♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Efendi Uyanıyor Gözden Geçirilmiş Çevirisi ve Yenilenmiş Kapağı ile Yeniden Raflarda

Çarşamba, Aralık 28, 2016
H. G. Wells’in klasikleşmiş distopya klasiği “Efendi Uyanıyor”, gözden geçirilmiş çevirisi ve yeni kapağı ile ikinci baskısıyla Maya Kitap etiketiyle yeniden raflarda yerini alıyor. Distopya seven okurların gözden kaçırmaması gereken roman 2 Ocak’ta kitapçılarda...

Nadir görülen bir uykusuzluk hastalığından mustarip olan Graham, en sonunda uyumayı başarır. Ne var ki bu kez 200 yıllık trans halinde bir uykuya dalacaktır. Uyandığında ise, banka hesabına işleyen faizler sayesinde dünyanın en zengin ve en güçlü adamı olduğunu öğrenir. O artık bambaşka ve hiç tanımadığı bir dünyada yaşamaktadır. Dünyanın tek efendisi ve sahibi odur! Graham uyuduğu sırada servetini idare eden Konsey, tüm gezegene hüküm süren son derece karanlık ve acımasız bir sistem kurmuştur. İnsanların bir kurtarıcı olarak gördüğü Graham'den beklenen, toplumu bu korkunç despotlardan kurtarmasıdır.

Günümüzden bir asır önce yazılmış olmasına rağmen geleceğe dair yerinde tahminlerinin yanı sıra toplumsal adaletsizlikle boğuşan bir dünyayı tasvir eden Efendi Uyanıyor, Wells’in klasikleşmiş eserlerinden biri.

“Politik bilimkurgu ve distopya sevenler için kaçırılmaması gereken bir eser…” 
–Times Literary Supplement

Efendi Uyanıyor / H.G. Wells
Alt Başlık: İki Asırlık Uykudan
Orijinal Adı: The Sleeper Awakes
Çevirmen: Egemen Yılgür
Türü: Roman
Sayfa Sayısı: 288
Fiyatı: 20 TL


Uluslararası Man Booker Ödüllü Vejetaryen Tüm Kitapçılarda!

Salı, Aralık 27, 2016
April Yayınları yılın sonunu merakımızı gidererek getiriyor. Han Kang’ın Man Booker Ödülü kazandığından bu yana merakla beklediğimiz romanı “The Vegetarian”a sonunda kavuşuyoruz. “Vejetaryen” adını alan roman Göksel Türközü’nün çevirisi ve April etiketiyle 2 Ocak’ta raflarda. 

2016 Uluslararası Man Booker Ödülüne layık görülen roman, New York Times Book Review, Entertainment Weekly, Publishers Weekly, Time, Buzzfeed, Bookpage ve Huffington Post gibi birçok gazete ve sitenin “2016’nın En İyi Kitapları Seçkisi”nde yer alarak yıla damgasını vurmuştu. April Yayınları’nı “ne zaman çıkacak” sorularına boğmamıza neden olan roman, yeni yıla okuma keyfiyle başlamak için ideal görünüyor.

Vejetaryen, kendisine biçilen role uymak istemeyen bir kadının kendini bulma savaşının, vejetaryen olmaya karar verdikten sonra yaşadığı ilginç değişimin hikayesi.

Rüyalar başlamadan önce Yonğhe ve kocasının hayatları gayet sıradandı.
Evliliğin tekdüzeliğinde normal bir yaşam sürerlerken,
Yonğhe rüyalar görmeye başladı ve vejetaryen olmaya karar verdi.
Evdeki tüm etleri bir torbaya doldurdu.
Kalamarları. Yumurtaları.
O hafta kocası, iş yerine ilk kez ütüsüz bir gömlekle gitti.
Bu, korkunç değişimin başlangıcıydı.

Han Kang bizleri cinselliği, şiddeti, ilişkilerimizi ve saplantılarımızı sorgulayacağımız rahatsız edici bir yolculuğa çıkarıyor.

“Derinize nüfuz edecek ürkütücü bir evrenselliğe sahip.”  -Laura Miller

"Kang, insan beyninin ve bedeninin dayanabileceği sınırları ve vahşetin en uç biçimlerinde bile görülebilen tuhaf güzellikleri araştırıyor."  -Entertainment Weekly

Han Kang: Gwangju’da doğdu ve on yaşında Seul’e taşındı. Yonsei Üniversitesi’nde Kore Edebiyatı eğitimi gördü. Yi Sang Literary Prize, Today’s Young Artist Award, Korean Literature Novel Award sahibi yazarın Baby Buddha ve Vejetaryen kitapları sinemaya da aktarıldı. Deborah Smith tarafından İngilizceye çevrilen Vejetaryen, Uluslararası Man Booker Ödülü’ne layık görüldü; New York Times Book Review, Entertainment Weekly, Publishers Weekly, Time, Huffington Post, Buzzfeed, Bookpage gibi gazete, dergi ve platformlar tarafından yılın en iyi kitapları arasında gösterildi. Kang, Seoul Institute of the Arts’ta yaratıcı yazarlık dersleri vermektedir.

Göksel Türközü: 1972 yılında Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Kore Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra Kore Hükûmetinin yüksek lisans bursunu alarak Kore’ye gitti. 2006 yılında Erciyes Üniversitesi’ne yardımcı doçent olarak geçiş yaptı. Yonsei Üniversitesi tarafından düzenlenen “6. Yabancılar Arası Korece Şiir ve Kompozisyon Yarışması”nda şiir dalında büyük ödül kazandı. Kore Hükûmeti tarafından Kore dilinin gelişimi ve tanıtımına katkıda bulunanlara verilen Kore Devlet Başkanı Nişanını aldı. Halen Erciyes Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölüm Başkanlığı görevini yürütmektedir. Kore dili eğitmenliği, araştırmacılığın yanı sıra edebiyat çevirileri de yapmaktadır.

Vejetaryen / Han Kang 
Özgün adı: The Vegetarian
Türkçesi: Göksel Türközü
Türü: Roman
Yayınevi: April
1. Baskı Ocak, 2017 
Sayfa: 160
Fiyat: 18 TL


Hakan Bilge’nin Yeni Kitabı “Aşktan da Üstün: Hitchcock Sinemasında Kişisel Bir Gezinti” Raflardaki Yerini Aldı

Salı, Aralık 27, 2016
"Aşktan da Üstün: Hitchcock Sinemasında Kişisel Bir Gezinti" adlı sinema kitabı Doruk Yayınları etiketiyle raflarda yerini aldı.

Kitapta Notorious'tan (1946) hareketle Hitchcock sineması detaylı bir biçimde kuşatılarak yönetmenin ele almaktan haz duyduğu temalar ve kişisel saplantıları yine kişisel bir bakışla ele alınıyor. Ayrıca gerilim sinemasının ana bileşenleri, yönetmenin teknik ustalığı ve hitchcockyen unsurlar yer yer psikanalitik bir bakışla çözümleniyor.

Aynı zamanda The Godfather Mitosu adlı sinema kitabının da yazarı olan Hakan Bilge, Notorious'u sahne sahne analiz ederken kullandığı bol miktarda görselle ana malzemesini somutlaştırarak okurlar için bir hayli kolaylık sağlıyor. Amerikan sinemasında gezintiye çıkarak Notorious'u ve öteki Hitchcock filmlerini başka filmlerle karşılaştırmalı olarak okuyor. Ingrid Bergman ve Cary Grant’i, belli başlı casusluk anlatılarını, kara filmleri ve ele aldığı temaları detaylı bir biçimde masaya yatırıyor.

"Aşktan da Üstün: Hitchcock Sinemasında Kişisel Bir Gezinti" yönetmenin sinemasına meraklı sinefiller dışında sinema öğrencileri için de bir başucu kaynağı olma özelliğini taşıyor.

Aşktan da Üstün: Hitchcock Sinemasında Kişisel Bir Gezinti, Hakan Bilge
Doruk Yayınları - Sinema Dizisi, 2016, 256 sayfa, 25,00 TL


Arzu Gençosman’dan Kanserli Çocuklar için Şiirler : Bin Gölge Bir Ayna

Salı, Aralık 27, 2016
4 yaşında okuma-yazmayı kendi kendine öğrenen ve 8 yaşında şiir yazmaya başlayan edebiyat dünyasının genç şairi Arzu Gençosman’ın, gelirinin tamamını kanserli çocuklara ithaf ettiği kitabı "Bin Gölge Bir Ayna" yayınlandı. 

Kanserli bir çocuğun gözünün içine baktığında "Keşke yardım edebilsem" diye içinden geçirdiği yıllarda kurduğu hayali gerçekle buluşturan genç şair; “8 yaşımdaydım ve bir hayal kurdum; Çocuklar ölmüyordu, hastalansalar da elbet bir gün iyileşiyorlardı. Kanser bile onları zamandan koparmaya yetmiyordu. İçinde yaşadığımız dünyayı değiştiremezdim belki ama; dünyamı ve o çocukların dünyalarını değiştirebilirdim.”dedi. Uzun zamandan beri yazdığı şiirlerini bu kitapta toplayan Gençosman, “Bin Gölge Bir Ayna”da kanserli çocuklar için bir araya getirdi. 

Şiir yazarken resim de çizmeye başlayan ve kendini bu alanda da geliştiren yetenekli şair Arzu Gençosman, kitabının ön ve arka kapak resimlerinin de kendine ait olduğunu ifade etti. Kendi duygularının her zerresini bir çocuğun umudu olmasına yönelik yaptığı çalışmalara adayan Gençosman, çalışmalarının en önemli parçası olan "Bin Gölge Bir Ayna" isimli şiir kitabını başta D&R ve İdefix olmak üzere, online mecralarda satışa sundu.

Arzu Gençosman Kimdir? 
1988 yılında Bursa’da doğdu. 3-4 yaşlarında okuma-yazmayı kendi kendine öğrendi. 8 yaşında şiir yazmaya başladı. Çok küçük yaşlarda bale ve piyano eğitimleri aldı ve okul yıllarında müzik ve tiyatro ile ilgilendi. 12 yaşında okuduğu okulun düzenlediği şiir yarışmasında birincilik ödülü aldı. Kimya mühendisliği lisans eğitimi esnasında bilim, sanat ve felsefe bütünlüğünü sağlamak ve korumayı esas alarak resimle bireysel olarak ilgilenmeye başladı. Bilinç akışı ile soyut resimler yapan Arzu Gençosman, lisans dönemi ve sonrasında tiyatro ile aktif olarak ilgilendi. 2012 yılında ilk kısa film senaryosunu yazdı. Oyunculuk eğitimleri aldı. 2016 yılı itibariyle küçük soyut hikayeler yazmaya başlayan Genosman, yine aynı yıl içinde “Bin Gölge Bir Ayna” adındaki ilk şiir kitabını çıkararak gelirleriyle kanserli çocuklara umut olmayı hedefledi. Halen Yeditepe Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümünde Yüksek Lisansına devam etmektedir.

Bin Gölge Bir Ayna / Arzu Gençosman
Yayınevi : Ceren Yayınevi
Sayfa Sayısı: 56
12,00 TL


Metis Yayınları'ndan Yeni Kitap : Turgut Uyar ve başka şeyler

Salı, Aralık 27, 2016
Yücel Göktürk’ün Orhan Koçak’la 2011 yılında Bir+Bir Dergisi için yaptığı söyleşiyi kitaplaştırdık: Turgut Uyar’ı ve yapıtını olduğu kadar çağdaşlarını, yakın arkadaşlarını da konu edinen A’dan Z’ye bir konuşma...

GÖKTÜRK— Bahisleri Yükseltmek’te Uyar’ın iki “gizli özne”si olduğundan bahsediyorsunuz: kumarbaz ve simyacı. Geçen oturumda kumarbazı konuşmuştuk, şimdi simyacıyı konuşalım.

KOÇAK— Kömürden elmas, değersiz maddeden bir değerli madde yaratmak, onun yapmak istediği bu! Kendi olmayan başlangıcını her şeyin başlangıcı haline getirmek... “Benim başlangıçlarım çok sıradan. İçimde özel bir yetenek yoktu” – söyleşilerinde hep bunu vurguluyor. “Ben parlak bir çocuk değildim. Ben durgun bir çocuktum. Bir elmas bulacaksam da bunu o durgunluktan yapacağım.” Bunu söylemek istiyor. “Bir neşe yaratacaksam, bu neşe daha önceki durgunluğun maddesinden yapılmış olmalı. Onun mucizevi dönüşümüyle, aslına ihanet etmeden, ama öyle de kalmadan bir şey yapmak.” Simyacının yapmak istediği de bu.

Meraklısına Okuma Parçası:
(Ağustos 22, 1985, s. 9-11)
“Ben ne güzel işerim sabah güneşe karşı / Ardımda medreseler önümde uzun çarşı / Ramdidam ramdidam ramdidam didam ramdidam / ... / Turgut Uyar söylemiş ben saza uyarladım / Belki Turgut çok kızar sözleri yuvarladım / Ramdidam ramdidam ramdidam didam ramdidam / Ağustos yirmi iki dediler ustan ölmüş / Çok gülünçsün azrail Turgut Uyar ölür mü / Ramdidam ramdidam ramdidam didam ramdidam.” (Ferhan Şensoy, Ferhangi Şeyler)

Yücel Göktürk- Birçok şair için, âdet olduğu üzere, “yaşıyor” denebilir elbette. Ama 2011 itibariyle, Turgut Uyar üzerine Bahisleri Yükseltmek gibi oylumlu bir kitap yazılmasına, bir rock grubunun onun bir şiirini, “Büyük Ev Ablukada”yı kendisine isim yapmasına, bizim Bir+Bir’in manifestosunda onu referans almamıza, birçok internet sitesinde, sözlükte şiirlerinin alıntılanmasına, konu edilmesine bakılırsa, Turgut Uyar’ın yaşaması bir yana, güncel olduğu söylenebilir pekâlâ. Bu güncelliği neye borçluyuz? Kendisinin de dediği gibi, şiirinin nesrin kıyısında dolaşmasına mı, Tanpınar’ın şiirimizde -kendi şiiri de dahil- bir zafiyet olarak gördüğü “müzisizm”den uzak durmasına mı? Uyar şu saptamayı yapıyor: “Vakti geldiğinde ölemeyen şiir kendi zamanında da yaşamamış demektir.” Siz bunu kitabınızda “daha düz bir önerme”ye dönüştürüyorsunuz: “Ölümünden sonra hiç değilse bir süre daha yaşamaya devam etmesi de kendisinden sonra sorulmuş birtakım sorularla boğuşma yeteneğine bağlıdır.” Uyar’ın kendisinden sonra sorulmuş sorularla başa çıktığı söylenebilir herhalde...

Orhan Koçak - Artık başka bir tarihin içinden gelen, başka yaşanmışlıkların, düşünülmüşlüklerin içinden gelen sorulara da karşılık vermesi, yani diyelim ki bir mamutun hayaletinin fillerle söyleşmesi, fillerin bağrışmalarına karşılık vermesi gibi bir şey o... Turgut’un hâlâ bizi uğraştırmaya devam etmesi, eğer sahiden uğraştırıyorsa tabii, söylediğiniz etkenlere bağlı olabilir: şiirini dar anlamda şiirin, sanatın, estetiğin dış çeperlerinde bir yerde araştırmış olması, hayat ile şiir arasındaki “arayüz”ün ön ve arka yüzlerinde dolaşmış olması. Belki şu da vurgulanabilir: Bir ahlaki araştırmaya girişmişti, başlangıçta kendisi de pek farkında olmadan. Sorunlar çetrefilleşip çatallandıkça, birkaç ayrı ahlaki hat üzerinde yürümeyi öğrendi; dar anlamıyla ironiyle yetinmeyip bu hatların her birinden ötekilere sorular sordu. Kaçak ve alaycı sorular da değildi bunlar, canhıraş sorulardı, her zaman cevap alamayacağını bilse de. Bu zihinsel/ahlaki “polyvalence”, onda bir dilsel “polysemi”ye yol açıyordu. Son döneminde olduğu gibi en “kuru” -beyaz şarabın “dry” olması anlamında kuru, meyve kokularının geri planda kaldığı bir tat- şiirlerinde bile, hatta en çok oralarda, bu çok-hatlılık belirgindir. Kendinden sonraki bir zamana, sürekli bir “sonrazamana” da seslenen sorular var onda.

Turgut Uyar ve başka şeyler - A’dan Z’ye Bir Konuşma / Orhan Koçak, Yücel Göktürk
Yayına Hazırlayan: Yücel Göktürk, Emine Bora
1. Basım: Aralık 2016
136 Sayfa
Etiket Fiyatı: 15,00 TL

Sapiens'in Yazarından Homo Deus : Yarının Kısa Bir Tarihi

Cuma, Aralık 23, 2016
Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens’le insan türünün dünyaya nasıl egemen olduğunu anlatan Harari, yeni kitabında insanın ölümsüzlük, mutluluk ve tanrısallık peşindeki yolculuğunda yeni bir türe, Homo deus’a evrildiği bir gelecek kurguluyor.

Kitabında geçtiğimiz yüzyılda insanlığın kıtlık, salgın ve savaşları tarihte hiç olmadığı kadar başarıyla dizginlediğinin altını çizen Harari, günümüzde obeziteden ölen insan sayısının gıdasızlıktan ölen insan sayısından fazla olduğuna, enfeksiyona bağlı ölümler azalırken yaşlılığa bağlı ölümlerin gittikçe arttığına ve gelişen küresel ekonomi modeli ve ülkelerarası ticari anlaşmalarla savaşın geçmişe kıyasla çok daha az tercih edilir bir yol hâline geldiğine dikkat çekiyor. Peki bu büyük sorunları nispeten kontrol altına alan insanın yeni gündemi ne olacak? İnsan yaşamının kutsallığına duyduğumuz inanç ve bilimsel düzenin dinamiklerini göz önüne aldığımızda ölüme karşı savaşın kaçınılmaz olacağına ve tarih boyunca büyük kazanımlar elde etmiş olmamıza rağmen mutluluk seviyemizde önemli bir artış olmadığına vurgu yapan Harari, insanın iki büyük gündeminin ölümsüzlük ve mutluluk arayışı olacağını öngörüyor. 

Harari bizi sadece ebedi gençliğin değil, yaratmak ve yok etmek gibi ilahi becerileri elde etmenin de arifesine getiren modernitenin aslında büyük ödünler vererek imzaladığımız bir sözleşme olduğunu ileri sürüyor: “Tüm sözleşmeyi tek bir cümlede özetleyebilirsiniz: İnsanlar güç karşısında anlamı terk etmiştir.” Örneğin, diyor Harari, mevcut eğilimler devam ederse, makinelerin her geçen gün insan gücünü gölgede bırakmasıyla “insanlar ekonomik ve askeri gücünü yitirecek, böylelikle ekonomik ve siyasi sistem insanlara bu kadar değer vermeyi bırakacak. Sistem kitlesel olarak insanlara değer vermeye devam edecek ama bireyler önemsizleşecek. Sistem bazı özgün bireylere değer vermeye devam edecek ancak bu özgün insan toplulukları kitlelerden farklı olarak sürümleri yükseltilmiş yeni bir süperinsan eliti oluşturacak.” Harari’ye göre dinler hayatı anlamlandırmakta gittikçe yetersizleşerek yerlerini alternatif anlatılara bırakacak ve algoritmaların gücüne duyulacak evrensel inancı temsil eden “Dataizm”, geleceğin hakim kutsal anlatısı hâline gelecek.

Geleceğe dair öngörüler yarını çoğu zaman bugünün benzer bir yansıması olarak ele alır. Gelecekte hayal bile edemeyeceğimiz bir teknolojiye sahip olacağımızı düşünür, yine de özgürlük ve eşitlik gibi hümanist değerlerin bize yol göstereceğine inanırız. Homo Deus, bu tür beklentileri güçlü argümanlarla geçersiz kılarken, her sayfasında provokatif iddialarla okurunu alternatif gelecek ihtimalleri üzerinde düşünmeye davet ediyor.

Kitaptan:
- Anlamdan yoksun bir evrende, güç peşinde, bitmek tükenmek bilmeyen bir koşudur aslında modern yaşam. Modern kültür tarihte görülmediği kadar güçlü ve dur durak bilmeden araştırıyor, üretiyor, keşfediyor ve büyüyor, ama aynı zamanda daha önce hiçbir kültürde görülmediği kadar büyük bir varoluş endişesiyle bir türlü rahata kavuşamıyor.

- Yeni bir Ebola salgınının patlak vermeyeceğinden ya da bilinmeyen bir grip türünün dünyayı kasıp kavurarak milyonları yok etmeyeceğinden emin olamasak da, artık böylesine bir durumu engellenemez doğal bir felaket olarak görmeyeceğimiz aşikar. Aksine böyle bir trajedi yaşarsak bunu insan elinden çıkma kabul edilemez bir başarısızlık olarak görüp sorumluların cezalandırılmasını isteyeceğiz.

- Ortada bir senaryo ve insanların rol alacağı büyük bir trajedi olmadığından, başımıza felaketler de gelse hiçbir güç bizi kurtarıp acılarımıza bir anlam katamıyor. Mutlu ya da kötü bir son yok; hatta hiçbir son yok. Olaylar birbiri ardına sadece olageliyor. Modern dünya bir amaca inanmıyor, sadece nedenleri umursuyor. Modernitenin bir sloganı varsa o da şu olmalı: “Olur böyle şeyler.”

- Süperzeki siborgların etten kemikten, sıradan insanlara nasıl davranacağını mı merak ediyorsunuz? İnsanların daha az zeki hayvan akrabalarına nasıl davrandığıyla başlamak sağlıklı olabilir.

- 21. yüzyılda geçmişte görülmediği kadar güçlü kurgular ve totaliter dinler yaratacağız. Biyoteknoloji ve bilgisayar algoritmalarının yardımıyla bu dinler dakika dakika varlığımızı kontrol etmekle kalmayacak; bedenlerimizi, beyinlerimizi ve zihinlerimizi şekillendirecek; cennetler ve cehennemlerden oluşan bütünlüklü sanal dünyalar yaratacaklar. Kurguyu gerçekten, dini bilimden ayırmayı başarmak hiç olmadığı kadar zor ve hayati hâle gelecek.

Yola “önemsiz bir hayvan” olarak çıkan Homo sapiens, tanrılar katına ulaşmak uğruna kendi sonunu mu hazırlıyor?

Homo sapiens nasıl oldu da evrenin insan türünün etrafında döndüğünü iddia eden hümanist öğretiye inandı?

Bu öğreti gündelik yaşantımızı, sanatımızı ve en gizli tutkularımızı nasıl şekillendiriyor?

İnsanı inekler, tavuklar, şempanzeler ve bilgisayar programlarının tümünden ayıran yüksek zekası ve kudreti dışında bir alametifarikası mı var?

Tarih boyunca benzeri görülmemiş kazanımlar elde etmemize rağmen mutluluk seviyemizde neden kayda değer bir artış olmadı?

“Tüm bunları anlamak için tek yapmamız gereken geriye dönüp bakmak ve Homo sapiens’in aslında ne olduğunu, hümanizmin nasıl dünyaya hakim bir din hâline geldiğini ve hümanizm rüyasını gerçekleştirmeye çalışmanın aslında neden insanlığın kendi sonunu getireceğini incelemektir. İşte bu kitabın temel meselesi budur.”

“Okurken hem eğlenecek hem de çok şaşıracaksınız. Her şeyin ötesinde, kendinizi daha önce hiç düşünmediğiniz şeyleri düşünürken bulacaksınız.” DANIEL KAHNEMAN, Hızlı ve Yavaş Düşünme’nin yazarı

“Homo Deus’u okuduğunuzda uzun ve zorlu bir yolculuğun ardından vardığınız bir uçurumun kenarında durduğunuzu hissedeceksiniz. Yolculuğun artık bir önemi kalmayacak, çünkü bir sonraki adımınızı engin bir boşluğa atacaksınız.” DAVID RUNCIMAN, The Guardian

Yuvol Noah Harari: 2002’de Oxford Üniversitesi’nde tarih doktorasını tamamlayan Yuval Noah Harari, hâlen Kudüs İbrani Üniversitesi Tarih Bölümü’nde dünya tarihi dersleri vermektedir. 2014 yılında yayımlanan Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens 40'tan fazla dile çevrilmiş, dünya çapında çoksatar listelerini altüst etmiştir.

Homo Deus : Yarının Kısa Bir Tarihi / Yuvol Noah Harari
Türkçesi: Poyzan Nur Taneli
Kolektif Kitap, 1. Baskı, Aralık 2016
456 Sayfa 
34,00 TL


Rod Phillips’ten Alkolün Kültürel Tarihi Üzerine Başucu Kitabı : Alkol Tarihi

Cuma, Aralık 23, 2016
Peş peşe yayımladığı kitaplarla 2016’nın en çok dikkat çeken yayınevlerinden biri olan Maya Kitap, yılın sonunu da bir başucu kitabıyla getiriyor. Rod Phillips’in alkolün etkilerini ve kültürel önemini geniş bir zaman diliminde ve evrensel ölçülerde ele alan çalışması “Alkol Tarihi” ciltli ve ciltsiz iki versiyonuyla Maya Kitap etiketiyle raflarda.

Alkol, kendi başına hiçbir maddi, kültürel ya da ahlaki değeri olmayan renksiz bir sıvıdır. Ama bu sıvıya zamana, mekâna ve tüketildiği toplumlara göre değişen karmaşık ve çoğu zaman karşıt değerler biçilmiştir. Dünyanın her yerinde az ya da çok içilen alkol, devlet ve dini otoriteler tarafından da en çok düzenlemeye tabi tutulan içecek olmuştur.

Rod Phillips, alkolün 9000 yıllık tarihini kültürel ve ekonomik açıdan ele alırken, hem günlük hayatın bir parçası olduğunu hem de sosyal, siyasi ve dini gerginliklerin odağında bulunduğunu ortaya koyuyor. 

Bu kitap; ödeme aracı, tedavi aracı, sosyalleşme aracı, şeytanın aracı ve hatta tanrının aracı gibi görülen alkolün etkilerini ve kültürel önemini böylesine geniş bir zaman diliminde ve evrensel ölçülerde ele alan ilk çalışma.

“Rod Phillips, alkolün kültürel tarihi üzerine tam bir başucu kitabı yazmış.” –David Fahey, Miami University of Ohio

Alkol Tarihi / Rod Phillips
Orijinal Adı: Alcohol: A History
Çevirmen: Dilek Berilgen Cenkçiler
Türü: İnceleme
Sayfa Sayısı: 368
Fiyatı: 28 TL / Ciltli 35 TL


Sanatın Sesi Hafızamızdan Silinmesin : Can Almanak 2016

Cuma, Aralık 23, 2016
Can Yayınları, geçtiğimiz yıl kültür sanat dünyasını yakından takip etmek isteyenler için çok özel bir çalışmaya imza attı: Can Almanak 2015.

Kültür sanat sayfalarının giderek yok olduğu, bu alandaki haberciliğin günbegün çoraklaştığı ve üretimin engebeli yollardan geçtiği şu günlerde Can Almanak 2016 vazgeçmemek, teslim olmamak için hazırlandı.

2016 yılı boyunca kültür sanat dünyamızda yaşanan olaylar, dikkat çekici gelişmeler, ödüller, aramızdan ayrılanlar ve çok daha fazlası, Can Almanak 2016’da.

Rutkay Aziz, Melis Alphan, Fazıl Say, Barış Bıçakçı, Yaprak Özdemiroğlu, Deniz Türkali, Murat Meriç, Meltem Cumbul, Etem Öztürk, Cem Sorguç ve Metin Solmaz'ın yazılarıyla Can Almanak 2016, hafızasını taze tutmak isteyenler için önemli bir başvuru kaynağı.

Yekta Kopan, Zeynep Miraç, Sibel Oral ve Mehmet İren’in hazırladığı Can Almanak 2016’nın kapağını ve iç tasarımını Murat Kaspar, fotoğraf editörlüğünü ise Muhsin Akgün  yaptı.

Can Almanak 2016, sanatseverlerin mutlaka sahip olmak isteyecekleri bir kaynak.

CAN ALMANAK 2016
Proje: Yekta Kopan
Yayına Hazırlayanlar: Mehmet İren, Yekta Kopan, Zeynep Miraç, Sibel Oral
Sayfa sayısı: 286 Sayfa
Fiyatı: 30 TL
Yayın tarihi: 20 Aralık 2015


Kelimeler Öldürür : Sen Bunu Okuduğunda Ben Ölmüş Olacağım

Cuma, Aralık 23, 2016
Genç yetişkin kategorisinin usta yazarlarından Julie Anne Peters’in 2010 yılında yayımlanan ve övgülere boğulan romanı “By The Time You Read This I'll Be Dead” Türkçede! Duygu Yücel’in çevirisi ve “Sen Bunu Okuduğunda Ben Ölmüş Olacağım” adıyla bu ay içinde GO! Kitap etiketiyle raflarda yerini alıyor.

Anaokulundan beri diğer çocukların, hatta yetişkinlerin zorbalıklarına maruz kalan ve birkaç kez intihar girişiminde bulunan on beş yaşındaki Daelyn Rice için durum yeni kaydolduğu lisede de pek iç açıcı değildir. Kendini öldürmeye kararlı olan Daelyn, hayatlarını sonlandırmak isteyen insanlar için tasarlanmış, Işığın-İçinden isimli bir internet sitesini keşfeder ve siteye kaydolarak, intihar etmek için 23 günlük geri sayımı başlatır. Derken Santana adındaki genç bir çocuk okul çıkışında onunla birlikte bahçede oturmaya ve onunla konuşmaya başlar. Ama daha önce pek çok kez aynı şekilde kandırılıp alay edilen, hor görülen Daelyn’in insanlara güvenmesi için artık çok geçtir… Öyle değil mi?

Ulusal Kitap Ödülü finalisti Julie Anne Peters bu sarsıcı kitapla, zorbalığın gençleri nasıl uçurumun kenarına itebileceğine ışık tutuyor.

Sen Bunu Okuduğunda Ben Ölmüş Olacağım / Julie Anne Peters
Çeviren: Duygu Yücel
Türü: Genç Yetişkin Roman
Yayınevi: GO!
1. Baskı, Aralık 2016
Sayfa Sayısı: 268
Etiket Fiyatı: 19.00 TL


Beymen Club ve Can Yayınları Klasikleri Modayla Buluşturuyor

Perşembe, Aralık 22, 2016

Beymen Club ve Can Yayınları, Türkiye’de bir ilke imza atarak bir moda markası ve yayınevi işbirliğiyle edebiyat dünyasının ünlü klasiklerini moda dünyası ile buluşturuyor.

Her sezon özgün şehirli kadın ve erkekler için günlük, şık ve heyecan verici tasarımlara hayat veren Beymen Club ile dünya ve Türk edebiyatının çağdaş ve klasik yapıtlarını Türkçe’ye kazandıran Can Yayınları tarafından gerçekleştirilen işbirliği kapsamında; BEYMEN Club tasarım ekibi tarafından edebiyat dünyasının ikonik kitaplarından ilhamla hazırlanan t-shirt’ler, aynı tasarımı içeren çanta, ayraç ve kitaptan oluşan dörtlü setler halinde satışa sunuldu. 

İlk olarak Dostoyevski’nin Beyaz Geceler- Bir Hayalperestin Anıları, Oscar Wilde'ın Mutlu Prens ve Jane Austen’ın Aşk ve Gurur kitaplarından ilham alınarak hazırlanan setleri modaseverler ile buluşturan bu edebiyat ve moda işbirliği, önümüzdeki aylarda yeni kitap ve tasarımlarla zenginleşerek devam edecek.

Beymen Club ve Can Yayınları işbirliği ile hazırlanan ve 139 TL’den satışa sunulan özel setler, tüm BEYMEN Club mağazalarında ve www.beymenclub.com.tr adresinde yılbaşı öncesi sevdikleri için farklı hediye arayanları ve tüm kitap dostlarını bekliyor.

Erendiz Atasü'nün Kaleminden “Kadınlar da Vardır” ve “Dağın Öteki Yüzü” Can Yayınları’ndan Raflarda

Perşembe, Aralık 22, 2016
Geçtiğimiz ay yayımlanan yeni romanı “Baharat Ülkesi’nin Hazin Tarihi” ile ülke portresini yeniden çizen usta yazar Erendiz Atasü’nün iki önemli kitabı Can Yayınları etiketiyle yeniden raflarda.

Yazarın yayımlandığı günden beri değerini kaybetmeyen ve ödüllü öykü kitabı “Kadınlar da Vardır” sekiz kadının hikâyesinden yola çıkarak Türkçe edebiyatın kadını anlatışına yepyeni bir boyut kazandırmış bir klasik. Erendiz Atasü’nün kendi ailesinden esinlenerek kurduğu ve cumhuriyetin ilk kurulma yıllarından günümüze kadar uzanan “Dağın Öteki Yüzü” ise hem yazarın ilk romanı hem de 1996 Orhan Kemal Roman Ödülü kazananı. 

Erendiz Atasü’den kadın hikâyeleri: Kadınlar da Vardır
“Servet Hanım o gece hiç uyuyamadı. Bağışlayamama, olanca acılığıyla zehirliyordu onu. Onu yaşatmamışlardı, onu sevmemişlerdi, onu hasta etmişlerdi, kocası ve çocukları. Hiçbirinin umurunda değildi Servet Hanım. Onlara ödetmeliydi, onları pişman etmeliydi. Onu yaşatmamanın acısını çıkartmalıydı onlardan. Ölmekten başka silahı yoktu. Oysa yaşamak istiyordu.”

Kadınlar da Vardır, Erendiz Atasü'nün yayımlandığı günden beri değerini kaybetmeyen yapıtlarından biri.  1982 yılında dönemin en önemli öykü ödüllerinden Akademi Kitabevi Öykü Ödülü'nü kazanan bu eser, Türkçe edebiyatın kadını anlatışına yepyeni bir boyut kazandırıyor. 

Sekiz kadın hikâyesinden yola çıkarak yazılan bu öyküler, farklı geçmişler ve farklı donanımlara sahip kadınları tek bir ortak nokta üzerinden seslendiriyor: Böyle örgütlenmiş bir dünyada her şeye rağmen ayakta kalabilmek. 

Erendiz Atasü’den Dağın Öteki Yüzü
“Vicdan, Gazi’nin yüzünün parmakları kadar beyazlaştığını fark etti. Kadınlarda hiç eksik olmayan analık sezgisi, Gazi’nin sağlığının iyi olmadığına işaret ediyordu. Vicdan’ın hoşnut varlığında, birden her şey korku ve telaşa dönüştü… “Paşam,” diye atıldı Gazi’ye doğru, onu korumak istercesine.”

“Dağın Öteki Yüzü, ülkemizin edebiyat ufkunda havai fişek gibi patlamadı ancak okuruyla usul usul, uzun soluklu, sağlam bir ilişki kurdu. Böylesi benim için daha güzel. Gösterişten ve gürültüden hoşlanmam; içli ve derin yaşantılardır önemli ve değerli olan.”  Erendiz Atasü

Dağın Öteki Yüzü Erendiz Atasü’nün ilk romanı. Erendiz Atasü’nün kendi ailesinden esinlenerek kurduğu ve cumhuriyetin ilk kurulma yıllarından günümüze kadar uzanan Dağın Öteki Yüzü 1996 Orhan Kemal Roman Ödülü’nü kazandı.

ERENDİZ ATASÜ: 1947’de Ankara’da doğdu. 1968’de Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun oldu. Aynı fakültede uzun yıllar öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra 1997’de farmakognozi profesörlüğünden emekliye ayrıldı. Öyküleri, 1981’den bu yana, Sanat Edebiyat’81, Düşün, Çağdaş Türk Dili, Varlık; deneme, inceleme ve makaleleri Saçak, Çağdaş Türk Dili, Cumhuriyet Kitap, Radikal Kitap, Varlık, Papirüs gibi dergiler ile Cumhuriyet ve Aydınlık gazetelerinde yayımlandı ve yayımlanmaktadır. Dağın Öteki Yüzü adlı romanı İngilizceye (2000), Lanetliler Almancaya (2004), Bir Yaşdönümü Rüyası Yunancaya (2005),İngilizceye (2013) çevrilip yayımlanmıştır. Atasü’nün bazı öyküleri İngiltere, ABD, Fransa, Almanya, Hollanda, İsviçre, İtalya, Çek Cumhuriyeti ve Hırvatistan’da yayımlanan öykü antolojilerinde yer almıştır. Eserleri: Kadınlar da Vardır (1982, Akademi Kitabevi Öykü Birincilik Ödülü), Lanetliler (1985), Dullara Yas Yakışır (1988), Onunla Güzeldim (1990), Dağın Öteki Yüzü (1996, Orhan Kemal Roman Ödülü), Taş Üstüne Gül Oyması (1997, Yunus Nadi Öykü Ödülü; 1998, Haldun Taner Öykü Ödülü), Uçu (1998), Gençliğin O Yakıcı Mevsimi (1999), Benim Yazarlarım (2000), Kadınlığım, Yazarlarım, Yurdum (2001), Bir Yaşdönümü Rüyası (2002), İmgelerin İzi (2003), Kavram ve Slogan (2004), Açık Oturumlar Çağı (2006), İncir Ağacının Ölümü (2008), Düşünce Sefaletinin Kıskacında (2008), Bilinçle Beden Arasındaki Uzaklık (2009), Hayatın En Mutlu An’ı (2011, Yunus Nadi Öykü Ödülü; 2010, Dünya Kitap Yılın Telif Kitabı Ödülü), Güneş Saygılı’nın Gerçek Yaşamı (2011), Yıllar Geçerken Hayat ve Roman (2013), Dün ve Ferda (2013), Kızıl Kale (2015, Türkan Saylan Sanat Ödülü), Saldırganı Hoş Tutmak (2015), Baharat Ülkesi’nin Hazin Tarihi (2016).

KADINLAR DA VARDIR / Erendiz Atasü  
Tür: Öykü
Sayfa sayısı: 204 sayfa
Fiyatı: 17 TL
Yayın tarihi: 6 Aralık 2016

DAĞIN ÖTEKİ YÜZÜ / Erendiz Atasü
Tür: Roman
Sayfa sayısı: 315 Sayfa
Fiyatı: 24 TL
Yayın tarihi: 13 Aralık 2016


Kara Plak Sunar : I'm Your Man - Leonard Cohen'in Hayatı

Perşembe, Aralık 22, 2016
Müzik kitaplığımızı büyütmeye gelen Kara Plak tam da zamanında güzel bir adım daha attı ve yakın zamanda kaybettiğimiz Leonard Cohen’in hayatını anlatan kitabı “I'm Your Man” kucağımıza bıraktı. “Leonard Cohen'i kaybettiğimizi, üç yıl önce çıkan biyografisini yayına hazırladığımız sırada öğrendik.” diyor Kara Plak tayfası, geçtiğimiz hafta Karga Bar’da yaptıkları etkinlikle ustayı andıktan sonra kitap, kitaplığımızdaki en kıymetli yeri almak üzere raflarda... 

Geçtiğimiz Kasım ayında kaybettiğimiz Leonard Cohen sadece şarkıcı-söz yazarı, şair ve romancı olarak değil, yaşamıyla da pek çok insana ilham verdi. İlk şiir kitabı yayımlandığında sadece 22 yaşındaydı; ilk albümünü ise tam 33 yaşında çıkardı ve 82 yaşına kadar üretmeye devam etti. 

İnançlı bir Yahudi’ydi; iflah olmaz bir çapkındı; beş yılını bir manastırda geçiren bir Budist keşişiydi; Montreal’de, Los Angeles’ta, Londra’da, Ege denizindeki Hydra adasında, Hindistan’da, New York’ta yaşamış bir dünya vatandaşıydı; vatansızdı ama hep Kanadalıydı. Sylvie Simmons’ın kitabı Cohen’in bu yönleriyle beraber pek bilinmeyen özelliklerini de ayrıntılarıyla anlatıyor: Küba’yı, Scientology’yi, at sırtında sahneye çıktığı Fransa konserini...

İngiliz müzik yazarı Sylvie Simmons, bu kapsamlı biyografiyi hazırlarken Leonard Cohen’le ve sanatçının hayatına girmiş, ünlü ünsüz çok sayıda insanla görüştü, bu görüşmelerden çıkanları araştırmalarıyla destekledi. Cohen’in kitaplarını okumuş, albümlerini dinlemiş, konserini izlemiş şanslı kesimdenseniz eski bir dostla karşılaşacak, onun hakkında yepyeni şeyler öğreneceksiniz. O şanslılardan değilseniz de çok yakın bir dost edindiğinizi hissedeceksiniz. 

Elinizden bırakamayacağınız bu muhteşem hayat hikâyesini Duygu Akın Türkçeye çevirdi.
  • “Eksiksiz Cohen portresi… Büyüleyici.” New York Times (Bestseller listesi)
  • “Cohen’in uzun zamandır hak ettiği biyografi bu. Kendisinden önce yazılmış bütün Cohen kitaplarını gereksiz kılıyor.” (Rolling Stone, 4 1/2 yıldız)
  • “Sanatçının yaşamının kutlaması… Simmons, Cohen’in gelişimini ustaca anlatmış… Sonuna geldiğinizde çok tuhaf bir etki yaratıyor üstünüzde: Kitabı bitirir bitirmez başa dönüp tekrar başlamak için büyük bir arzu duyuyorsunuz; öğrendiğiniz hikâyeyi tekrar yaşamak istiyorsunuz.” (A.M. Homes, New York Times Book Review)

I'm Your Man - Leonard Cohen'in Hayatı / Sylvie Simmons 
Çeviren: Duygu Akın
448 sayfa
38,00 TL


Metis Yayınları'ndan Yeni Kitap: Hoşbeş

Perşembe, Aralık 22, 2016
"Gizli bir yetimler ittifakı öneririm. Birbirimize göz kırparız. Hiyerarşiyi reddederiz. Her türlü hiyerarşiyi. Dünyanın pisliğini olduğu gibi kabullenir, buna rağmen nasıl hayatta kaldığımıza dair hikâyeleri paylaşırız. Münasebetsiziz biz, kopuğuz. Evrendeki yıldızların yarısından fazlası hiçbir takımyıldıza ait olmayan yetim yıldızlardır. Takımyıldızların hepsinden daha fazla ışık verirler." — John Berger

İçindekiler...
Otoportre
Rosa’ya Armağan
Münasebetsizlik
Düşme Sanatına Dair Bazı Notlar
Ben de Arkadya’dayım
Dikkate Dair
La Lalala Lalala La
Şarkıya Dair Notlar
Bir Ses
Buluşma Yeri
Kayıtsızlığa Karşı Nasıl Direnmeli?
Görsel Kaynakçası

Meraklısı için Okuma Parçası:
“Yaklaşık seksen yıldır yazıyorum. Önce mektup, sonra şiir ve konuşma, sonra hikâye, makale, kitap, şimdi notlar.

Yazma faaliyeti benim için hayati bir faaliyet oldu hep; bir şeyleri anlamlandırmamı ve devam etmemi sağlıyor. Ancak yazının kendisi daha derin ve genel bir şeyin uzantısı - dille olan ilişkimizin. Bu üç-beş notun konusu da dil.

Bir dilden diğerine çeviri yapma faaliyetini inceleyerek başlayalım. Günümüzde çoğunlukla teknik çeviri yapılıyor, ama ben edebi çeviriden bahsediyorum. Bireysel deneyim gerektiren metinlerin çevirisinden.

Bu faaliyete geleneksel bakış, çevirmen ya da çevirmenlerin sayfa üzerinde bir dildeki kelimeleri inceleyip sonra da bu kelimeleri başka bir dilde başka bir sayfaya yazdığı şeklinde. Bu bakışa göre, çeviri yaparken önce metin kelimesi kelimesine çeviriliyor, sonra ikinci dilin dilbilimsel geleneklerine ve kurallarına riayet edecek şekilde uyarlanıyor ve nihayet özgün metindeki “sesin” eşdeğerini tekrar yaratmak için üzerinden geçiliyor. Çevirilerin büyük bir kısmı bu şekilde yapılıyor ve çıkan sonuçlar başarılı olsa da ikinci sınıf.

Neden? Çünkü hakiki çeviri iki dil arasındaki iki yönlü ilişki değil, üçlü bir ilişkidir. Üçgenin üçüncü köşesi, özgün metin yazılmadan önce kelimelerin ardında neyin yattığıdır. Hakiki çeviri, söz öncesine dönmeyi gerektirir.” (Otoportre)

Berger’ın ağaçlar, taşlar, çiçekler, belli belirsiz ışıltılar ve biz okurlarla yaptığı bir hoşbeş bu denemeler. Herşeye rağmen dünyaya umutlu gözlerle bakabilmemiz için.
Hoşbeş / John Berger
Çeviri: Aslı Biçen, Beril Eyüboğlu, Oğuz Tecimen
112 Sayfa
Liste fiyatı: 16,50 TL

h2o Kitap’tan Yeni : Müzikte Cinsellik ve Toplumsal Cinsiyet

Perşembe, Aralık 22, 2016

Müziğin çok kolay açıklanabilir bir şey olmadığı kesin; seslendirilir ve tanımlanır. Yapıtın yazılış nedeni ve içerdiği gizli anlam boyutunda yapılan bu tanımlama kimi zaman bestecinin belirttiği program çerçevesinde yapılır, kimi zaman da kendi hissettiklerimizle. Öznellik ve nesnellik burada ortaya çıkar.

Bu kitapta öznel ve nesnel tavırların daha da öne çıkacağı müzikte cinsellik ve toplumsal cinsiyeti ele almamız okuyucuyu bir kez daha şaşırtabilir.

Artık klasik müzikte de "star"lar var, tıpkı popüler müzikte, caz ve rock'ta olduğu gibi. Bir kültürel değişim yaşanıyor ve bu değişimle özellikle kadınların ve eşcinsellerin cinselliği öne çıkarılıyor.

Darbukalı Bach'ın, Cazcı Bach'ın yanına cinselliği çağrıştıracak bir sıfatla, Çıtır Bach ekleniyor. Yeteneğin yanına güzelliği, çekiciliği hatta şuh olmayı gerektiren bir dönüşüm bu.

Asansörde Mozart, akvaryumda Chopin, şömine alevleri eşliğinde Vivaldi dinleyebiliyoruz; kahvaltılık Debussy, akşam yemekleri için Strauss seçkileri; peki, ya erotik Lizst ya da porno Beethoven?

Bu kitapta müzikte cinselliğin yerini sorgulayıp değişen müzik kültüründe cinselliğin kullanılmasının gerekli olup olmadığı yadırganmaksızın ele alınırken dikkatimiz futbol karşılaşmaları öncesi statlarda arya söyleyen müzisyenlere, eşcinselliğini keşfettiğimiz ailemizin bestecilerine, müzikte eşcinsel duyarlığa ve eşcinsel müzikolojinin müzikte cinselliğe bakışına yönlendiriliyor.

Rock müzikte erkek egemenliğin, erkeksiliğin değil erkekliğin baskınlığı konuşulurken burada karşımıza çok sert bir soru çıkarılıyor: Rock erkek müziği midir? Bir o kadar sert bir yanıta hazır olmak gerek.

Kitabın son bölümünde dansın cinsellik çağrışımı ve içeriği önümüze çıkıyor. Dansı öğrenme-öğretme ve uygulama sürecinde davranışların içerdiği cinsel şifrelere odaklanıyoruz.

Müzikte kimi önemli konuların tartışıldığı kışkırtıcı bir inceleme…

Müzikte Cinsellik ve Toplumsal Cinsiyet / Prof. Dr. Fırat Kutluk
Dizi: Müzik ve müzik araştırmaları - 2
h2o Kitap, Kasım 2016
Sayfa: 128
Fiyat: 14,90 TL


Sıla Dizisinin Öykü Yazarından “Tottenham Çocukları”

Perşembe, Aralık 22, 2016
Londra’nın altını üstüne getirerek, her seferinde polisi atlatmaya başaran, çoğunluğu Türk ve Kürt çocuklarından oluşan ‘Tottenham Boys’ ve ‘Bombacılar’  roman konusu oldu. Çete üyeleri içindeki gizemli ‘intihar salgını’ üzerindeki sır perdesi İngiltere’deki film yapımcılarının da ilgisini çekmiş, ancak girişimleri yarım kalmıştı. Sola Yayınları’ndan çıkan, Yazar Dursaliye Şahan’ın kaleme aldığı, ‘Tottenham Çocukları,’ intiharı muamma olan, özellikle annesini kurtarmak için canını feda ederek çete içinde efsane olan bir genci anlatıyor.

Kitabın yazarı Dursaliye Şahan, karakterlerin ve olayların kurgu olduğunu belirterek “Çetelere bulaşan gençlere karşı sistem çok acımasız. Aslında bu gençlerin yaşam hikayelerine bakarsanız göçmen gençlerin hayatlarının ne kadar zor olduğunu görürsünüz. Gerçekleri olduğu gibi yazmaya kalksaydım bir korku romanı ortaya çıkardı. Tottenham Çocukları Şırnak’dan Londra’ya uzanan macera dolu, romantik bir dramı anlatıyor ve maalesef  gizemli intiharları ile akıllarda yer eden çete üyeleri üzerindeki sır perdesi halen kalkmadı. ” dedi.

“Sıla”nın gerçek adı Güvercin’di…
Geçtiğimiz yıllarda sıkça gündeme gelen ve gösterimde olduğu dönemde ATV’ye zirve yaptıran “Sıla” adlı dizinin asıl hikaye yazarı olan ve yapımcı şirkete karşı açtığı davayı kazanan Dursaliye Şahan’ın yaşadıklarından sonra yazdığı son kitabı “Tottenham Çocukları” yazarın güvenilir yayınevi ile çalışma kararı alarak raflarda yerini aldı. 

Sıla dizisinin gerçek kahramanını Türkiye’nin doğusundan İngiltere’ye olan bir çocuğun yolculuğunu anlattığı “Tottenham Çocukları” sinema sektörü tarafından da ilgi görüyor. Çok yakında sinemayla buluşacağının sinyallerini veren Şahan; “Özellikle Sıla dizisinin izleyicileri bu kitabı merakla bekliyorlardı.” dedi.

Sıla dizisinin intihal yani “çalıntı” olduğu mahkeme kararıyla belgenmiş ve ‘Sıla’nın gerçek sahibi olduğunu ispatlayan Dursaliye Şahan tazminat almaya hak kazanmıştı.

Dursaliye Şahan’ın özelikle çocuk gelinlerin durumlarını ortaya koymak için yazdığı Sıla’nın gerçek adı Güvercin’di.

Yazar Dursaliye Şahan Kimdir?
Sivas’ın Geyikpınar Köyü’nde doğan Dursaliye Şahan;  dört yaşında ailesi ile birlikte İstanbul’a göç etti. İstanbul’daki 13 yıllık banka memurluğunu, Londra’da temizlik işçiliği, öğretmenlik ve gazetecilik takip etti. Aynı yıllarda kadın, göçmenlik ve ırkçılık temalarının ağır bastığı öyküler ve tiyatro oyunu yazan Şahan; uzunca bir süre Birgün Gazetesi’ne ve Avrupa Gazetesine röportajlar yaptı. Ayrıca Karikatürist Semih Bulgur ile birlikte, ‘Zabit Londra’da’ isimli haftalık bant karikatürünü hazırladı. Birçok öyküsü İngilizceye çevrilerek çeşitli dergilerde ve anonim kitaplarda yayımlandı. Yurt için den ve yurt dışından çeşitli öykü ve edebiyat ödülleri aldı. Anadolu Üniversitesi Radyo Televizyon Bölümünden mezun olan Şahan, halen çocuklara, engellilere ve yetişkinlere yaratıcı yazı ve kısa film öykü atölyeleri düzenlemekte.

Tottenham Çocukları / Dursaliye Şahan
Yayınevi: Sola
Sayfa Sayısı: 288
Etiket Fiyatı: 21,00 TL


Merlyn ile Pirüpak Rock'a Hazır Olun!

Perşembe, Aralık 22, 2016

Merlyn’in hikayesi 2000’li yılların ortasında Akademisyen Emre (30, gitar) ve Makine Mühendisi Burak’ın (30, davul) lise yıllarından bu yana gönül verdikleri müziğin peşinden koşarken yollarının Avukat Armağan (32, gitar) ile kesişmesi ile başlar. Atatürk Havalimanında Hava Trafik Kontrolörlüğü gibi ilginç bir mesleğe sahip Muratcan’ın (30, vokal) aralarına katılması ile ise bugünün Merlyn’i 2013’te tam anlamı ile kurulmuş olur. Sayısız performans sergileyen ve bu yolla kendileri için önce küçük de olsa sadık bir dinleyici grubu yaratan ekip sonunda bir albüm için kolları sıvar.

Her biri iki işi birarada yürüten hem müzisyen hem iş insanları olan Merlyn üyelerinin hepsi çok çalışkan. Yıllardır kalplerindeki ilk aşkları müziği de hiç bırakmayarak çifte mesai mantığıyla provalarını, konserlerini de sürdüren grup üyeleri müziğin birleştirici ve dönüştürücü misyonunu büyüleyici buldukları için bu tutkularının süreçte diğer yaptıkları işlerin de her türlü önüne geçeceğine, bir gün sadece müzik yapacaklarına inanıyorlar. 

Çalışkan Rock’çılardan Alt Yapıları ‘Sağlam ve Saf Rock’ Bir Albüm: AYAĞA KALK!
Duman ve Athena gibi grupların da prodüktörlüğünü üstlenen Levent Büyük tarafından hazırlanan ve On Air Music tarafından yayınlanacak olan “Ayağa Kalk” Ocak ayının ilk haftasında raflarda yerini alacak. 8 şarkıdan oluşan “Ayağa Kalk” albümündeki tüm şarkıların müzikleri ve sözleri Merlyn tarafından üretiliyor. Sözlerin tamamını Solist Muratcan yazıyor, besteler genelde grubun tüm üyelerinin katkısıyla ortaya çıkıyor. Dinleyici kitlesinin güçlü ve müzikal kalibresi yüksek rock alt yapıları nedeni ile  ‘Saf; PürRock’ ‘Pirüpak:TertemizRock’ ‘Rock gibi Rock’ Yapıyorlar’ diye tarif ettiği Merlyn’in müziğinin ‘Ayağa Kalk’ adındaki bir albümle ortaya çıkacak olması da bir tesadüf değil.

‘Dünyada İki Tip İnsan Var; Duranlar; Oturdukları Yerde Oturup Kalanlar Ya da Ayağa Kalkan; Harekete Geçenler’
“Bizim gibi farklı dünyalardan gelen insanları ortak noktada buluşturan müziğin, tüm insanlığın birleştirici gücü olduğuna inanıyoruz. Bizim şarkılarımız her alandan insana dokunsun ve herkese ‘Haydi durma sen de Ayağa Kalk, Dene, Yap, Oldur, İnan, Harekete Geç’ desin istiyoruz. Dünyada Olduran insan sayısı artsın, Öldüren insan sayısı azalsın istiyoruz. Aynı gün bir davadan çıkıp, bir uçağın piste iniş kontrolünü sağlayıp akşam müziğin özgürleştirici ve birleştirici dünyasının içine emek koyduğumuz hızlı ve harekete geçmiş, ayağa kalkmış bir yaşam sürüyoruz ve aslında yaptığımız müzik ile tüm insanlığın düzlüğe çıkması için ayağa kalkıp, çok çalışıp kendi kapısının önünde fark yaratmak için uğraşıp harekete geçip birlikte oluşturulacak güzel ve büyük bir ortak bilinçte bizim de tuzumuz olsun istiyoruz.” diyerek manifestolarını özetleyen Merlyn üyeleri, Ocak ayının ilk haftasında çıkacak albümleri için gün sayıyor.


Julio Cortázar’ın bütün öyküleri ilk defa Türkçede: Ötekinin Rüyası

Cuma, Aralık 16, 2016
Bütün dünyada olduğu gibi Türk edebiyatında da birçok usta yazarı etkileyen Julio Cortázar’ın bütün öyküleri ilk defa Türkçede! Mario Vargas Llosa’nın önsözüyle “Ötekinin Rüyası” Can Yayınları etiketiyle raflarda. Sadece kitabı değil, üzerinde Julio Cortázar yazan her şeyi şiddetle öneriyorum.

“Böyle gayet iyiydik ve yavaş yavaş düşünmeyi bırakıyorduk. İnsan düşünmeden de yaşayabiliyor.”

Arjantin’in en büyük yazarlarından Julio Cortazar’ın öykülerinin tamamı ilk defa Türkiye’de okurlarıyla buluşuyor. Cortazar, edebiyata ve gerçekliğe yaklaşımıyla çağdaşlarını olduğu kadar dünyanın dört bir yanında sonraki nesilleri de derinden etkileyen bir yazar. Bir başka ustanın, Mario Vargas Llosa'nın sunuşuyla yayımlanan Ötekinin Rüyası, Arjantinli yazarın zengin ve fantastik öykü dünyasının ilk durağı.  

“Cortázar esas devrimi öyküleriyle yaptı.” – Mario Vargas Llosa

Yazarın 1937-1945 arasında kaleme aldığı ilk dönem öykülerinin yer aldığı Öteki Yaka ve kendi ismiyle çıkan ilk eseri olan Hayvan Hikâyeleri’nin (1951) yanında Oyunun Sonu (1956) ve Gizli Silahlar (1959) derlemelerini de içeren Ötekinin Rüyası, Cortázar’a aşina olanların her okuyuşta farklı yönlerini keşfedecekleri bir başucu kitabı, yeni başlayacaklar içinse mükemmel bir giriş niteliğinde.

JULIO CORTÁZAR: 1914’te Brüksel’de doğdu. Arjantin’de öğrenim gördükten sonra, öğretmenlik ve çevirmenlik yaptığı sıralar, Perón hükümetinin uygulamalarından duyduğu düş kırıklığıyla ülkesini terk ederek Paris’e yerleşti. 1981’de Fransız uyruğuna geçti ama Arjantin yurttaşlığından da ayrılmadı. 1950’li yıllarda yayımlanan Hayvan Hikâyeleri, Oyunun Sonu ve Gizli Silahlar adlı öykü kitaplarını 1963’te yayımlanan Seksek adlı romanı izledi. Bugün yazarın başyapıtı sayılan Seksek, geleneksel romanın olay örgüsünü altüst eden, belirli bir sona bağlanmayan açık uçlu bir romandı. Cortázar’ın öteki önemli yapıtları arasında Manuel’in Kitabı ve Mırıldandığım Öyküler sayılabilir. Edgar Allan Poe’nun yapıtlarını İspanyolcaya kazandıran Cortázar, son yıllarında kendini insan hakları davalarına adadı ve UNESCO’da çalıştı. 1984’te Paris’te öldü.

ÖTEKİNİN RÜYASI - BÜTÜN ÖYKÜLERİ 1 / Julio Cortázar
Çeviri: Süleyman Doğru   
Tür: Öykü 
Sayfa sayısı: 614 Sayfa
Fiyatı: 36 TL
Yayın tarihi: 13 Aralık 2016

Salman Rushdie’den masallar âleminden gelen bir roman : İki Yıl Sekiz Ay Yirmi Sekiz Gece

Çarşamba, Aralık 14, 2016
“Şeytan Ayetleri” adlı romanıyla tanıdığımız Hint asıllı Britanyalı usta yazar Salman Rushdie’nin 11 Eylül terör olaylarından yola çıkarak göndermeler yaptığı romanı “İki Yıl Sekiz Ay Yirmi Sekiz Gece” Can Yayınları etiketiyle raflarda…

“Geçmişimize dair bir hikâye bu, o kadar uzun zaman önceden kalma ki bazen buna tarih mi desek, mitoloji mi, bilmiyoruz. Bazılarımız peri masalı diyor. Ama şu konuda hemfikiriz: Geçmişe dair bir hikâye anlatmak, bugüne dair bir hikâye anlatmak demektir. Bir fanteziyi, hayalî bir hikâyeyi anlatmak, gerçekler hakkında bir hikâye anlatmanın da yoludur.Bu doğru olmasaydı hikâye anlatmak anlamsız olurdu ve bizler gündelik hayatlarımızda anlamsızlıktan mümkün olduğunca kaçmaya çalışırız. Tarihimizi araştırır ve yeniden anlatırken kendimize sorduğumuz soru şudur: Oradan buraya nasıl geldik?”

İki yıl, sekiz ay ve yirmi sekiz gece.  Parmak hesabı yaptığımızda bin bir gece. Çağımızın en usta anlatıcılarından Salman Rushdie, Şehrazad’ın masallarından aldığı motiflerle okurlarını bir masal âlemine götürürken, aslında günümüzün gerçeklerini aktarıyor. Yazarın babası, İbn Rüşd’e olan sevgisinden dolayı Rushdie soyadını almış; şimdi de kendisi İbn Rüşd’ü romanın başkahramanlarından biri yaparak o saygıyı sürdürüyor. Kitapta açıkça belirtilmese de roman 11 Eylül terör olaylarından yola çıkıyor ve o güne çeşitli göndermeler yapıyor.

SALMAN RUSHDIE, on roman, bir kısa öykü derlemesi ve dört edebiyat dışı yapıtın yazarı ve Mirrorwork adındaki çağdaş Hint edebiyatı antolojisinin iki editöründen biridir. Yazarın Geceyarısı Çocukları adlı romanı 1981’de Booker Ödülü’nü, 1993’te Booker of Bookers ve 2008’de Best of the Booker ödüllerini aldı. The Moor’s Last Sigh (Magriplinin Son İç Çekişi), 1995’te Whitbread Ödülü’nü ve 1996’da Avrupa Birliği Aristeion Edebiyat Ödülü’nü kazandı. Salman Rushdie, edebiyata yaptığı katkılardan dolayı 2007 yılında “Şövalye” unvanıyla ödüllendirildi. Ayrıca, İngiltere Kraliyet Edebiyat Derneği üyesidir ve Fransa Kültür Bakanlığı tarafından verilen Commandeur des Arts et des Lettres unvanına da sahiptir.

İKİ YIL SEKİZ AY YİRMİ SEKİZ GECE / Salman Rushdie
Çeviri: Begüm Kovulmaz
Tür: Roman
Sayfa sayısı: 316 Sayfa
Fiyatı: 24 TL
Yayın tarihi: 13 Aralık 2016


Rilke’nin Gözünden Rodin : Dorukları, doruklardan izleyebilirsiniz ancak!

Çarşamba, Aralık 14, 2016
Nora Kitap’ın Eylül ayında “Genç Şaire Mektuplar” ile başladığı Rainer Maria Rilke serisi üçüncü kitap “Auguste Rodin” ile sürüyor. Büyük heykeltraş Rodin’i bir de Rilke’nin gözünden okuma heyecanına her okurun kapılmasını dileriz…

Tüm zamanların en büyük heykeltıraşı Rodin’e Rilke’nin gözlerinden bakmak, büyüklüğün, dehanın ne demek olduğunu anlamamıza imkân sunuyor. Sadece bir sanatçıyı değil, aynı zamanda sanatı da, Rilke’nin sanat üzerine düşüncelerini de anlamamıza imkân sunuyor. Bu ayrıcalığa Rilke bile sahip değildi! İyi okumalar…

“Rilke’nin şahsında, bütün o harikulade korkulardan ve ruhun bütün sırlarından en fazla etkilenmiş insanı, bu dünyanın en ince, en ruh dolu insanını sevdim.”
Paul Valéry

“Rilke’nin elinden, baştan sona mükemmel olmayan hiçbir şey çıkmamıştır.”
Stefan Zweig

Auguste Rodin / Rainer Maria Rilke
Çevirmen: Semih Uçar
Yayınevi: Nora Kitap
1. Baskı, Aralık 2016
Türü: Edebiyat 
Sayfa:112 
Fiyat: 12 TL


Nora Kitap’tan Çağdaş Bir Yunan Mitolojisi : Tanrılar Zar Attığında

Çarşamba, Aralık 14, 2016
Nora Kitap, okurları bir yazarla daha tanıştırıyor! Ödüllü yazar André Alexis’in övgülere boğulan romanı “Fifteen Dogs” artık Türkçede! İmra Gündoğdu’nun çevirisi ve “Tanrılar Zar Attığında” adıyla Nora Kitap’tan raflarda… Iskalamayın derim…

Hikâyemiz şöyle: Tanrılar Hermes ve Apollo, Toronto’da bir bardadırlar. İçiyorlarsa da, sarhoşlukları alkolden değildir. Tanrıların hep yaptığı gibi, insanlığın tabiatına dair, amaçsız bir sohbete koyulurlar. İnsanların, mesela bitten ya da filden kötü veya iyi olmadıklarıyla başlayan muhabbetleri şu soruyla noktalanır: 
Hayvanlarda insan aklı olsaydı nasıl olurdu?

Böylece Apollo ve Hermes, insan aklına sahip olsalar, hayvanların insanlardan daha mutsuz olup olmayacaklarına dair bahse tutuşurlar. Kaybeden diğerine dünya zamanıyla bir sene kölelik edecektir. Bardan çıkıp yürüdükleri caddede bir veteriner kliniğine denk gelirler ve tanrısal deneylerini bu klinikteki köpekler üzerinde uygulamaya karar verirler. O gece Toronto sokaklarında insan bilinci bahşedilmiş on beş köpek dolaşmaya başlar.

Bu on beş köpeğin varoluşsal krizi André Alexis’in kaleminde, dilin, sevginin ve insan şefkatinin güzelliğine dair bir övgüye dönüşüyor. Tanrılar Zar Attığında, insan aklının bir ödül mü ceza mı olduğunu sorgulayan çağdaş bir Yunan mitolojisi…

2015 Scotiabank Giller ve Rogers Writers' Trust Kurmaca Ödülü

“André Alexis’in Tanrılar Zar Attığında romanı insan aklından çok daha fazlasını keşfetmemizi sağlıyor: akıldan daha derin bir idrak, sadakatten farklı bir sevgi, sadece insanlığa has şefkat ve yeni bir bakış açısı.”
World Literature Today

“Alexis romanın diliyle, köpeğin kemiğiyle oynadığı gibi oynuyor.”
Guardian

Tanrılar Zar Attığında / André Alexis
Çevirmen: İmra Gündoğdu
Türü: Edebiyat
Yayınevi: Nora Kitap
1. Baskı  Aralık 2016
Sayfa: 216
Fiyat: 15 TL

Şebnem İşigüzel’den, cıvıl cıvıl diliyle soluksuz okunan bir roman : Ağaçtaki Kız

Çarşamba, Aralık 14, 2016
Müjdeler olsun! Şebnem İşigüzel’in yeni romanına kavuşuyoruz. İşigüzel, mayıs ayında yayımlanan “Gözyaşı Konağı”ndan yedi ay sonra okurlarını yeniden selamlıyor. “Ağaçtaki Kız” Can Yayınları etiketiyle raflarda...

Herkesin arasında. Her şeyin üstünde. Kimse farkında değil.

Ağaçtaki Kız zamanın ruhunun, içinden geçtiğimiz günlerin romanı. Şebnem İşigüzel coşkulu, tutkulu dili ve eşsiz hayal gücüyle taçlanan unutulmaz bir hikâye sunuyor.

“Bu bir özgürlük ve aşk hikâyesidir. İki hasta gencin hikâyesi. Birisi benim.”

Hayatın altüst olması diye bir şey varsa bunu bizden başkası bilemez. Ne olacak kaygısıyla yaşayan, endişeli, hayat standartları şaşmış, işinden olmuş. Ama her şeye rağmen hayat dolu, umut eden, direnen.

Genç kahramanımız aklınızın ucundan geçmeyecek bir yerde karşılıyor bizi. Sonra başlıyor içtenlikle, tatlı tatlı  şakımaya, anlatmaya. Genç kız tam da bizi anlatıyor: gençlerini, çocuklarını, kadınlarını sevmeyen ülkeyi. 

Ağaçtaki Kız manzaraya hasret kalanların, aşkın, âşıkların, arkadaşlıkların, vicdan sahibi insanların, hayallerin, yere çakılmanın, bu hayatın romanı.

ŞEBNEM İŞİGÜZEL, 1973 doğumlu. İlk kitabı Hanene Ay Doğacak 1993 yılında yayımlandı. Aynı yıl Yunus Nadi Öykü Ödülü’ne değer bulundu. Sonra sırasıyla şu kitapları yazdı: Öykümü Kim Anlatacak (1994), Eski Dostum Kertenkele (1996), Sarmaşık (2002), Çöplük (2004), Resmigeçit (2008), Kirpiklerimin Gölgesi (2010), Venüs (2013), Gözyaşı Konağı, Ada 1876 (2016).

AĞAÇTAKİ KIZ / Şebnem İşigüzel  
Tür: Roman
Sayfa sayısı: 359 Sayfa
Fiyatı: 27,5 TL
Yayın tarihi: 13 Aralık 2016


James Joyce’un Torununa Yazdığı Öykü İlk Kez Türkçede

Çarşamba, Aralık 14, 2016
hep kitap, James Joyce’un torununa yazdığı kısa ve eğlenceli bir çocuk öyküsü Kopenhag’ın Kedileri’ni aralık ayında Türkiye’deki okurlarla buluşturuyor. Her yaştan okura hitap eden kitap, Celâl Üster’in çevirisiyle dilimizde ilk kez yayımlanıyor.

Kopenhag’ın Kedileri, getirdiği anlatım yenilikleri ile 20. yüzyıl edebiyatını derinden etkileyen İrlandalı yazar James Joyce’un, tek torunu Stephen’a yazdığı ve 1936 yılında postayla gönderdiği bir mektup. Kedilerden ve onların karşıdan karşıya geçerken yanlarında kendilerine yardım edecek birine gerek duymaları üzerine kurulu metin; kısa, eğlenceli ve güçlü bir mesajı olan kitap olarak okuyuculara ulaşıyor.  

Kitabı, 1970’li yılların başından beri çevirmenlik yapan, George Orwell, Iris Murdoch, Jorge Luis Borges, Paulo Coelho gibi önemli yazarların yapıtlarını dilimize kazandıran usta çevirmen Celal Üster Türkçeleştirdi.

James Joyce’un kaleminden Kopenhag’ın Kedileri,16 Aralık’ta hep kitap etiketiyle raflardaki yerini alacak.

JAMES JOYCE HAKKINDA
James Joyce, 2 Şubat 188’de İrlanda’nın Dublin kentinde doğdu. İnsan doğasını kıvrak bir zekâyla ama aynı zamanda içtenlikle betimleyişi ve dil konusundaki ustalığı onu yirminci yüzyılın en etkileyici yazarlarından biri kıldı. Dublinliler, Sanatçının Genç Bir Adam Olarak Portresi, Ulysses ve Finnegans Wake gibi yapıtların yazarı Joyce 1941’de hayata veda etti. 

Kopenhag'ın Kedileri / James Joyce
Çevirmen: Celâl Üster
Hep Kitap
Sayfa Sayısı: 30
10 TL

Kim inanır bir Salyangozla Karıncanın uçtuğuna… Salyangoz Pişinga ile tanışmaya ne dersiniz?

Çarşamba, Aralık 14, 2016

Küçük Salyangoz Pişinga Hakan Bayhan’ın “Bahçedeki İncir Ağacı” ve “Karıncalar Ülkesine Yolculuk”tan sonraki üçüncü kitabı. Yitik Ülke Yayınları’ndan çıkan kitapta kahramanlar, mekanlar, konular değişse de Bayhan’ın şifreleri değişmiyor: hayalperestlik, dostluk, yolculuk, işbirliği, cesaret ve yoldaşlık! İlk okuma kitabı olarak da önerilen Küçük Salyangoz Pişinga, 6 yaş üstü tüm çocuklar için raflardaki yerini aldı.

Pişinga, Çengelköy Çınaraltı’nı mesken tutan hayalperest ve yağmursever bir Salyangoz. Doğa’nın güzelliklerine karşı çok duyarlı, hatta biraz romantik bir Salyangoz. 

Herkesin hayatında dönüm noktaları vardır. Bir tanışma, bir yolculuk, bir tesadüf… Bazen hayatımızın akışını değiştiriverir. Hayatımızda olup bitenler de bizi!

Bu çok katmanlı öykünün fonunda İstanbul kadim, güzel, masalsı… Serüvenlere ilham olan hep O!

Karınca Fuyahiba ile tanışmak da böyle bir dönüm noktası olur Salyangoz Pişinga için. Tesadüfen başlayan ilişkileri, ortak noktalarını keşfedince çabucak dostluğa dönüşür. Uçmayı ve İstanbul’a gökyüzünden bakmayı hayal eden iki dost, Yeşildüdükçün’ün kanatlarında doyumsuz bir yolculuğa çıkar. Kanatları olmayan bu iki minik canlı için yolculuk,  bir anda tehlikeli bir serüvene dönüşür. Dostlukları tehlikelerle sınanır ama bu zorluklardan hem dost, hem de yoldaş olarak çıkmayı başarırlar. Şamila’nın da katkısıyla serüven, büyülü bir güzelliğe bürünür. 

Pişinga bu dönemeçte sadece hayallerini gerçekleştirmekle kalmaz, gerektiği anda cesaretini kuşanarak hem arkadaşını kurtarır, hem de özsaygısını güçlendirir. Zaten bizi biz yapan, seçimlerimiz değilse nedir?

İşte bu yüzden: Bütün umudumuz kitaplarda, kitaplarla büyüyen çocuklarda! 

Hakan Bayhan: 
1964 yılında Diyarbakır’da doğdu. 1989 yılında gazetecilik mesleğine foto muhabir olarak başladı. Muhabirlik, Editörlük ve Görsel Yönetmenlik yaptı. Birçok gazete ve dergide müzik ve kitap yazıları yazarken diğer yandan çocuk edebiyatıyla ilgilenmeye başladı. PEN Türkiye üyesi olan Bayhan’ın İlk masal kitabı Bahçedeki İncir Ağacı 2013'te, Karıncalar Ülkesine Yolculuk ise 2015 yılında Yitik Ülke Yayınları'nca yayımlandı. Küçük Salyangoz Pişinga yazarın üçüncü eseridir.

Zeynep Şimşek: 
1992 yılında İstanbul, Şişli'de doğdu. Sekiz yaşından beri çizim yapıyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Heykel Bölümü’nden mezun oldu. Ardından Almanya’da Burg-Giebichenstein Sanat Yüksek Okulu, Figüratif Heykel Bölümü'nde eğitim aldı. Son birkaç yıldır profesyonel illüstratör olarak çalışmaktadır. Halen Almanya’nın Halle şehrinde heykel ve illüstrasyonla ilgilenmeye devam etmektedir.

Küçük Salyangoz Pişinga, Hakan Bayhan, Roman, Yitik Ülke Yayınları, 46 Sayfa, 10 TL



hep kitap’tan Savaşa, Umuda ve Katıksız Sevgiye Dair Ödüllü Bir Roman : Bugün Hayattayız Ya

Pazartesi, Aralık 12, 2016
Emmanuelle Pirotte’un, En İyi Tarihi Roman dalında 2016 Historia Ödülü’ne layık görülen ilk romanı Bugün Hayattayız Ya, savaşın korkunçluğuna, hayatta kalma mücadelesine, umuda ve sevgiye dair dokunaklı bir roman. Bugün Hayattayız Ya, okurlarını sarsıcı bir gerçekle yüz yüze getiriyor: Savaş ancak kanla yazılıyor.

1944 yılının Aralık ayı… Bozguna uğramış Alman ordusu Belçika’nın Ardennes bölgesinden çekilirken geride müttefikleri bozguna uğratmak için özel olarak eğitilmiş seçkin bir ekip bırakır. Bu askerlerden Mathias gözünü kırpmadan insan öldürebilen, acımasız biridir. Yedi yaşındaki kimsesiz küçük bir Yahudi kızla yolları kesiştiğinde, onu da öldürmeye hazırdır. Sonra kendisine de açıklayamadığı bir şey olur ve küçük kızın yerine bir Alman askerini öldürür. 

Bugün Hayattayız Ya kimsenin, siyah ya da beyaz olmadığı dokunaklı bir roman. Ama ortada bir gerçek var: Savaş ancak kanla yazılıyor. Tam da ihtiyacımız olan şeyi yaparak insandan, yaşamdan umut kesilmeyeceğini insanın içine işleyen bir dille anlatan Belçikalı senarist Emmanuelle Pirotte, bu ilk romanıyla En İyi Tarihi Roman dalında 2016 Historia Ödülü’ne layık görüldü.

Bahadırhan Bozkurt’un dilimize çevirdiği Bugün Hayattayız Ya, 9 Aralık’tan itibaren hep kitap etiketiyle raflardaki yerini aldı.

Bugün Hayattayız Ya / Emmanuelle Pirotte
Çevirmen: Bahadırhan Bozkurt
Yayınevi: Hep Kitap, Dünya Edebiyatı Dizisi
Sayfa Sayısı: 192
19,00 TL


2016’nın En İyi Albümleri Listeleri: NME’s Top 50

Cumartesi, Aralık 10, 2016
Sektörün en önemli dergilerinden New Musical Express, her yıl olduğu gibi yine iyi bir harman yapmış ve yılın panoramasını çıkarmış. Diğer listelerde olduğu gibi özel sevgi beslenenler, zaaflar ve majörlerle doldurmak yerine keşfe daha açık bir liste yapmışlar. En basit örnekle; Leonard Cohen listede yer almıyor, Radiohead ve Nick Cave And The Bad Seeds de ilk yirminin dışında...

NME’s TOP 50 LPs of 2016
1. The 1975 – I Like It When You Sleep For You Are So Beautiful Yet So
2. Kanye West – The Life Of Pablo
3. Christine And The Queens – Chaleur Humaine
4. Skepta – Konnichiwa
5. Kaytranada – 99.9%
6. David Bowie – Blackstar
7. Diiv – Is The Is Are
8. Iggy Pop – Post Pop Depression
9. Chance The Rapper – Coloring Book
10. Frank Ocean – Blond
11. Beyonce – Lemonade
12. Sunflower Bean – Human Ceremony
13. Angel Olsen – My Woman
14. Jamie T – Trick
15. Kano – Made In The Manor
16. Danny Brown – Atrocity Exhibition
17. Drake – Views
18. Tegan And Sara – Love You To Death
19. White – Lung Paradise
20. Lady Gaga – Joanne
21. Anderson. Paak – Malibu
22. Radiohead – A Moon-shaped-pool
23. Michael Kiwanuka – Love And Hate
24. Nick Cave And The Bad Seeds – Skeleton Tree
25. Blossoms – Blossoms
26. Biffy Clyro – Ellipsis
27. Giggs – Landlord
28. Goat – Requiem
29. Kate Tempest – Let Them Eat Chaos
30. Nao – For All We Know
31. Bastille – Wild World
32. Kings Of Leon – Walls
33. Margo Price – Midwest Farmers Daughter
34. Let’s Eat Grandma – I, Gemini
35. Glass Animals – How To Be A Human Being
36. Swet Shop Boys – Cashmere
37. Soft Hair – Soft Hair
38. Slaves – Take Control
39. Green Day – Revolution Radio
40. Rihanna – Anti
41. Solange – A Seat At The Table
42. Whitney – Light Upon The Lake
43. Anohni – Hopelessness
44. The Lemon Twigs – Do Hollywood
45. Car Seat Headrest – Teens Of Denial
46. Savages- Adore Life
47. Wild Beasts – Boy King
48. Show Me The Body – Body War
49. Public Access TV – Never Enough
50. Bon Iver – 22 A Million

2016’nın En İyi Albümleri Listeleri: Rolling Stone’s Top 50

Cumartesi, Aralık 10, 2016
Müzik dergileri içinde en ilginç listeleri çıkaran Rolling Stone yine geleneği bozmamış ve her türü kapsayan şenlikli bir liste çıkarmış. Rap, indie rock, country, pop... ne ararsanız var... Rolling Stones, The Monkees, Elton John, Sting, Bonnie Raitt ve Metallica gibi eski topraklar da unutulmamış. Ve tabii ki de David Bowie ve Leonard Cohen de ilk onda yer alıyor. 

Rolling Stone – 50 Best Albums of 2016
50. Death Grips, ‘Bottomless Pit’
49. Dawes, ‘We’re All Gonna Die’
48. Esperanza Spalding, ‘Emily’s D+Evolution’
47. Kyle Dixon & Michael Stein, ‘Stranger Things, Volume One and Two’
46. Norah Jones, ‘Day Breaks’
45. Iggy Pop, ‘Post Pop Depression’
44. The Monkees, ‘Good Times!’
43. Future, ‘Evol’
42. Drake, ‘Views’
41. Wilco, ‘Schmilco’
40. Maxwell, ‘blackSUMMERS’night’
39. Elton John, ‘Wonderful Crazy Night’
38. Tove Lo, ‘Lady Wood’
37. Bonnie Raitt, ‘Dig In Deep’
36. Metallica, ‘Hardwired… to Self-Destruct’
35. Anohni, ‘Hopelessness’
34. Angel Olsen, ‘My Woman’
33. Sting, ’57th & 9th’
32. Alicia Keys, ‘Here’
31. White Lung, ‘Paradise’
30. A Tribe Called Quest, ‘We Got It From Here… Thank You 4 Your Service’
29. Mudcrutch, ‘Mudcrutch 2′
28. Blood Orange, ‘Freetown Sound’
27. Brandy Clark, ‘Big Day in a Small Town’
26. Sturgill Simpson, ‘A Sailor’s Guide to Earth’
25. Rihanna, ‘Anti’
24. Drive-By Truckers, ‘American Band’
23. Mitski, ‘Puberty 2′
22. Bon Iver, ’22, A Million’
21. Margo Price, ‘Midwest Farmer’s Daughter’
20. Nick Cave & the Bad Seeds, ‘Skeleton Tree’
19. Danny Brown, ‘Atrocity Exhibition’
18. The 1975, ‘I Like It When You Sleep, for You Are So Beautiful yet So Unaware of It’
17. Parquet Courts, ‘Human Performance’
16. Miranda Lambert, ‘The Weight of These Wings’
15. Lvl Up, ‘Return to Love’
14. Green Day, ‘Revolution Radio’
13. Maren Morris, ‘Hero’
12. Paul Simon, ‘Stranger to Stranger’
11. Solange, ‘A Seat at the Table’
10. Young Thug, ‘Jeffery’
9. Leonard Cohen, ‘You Want It Darker’
8. Kanye West, ‘The Life of Pablo’
7. Rolling Stones, ‘Blue & Lonesome’
6. Radiohead, ‘A Moon Shaped Pool’
5. Frank Ocean, ‘Blonde’
4. Car Seat Headrest, ‘Teens of Denial’
3. Chance the Rapper, ‘Coloring Book’
2. David Bowie, ‘Blackstar’
1. Beyoncé, ‘Lemonade’

Vizyona Giren Filmler : 9 Aralık

Cuma, Aralık 09, 2016
Üçü yerli yedi filmin vizyona girdiği hafta eğlence vaat ediyor. Tolga Örnek imzalı “Sen Benim Her Şeyimsin”, müzikli eğlencelik animasyon “Şarkını Söyle” ve erken noel şenliği “Çılgın Ofis Partisi” haftanın öne çıkan filmleri… Yerli komedi “Hayati Tehlike”, 2016 Venedik Film Festivali Jüri Büyük Ödüllü “Gece Hayvanları”, 2016 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan “Aşk Mektupları” ve festivallerin ödül gediklisi “Kasap Havası” da diğer seçenekler…



Sen Benim Her Şeyimsin
Yönetmen: Tolga Örnek
Oyuncular: Tolga Çevik, Melis Birkan, Tuna Çevik, Cengiz Bozkurt
Konu: Sedat çok küçükken öksüz kalır. Günübirlik ilişkiler ve işlerle hayatını geçirir. Ancak bir gün Pınar tarafından kucağına bırakılan bir bebekle kendini “baba” olarak bulur. İstanbul’a gelir, Birol’la karşılaşır, “korkularının gözünün içine bakacağı” bir meslek edinir. Sedat’ın hayatı artık “Sen Benim Her Şeyimsin” dediği kızının etrafındadır. Kızı için bir masal dünyası yaratır ve onu korumak için elinden geleni yapar.



Şarkını Söyle / Sing
Yönetmen: Garth Jennings
Konu: Buster Moon, zor dönemler geçiren, bir zamanların çok başarılı olan bir tiyatrosundan sorumlu, kibar ve iyimser bir Koaladır. Tiyatroyu her şeyden çok sever ve onu korumak için her şeyi yapabilecek durumdadır. Ancak, zor günler geçiren tiyatronun yavaş yavaş parlaklığını kaybettiği günlerde eski görkemini yeniden kazandırmak için son bir şansı vardır: Dünyanın en büyük şarkı yarışmasını yapmak.



Hayati Tehlike
Yönetmen: Serdar Işık
Oyuncular: Toygan Avanoğlu, Altan Erkekli, Öznur Serçeler, Anıl İlter
Konu: Hayati, Polis olan süt kardeşi N. Utku’yu, sokak mafyasından kurtulmak için dükkanına çağırır. Utku, mafya tarafından vurulunca Hayati, Utku’nun operasyonunu tamamlamak için yemin eder. Bir Rus baron olan Vitel’i yakalaması gerekmektedir. Adama ulaşmak için Vitel’in kızı Linda’yı kendine aşık etmeye karar verir. Böylece Vitel’in damadı olacak ve adamı yakalatabilecektir. Ancak Hayati için ajan olup adam yakalamak çok karmaşık bir plandır.



Çılgın Ofis Partisi / Office Christmas Party
Yönetmenler: Josh Gordon ile Will Speck
Oyuncular: Jason Bateman, Olivia Munn, T. J. Miller, Jillian Bell
Konu: Amerika’nın sayılı şirketlerinden birinin CEO’su eğlence düşkünü ağabeyinin yönettiği şirket şubesini kurtarmak ve büyük bir satış anlaşması imzalamak için potansiyel bir müşteriyi büyük bir Yılbaşı Partisi ile ikna etmeye çalışır. Ağabeyi ve baş teknoloji sorumlusu, müşteriyi etkilemek ve işlerini kurtaracak bir satış anlaşması yapmak için çalışanlarını bir araya getirip muazzam bir ofis Noel partisi vermek zorunda kalır.



Gece Hayvanları / Nocturnal Animals
Yönetmen: Tom Ford
Oyuncular: Amy Adams, Jake Gyllenhaal, Michael Shannon, Aaron Taylor
Konu: Gece Hayvanları, kendi gerçeklerinde yaşayan veya yaşamaya çalışan erkeklerin ve kadınların psikolojik ve duygusal dalgalanmalarını cesurca inceliyor. Gece Hayvanları, burada ve şu anda bir hikâye tarafından tüketilen ve hikâyeyi tüketirken geçmişiyle bugünü arasında sıkışıp kalan bir kadını konu alıyor. Film, Austin Wright’ın 1993’te yayınlanan Tony and Susan adlı kitabından uyarlandı.



Aşk Mektupları / Mal de Pierres – From the Land of the Moon
Yönetmen: Nicola Garcia
Oyuncular: Marion Cotillard, Louis Garrel, Alex Brendemühl, Brigitte Roüan
Konu: 2. Dünya Savaşı sonrasında geçen tutku dolu bir aşk hikâyesi. Gabrielle, ailesinin baskısına dayanamamış ve bir çiftçi olan José’yle evlenmiştir. José dürüst ve çalışkan bir adamdır ancak bu evlilik içinde kendini mahkûm gibi hisseden Gabrielle, bu adanmışlığa karşılık veremeyeceğinin farkındadır. Bir gün tutkularını ona yeniden hatırlatacak ve ayağını yerden kesecek olan André ile tanışır.



Kasap Havası
Yönetmen: Çiğdem Sezgin
Oyuncular: Şenay Gürler, İnanç Konukçu, Hakan Karahan, Özay Fecht
Konu: Taksi şoförü olan Ahmet, annesinin uygun gördüğü birisiyle nişanlanmak üzereyken kendisinden yaşça büyük Leyla ile ilişki yaşamaya başlar. İkisinin arasındaki tutkulu birliktelik büyük bir aşka dönüşünce evlenme fikrinin eşiğine gelirler. Ancak Leyla’nın yıllar önce birlikte olduğu Semih, Almanya’dan geri döner. Semih’in gelişiyle ilişkilerindeki dengeler altüst olacaktır. Kasap Havası, geçmişe takılı kalma sorunumuza yoğunlaşıyor.


 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template