Ayrıntı Yayınları Ağustos ayını üç kitapla karşılıyor. Adam Phillips’in arzularımıza ve korkularımıza dair paradoksları ortaya çıkarmak için edebiyatı, masalları, sanat eserlerini ve vaka çalışmalarını incelediği “Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet” ayın okunmadan geçilmeyecek kitaplarından biri. Alın listelerinize ve Phillips’in sorduğu sorulara dürüstçe cevap verin. Mini Kitaplar dizisinin yenisi de muzdarip olduğumuz konuya ışık tutuyor: Can Sıkıntısı. David Lodge’un okurunu modern zaman efsanelerinin üretildiği televizyon camiasına buyur ettiği romanı “Terapi” de konusuyla dikkat çekiyor. Üç kitabı da incelemeye buyurun diyerek pası bültene atıyorum.
Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet - Adam Phillips
“Hiçbir şey bizi aşırılıktan daha aşırı yapmaz; hiçbir şey bizi diğer insanların yemeğe, alkole, paraya, uyuşturucuya veya şiddete olan aşırı iştahına karşı daha cezalandırıcı, daha onaylamaz, daha fazla iğrenir hale getirmez; hiçbir şey bizi diğer insanların siyasi ideallere veya dini inançlara olan aşırı bağlılığından daha fazla korkutmaz, daha fazla öfkelendirmez, daha fazla umutsuzluğa sürüklemez.”
“Hiçbir şey bizi aşırılıktan daha aşırı yapmaz; hiçbir şey bizi diğer insanların yemeğe, alkole, paraya, uyuşturucuya veya şiddete olan aşırı iştahına karşı daha cezalandırıcı, daha onaylamaz, daha fazla iğrenir hale getirmez; hiçbir şey bizi diğer insanların siyasi ideallere veya dini inançlara olan aşırı bağlılığından daha fazla korkutmaz, daha fazla öfkelendirmez, daha fazla umutsuzluğa sürüklemez.”
Phillips bu çalışmasında arzularımıza ve korkularımıza dair paradoksları ortaya çıkarmak için edebiyatı, masalları, sanat eserlerini ve vaka çalışmalarını inceliyor. Ve şu sorular üzerinde akıl yürütmemizi sağlıyor: Yeterlinin gerçekten yeterli olduğunu nasıl anlarız? Aşırıya kaçmanın doğru olduğu zamanlar var mıdır? Külkedisi’nin en büyük sorunu neden prens değil de diğer kadınlardır? III. Richard’ın kendi çaresizliğine dair öfkesi bize kendi arzularımız hakkında ne anlatabilir? Aşırılıklara karşı çok mu takıntılıyız? Çocukluk bize kötü davranışlar hakkında ne öğretebilir? Ve sadece mutlu mu olmalıyız, yoksa mutlu olmaktan daha fazlası mümkün mü?
Aşırılık Üzerine, Phillips’in birbirinden farklı fikirleri aydınlatıcı ve temel unsurlara dönüştürme konusundaki ustaca yeteneğini gösteriyor.
Orijinal Adı: On Balance / Çevirmen: Aydın Çavdar / Dizi Adı: Lacivert / 240 sayfa / 320 TL
Can Sıkıntısı - Barbara Streidl
Kim daha önce can sıkıntısıyla boğuşmamıştır ki? Can sıkıntısı tam anlamıyla zaman kaybının en belirgin örneği olarak görülür; “sıkıcı” ifadesi ise çoğu zaman monotonluk ve sıradanlıkla ilişkilendirilir. Oysa can sıkıntısı ilk bakışta verimlilik anlayışımızla çelişiyor gibi görünsede, önemli düşünsel kıvılcımlar yaratabilir ve yaratıcılığımızı besleyebilir.
Üstelik hiçbir şey yapmamak, hayallere dalmak ve dinlenmek arasında bir yerde duran buolumlu can sıkıntısı haline izin verenler, zamanı sürekli en verimli şekilde kullanma baskısınınhükümsürdüğü gündelik yaşam karşısında daha güçlü durabilirler.
Barbara Streidl, yalnızca 100 sayfada, pek de sevilmeyen bu ruh halinin son derece ilham verici bir portresini çiziyor.
Orijinal Adı: Langeweile. 100 Seiten / Çevirmen: Levent Tayla / Dizi Adı: Mini Kitaplar / 100 sayfa / 150 TL
Terapi - David Lodge
İyi İş’te bizi üniversite kampüsünün kaynayan küçükdünyasında dolaştıran David Lodge, bu kez modern zaman efsanelerinin üretildiği televizyon camiasına buyur ediyor. Milyonlarca kişinin izleyip, kahkaha efektli komutlarla nelere gülmesi gerektiğini öğrendiği bir sitcom’un senaryo yazarının bireysel öyküsü aracılığıyla çağımızdaki yeni insanlık hallerinden bir “terapi” hikâyesi anlatıyor bize.
İyi İş’te bizi üniversite kampüsünün kaynayan küçükdünyasında dolaştıran David Lodge, bu kez modern zaman efsanelerinin üretildiği televizyon camiasına buyur ediyor. Milyonlarca kişinin izleyip, kahkaha efektli komutlarla nelere gülmesi gerektiğini öğrendiği bir sitcom’un senaryo yazarının bireysel öyküsü aracılığıyla çağımızdaki yeni insanlık hallerinden bir “terapi” hikâyesi anlatıyor bize.
Laurence “Tubby” Passmore yarışı kazanmış, hiçbir sorunu olmayan başarılı bir adamdır görünüşte. Bol parası, istikrarlı bir evliliği, kendi hayatlarını kurmayı başarmış iki yetişkin çocuğu ve “platonik takıldığı” bir sevgilisi vardır. Ayrıca Londra dışında muhteşem bir eve ve rüyalarının arabasına da sahiptir. Yegâne sorunu bir gün dizine ansızın saplanıveren, bir daha da onu hiç terk etmeyen ve çaresi de bir türlü bulunamayan menşei belirsiz bir ağrıdır... Zira bütün kazanılmış ödüllere rağmen Tubbymutsuzdur; ne fizyoterapi ne aromaterapi, ne bilişsel davranış terapisi ne de akupunktur derdine devadır. Depresyon, anksiyete, panik atak ve uykusuzluk yakasını bırakmamaktadır.
Günün birinde tesadüfen tanıştığı varoluşçu filozof Kierkegaard’ın yapıtlarına gömülür, “tatmin edici düş kırıklıklarını” öğrenir, filozofun memleketi Danimarka’ya bile gider... Yeni saplantısının heyecanıyla yaşarken felaketler silsile halinde dört bir yandan üstüne saldırmaya başlar. Gerek özel hayatında gerek meslek hayatında ansızın patlak veren sorunlar yüzünden Tubby bundan böyle bir de “seksin, tenisin ve kariyerin olmadığı bir hayata” mı mahkûm olacaktır yoksa?
Orijinal Adı: Therapy / Çevirmen: Meram Arvas / Dizi Adı: Edebiyat / 400 sayfa / 500 TL

Yorum Gönder