece net bir şekilde ortaya koyar.
 
Hal Ebbott, ilk romanında, insan ilişkilerinin en temel ama en zor sorularından birini ortaya atıyor: Birbirimizi gerçekten tanıyor muyuz, yoksa yalnızca uzun zamandır yan yana olduğumuz için tanıdığımızı mı sanıyoruz? Dostlar Arasında, bu soruya doğrudan bir cevap vermek yerine, okuru bu soruyla baş başa bırakmayı tercih eden, incelikli ve etkisi uzun süre devam eden bir roman.
 
ARKA KAPAK
 
Sonbaharda bir hafta sonu.
New York kırsalında konforlu bir kır evi.
İki aile. Otuz yılı aşan dostluk.
Bir doğum günü kutlaması.
Orta yaşın kusursuz görünen tablosu:
Birlikte büyümüş kızlar, aynı sofralarda kurulmuş hayatlar, paylaşılan sırlar, alışkanlığa dönüşmüş ritüeller. İçkiler doldurulur. Oyunlar oynanır. Gece uzar.
 
Ama bu hafta sonu küçük bir kayma olur. Dostlar arasında önemsiz gibi görünen bir çatlak belirir. Bir suçlamanın, bir inkârın, bir bakışın ağırlığı bütün dengeleri bozar. Dostlukların altındaki fay hatları görünür olur. Evlilikler, ebeveynlikler, sınıfsal konfor, “biz” diye kurulan o güvenli alan yavaş yavaş çözülür.
 
Dostlar Arasında, ihanetin bir ilişkiyi değil, bir düzeni nasıl çökerttiğini anlatıyor.
Sınıfın, gücün ve uzun süreli dostlukların görünmez hiyerarşisini inceliyor.
Ve en çok da şunu soruyor:
İnsan, kurduğu dünyayı korumak için ne kadarını görmezden gelebilir?
Sessiz, zarif ve keskin bir roman.
Kutlama olarak başlayan bir hafta sonunun, geri dönüşsüz bir kırılmaya dönüşme hikâyesi.


Dostlar Arasında / Hal Ebbott
Çeviren: Meltem Yılmaz Deniz
Sayfa Sayısı: 296
Fiyat: 400 TL
 

Özlem Gökbel'in İlk Şiir Kitabı "Yüzme Bilmeyen Balık", Mümkün Kitap Etiketiyle Okurla Buluştu

Cuma, Mart 06, 2026

Günü beklemeden kaymakta olan bir yıldıza atlayıp yeni fenerlere uçacağım…
Olduğu hâlin içinde, kendine uyduramadığı anların varlığını hatırlatıyor Yüzme Bilmeyen Balık. Atıldığımız denizin içinde alışılagelmişlikten kaynaklı yol alışlarımıza ithafen bir anı bırakıyor, herkesin aslında bildiği ama unuttuğu hâllerine.  Bir mısra ile tutuyor fenerini okura ve hatırlatıyor ilk var olduğu yeri yahut bir dörtlüğün içinde, geçmişten gelen bir güne açıyor kapılarını.  Özlemden azade olmadan onun eşliğinde, şiirin nahifliğiyle karşılıyor okuru bugünün gerçekliğine.

İlk Kitap Heyecanı…
Kitabı önemli kılan noktalardan biri, yazarın  ilk şiir kitabı olmasıdır. Bu bağlamda Mümkün Kitap ekibi, ilk kitaplara özel bir alan açan bir yayıncılık anlayışı üstleniyor ve  kendileri için çok kıymetli olduğunu vurgulayarak şu sözlere değiniyor: “İlk kitap bir yazarın  ilk göz ağrısıdır. Ve bizler, hayatının çok büyük bir kısmını kapsayan yazma uğraşının somut bir öğeye çevirmesine şahitlik ediyoruz. Yazarın yazım yolculuğu için  önemli bir eşik olan ve ekip olarak bu eşiği yazarla el ele geçmeyi çok kıymetli bulduğumuz ilk kitaplara, özel bir yer veriyoruz.”

Şiirlerin Ruhunu Yansıtan Çizimler
Değerli sanatçı Arbil Çelen Yuca tarafından şiirlere özel yapılan çizimler, okura görsel bir şölen sunarak onu her şiirde bir devriâleme çıkartıyor. Bazen bir evin bahçesinden bakarken âleme bazen bir balığın süzgecinde dalıyor içine ve  bazen bir incinin içinde görünür kılıyor o âlemi.

Zamanın İçinden Geçen Şiirler
Şiirler kendini hatırlatmanın bir yolunu bulmuş eski dostlar gibi zamanın içinden yürüyerek bugünlere ve dünlere bakıyor.

“İlk kitapların yayımlanma sürecinin, diğer kitaplara kıyasla daha fazla özen gerektirdiğine inanıyoruz,” diyor Mümkün Kitap kurucu ortağı Serda Kranda Kapucuoğlu ve ekliyor, “Bir yazar için ilk kitabın yayımlanması, yaşamın önemli ve kişisel dönüm noktalarından biridir. Bu nedenle Mümkün Kitap olarak her ilk kitap dosyasına yalnızca bir metin olarak değil, aynı zamanda yazarın o metin üzerinde geçirdiği zamanın, ortaya koyduğu zihinsel ve duygusal emeğin bir sonucu olarak yaklaşıyoruz. Bir ilk kitabın arkasında genellikle uzun bir hazırlık süreci, birikmiş düşünceler ve yazarın kendini ifade etme çabası yer alır. Bu nedenle ilk dosyalarda, metnin kendisi kadar o metnin arkasındaki emeğe de ayrıca ihtimam göstermeyi önemsiyoruz.”

Çağdaş Türk Şiirine Nitelikli Bir İlk Adım
Çağdaş Türk şiiri okuruna hitap eden Yüzme Bilmeyen Balık; hafıza, zaman, kimlik ve içsel devinim temaları etrafında dolaşan şiirleriyle raflarda yerini alıyor. Nitelikli editöryel yaklaşımı, özgün görsel dili ve bütünlüklü yapısıyla koleksiyon değeri taşıyan bir ilk kitap olarak okurla buluşuyor.

Yüzme Bilmeyen Balık / Özlem Gökbel
Resimleyen: Arbil Çelen Yuca
Mümkün Kitap, Mart 2026
88 Sayfa
220 TL

Ali İpek’ten Yeni Roman: Zaman Kaybından Ölen Kadının Hikâyesi

Cuma, Mart 06, 2026

Ali İpek’in kaleme aldığı Zaman Kaybından Ölen Kadının Hikâyesi, İletişim Yayınları tarafından yayımlanıyor. Çocukluğunda yaşadığı trajedinin gölgesinde büyüyen Saniye Hanım’ın gerçek ile sanrı arasında gidip gelen yalnız dünyasını anlatan bu eser, okuru hafıza, kimlik ve yalnızlık üzerine hüzünlü bir sorgulamaya çağırıyor.

“Bir kadın var olduğunu hep mi ispat etmek zorunda? Ben ne zaman varsayıldım biliyor musunuz? Sessiz kaldığımda. Onların istediği gibi davranıp, görünmez olduğumda. Gölgemden korktum. Yanlış yaparım diye kâğıtlardan korktum. Evraklarda adım geçer diye kimliğimden korktum. Ederimden fazlası olurum diye terazilerden korktum. Üstümü çizebilecekleri kalemlerden korktum. Arkamdan konuşulan kelamlardan korktum. Kendimden korktum. Korktuklarıma sarıldım. O kadar sıkı sarıldım ki görülmeyecek zannettim. Ben sıktıkça kaybolacağına inandım. Onların görmek istediği birini yaşadım. Neticede başkası oldum.”

Zaman Kaybından Ölen Kadının Hikâyesi’nde Ali İpek, çocukluğunda başına gelen trajik bir olayın travmasını ömür boyu yaşayan, gerçek ile sanrı arasındaki sınırda kaybolan, üzerindeki baskılardan ve yakasını bırakmayan yalnızlığından usanıp kendine hayalî bir eş yaratan Saniye Hanım’ın gizemle örülü hüzünlü hikâyesini anlatıyor. Baykuşlar gerçekten uğursuzluk getirirler mi?

Türkçe Edebiyat, 124 Sayfa, 250 TL

Bir Sesin İç Haritası: Can Bonomo’nun Şiirleri Holden Kitap’ta

Cuma, Mart 06, 2026

Şarkılarıyla geniş bir dinleyici kitlesinin hafızasına yerleşen Can Bonomo, dördüncü şiir kitabı “Mümkansız Şeyler”le okur karşısına çıkıyor.
 
Delirmek Belirmektir, Şu Sevdalar Tevatürü ve Parya Koma’dan sonra yeni kitabı Mümkansız Şeyler’le şiir külliyatını büyütüyor Bonomo. Bu dört kitap, bir popüler figürün edebiyata temkinli bir geçiş denemesi olarak değil; şiirde uzun yıllara yayılan bir gençlik duyarlılığının zaman içinde olgunlaşarak kendi sesini bulmasının kaydı olarak okunuyor.

Kendisiyle Derdi Olan Bir Şair
Bonomo’nun şiiri, ilk kitaptan itibaren kendisini hem ifşa eden hem de ironik bir mesafeyle izleyen bir bilinçle kuruluyor. Delirmek Belirmektir başlığının ima ettiği gibi, burada delilik bir dağılma hali olmaktan çok, görünür olma, belirginleşme, iç dünyanın sansürsüzce dışarı taşması anlamına geliyor. Bu taşma çoğu zaman Beyoğlu sokaklarında, meyhane masalarında, yarım kalmış ayrılık konuşmalarında, iç monologlarda vücut buluyor. Şair, kentli bir yalnızlığı hem tiye hem de ciddiye alıyor. İroniyi bir savunma mekanizması olarak kullanırken, kırılganlığını şiirin merkezine yerleştiriyor. 

Can Bonomo Aşkı Nasıl Anlatıyor?
Şu Sevdalar Tevatürü’nde aşk artık romantik bir tema olmaktan çıkıyor. Hafızanın ve suçluluğun iç içe geçtiği bir sorgulama alanına dönüşüyor. Burada sevda, kulaktan kulağa aktarılan bir söylenti gibi çoğalıyor ama her çoğalışta biraz daha aşınıyor. Bonomo hem affeden hem suçlayan bir sesle konuşarak, aşkın yıkıcı tarafını kişisel tarihin kırıklarıyla birlikte düşünüyor. Duygusal yoğunluk teatral bir abartıya kaçmadan, ironik bir bilinçle dengeleniyor. Şair kendi trajedisini büyütmek yerine onunla alay ediyor.

Şiirleri Olgunlaşıyor
Parya KomaBonomo’nun şiirinde daha kolektif bir damarın belirginleştiği üçüncü şiir kitabı. Burada şehir, yalnızca bir fon değil, bireyi yutan, dışlayan, sınıfsal ve psikolojik sıkışmalar üreten bir organizma olarak karşımıza çıkıyor. “Parya” figürü, hem kentin kenarında kalmış bireyin hem de kendi iç dünyasında sürgün edilmiş benliğin temsiline dönüşüyor. İstanbul’un dar sokakları, meyhaneleri, kalabalıkları ve gürültüsü, şiirin ritmiyle resmen iç içe geçiyor. Sloganı andıran dizelerlelirik dizeler yan yana duruyor ve bu gerilim, kitabın temel enerjisini oluşturuyor. Şair burada yalnızca kişisel travmalarını değil, toplumsal huzursuzluğu da şiirin diline taşıyor. Fakat bunu didaktik bir tonla yok, imgelerin ve ritmin gücü var.

Külliyatın Son Kitabı
Bonomo’nun son kitabı Mümkansız Şeyler şiir yolculuğunun en olgun durağı. Babalık deneyimi, geçmişle hesaplaşma, çocukluk yaraları ve ölüm fikri bu kitapta ön plana çıkıyor. Önceki kitaplarda sert bir ironiyle savunulan kırılganlık, burada daha çıplak ve daha kabullenilmiş bir hâl alıyor. Şair, oğluna adanmış satırlarda yalnızca bir babanın şefkatini değil, kendi gençliğine ve hatalarına dönük bir yüzleşmeyi de görünür kılıyor. Bu metinlerde ölüm bir retorik unsur değil, hayatın gündelik ağırlığıyla iç içe geçmiş bir gerçeklik. Yaşamaksa “denetimli bir çatırdama” hali olarak tarif edilirken, şiir bu çatırdamanın yasını tutuyor.

Müzisyen mi Şair mi?
Can Bonomo’nun müzikal kimliği, şiirine ister istemez bir ritim ve tempo duygusu kazandırıyor. Ancak bu metinler şarkı sözü olmaya direnir, melodinin taşıyıcı gücüne yaslanmak yerine dilin imkanlarıyla yetinmeyi seçiyor. Sahnedeki görünürlük ile yazı masasındaki yalnızlık arasındaki gerilim, bu dört kitabın tamamında hissediliyor. Alkışın yerini sessizlik, rabarbanın yerini iç sesalyor. Bu nedenle Bonomo’nun şiirleri, popüler kültür ile edebiyat arasındaki sınırları bulanıklaştırmıyor, tam tersine o sınırların zaten ne kadar geçirgen olduğunu gösteriyor. Bonomo bir müzisyen olmaktan önce, bir şair olduğunu imliyor.

Holden Kitap’ın dört kitabı birden Mart ayında yayımladı. 
Yayınevi, Türk şiirinde kentli erkekliğin, kırılganlığın, travmanın, aşkın ve babalığın nasıl yazıldığına dair bir tartışmayı yeniden açmayı hedefliyor.

Natsuko İmamura’dan bedenin, kimliğin ve sessizliğin parçalandığı üç öykü: Ağaca Dönüşen Kız

Cuma, Mart 06, 2026

Japon yazar Natsukoİmamura kaleminden çıkan Ağaca Dönüşen Kız, mart ayında Can Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alıyor. Üç öyküden oluşan kitapta yazar, toplum kıyısına itilmiş, sesi bastırılmış kadınların var olabilmek için biçim değiştirdiği bir evren kuruyor. Bu evrende kadınlık, tek bir bedene sığmıyor; kimi zaman bir ağaca, kimi zaman bir ruhun titreşimine, kimi zaman bir kedinin sessizliğine çekiliyor.

Natsuko İmamura Ağaca Dönüşen Kız adlı öykü kitabında, toplumun kenarında duran kadınları; sessiz kalanları, görmezden gelinenleri, dönüşerek var olmaya çalışanları anlatıyor. Gerçek ile fantezinin sınırlarının silikleştiği bu hikâyelerde, kadınlık deneyimi bir bedene değil, bazen bir ağaca, bazen bir ruha, bazen de bir kediye sığınıyor.

Asa, herkese bir şeyler sunmak isteyen ama hep reddedilen bir kız; sonunda kendini bir yemek çubuğuna dönüştürerek kabul edilme arzusunu gerçekleştirmeye çalışıyor. Nami, ona fırlatılan hiçbir nesnenin isabet etmediği bir bedende yaşarken, ruhuna dokunan şiddeti sessizlikle karşılıyor. Bir kedi gibi yaşamayı seçen Mayumi ise kendini inkâr etse bile boyun eğmekten kurtulamıyor.
 
Kadınlar dönüşüyor ama dünyaları da sarsılıyor.
Kadınlar dönüşüyor ama özgürleşemiyor.
 
Şintoist çağrışımlar, fablvari anlatımlar ve toplumsal eleştirilerle örülü üç öyküden oluşan Ağaca Dönüşen Kız, nesnelerin bile ruh taşıyabildiği bir evrende, kadın olmanın ne anlama geldiğini sarsıcı bir dille sorguluyor.
 
#japonedebiyatı #yabancılaşma #dönüşüm #direniş #travma #şintoizm

Ağaca Dönüşen Kız / Natsuko İmamura 
Çeviri: Ali Volkan Erdemir
Dizi: Çağdaş
Tür: Öykü
Yayınevi: Can Yayınları  
Sayfa Sayısı: 112
Fiyatı: 250 TL  


Felaket kadraja girmeden önce: Christian Kracht’ın kaleminden “Ölüler”

Cuma, Mart 06, 2026

Christian Kracht tarafından kaleme alınan “Ölüler” mart ayında Can Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alıyor. Roman, çağının ruhunu yakalamak isteyen bir yönetmenle, büyük bir ittifakın peşinde koşan bir yapımcının hikâyesi üzerinden, güzelliğe duyulan özlemle bastırılamayan şiddet arasındaki gerilimi anlatıyor. Christian Kracht, kamera kayıtlarını andıran anlatımıyla, iki dünya savaşı arasına sıkışmış bir anda aşkı, yası ve toplumsal çöküşü tek bir kadrajda buluşturuyor.

Christian Kracht’ın Ölüler romanı okuru, Weimar Cumhuriyeti’nin son günlerine, Almanya’da belirsizliğin hâkim olduğu bir döneme götürüyor. 

İsviçreli yönetmen Emil Nägeli, çağının ruhunu bütünüyle yakalayacak bir film çekmek ister. Birlikte iş yaptıkları Japon yapımcı Amakasu ise bu film sayesinde büyük bir Alman-Japon ortaklığının kurulacağına ve Hollywood’un tekelinin kırılacağına inanır.

Gizemli üslubuyla bu roman, her şeyi görmüş olduğunu düşünen iki insanın hikâyesini anlatır. Yaşadıkları sarsıcı tecrübeler bu iki insanı adeta hayalete dönüştürmüştür; güzelliğe duydukları özlem ve şiddetin gizemine besledikleri tiksintiyle hayatın içinde sürüklenirler.

ChristianKracht, zayıfların ve kararsızların Nazi rejimi tarafından amansızca ezilip geçildiği bir zamanı anlatıyor. Aşk ve yasın iç içe geçtiği bu eserinde yer yer kamera kayıtlarını andıran anlatımıyla okuru etkisi altına alan bir dünya canlandırıyor.

#almanedebiyatı #sinema #kültürelhegemonya #charliechaplin #tutku #sanat

Ölüler / Christian Kracht
Çeviri: Tevfik Turan
Dizi: Çağdaş
Tür: Roman
Yayınevi: Can Yayınları  
Sayfa Sayısı: 152
Fiyatı: 300 TL  


Latife Tekin’in yeni romanı Para Gürültüsü raflarda!

Çarşamba, Mart 04, 2026

Çağdaş Türk edebiyatının en güçlü kalemlerinden Latife Tekin’in yeni romanı Para Gürültüsü, mart ayında Can Yayınları etiketiyle okurla buluşuyor. Grafikler, algoritmalar ve finans dili arasında insanın hâlâ konuşabildiğini hatırlatan romanda Latife Tekin, her şeyin izlenme sayılarıyla ölçüldüğü bir çağda genç bir kuşağın kaybolan geleceğini anlatıyor.

“Yoksulların kasırgası zamanı tarumar edecek! Bu konuda aynı fikirdeyiz.”

Para Gürültüsü, paranın bir ses değil, bir baskı rejimi olduğu çağımıza yazılmış yakıcı bir roman. Grafiklerin, algoritmaların ve finans dilinin hayatı kuşattığı bir dünyada Latife Tekin, geleceğin çoktan konuşulmuş, paylaşılmış ve zenginlere terk edilmiş olduğunu gösteriyor.

Özel jetlerle geleceğe kaçabilenlerin ardından geride kalanlar için yaşam ıslak, paslı ve zor. Yapay zekâya merhamet öğretmeye çalışan bir çağda, insan insana yabancılaşırken Para Gürültüsü’nün içinde kelimeler sınanıyor: Ya siliniyorlar ya da yanarak var oluyorlar.

Para Gürültüsü, dijital çağın enkazında insan ruhunun hâlâ bir sesi olduğunu hatırlatan, sert, öfkeli ve şiirsel bir Latife Tekin romanı.

#para #yoksulluk #anneoğul #aşk #dijitalçağ #kayıp #zaman

Para Gürültüsü / Latife Tekin 
Dizi: Çağdaş 
Tür: Roman
Yayınevi: Can Yayınları  
Sayfa Sayısı: 200
Fiyatı: 350 TL  

Tudem’den Ödüllü bir başyapıt geliyor: ''Despero'nun Öyküsü'' şimdi raflarda!..

Salı, Şubat 24, 2026

Tudem’den bir Kate DiCamillo güzelliği daha geliyor. Bayıldığımız “Edward Tulane ve Mucizevi Yolculuk”un ardından bu kez filme de uyarlanan başyapıt “Despero'nun Öyküsü” raflarda yerini alıyor. Kate DiCamillo'nun 2003'te yazdığı kitap kısa sürede klasiğe dönüşmüş ve 2008’de animasyon filme uyarlanmıştı. Küçüklerden büyüklere her yaşa hitap eden, tekrar tekrar okunacak bir umut çeşmesi olan “Despero'nun Öyküsü”nü şevkle önererek pası bültene atıyorum.

Edward Tulane ve Mucizevi Yolculuk'un yazarı Kate DiCamillo'nun Newbery Ödüllü romanı Despero'nun Öyküsü, animasyon filme ve müzikale de uyarlanmış destansı bir masal.

''Öğretmenlerin Seçtiği En İyi 100 Çocuk Kitabı'' listesinde yer alan bu modern klasik; kendi küçük, kalbi büyük bir farenin umut tazeleyici kahramanlık öyküsünü anlatıyor.

Şiirsel dili, mizahi üslubu ve sorgulayıcı hikâyesiyle her yaştan okuru derin bir düşünsel yolculuğa çıkaran kitap, Timothy Basil Ering'in kara kalem resimlerindeki sinemasal dokunuşla gözler önünde canlanıyor.

Şaşırtıcı büyüklükte kulaklara sahip minimini bir fare olan Despero, görkemli bir şatoda yaşayan fare ailesinin en küçük ve zayıf ferdidir. Her yönüyle diğer tüm farelerden farklılaşan dostumuz, karanlıktan ve kemirmekten çok; kitaplara, müziğe ve ışığa ilgi duyar. Okuduğu masallardaki mutlu sonlardan büyülendikçe gönlünü bir prensese kaptırır. Onu kurtarma hayaliyle yollara düştüğünde ise kadim fare yasalarını çiğnemiş bir suçluya dönüşür. Attığı her adımla hem kendi kaderini hem de krallığın geleceğini değiştiren Despero için kahramanca mücadele etme vaktidir. Çünkü masallar ''hep'' mutlu sonla bitmelidir...

Yüksek sesle okunduğunda kuşakları bir araya getiren bu etkileyici hikâye, birlikte geçirilen zamanları unutulmaz anılara dönüştüren nadide kitaplardan biri. Unutmayın: Birlikte okunan hikâyeler, birlikte büyütür.

Despero'nun Öyküsü / Kate DiCamillo
Resimleyen: Timothy Basil Ering
Türkçeleştiren: Gözde Koca
10 yaş ve üzeri, roman
224 sayfa, snowbright kâğıt, resimli, tek renk baskı
Satış Fiyatı: 350,00 TL

Zamanından Önce Yazıldı, Şimdi Yeniden Doğuyor: Zamanya 20 Yıl Sonra Grafik Roman Oldu

Salı, Şubat 24, 2026

Yiğit Kulabaş’ın kült eseri Zamanya, 20. yılında M. K. Perker’in çizgileriyle grafik romana dönüştü. Hayaller büyük: Zamanya için asıl hikâye şimdi başlıyor.

Yirmi yıl önce yayımlandığında okurların hayatında kalıcı izler bırakan, zamanı bir kavram olmaktan çıkarıp hayatın merkezine yerleştiren kült roman Zamanya, şimdi grafik roman formatıyla yeniden raflarda... Yiğit Kulabaş imzalı eser, usta çizer M. K. Perker’in güçlü yorumuyla görsel bir anlatıya dönüşerek KaraKarga Yayınları etiketiyle okurla buluşuyor.

İlk yayımlandığı 2006 yılında sosyal medya, akıllı telefonlar ve yapay zekanın henüz hayatımıza hâkim olmadığı bir dünyada, “zamanı” merkezine alan ve sıra dışı kurgusuyla dikkat çeken Zamanya, yeni kuşaklara ulaşmaya hazırlanıyor. Aradan geçen 20 yılda dünya kökten değişse de zamanla mücadelemiz, hayatımıza anlam katma çabamız ve gerçek mutluluğu arayışımız değişmedi. Zamanya, tam da bu yüzden bugün hâlâ etkisini, sarsıcılığını ve güncelliğini koruyor.

Zamanya’nın grafik roman uyarlamasında orijinal hikâyenin, kurguda yer alan sıra dışı fikirlerin ve kritik diyalogların karelere aktarılması için metin defalarca yeniden kurgulandı. Kerim ve Selim’in iç içe geçen iki evreni; zamanın şirketleştiği o distopik yapı, usta çizer M. K. Perker’in imzasıyla yeniden inşa edildi.

Zamansız bir hikâyenin yeni bir kuşakla buluşmasını sağlayan bu ezber bozan uyarlamayla 20 yıl önce sorulan soruları bugün çok daha güçlü bir şekilde tekrar soruyoruz:
Sana para yerine zaman veren, yaşlanmanı durduran bir şirkette çalışmak ister miydin?
Büyük Gece Projesini yönetsen uykuyu yenmek için neler yapardın?
Gerçek zenginlik para mı, yoksa zaman mı? Yoksa hayatın ta kendisi mi?
Biz mi zamanı yönetiyoruz, yoksa zaman mı bizi?

Arka Kapak Yazısı:
zaman|ya: zaman diyarı.
za|mania: zaman mania, zaman deliliği.

Dünyaya pazarlanmak üzere dakika, hafta, saat, takvim, müzik, para gibi birbirinden önemli ürünler geliştiren Zaman isimli şirket, daha fazla büyüyebilmek için geceye odaklanır ve Büyük Gece Projesi’ni hayata geçirmeye karar verir. Kerim, iş görüşmesine gittiği şirketin Zaman olduğunu bilmeden çıkar evden. Bir gün içinde dört kıtada, on iki ayrı şehirde pek çok kişiyle görüşür. Zamanya’nın kapısına ulaşıncaya kadar bir yandan zaman diyarının bütün sırlarını keşfedecek, bir yandan da bugüne kadar zaman kavramını hiç sorgulamadığını fark edecektir.

Selim ise zaman kafesinde yaşayan sıradan bir insandır. Yedi vapurunu yakalamaya çalışır her sabah. Saat sekizde başlar çalışmaya, akşam beş olunca çıkar şirketten. Acıktığı için değil, saat on iki olduğu için yemek yer. Hep zamanla yarışır, kesintisiz bir koşuşturma içindedir. Fakat nereye doğru koştuğunu, nereye varmak istediğini bilmez.

Zaman, hayat, gece, dünya, uyku, keyif, kariyer, ölümsüzlük ve kapitalizm üzerine muhteşem bir kurgu, sürükleyici bir macera...

Zamanya’nın roman olarak yayınlanmasının üzerinden tam 20 sene geçti. Bu kült eser, yazarı Yiğit Kulabaş’ın uyarlaması ve M.K. Perker’in çizimleriyle, grafik roman olarak yeniden okurlarla buluşuyor.

Zamanya
Yazar: Yiğit Kulabaş
Çizer: M.K. Perker
Türü: Çizgi Roman
Yayınevi: KaraKarga Yayınları
Sayfa Sayısı: 168
Fiyatı: 750 TL

2025 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi László Krasznahorkai imzalı “Yeşaya Geldi” Can Yayınları’ndan Raflarda

Salı, Şubat 24, 2026

Macar edebiyatının önde gelen yazarlarından László Krasznahorkai imzalı Yeşaya Geldi şubat ayında raflarda. Krasznahorkai’nin Savaş ve Savaş’tan bir yıl önce yazdığı bu uzun öykü, bireysel çözülüşle toplumsal çöküşü tek bir ânın içine sığdıran yoğun bir ön anlatı. 

Yeşaya Geldi, László Krasznahorkai’nin insanlığın hiç bitmeyen savaşını ve yıkımı Savaş ve Savaş’ın başkahramanı GyörgyKorin’in iç sesiyle birleştirerek sarsıcı bir bekleyiş duygusuyla anlattığı karanlık bir eşik. Korin’in kaderinin henüz mühürlenmediği, kendi kendini yok etmeye en yatkın halinde, henüz yola çıkmadan yakalanmış bir portresi.

Kıyamet gelmeden önce!
“Apokaliptik terörün ortasında sanatın gücünü yeniden teyit eden çarpıcı ve vizyoner yapıtları” nedeniyle 2025 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan LászlóKrasznahorkai, Yeşaya Geldi’de sarsıcı bir bekleyiş halini, açıklanamayan bir tehdidi ve yavaşça çözülen bir dünyayı iç içe geçiriyor.

#macaredebiyatı #uygarlık #kıyamet #bekleyiş #çöküş #huzursuzluk #melek

Yeşaya Geldi / László Krasznahorkai
Çeviri: Leyla Önal
Dizi: Çağdaş
Tür: Uzun Öykü
Yayınevi: Can Yayınları  
Sayfa Sayısı: 56
Fiyatı: 125TL  

Alman edebiyatının en önemli temsilcilerinden W.G. Sebald’in ilk edebî eseri Doğadan Sonra Can Yayınları’nda!

Salı, Şubat 24, 2026

W.G. Sebald’in ilkel bir şiir olarak nitelediği Doğadan Sonra, şubat ayında Can Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alıyor. Kitap, modern dünyanın karmaşası ve doğa ile insan arasındaki kırılgan ilişkiyi irdeleyen, tarih, doğa ve hafıza üzerine derin bir tefekkür…

The Times’ın “21. yüzyılın Joyce’u” olarak tanımladığı W.G. Sebald’in ilk edebî eseri Doğadan Sonra, insanlığın dünyadaki yerini huzursuzca sorgulayan üç erkeğin yaşamı üzerinden ilerliyor: Büyük Alman Rönesans’ı ressamı Matthias Grünewald, Bering’le birlikte Arktik’e yolculuk eden Aydınlanma dönemi botanikçisi ve kâşifi Georg Wilhelm Steller ve yazarın ta kendisi…

#almanedebiyatı #doğa #hafıza #tarih #insanlık #yaşam

Doğadan Sonra / W.G. Sebald
Çeviri: Nihat Ülner
Dizi: Modern
Tür: Düzyazı-Şiir
Yayınevi: Can Yayınları  
Sayfa Sayısı: 112
Fiyatı: 250TL  

Fars Meyus’tan Yeni Kitap: N’aber Abim?

Salı, Şubat 24, 2026

Sosyal medyada geniş bir okur kitlesine ulaşan Fars Meyus, yeni kitabı N’aber Abim? ile okuru içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Destek Yayınları etiketiyle yayımlanan eser, “iyiyim” demenin ardına saklanan duygulara ve güçlü görünme çabasının yorgunluğuna odaklanırken yüksek sesli motivasyon cümleleri yerine, okurun yanına oturan samimi bir anlatı sunuyor.

Modern hayatın gürültüsü içinde kendi sesini kaybedenlere sakin bir alan açmayı hedefleyen N’aber Abim?, özellikle genç okurlarla güçlü bir bağ kuruyor.

Kırılganlık, içsel sessizlik ve kendinle dürüstleşme temalarını işleyen eser, kısa ve vurucu diliyle dikkat çekiyor.

Arka Kapak Yazısı:
İNSANIN EN BÜYÜK GURBETİ, HİÇ YAŞAYAMADIĞI ÇOCUKLUĞUDUR.

Bu kitap; kalabalıkların içinde görünmez olmayı seçenlerin, sesi çıkmasın diye nefesini tutanların ve en yakın dostu yine kendi yalnızlığı olanların sığınağıdır. Aynı zamanda bir mucizenin de hikâyesidir.

“N’aber abim?” sıradan bir selam değildir. Bu, yıllarca birinin elini omzuna koymasını bekleyen o yalnız çocuğa verilen bir sözdür. Bir iade-i itibardır. Eğer sen de insanın en büyük yalnızlığının kendine yetişememesi olduğuna inanıyorsan; bu sayfalar sana ayna olacak. Hatırla; hayat, bir başkasını beklemeyi bıraktığında, yani sen kendine “Buradayım!” dediğin an yeniden başlar. Hazır mısın abim? Yeniden başlamaya?..

Naber Abim? / Fars Meyus
Alt Başlık: Yine yeni bir gün daha ve yine birlikteyiz.
Türü: Deneme
Yayınevi: Destek Yayınları
Sayfa Sayısı: 184
Fiyatı: 240 TL

Bener Karaçor’un Yarım Sonlar Atlas’ı serisinin ilk kitabı “Karbon Başlangıçlar ve Muhteşem Sonlar” Düşbaz Kitaplar'dan çıktı

Cuma, Şubat 20, 2026

Yaşamın temeli karbon. Hepimiz aynı maddeden başlıyoruz ama bambaşka hikâyelere dönüşüyoruz. Başlangıçlarımız sandığımızdan çok daha benzer. Bizi birbirimizden ayıran, sonlarımız ve o sonlara giderken yaptığımız seçimler. Bu kitapta kimseye mutlu sonlar vadedilmiyor. Çünkü muhteşem sonlar, büyük ya da mutlu olmak zorunda değildir. Doğru yerde duran her son, kendi içinde muhteşemdir.

Bener Karaçor’un Karbon Başlangıçlar ve Muhteşem Sonlar romanı, Yarım Sonlar Atlas’ı serisinin ilk kitabı.
Kaz Dağları efsanelerinden ilham alan bu ilk anlatı, ana hikâyesini ‘90’larda kurarken fantastik öğeleri insan hikâyeleriyle iç içe geçirir. İyiyle kötünün kadim mücadelesi, bu kez destan kahramanları arasında değil; bir grup yetim çocukla bir grup huzurevi sakininin absürt, sihirli ve tedirgin edici direnişi olarak karşımıza çıkar.

Atlas, pek de parlak olmayan bir yazardır. Başarısız bir intihar girişiminin ardından komaya girer ve gözlerini, babaannesinin evinde, çocukluğunu geçirdiği odada açar. Ama yalnız değildir. Yıllardır yazıp yarım bıraktığı hikâyelerin kahramanları karşısındadır. Hepsinin tek bir talebi vardır: İyi ya da kötü, kendi hikâyelerinin bir sona bağlanması. Ne kadar zamanı olduğunu bilmeyen Atlas, başka çaresi kalmadığını anlayıp yazmaya koyulur. Üç gözlü, kırmızı şapkalı siyah bir kedi ise hem daimi yardımcısı hem de eleştirel yorumlarıyla bir nevi editörüdür.

Bener Karaçor’un, Yarım Sonlar Atlas’ı adlı serisinin ilk kitabı Karbon Başlangıçlar ve Muhteşem Sonlar, Düşbaz Kitaplar etiketiyle okurlarıyla buluşuyor. Kaz Dağları efsanelerinden ilham alan anlatı, ana hikâyesini ‘90’larda kurarken fantastik öğeleri insan hikâyeleriyle ustalıkla harmanlıyor. İyi ile kötünün kadim mücadelesi, bu kez destan kahramanları arasında değil; bir grup yetim çocuk ile huzurevi sakinlerinin absürt, sihirli ve tedirgin edici direnişi üzerinden yeniden yorumlanıyor.

Yazar Hakkında
Ankara doğumlu Bener Karaçor, Gazi Üniversitesi İİBF’nden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi Gazetecilik bölümünde yüksek lisans yaptı. 2019 yılında kariyerinde bir değişikliğe giderek sinema ve dijital mecralara yöneldi. Aslı Gibidir (2019) ve Annem (2019) filmlerinde senarist olarak yer alan, ayrıca bir mocumantary olan Heykel mi?’de ise proje tasarımı ve yazarlık yapmış olan Karaçor, İbrahim Selim ile Bu Gece başta olmak üzere çeşitli dijital projelerde baş editör olarak çalışmalarına devam ediyor.

Karbon Başlangıçlar ve Muhteşem Sonlar / Bener Karaçor
Düşbaz, Şubat 2026
352 sayfa
440 TL

Guido Morselli’nin kaleminden post-apokaliptik bir kıyamet tablosu: İnsanlığın Sonu

Perşembe, Şubat 19, 2026

Guido Morselli’nin insansız bir dünyayı tasvir eden romanı İnsanlığın Sonu şubat ayında Can Yayınları etiketiyle okurla buluşuyor. Morselli’nin kendi hayatına son vermeden hemen önce tamamladığı bu eşsiz roman, modern insanın yalnızlık, varoluş, anlam ve özgürlük karşısındaki kırılganlığını sorgulayan sarsıcı bir kıyamet tablosu.

Gidecektim, iz bırakmayacaktım. Benim için en önemli nokta buydu. Birileri araştıracak olursa, benim temelli kaybolduğum sonucuna varmalıydı. Daha da iyisi, gizemli bir şekilde imha olmalı, yok olmalıydım.

Dünyanın bir anda sessizliğe gömüldüğü bir sabah… Alpler’deki ıssız evine çekilen anlatıcı, intihar etmeyi planladığı geceyi atlatıp geri döndüğünde dünya üzerindeki tüm insanların ortadan kaybolduğunu fark eder. Kasabalar, yollar, oteller, sınırlar – hepsi yerli yerindedir, yalnızca insan yoktur. Son insan, hem insanlığın yokluğunun bıraktığı boşlukla hem de kendi varoluşunun ağırlığıyla yüzleşmek zorundadır.

“Varoluşun ağırlığı ve yalnızlığın dehşeti üzerine çarpıcı, derinlikli bir meditasyon.”
Publishers Weekly

#italyanedebiyatı #insanlık #yalnızlık #varoluş #yabancılaşma

İnsanlığın Sonu / Guido Morselli 
Çeviri: Leyla Tonguç Basmacı
Dizi: Modern
Tür: Roman
Yayınevi: Can Yayınları  
Sayfa Sayısı: 144
Fiyatı: 220 TL

Düşbaz'dan Distopik Öyküler: Yeşer Sarıyıldız'ın “Çınlayanlar”ı Raflarda

Perşembe, Şubat 19, 2026

Yeşer Sarıyıldız’ın distopik öykülerini bir araya getirdiği Çınlayanlar, Ayrıntı Yayınları’nın Düşbaz Kitaplar markasından yayımlanan bir öykü kitabı olarak; yapay zekâ, teknoloji, gözetim, ifade özgürlüğü ve kadın deneyimi üzerinden bugünü ve yakın geleceği tartışmaya açıyor. Kitap, teknolojiyi merkezine alsa da meseleyi hiçbir zaman “makineler”e indirgemiyor; asıl soruyu insan aklı, iktidar ve niyet üzerinden kuruyor.

“Distopyayı geleceği tahmin etmek için yazmadım. Bugün yaşadığımız ve normalleştirdiğimiz şeyleri biraz büyütüp görünür kılmak istedim.
Benim için distopya, bir gelecek tasvirinden ziyade bugünün abartılmış ve netleştirilmiş hâli.”
— Yeşer Sarıyıldız

Çınlayanlar’da distopya, uzak ve belirsiz bir gelecek değil; içinde yaşadığımız dünyanın bugünden yükselen yankıları. Yapay zekânın toplantı odalarında karar süreçlerini devraldığı, sessizliğin yasal bir zorunluluk hâline geldiği şehirlerde; algoritmalar, kadınlar, çocuklar ve makineler iç içe geçiyor. İnsan olmanın sınırları yeniden çizilirken, bastırılan sesler bir şekilde çınlamaya devam ediyor.

2087 İklim Zirvesi’nde devreye sokulan “geçici karar sistemleri”, Sessizlik Amirleri’nin devriye gezdiği kentler, NeoGenetik Değişim Merkezleri, alternatif sanal gerçeklik evrenleri ve ADHD’li bir zihnin içinden anlatılan parçalanmış algılar… Sarıyıldız, bugünün politik, teknolojik ve toplumsal tercihlerinin yakın gelecekte alabileceği biçimleri rahatsız edici ama tanıdık bir netlikle görünür kılıyor.

Metnin Ötesinde Bir Deneyim
Çınlayanlar yalnızca okunacak bir kitap değil. Öykülerden birinde yer alan ve karakterin kendi kendine söylediği bir şarkı, bestelenerek klip hâline getirildi. Okurlar, kitap içindeki QR kod aracılığıyla bu dijital deneyime ulaşabiliyor. Bu yönüyle Çınlayanlar, edebiyatı müzik ve dijital anlatıyla buluşturan disiplinlerarası bir anlatı sunuyor.

Yazar Hakkında
1987 doğumlu Yeşer Sarıyıldız, yazı hayatına dijital mecralarda başladı. Dergicilik, köşe yazarlığı ve editörlük alanlarında üretim yaptı; 2009 yılında Türkiye’nin ilk çevrim içi kadın dergilerinden Madam Brownie’yi kurdu. Uzun yıllardır teknoloji, toplumsal cinsiyet ve ifade özgürlüğü üzerine yazan Sarıyıldız, son yıllarda yapay zekâ ve dijital sanat odaklı sergilerin küratörlüğünü üstleniyor. Teknolojiyle insan arasındaki ilişkiyi hem edebi hem sanatsal üretiminin merkezine yerleştiriyor.

Çınlayanlar / Yeşer Sarıyıldız
Dizi: Düşbaz Kısa
Sayfa Sayısı: 176
220 TL

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template