♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Ayrıntı Yayınları’ndan Mayıs Yenileri


Ayrıntı Yayınları Mayıs ayını yedi kitapla karşılıyor. Julian Barnes’ın edebiyata vedası “Ayrılış(lar)” ve 20. yüzyıl modernizminin öncü şairlerinden César Vallejo’nun seçilmiş şiirleri “Kara Haberciler” edebiyat dizisinin ilgiyi eksik etmeyeceğimiz yeni kitapları. Gillian Rose’un sanat, Marksizm ve Eleştirel Teori üzerine verdiği dersleri bir araya getiren “Marksist Modernizm: Frankfurt Okulu’nun Eleştirel Teorisine Giriş Dersleri” felsefe dizisinin, Alexandra Bleyer’ın “Propaganda”sı mini kitaplar dizisinin, David Bordwell’ın kaynak kitabı “Sinemanın Poetikası” da sinema dizisinin yeni kitapları. Her kitabına hayranlık duyduğumuz Adam Phillips’in “Yan Etkiler”i Felsefe dizisinin yeni kitabı olarak dikkat çekiyor. Yasemin Giritli İnceoğlu ve Savaş Çoban’ın derlemesi “Yersiz Yurtsuz Sınıfsız: Göç ve Göçmenlik Halleri” ise göç üzerine tartışmaları odağına alan güçlü bir kaynak. İlginizi hangileri çeken bilmiyoruz ama “Ayrılış(lar)”, “Kara Haberciler” ve “Yan Etkiler”i kurcamaladan geçmeyin diyerek pası bültene atıyoruz.

Ayrılış(lar) - Julian Barnes
Başlığının da düşündürebileceği gibi, Ayrılış(lar) her şeyden önce bir ‘vedalar’ kitabı: Julian Barnes bu ‘son’ kitabında biz okurlarına bir kez daha yazarlığının başat izlekleri olan bellek’ten, anılar’dan, geçmişi aynen ‘olduğu gibi’ yeniden kurmak için harcadığımız sonsuz çabalardan söz ediyor, ama aynı zamanda da kendi hastalığının dokunaklı hikâyesini bütün ilginç ayrıntıları ve aşamalarıyla bir-bir anlatıyor. Ama sadece bunlardan da ibaret değil Ayrılış(lar).

Bu otobiyografik anlatının tam ortasında, Oxford’da okuduğu okul yıllarından tanımış olduğu arkadaşları Stephen ile Jean’in hikâyelerini, ortasında koskoca bir ‘delik’ olan bu kırk yıllık hikâyeyi de öykülüyor. Hem bir anlatıcı-tanık, ama aynı zamanda da onların yaşamlarına derinden yön vermiş ve bunun vicdani sorumluluğunu taşımak zorunda kalmış bir kişi olarak. Seni Sevmiyorum ve Aşk vesaire başlıklı romanlarından üslup esintileri de taşıyan bu ilginç hikâyenin Ayrılış(lar)’ın metinsel bütünlüğü içinde bir köprü işlevi gördüğünü gözlemliyoruz.

Deneme, hikâye, günce, anı gibi doğrudan yazınsal formların yanı sıra arka arkaya sıraladığı sayısız anekdot, sosyolojik gözlem ve tıp alanına giren saptamalarla örülmüş bir metin olan Ayrılış(lar) Marcel Proust’un ünlü madeleine keki’nden hareketle İDOA’ların, yani ‘İstençdışı Otobiyografik Anılar’ın iç yüzünü laf arasında bir Proustçu olmadığını ileri sürerek keşfe çıkarken hem bu karmaşık kavramı enine boyuna sorguluyor, hem de onun örneği olabilecek çok sayıda vakanın geçerlilik koşullarını irdeliyor.

Dönüşü olmayan bir yola çıkışın [Departure(s)] iki farklı düzlemde hikâyesi ve Julian Barnes’ın ‘kuğu şarkısı’ olan Ayrılış(lar), yazarının ‘işini yapan evren’ diye nitelediği, bazılarımızın Baudelaire’in ‘acı bilgi’sinden hatırladığımız o iç yakıcı sırrı okurlarıyla paylaşırken bizlere hem hüzün verici hem düşündürücü ama bir o kadar da eğlenceli bir son kitap sunmaktan geri kalmıyor.
Orijinal Adı: Departure(s), Çevirmen: Serdar Rifat Kırkoğlu, Edebiyat, 160 Sayfa, 230 TL 

 
Kara Haberciler / Seçilmiş Şiirler - César Vallejo
César Vallejo (1892-1938) Peru’da, sömürge yoksulluğunun tüm izlerini taşıyan bir dağ köyünde doğan César Vallejo, 20. yüzyıl modernizminin öncü şairlerinden biridir. Kızılderili sözel mirasını, Avrupa yazınsal geleneklerini ve Peru mestizo kültürünün birikimlerini tümüyle kendine özgü bir şiir dilinde yeniden yapılandırmıştır. Gerçeküstücülüğün yazınsal ortamları sarstığı yıllarda yerleşik dilbilimsel kuralların sınırlarını aşarak somut, çarpık, dili şiddetiyle bozan bir sözdizimi geliştirmiştir. Biçime de yansıyan “alışılmadık gürültü” Vallejo şiirini saldırgan ve “güzel olmayan” bir düzeye taşımış, birçok saygın eleştirmenin işaret ettiği “benzeri görülmemiş, ham bir dil”i ortaya çıkarmıştır. Varoluşun doğasında içerili hazin hayal kırıklığını ve insanlık durumunun umutla umutsuzluk arasında salınan karmaşasını ifade eden bu eşsiz dilin en büyük başarısı, her şiiri zorluğun ve acının tanınmasını içeren dönüştürücü bir bilinç eylemi hâline getirmesidir. Kara Haberciler, Octavio Paz’ın deyişiyle “mucizeleri ve vahiyleri olan bir varlığın” evrensel kalıtından kitap olarak Türkçeye aktarılmış geniş bir seçki: Neruda’ya göre, “Olağanüstü güce sahip, görkemli bir şiir!”.
Orijinal Adı: Obra Poetica Completa (Lima, 1968), Çevirmen: Selahattin Yıldırım & Emirhan Oğuz, Şiir, 320 sayfa, 500 TL


Marksist Modernizm: Frankfurt Okulu’nun Eleştirel Teorisine Giriş Dersleri - Gillian Rose
Efsanevi filozofun sanat, Marksizm ve Eleştirel Teori üzerine verdiği dersler ilk kez bu kitapta bir araya geliyor. Marksist Modernizm, Frankfurt Okulu’na kapsamlı, özlü ve sohbet havasında bir giriş sunuyor. Kitap aynı zamanda yirminci yüzyılın en önemli filozoflarından Gillian Rose’un düşüncesine açılan yeni bir kaynak niteliğinde.

“Rose’un Frankfurt Okulu üzerine 1979 yılında verdiği bu dersler, Adorno, Lukács, Brecht, Bloch, Benjamin ve Horkheimer gibi isimler de dahil olmak üzere okulun üyelerinin ve çevresindeki düşünürlerin yaşamlarını ve fikirlerini ele alırken, her birinin Marx’ın meta fetişizmi teorisini, Marksist bir kültür teorisine nasıl dönüştürdüğünü ana hatlarıyla gösterir.” Robert Lucas Scott ve James Gordon Finlayson, Editörler

“Rose’u yeni keşfeden kuşak için en iyi başlangıç noktası: Her şeyin nerede başladığını hatırlatan bir metin; modernistlerin hâlâ Marksist olabildiği ve teologların artık geride kalmış bir çağa ait sayıldığı o zamanlara dönüş.” Peter Osborne, Crisis as Form’un yazarı

“Bu dersleri okumak, büyük bir zihnin çalışmasını izlemek gibidir. Keskin ve toplumsal açıdan hâlâ güncel bir sol entelektüel geleneği keşfetmenin verdiği canlılıkla Rose, bu heyecanını öğretmenliğine de aktarıyor.” James Butler, London Review of Books

“Rose, Eleştirel Teori’nin ilk kuşağını büyük bir ustalıkla ‘Marksist modernizm’ olarak yeniden inşa ediyor... Bugün bu dersleri okumak, onun keskin zekâsıyla kurduğumuz ilişkiden ne kadar mahrum kaldığımızın ve ona ne kadar ihtiyaç duyduğumuzun acı verici hatırasına tanık olmaktır.” Prof. J. M. Bernstein, New School for Social Research

“Bu dersler ufuk açıcı: coşkulu, tutkulu, parlak ve iddialı... hepimiz için geç kalmış bir armağan.” Rebecca Comay, Dash: The Other Side of Absolute Knowing’in yazarı
Orijinal Adı: Marxist Modernism: Introductory Lectures on Frankfurt School Critical Theory, Çevirmen: Elis Şimşon, Felsefe, 160 sayfa, 230 TL


Propaganda - Alexandra Bleyer
Propaganda... Her gün maruz kaldığımız ama çoğu zaman farkına bile varmadığımız görünmez bir güç. Peki gerçekten nedir propaganda? Sadece savaşların ve rejimlerin aracı mı, yoksa günlük hayatımızın içine çoktan sızmış bir etki biçimi mi?

Bu kitap okurları “gerçek” ile “sunulan gerçek” arasındaki ince çizgiyi keşfe davet ediyor. Yalan haberlerden alternatif gerçeklere, sosyal medyadaki algı oyunlarından savaş propagandasına kadar uzanan geniş bir alanda, bilginin nasıl şekillendirildiğini gözler önüne seriyor. Medyanın, siyasetin ve hatta sıradan kullanıcıların bu süreçteki rolünü sorgularken, propaganda ile halkla ilişkiler arasındaki sınırın ne kadar belirsiz olabileceğini de ortaya koyuyor.

Propaganda yalnızca bir sorunu saptamakla kalmıyor. Aynı zamanda bir farkındalık rehberi. Okudukça, gördüklerinizi ve duyduklarınızı yeniden değerlendirecek, manipülasyonu tanımayı ve sorgulamayı öğreneceksiniz. Çünkü doğruyu bilmek kadar, doğruyu nasıl arayacağını bilmek de önemli.
Orijinal Adı: Propaganda 100 Seiten, Çevirmen: Levent Tayla, Mini Kitaplar, 100 sayfa, 150 TL


Sinemanın Poetikası - David Bordwell
“Sinemanın Poetikası”... kavramın kendisinden de anlaşılacağı gibi –poiesis yani aktif yapma hali– bütün eserleri olduğu gibi, filmi de, yalnızca izleyiciyle karşılıklı ilişkisine teslim etmez. Tam tersine, onun tüm gerçekleşme serüvenini içkinleştirerek kavrar. Görüleceği gibi, bu kitapta yazar, ele alma yöntemlerini ve sözü, kapsayıcı bakış açısıyla geniş bir interdisipliner alanda kuruyor.

Böylesi bir yaklaşım, doğal olarak, film üzerine “olgusal” ve “kavramsal” bilgi üretirken, onun verileriyle insanların sinema algısının ve kültürünün derinleşmesine yönelik pencereleri açacaktır.

Bu kitap 30 yıl boyunca kaleme alınmış makalelerden süzülerek ve üzerine yeni görgüler inşa edilerek ortaya çıktı. “Taşralı kalma riski” taşıyan, bilim karşıtı dar disiplinlerarasılık tutumuna cevap veren bir eser Sinemanın Poetikası...

“Poetika geleneksel eleştirel ekollerden farklı bir yaklaşım sunar. Doktrinel olarak tanımlanmış yöntemlerle paralel ilerlemez ve belirli bir anlamsal alanı ayrıcalıklı kılmaz. Metinsel özellikleri yorumlamak için sabit bir prosedür çekirdeği ve özgün retorik taktikleri yoktur. Her ne kadar poetika yorumlamayı dışlamasa da, yorumun statüsü diğer kuramsal yaklaşımlardaki gibi merkezi değildir” diyor yazar; “Poetika doğrudan yorum üretmek yerine, filmlerin biçimsel ve anlatısal işleyişini anlamaya yönelik bir çaba olarak konumlanır.”
Orijinal Adı: Poetics of Cinema, Çevirmen: Hamza Eren Sarıçam, Sinema, 528 sayfa, 825 TL


Yan Etkiler - Adam Phillips
Psikanaliz, hastanın “konuşmaya başladığında cebinden dökülenler” olarak adlandırılan yan etkilere odaklanarak işler. Psikanalitik terapi almak her zaman karanlığa atılan bir adımdır; tıpkı kalbimizi ve zihnimizi güçlü bir edebi esere adadığımızda olduğu gibi, bunun nihai etkisini ve sonuçlarını önceden bilmek imkânsızdır. Kişi, bu “yan etkilerin” bizi götüreceği yere karşı açık olmalıdır.

Adam Phillips bilgili, belagatli ve büyüleyici gözlemleriyle psikanalitik tedavi ve kalıcı, dönüştürücü edebiyat arasındaki kışkırtıcı bağlantıları keşfe çıkarıyor bizleri. Yan Etkiler, kişisel vaatlerin yerine getirilmesinden başka hiçbir ideolojiye bağlı olmayan bir hayatın inşası için değerli bir entelektüel yol haritası sunuyor.
Orijinal Adı: Side Effects, Çevirmen: Aydın Çavdar, Lacivert, 304 sayfa, 400 TL


Yersiz Yurtsuz Sınıfsız: Göç ve Göçmenlik Halleri - Yasemin Giritli İnceoğlu ve Savaş Çoban
Yersiz Yurtsuz Sınıfsız: Türkiye’de Göçmenlik Halleri derlemesi, yüzyılımızın en önemli meselelerinden biri olan göç olgusunu anaakım güvenlikçi yaklaşımları karşısına alacak biçimde eleştirel sosyal bilimlerin imkanlarını kullanarak ele alıyor. İnceoğlu ve Çoban’ın derlediği eser, yüzyılımızın en çarpıcı olgularından olan insan hareketliliğini, özellikle de zorunlu göçü kavramak; iktisadi, siyasal, sosyal ve ekolojik nedenlerini anlamak; kapitalist devletler sistemi içinde yeni sınırların nasıl şekillendiğini, ulusal düzeyde ortaya çıkan siyasal tepkilerin nasıl inşa edildiği, göçün öznelerinin tüm bunlara tepkilerini tartışmak için güçlü bir kaynak.

Yersiz Yurtsuz Sınıfsız, hem ele aldığı konuların kapsamı hem de konulara yaklaşımı bağlamında milyonlarca göçmenin yaşadığı Türkiye’deki güncel tartışmalara bir müdahale anlamına da geliyor. Eleştirel sosyal bilimin içinde düşünen ve üreten yazarların metinleri, Türkiye’de giderek istatistiklere boğulan ve güvenlik politikalarına sıkıştırılmaya çalışılan göç tartışmasını sıkıştırıldığı yerden çıkarma amacını taşıyor. Bu yönüyle konuya ilgi duyan okur, alanı çalışan akademisyen ve hak savunucuları için düşünsel araçlar sağlıyor.
Dizi Adı: Schola, 416 sayfa, 430 TL



Share this:

Yorum Gönder

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template