Ayrıntı Yayınları Temmuz ayını beş kitapla karşılıyor. Iris Murdoch’ın Platoncu bir bakışla esaret ve özgürlük, aşk ve sadakat, suç ve ceza, iyilik ve kötülük gibi pek çok kavramı tartışmaya açtığı, feminist okuma yapma imkânı da sunduğu romanı “Tek Boynuzlu At” ayın en dikkat çeken kitabı. Daniel Guérin’in 1970’teki ilk baskısından bu yana bir klasik olan, anarşizmin önde gelen isimlerinin siyasi ve teorik metinlerinden özenle seçilmiş derlemesi “Ne Tanrı Ne Efendi Anarşizm Antolojisi” hemen her kitaplıkta olması gerekenlerden. Çağımızın önde gelen Marksist feminist teorisyenlerinden Nancy Fraser’ın, doğadan ve “ırksallaştırılmış” kitlelerden devşirdiği zenginliği bir güzel midesine indirmekle meşgul sermayenin, birbirimize bakım verme yetisinden bizleri nasıl mahrum bıraktığına, siyaset yapma pratiğinin içini nasıl boşalttığına dair bütünlüklü bir analiz ortaya koyduğu “Yamyam Kapitalizm” inceleme dizisinin bu ayki yenisi. Gülçin Özge Tan’ın Erdoğan’ın kararı ile Türkiye’nin 2021’de İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi ve 2026-2035’in aile ve nüfus on yılı ilan edilerek izleneceği gösterilen topyekûn politikanın açık ettiği yeni süreci anlamak, AKP kadrolarında yer alan ve daha öncesinde yer almış kişilerin yaklaşımlarını içerden görmek için mutlaka okuması gereken kitabı “İktidarın Cinsiyeti ve Ak Kadınlar” da Schola dizisinin yenisi. Etin Cinsel Politikası’nın yazarı Carol J. Adams’ın burgerin geçmişten günümüze yolculuğunu, kimlik krizlerini, vejiburgerlerden devrim niteliğindeki “bitki bazlı et” ve “temiz et” yaklaşımlarına kadar uzanan “hayvansızlaşma” serüvenini anlattığı kitabı “Burger” de her okurun gözdesi Mini Kitaplar dizisinin bu ayki yenisi. “Tek Boynuzlu At” ve “Ne Tanrı Ne Efendi Anarşizm Antolojisi” incelemeden geçmeyin diyerek pası bültene atıyorum.
Tek Boynuzlu At – Iris Murdoch
“Hannah onlar için Tanrı’nın sureti olmuştu; şayet sahte bir Tanrı olduysa, bu, onlar onu o hale getirmek için çok çabaladıkları içindi. Artık onu lanetli bir figür, bir Lilit, solgun, ölüm saçan bir büyücü kadın olarak düşünüyordu: İnsan olmak dışında her şeydi o.”
“Hannah onlar için Tanrı’nın sureti olmuştu; şayet sahte bir Tanrı olduysa, bu, onlar onu o hale getirmek için çok çabaladıkları içindi. Artık onu lanetli bir figür, bir Lilit, solgun, ölüm saçan bir büyücü kadın olarak düşünüyordu: İnsan olmak dışında her şeydi o.”
1963 yılında yayımlanan Tek Boynuzlu At, MarianTaylor’ın İrlanda’nın batı sahilinde yer alan ücra bir bölgeye varışıyla başlar. Marian öğretmenlik yapmak üzere bölgedeki iki şatodan biri olan Gaze’e gelir ve öğrencisinin Hannah adında gizemli bir kadın olduğunu öğrenir. Evin hanımı olan Hannah sadakatsizliği nedeniyle kocası tarafından şatoya hapsedilmiş, başına da bir grup insan nöbetçi olarak dikilmiştir.
Marian çok geçmeden iki şatonun sakinleri arasındaki karmaşık ilişkiler ağının ortasında bulur kendini. Sırlar yavaş yavaş günyüzüne çıkmaya başlar. Hannah, bu “tutsak edilmiş tek boynuzlu at” kimdir aslında? Etrafını saranların roman boyunca ona atfettikleri saflık, erişilmezlik, masumiyet gibi niteliklere sahip midir gerçekten? Acı çeken kutsal bir figür, bir azize midir; yoksa erkekleri felakete sürükleyen tehlikeli bir kadın, bir büyücü müdür?
Denizden, kayalıklardan, uçurumlardan ve bataklıktan oluşan ürkütücü bir coğrafyada ve gotik bir atmosferde geçen Tek Boynuzlu At, Platoncu bir bakışla esaret ve özgürlük, aşk ve sadakat, suç ve ceza, iyilik ve kötülük gibi pek çok kavramı tartışmaya açar. Yaklaşık altmış sene önce yazılmış bu eser, roman kişilerinin seçimleri, tutumları ve ödedikleri bedeller hesaba katıldığında günümüz okuruna feminist okuma yapma imkânı da sunmaktadır.
Orijinal Adı: The Unicorn / Çevirmen: Seda Ağar / Dizi Adı: Edebiyat / 336 sayfa / 420 TL
Ne Tanrı Ne Efendi Anarşizm Antolojisi - Daniel Guérin
1970’teki ilk baskısından bu yana bir klasik olan bu kitap, anarşizmin önde gelen isimlerinin siyasi ve teorik metinlerinden özenle seçilmiş bir derleme sunuyor. Daniel Guérin, bu metinleri tarihsel bağlamına yerleştirerek, 19. yüzyılda doğuşundan itibaren protesto gücü hiç azalmamış bir siyasi ve entelektüel hareketin tarihini izliyor. Anarşist düşüncenin iki yüzyılını kapsayan genel bir bakış sunarak, zenginliğini yeniden ortaya koyuyor ve onu besleyen tartışmaları canlandırıyor. Guérin böylece, anarşizmin, eleştirmenleri tarafından sıklıkla “herhangi bir örgütlenme biçimine dirençli” bireyselci bir ideolojiye indirgenmesiyle içine düştüğü itibar kaybıyla mücadele etmeyi amaçlıyor.
1970’teki ilk baskısından bu yana bir klasik olan bu kitap, anarşizmin önde gelen isimlerinin siyasi ve teorik metinlerinden özenle seçilmiş bir derleme sunuyor. Daniel Guérin, bu metinleri tarihsel bağlamına yerleştirerek, 19. yüzyılda doğuşundan itibaren protesto gücü hiç azalmamış bir siyasi ve entelektüel hareketin tarihini izliyor. Anarşist düşüncenin iki yüzyılını kapsayan genel bir bakış sunarak, zenginliğini yeniden ortaya koyuyor ve onu besleyen tartışmaları canlandırıyor. Guérin böylece, anarşizmin, eleştirmenleri tarafından sıklıkla “herhangi bir örgütlenme biçimine dirençli” bireyselci bir ideolojiye indirgenmesiyle içine düştüğü itibar kaybıyla mücadele etmeyi amaçlıyor.
Antolojide ilk olarak Stirner, Proudhon, Bakunin ve Kropotkin’in metinleri aracılığıyla 19. yüzyıl anarşistlerinin teorik çalışmalarını okuyoruz. Yazar daha sonra 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarında hareketin önde gelen isimlerinin portrelerini sunuyor: Malatesta, Henry, Pelloutier, Volin, Mahno ve Durruti. Son olarak da Rus Devrimi ve İspanya İç Savaşı sırasında anarşistlerin entelektüel ve siyasi rolünü vurguluyor.
Orijinal Adı: NiDieuniMaître Anthologie de l'anarchisme / Çevirmen: Fuat Orçun / Dizi Adı: Tarih / 544 sayfa / 825 TL
Yamyam Kapitalizm: Demokrasi, Bakım Emeği ve Gezegen Sistem Tarafından Nasıl Mideye İndiriliyor ve Bizler Bu Konuda Ne Yapabiliriz? - Nancy Fraser
Çağımızın önde gelen Marksist feminist teorisyenlerinden Nancy Fraser, doğadan ve “ırksallaştırılmış” kitlelerden devşirdiği zenginliği bir güzel midesine indirmekle meşgul sermayenin, birbirimize bakım verme yetisinden bizleri nasıl mahrum bıraktığına, siyaset yapma pratiğinin içini nasıl boşalttığına dair bütünlüklü bir analiz ortaya koyuyor. Hayatın her alanını gözüne kestiren sermayenin doymak bilmez iştahını, ekolojik tahribattan demokrasinin işlevsizleştirilmesine, ırksal şiddetten bakım emeğinin değersizleştirilmesine dek uzanan belli başlı kriz noktaları üzerinden tarihsel bir hat boyunca görünür kılıyor.
Çağımızın önde gelen Marksist feminist teorisyenlerinden Nancy Fraser, doğadan ve “ırksallaştırılmış” kitlelerden devşirdiği zenginliği bir güzel midesine indirmekle meşgul sermayenin, birbirimize bakım verme yetisinden bizleri nasıl mahrum bıraktığına, siyaset yapma pratiğinin içini nasıl boşalttığına dair bütünlüklü bir analiz ortaya koyuyor. Hayatın her alanını gözüne kestiren sermayenin doymak bilmez iştahını, ekolojik tahribattan demokrasinin işlevsizleştirilmesine, ırksal şiddetten bakım emeğinin değersizleştirilmesine dek uzanan belli başlı kriz noktaları üzerinden tarihsel bir hat boyunca görünür kılıyor.
Kapitalist sömürünün bir “ön plan hikâyesi”nin yanı sıra, mülksüzleştirmeyi temel alan bir “arka plan hikâyesi”ne sahip olduğunu öne sürenFraser, kapitalizm kavramsallaştırmasını, Marx’ın meşhur üretimin “gizli meskeni” argümanının ötesine taşımayı hedefliyor. Ortaya koyduğu alternatif yaklaşımla, kapitalist toplumu karakterize eden ekonomik alt sistemin, ekonomi dışı addedilen oysaki kapitalist birikimin sürekliliği için vazgeçilmez olan toplumsal yeniden üretim, insan dışı doğa, kamusal mal ve hizmetler gibi süreç ve faaliyetlerle olan ilişkisine odaklanıyor.
Sermayenin yıkıcı gücünü sınırlandırmak için verilecek kararlı ve kolektif mücadelenin her zamankinden elzem olduğunu vurgulayan ve yakın dönemde yaşadığımız COVID-19 gibi krizlerin, sermayenin hayatın her alanını hedef alan “yamyamlığını” sona erdirebilmek için ihtiyaç duyduğumuz toplumsal direncin inşasında kritik fırsatlar sunduğunu öne sürenYamyam Kapitalizm, gerek eleştirel kuram geleneğine katkısı gerek kapitalizmin çoklu krizlerini açıklamaktaki maharetiyle, beşeri bilimler literatüründesüregiden bir tartışmayı derinleştiren önemli bir müdahale niteliği taşıyor.
Orijinal Adı: Cannibal Capitalism: How Our System Is Devouring Democracy, Care, and the Planet—and What We Can Do about It / Çevirmen: Aslı Önal / Dizi Adı: İnceleme / 208 sayfa / 260 TL
İktidarın Cinsiyeti ve Ak Kadınlar - Gülçin Özge Tan
İktidarın Cinsiyeti ve AK Kadınlar, Türkiye’de cinsiyet rejiminin uzun erimli bir değerlendirmesini içermekle birlikte AKP dönemine odaklanıyor. AKP’nin otoriter rejim inşasıyla toplumsal cinsiyet ve nüfus politikalarının birlikte ilerlediğini iddia ediyor, Türkiye’deki rejim ile dünyadaki akrabalarının cinsel politikaları arasındaki benzerlik ve farkları analiz ediyor. Kadınların yirminci yüzyıl boyunca kazandıklarına karşı küresel bir savaşı başlatan yeni sağ rejimlerin doğasını kavramaya çalışıyor.
İktidarın Cinsiyeti ve AK Kadınlar, Türkiye’de cinsiyet rejiminin uzun erimli bir değerlendirmesini içermekle birlikte AKP dönemine odaklanıyor. AKP’nin otoriter rejim inşasıyla toplumsal cinsiyet ve nüfus politikalarının birlikte ilerlediğini iddia ediyor, Türkiye’deki rejim ile dünyadaki akrabalarının cinsel politikaları arasındaki benzerlik ve farkları analiz ediyor. Kadınların yirminci yüzyıl boyunca kazandıklarına karşı küresel bir savaşı başlatan yeni sağ rejimlerin doğasını kavramaya çalışıyor.
Yazar bütün bu çabasını nüfusun yarısının otoriterleştikçe muhafazakarlaşan ve özellikle aile söylemi etrafında baskıyı kadın üzerinde yoğunlaştıran iktidarın, kadınları buna nasıl dahil ettiğini anlamaya yöneltiyor. Farklı dönemlerde AKP kadrolarında pozisyon almış kadın siyasetçilerle yapılan saha çalışması, bu çabanın ürünü. Kitabın parlayan üçüncü bölümündeki saha bulgularına dayanan iddialar erkek egemenliğin yeni görünümlerinin, AKP’nin baştan beri sahip olduğu ve sonradan kazandığı niteliklerden ayrı düşünülemeyeceğini gösteriyor.
Gülçin Özge Tan’ın eseri, Erdoğan’ın kararı ile Türkiye’nin 2021’de İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi ve 2026-2035’in aile ve nüfus on yılı ilan edilerek izleneceği gösterilen topyekûn politikanın açık ettiği yeni süreci anlamak, AKP kadrolarında yer alan ve daha öncesinde yer almış kişilerin yaklaşımlarını içerden görmek için mutlaka okuması gereken bir kitap.
Dizi Adı: Schola / 416 sayfa / 430 TL
Burger - Carol J. Adams
Hamburger “özbeöz Amerikan yemeği” unvanını istikrarla koruyor olsa da, içinde her daim değişime gebe bir unsur barındırır ve bu sadece fiziksel özellikleriyle (bozulabilirlik vb) ilgili değildir. Popüler kültürde kazandığı anlamlardan Bill Gates gibi yatırımcıların dünyayı besleyebilecek hayvansal olmayan burger arayışına kadar; burgerin kimliği de proteinli köftesinin ızgaraya atılmadan önceki hali gibi şekilden şekle girmeye müsaittir. Kim bilir, belki burgerin kendisiyle birlikte beslediği vatandaşlar da sürekli değişmektedir.
Bu kısa ama derin çalışma, hamburgerin bir ilerleme ve demokrasi sembolünden şiddet, sömürü ve çevresel bozulma temalarıyla iç içe geçmiş bir ikona evrilmesinin eleştirel bir incelemesini sunarak salt tarihsel bir anlatının ötesine geçiyor.
Etin Cinsel Politikası’nın yazarı Carol J. Adams, meseleyi hamburgerle sınırlı tutmayıp Vatandaş Burger, Kadın Burger, hatta Creutzfeldt-JakobBurger gibi daha önce hiç duymadığınız seçeneklerle başlayan zengin bir menü eşliğinde; burgerin geçmişten günümüze yolculuğunu, kimlik krizlerini, vejiburgerlerden devrim niteliğindeki “bitki bazlı et” ve “temiz et” yaklaşımlarına kadar uzanan “hayvansızlaşma” serüvenini anlatıyor.
Çevirmen: Zerin Dirihan / Dizi Adı: Mini Kitaplar / 160 sayfa / 200 TL

Yorum Gönder