♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Vizyona Giren Filmler : 18 Temmuz

Yedi filmin vizyona girdiği hafta her türe göz kırpan zengin bir program içeriyor... Çocuklara eğlence sunan “Cesur Zebra”, suçu yasallaştıran “Arınma Gecesi: Anarşi” ve bilim kurgu susuzluğunu gideren “Sinyal” öne çıkarken, denizaltı gerilimi “Hayalet”, kuyruklu yıldız altında aşk hikayeleri sunan “Barselona’da Bir Yaz Gecesi” ve ruhani keşif yolculuğu “Çöldeki İzler” diğer seçenekler... Farklı deneme “Bir Don Juan Öldürmek”se haftanın tek yerli seçeneği... 


Cesur Zebra / Khumba
Yönetmen: Anthony Silverston
Konu: Genç zebra Khumba çizgilerinin yarısı olmadan doğmuştur. Batıl inançlara sahip zebra sürüsü, topraklarını birdenbire etki altına alan kuraklıktan onun çizgisiz doğmasını sorumlu tutarlar. Khumba yeryüzündeki ilk zebraların çizgilerini edindiği efsanevi su birikintisini bulup, çizgilerini yeniden kazanmak için bir grup sırnaşık antilop ve havalı deve kuşuyla birlik olur. Khumba ve arkadaşlarını inanılmaz bir serüven beklemektedir.
İlk bakışını şurdan okuyabilirsiniz...
Klişe bir konuyu, vasat şekilde işleyen animasyon daha çok çocuklara hitap ediyor ve her zamanki mesajlarını veriyor... Farklı olmak kötü bir şey değil ve hep birlikte yaşayabiliriz...


Arınma Gecesi: Anarşi / The Purge: Anarchy
Yönetmen: James DeMonaco
Oyuncular: Frank Grillo, Kiele Sanchez, Michael K. Williams, Zach Gilford
Konu: Yılda sadece bir gece boyunca tüm suçların serbest olduğu bir dünyada geçen film, Arınma Gecesi öncesi çocuklarıyla birlikte eve dönen bir çiftin gerilimini beyazperdeye taşıyor. Güvenli evlerine ulaşmaya çalışan ailenin benzini yolda biter. Tam da bu esnada oğlunu öldüren adamdan intikam almak için Leo sokaklara çıkmıştır. Bir anne ise kızıyla birlikte yağmalanan evinden canını zor kurtarır. Los Angeles.'ın bu en haşin gecesinde hayatta kalmaya çalışan 5 kişinin yolu kesişecektir...
İlk bakışını şurdan okuyabilirsiniz...
Bulduğu madeni bir türlü işleyemeyen DeMonaco kapsamı genişletmesine rağmen yine tatmin etmiyor... Aksiyon tamam ama sokaklardaki kaos içimize işlemiyor, suçun serbest olmasına yol açan nedenler üzerinden yine herhangi bir söylem yok... Olayla değil, olayın getirdikleriyle ilgilendikçe de vasat bir seri olarak kalıyor... 


Sinyal / The Signal
Yönetmen: William Eubank
Oyuncular: Patrick Davidson, Brenton Thwaites, Olivia Cooke, Beau Knapp
Konu: Nick ve Jonah MIT’de hackleme tutkusu olan iki birinci sınıf öğrencisidir. Bu iki genç, Nick’in kız arkadaşını okumaya gittiği yeni üniversitesine yerleşmesine yardım etmek için onu kendileri götürmeye karar verirler. Bu sırada da yol üstünde gördükleri ilgi çekici yerleri ziyaret ederler. Fakat onlarla uğraşan bir hacker onları bu araba yolculuğunda da yalnız bırakmaz. Hacker’ın yerini tespit ettiklerinde ise onu görmeye gitmekten başka şey düşünemezler.
İlk bakışını şurdan okuyabilirsiniz...
Bilim kurgu adına iyi örneği zor bulduğumuz dönemde, sinemada keyfini çıkarmak için ideal bir seyirlik... Bahsedildiği kadar yaratıcı olmasa da, senaryosundaki tıkanmaları kolay yoldan aşmaya çalışsa da, vasatın üzerine çıkabiliyor... 


Hayalet / Phantom
Yönetmen: Todd Robinson
Oyuncular: Ed Harris, David Duchovny, William Fichtner, Sean Patrick
Konu: Kaptan, soğuk savaş döneminde inşa edilmiş bir Sovyet denizaltısının, son dönemlerde herkesten sakladığı üzere gerçeklik algısını alt üst eden nöbetler yaşamaktadır. Karısını ve kızını geride bırakarak, geminin nükleer füzelerini ele geçirmeye uğraşan bir grup KGB ajanıyla mücadele etmek zorunda kalacağı gizli bir özel göreve gönderilir. İnsanlığın geleceğini elinde bulunduran kaptan, başarısız olacağı düşünülerek bu işe seçilmiş olduğunu keşfedecektir.
İlk bakışını şurdan okuyabilirsiniz...
Denizaltı gerilimi denemesinin unutulmaya yüz tutmuşken gösterime girmesi aslında her şeyi anlatıyor... Bir türlü yaratılamayan atmosfer ve temposuzluğuyla, izleyene işkence çektiren filmin gösterimde olduğunu bile unutun bence...  


Barselona’da Bir Yaz Gecesi / Barcelona Nit D’Estiu
Yönetmen: Dani De La Orden
Oyuncular: Alex Monner, Jan Cornet, Claudia Vega, Francesc Colomer
Konu: 18 Ağustos 2013 akşamı Barcelona’da gökyüzü, yüzlerce yıl tekrar etmeyecek bir kuyruklu yıldız geçidiyle ışıl ışıl parıldar. O gece kimi ilişkiler yeşerirken kimi de solar. Tatlı fısıltılarla, tutku, aşk ve gözyaşıyla dolu bir gece. 18 Ağustos 2013 akşamı Barcelona’da 567 aşk hikâyesi yaşandı. Joan da, o gece bütün arkadaşlarını çağırdığı bir akşam yemeği organize eder.
İlk bakışını şurdan okuyabilirsiniz...
Şehirleri aşk öyküleriyle anlatarak pompalama arzusunun şimdilik son örneği, tamamen ticarete odaklı ve inandırıcılıktan uzağa konuşlanıyor... Birden fazla öykü anlatmaya kalkışan yönetmenin bir türlü hakim olamaması yüzünden, sürekli aksıyor ve ortaya kötü bir yama çıkıyor...


Bir Don Juan Öldürmek
Yönetmen: Sabahattin Sakman
Oyuncular: Süleyman Atanısev, Teoman Kumbaracıbaşı, Pervin Bağdat, Pelin Batu
Konu: Bir hastasının intiharından duyduğu üzüntü ile birinci elden bilimsel araştırmalar yapmak üzere, internetten araştırma yaparak ruhsal sorunlu kadınlar bularak onlarla bağlantı kuran, buluşan ve daha sonra bir cinayete kurban giden idealist bir psikiyatrla ilgili vakanın, sağduyusunu, bir psikolojik sorgulama aleti haline getiren, ayakları yerde, kendini bilen ve nüktedan bir polis tarafından açıklığa kavuşturulmasının hikâyesi.
İlk bakışını şurdan okuyabilirsiniz...


Çöldeki İzler / Tracks
Yönetmen: John Curran
Oyuncular: Mia Wasikowska, Adam Driver, Emma Booth ile Jessica Tovey
Konu: Wasikowska’nın yazar Robyn Davidson’ı canlandırdığı film, yazarın köpeği ve dört deveyle 1977 yılında Avustralya çöllerinde yaptığı yolculuğu konu alıyor. Adam Driver ise, Davidson’ın yolculuğunu kaydeden fotoğrafçı Rick Smolan rolünde. Film, büyüleyici görüntüler eşliğinde nefes kesici bir yolculuğu anlatırken, genç bir kadının meydan okuyuşuyla feminizmden, hikâyenin geçtiği coğrafya nedeniyle sömürgeciliğe kadar pek çok temaya değiniyor.
İlk bakışını şurdan okuyabilirsiniz...
Tipik amerikan pompalaması, kendini keşfetme yolculuğu manyaklığı romanda çok güzel duruyor ve okurunu kendine çekebiliyor... İş sinemaya geldiğindeyse, manzara yetmiyor... Üstelik çölde yapılan bu yolculuk sadece kendini keşfetmeyle sınırlı kalmayıp, bolca temaya değinmeye çalışınca izleyiciye sadece boş boş bakıp şahitlik etmek kalıyor...


Share this:

Yorum Gönder

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template