♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Vizyona Giren Filmler : 16 Kasım

Üç filmi ağırladığımız vizyon, büyük merakla beklenen “Alacakaranlık” serisinin finaline sahne oluyor bu hafta. 332 kopyayla salonları istila edeceği ve haftanın sinema gündemini oluşturacağı kesin. “Dağ” ve “Gözetleme Kulesi” de haftanın diğer filmleri...


Dağ
Yönetmen: Alper Çağlar
Oyuncular: Çağlar Ertuğrul, Ufuk Bayraktar, Fırat Doğruloğlu, Mesut Akusta 
“Nefes” ile yeniden doğan, sinemanın milliyetçi kanadına dair yeni örnek olan “Dağ” öncülünün tam tersine hayli düşmanca bir tavırla girişiyor öyküsüne... Ötekileştirmeye bu kadar hazır bir topluma verilmiş ara gazı oluyor adeta... Sinemamızda bu tür öykülere, özellikle de bu dönemde hiç ihtiyaç yok...  Haftanın en kötüsü ve uzak durulması gerekeni...


Gözetleme Kulesi
Yönetmen: Pelin Esmer
Oyuncular: Olgun Şimşek, Nilay Erdönmez, Menderes Samancılar
Altın Koza’nın en iyi filmlerinden biri olan ikinci Pelin Esmer uzun metrajı nihayet vizyonda. Sadece 15 kopyayla biraz geri planda kalacak ama haftanın en iyisi... Sinemamızda, kadına dair layıkıyla anlatılan öykü açığını kapatan film, yeşilçama fazla öykünmesi dışında gayet derli toplu... Yeni sinemacılar diye adlandırdığımız kuşağın üst üste eskiyi yad etmesi, bildik öyküleri yeniden sunmaları şaşırtıcı olmaya başladı bu arada. Anlatılmamış onca öykü varken, çoğunluğun hem sinema dili hem de öykü olarak öykünmeleri sıklıkla kaçırdığımız ayrıntı haline gelmiş durumda. Çıkış noktası bildik bile olsa, öykünün bizi şaşırtacak manevralar yapmasını yeni birşeyler sunmasını bekliyoruz ısrarla...


Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti 2 / The Twilight Saga: Breaking Dawn 2
Yönetmen: Bill Condon
Genç kuşağı etkileyen fenomen sonunda beklenen finalini yaptı. Serinin uzak ara en iyisi olan ilk filmden sonra giderek ağır giden, hayranlarının dışında izlenmesi zor, içine girilemeyen filmlerle tuhaf bir seri oldu. Eleştirmenlerin uzak durduğu ve bolca bir yıldız verdiği seri, finalinde de kimseyi tatmin etmiyor... Ki hayli tahmin edilebilir bir durum bu... Bende ilk film dışında sevmeyenlerdenim, oflaya poflaya getirebildim devamını... Sinematografik açıdan ilk filmden sonra serinin izlenebilir ikinci filmi demek mümkün. En azından temposu diğerleri gibi düşük değil ve iyi bir final sahnesi içermekte. Nihayet bitiriyoruz seriyi, değerlendirmek için çok fazla cümle kurmak istemiyorum aslında... Zira gördüğüm kadarıyla hayli çalışkan ve aktif hayran siteleri finali kendi arasında iyice deşip tartışacaktır. Seriyi yeniyetme, ergen destanı gibi sözlerle aşağılamamamın sebebi de onlar. Tamam serinin içi boş, çok klişe öykü sunuyor gibi cümleler kurabiliriz ama, gerek başrol oyuncuları gerekse kitapları sayesinde hayranlarına birşeyler kattı. Benzer seri Harry Potter, bu anlamda herhangi birşey katmadı örneğin... Ülkemizdeki fan sitelerinde ilgi alanları çerçevesinde buluşan ve birbirlerini bu seri sayesinde bulan bir topluluk var. Hatta bir tanesini bu sayfalarda tanıtmış ve yöneticisiyle röportajda yapmıştım. Bu topluluk faaliyetleri dışında, serinin oyuncuları sayesinde farklı sinemalarla tanışmasını da önemsiyorum. Örneğin Cosmopolis sayesinde Cronenberg sinemasını keşfettiler. Bu gibi örneklerle, serinin hayranlarını beslemesi, sosyal açıdan bakılması ve takdir edilmesi gereken bir durum. Bu açıdan da benim gördüğüm, kitapları ve filmleri için ne kadar içi boş derseniz deyin işin karşı tarafında hayranlarına yansıması tam tersi oldu. Alacakaranlık izleyip aydınlandıkları detayı atlanmamalı, sinemadan beklentimiz izleyiciyi geliştirmesi hayatına birşeyler eklemesi değil mi? Sonuçta; bunları sağlamış bir seriyle dalga geçmek yerine, yarattığı mite saygı duymak gerek. 


Share this:

Yorum Gönder

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template