Kadın voleybol milli takımımızın başarıdan başarıya koşması hepimizi sevindirirken birilerinin zoruna gidiyor. Ülkenin en popüler sporu futbolda yanına yaklaşamadığımız başarıların küçük kızları voleybola çekmesine katlanamayan bir kitle var. Bir kısmını futbola çekmek için yapılan çalışmaların meyvesi bir film var karşımızda: Fırtına Kız. 2025 yapımı film vizyondan sonra Amazon Prime platformunda yerini aldı. 30 Ocak’ta vizyona giren film yedi haftalık macerasını 19.839 seyirciye ulaşarak noktalamıştı. Seyirciden ilgi görmeyen her filmin kaderini yaşayarak platform kataloğunda yerini almış oldu. Daha fragmanından bile ne kadar kötü olduğu bu kadar belli filmi izleme isteğini yaratan yegane şeyin futbol sevgisi olduğunu en baştan belirteyim de öyle ilerleyelim. Filmin nasıl doğduğu ile başlayalım hatta.
Hikâyenin ardından spor gazetecisi Haluk Kesim var. Tercüman gazetesine verdiği röportajda gerçek bir hikâyeden yola çıktığını belirterek şöyle diyor: “Bu hikâye, bundan iki sene önce Türkiye Futbol Federasyonu’nun kadın futboluyla ilgili düzenlediği bir çalıştayda başladı. Ben de o çalıştaya katıldım. Kadın futboluyla ilgili bir şeyler yapmak istiyordum. Herkes “Kadın futboluna ilgi yok, kadın futbolu için ne yapabiliriz” derken söz aldım ve “Merak etmeyin, ben size söz veriyorum, kadın futboluyla ilgili bir film yapacağım” dedim. O an herkes çok yükseldi, hikâye herkesi heyecanlandırdı ama sonrasında kimse yardım etmedi, kimsenin ilgisi ve alakası olmadı. Bunun ardından bu hikâyeyi yazdım. Yazdıktan sonra ilk olarak sevgili Bilal Kalyoncu’yla temasa geçtim ve hikâyeyi ona götürdüm. Bilal Kalyoncu ve Özgür Bakar sinopsisi okudular ve inanılmaz beğendiler. Beğendikten sonra hikâyeyi biraz daha genişlettik ve bu bir gerçek hikâyeye dönüştü. Biz bunu hem kadın futbolunu anlatan hem de bir kadın hikâyesi olan bir film yapmak istedik. Çünkü kadın futbolunda inanılmaz bir acı, üzüntü, dert ve sıkıntı var; kadınların çektiği çok fazla zorluk var. Kadınların kendini gösteremediği bir alan aslında. Oysa dünyada kadın futbolu hiç de önemsiz bir şey değil. Mesela Amerika’ya gidin; 70 bin kişilik statlar doluyor. Bizde erkek futbolunda bile bu olmuyor. Bu yüzden bu hikâye böyle başladı. Özgür Bakar ve Bilal Kalyoncu’nun da buna inanmasının ardından, bir kadın hikâyesi ve kadın futbolu hikâyesi yazmaya başladık. Hikâye iki ikiz kardeş üzerine kurulu. Babaları futbolcu ve bu genler erkeğe değil, kıza geçiyor. Kız müthiş bir futbolcu. Ama biz orada yaşanan baskıyı, üzüntüyü ve aslında o karmaşayı anlatıyoruz.
Fırtına Kız, hayali futbolcu olmak olan yetenekli bir genç kızın, kız çocuklarını eve kapatıp erken yaşta evlendiren geleneksel düzene karşı verdiği direnişi konu alıyor. Zeynep, Diyarbakır’ın “en yetenekli ama en şanssız futbolcusu” olarak anılan babası İsmail’in tüm yeteneklerini miras almıştır. Ancak yetenek tek başına yeterli değildir; Zeynep’in hayallerine ulaşabilmesi için önce fırsat eşitliği sağlanmalıdır. Bu mücadele yalnızca onun değil, aynı zamanda bir suçu Zeynep’in yerine üstlenip hayatına son veren kardeşinin de mücadelesidir. Oğlunun değil, kızının futbolcu olmak istediğini öğrenen İsmail’in yaşadığı ikilem, Zeynep’in zorla evlendirildiği düğünden kaçışı ve sonunda Milli Takım formasıyla sahaya çıkışı, sadece onun değil, birçok kız çocuğunun yoluna umut ve cesaret ışığı yakar.”
Haluk Kesim’in hikâyesiyle başlayan iş adını daha önce hiç duymadığımız Esen Ali Bilen’in senaryosuna dönüşmüş. Yönetmen koltuğundaysa adını vasat filmlerle duyduğumuz Hasan Doğan oturuyor. Çalakalem yazılmış klişe filmlerin yönetmeni olarak aynı yıla üç dört film sığdırabilen Doğan, televizyon izleyicisi için bol müzikli, duygulu filmler üretiyor. 2019’da komedi “Geçmiş Olsun” ile ilk gişe sınavında yaklaşık 35 bin seyirciye ulaşan Doğan, 2025 Temmuz’unda “Gelenek Görenek” ile verdiği ikinci sınavında neredeyse tarihe geçmişti. Bülent Emrah Parlak, Didem Balçın, Bahar Şahin ve Mekin Sezer’li kadrosuyla yalnızca iki hafta vizyonda kalabilmiş ve 3043 izleyiciye ulaşabilmişti. Meğer bunlar iyi günleriymiş. Ağustos 2025’te vizyona giren “Aşk Sokakta” üç haftalık macerasını 2950 seyirciyle noktalamıştı. Bu hezimetlere rağmen halen film yönetmesinin değerlendirmesini size bırakayım. Tüm bunlara rağmen 13 film yönetmiş bir isim Hasan Doğan. Televizyon filmleriyle devam ediyor zaten motor demeye. Hani Now’da yayımlanan şiveli kasaba komedileri var ya, o filmlerle. Senarist ve yönetmenin zayıflığını kadro ile giderme yoluna gidilmiş. Sevilen oyuncular Cihangir Ceyhan ve Burcu Kara kadronun ana çekirdekleri. Genç yetenek Can Bartu Aslan kadronun şaşırtıcı sürprizi. Nasıl ikna olduğunu anlayan beri gelsin. Gerisi vasat filmlerin kadrolu isimleri: Kemal Uçar, Duygu Paracıkoğlu, Timur Ölkebaş, Mehmet Ali Kaptanlar. Filmin başrolündeyse dizilerle tanınan 2001 doğumlu Eylül Ersöz var. Tarihi görevle, önemli misyonla çekilen bir film için hayli zayıf bir künye olduğu aşikâr.
Gelelim filme. Konuyu bültenden alalım: “Fırtına Kız, hayali futbolcu olmak olan yetenekli bir genç kızın, kız çocuklarını eve kapatıp erken yaşta evlendiren geleneksel düzene karşı verdiği direnişi konu alıyor.” Kızımızın adı Zeynep. Ufak bir şov yaptığı sahne ile ekmek alıp eve dönüşüne şahit oluyoruz. Aksak babasını tanıyoruz sonra. Diyarbakır’ın en yetenekli ama en şanssız futbolcusu olarak nam salmış Fırtına İsmail. Şimdinin topal İsmail’i olduğu için işsiz, parasız. Kurtuluşu da sürekli seçmelere götürdüğü, futbolcu olmasını umduğu Ömer’de arıyor. Lakin Ömer hem yeteneksiz hem de futbolcu olmak istemiyor. Derken olaylar gelişiyor. Ömer, aslında yazar olmak istiyorum diyerek kendini asıyor. Acı henüz tazeyken doğunun adetleri gereği Zeynep’i borca karşılık istemeleriyle çıkışsız kalan aile ve Zeynep için tek kurtuluş futbol haline geliyor.
Fırtına Kız, berbat diyarbakır şivelerinin havada uçuştuğu bir müsamere. Bir türlü o amatörlüğü es geçip filme inanmak mümkün olmuyor daha en baştan. Ceyhan ve Kara çabalasa da geri kalan kadronun berbat oyunculuğunu da üstüne ekleyince korku ve ürperti hissi doluyor insanın içine. Bunlarla da kalmıyor. Diyaloglar o kadar yapay, o kadar mesaj içerikli ki her cümlenin anlamlı olmasına gösterilen çabanın seyirciyi iteceğini kimse düşünememiş. Konu zaten berbat. Çalakalem yazılmış senaryonun mantık dışılığı kahkaha attırıyor artık, o derece. İsmail’in topal diye iş bulamaması, Ömer’in bir anda yazar olma hayali, anne Havva’nın sadece diyaloglarla varolması, Şenol hocanın bir anda kilit role bürünmesi… Say say bitmeyecek bir mantıksızlık deryası… Karakter yaratma denen şeylerden zaten haberleri yok. Diyarbakır deyince aklınıza gelen ne kadar gelenek ve tabu varsa hepsi işleniyor. Kadrajlar, slow motionlar, son ses müzikler derken işleyiş televizyon dizileri gibi. E geriye ne kaldı.
Berbat senaryosu, kötü oyunculukları, sürekli mesaj verme kaygısıyla ver müziği, ver coşkuyu düsturuyla çekilmiş eski kafalı bir film Fırtına Kız. Yıl 2026 olmuş. Klişelerle dolu kamu spotu ile kimseye ayar vermenin alemi yok. Tabulara rövaşata atmaya gerek yok. Basit bir çalım yeterli. Sadece samimi gerçekler umut ve cesaret ışığı yakar.















